loading
close
SON DAKİKALAR

İkinci yarı yıl, enflasyon, Galatasaray

Çiğdem Toker
Tarih: 05.07.2023
Kaynak: Çiğdem Toker - T24

Çiğdem Toker; Seçimlerde artan kamu harcamaları, bütçe açığındaki artışı büyütürken, TL'deki değer kaybı borç stokunu yükseltiyor. Bu tablo, ek bütçe çıkarılmasını zorunlu hale getiriyor.

Yılın ilk yarısı tamamlandı. İkinci yarı yıl başlayınca, ekonomi yönetimi cephesinde işler hızlanır. Bir yandan bütçenin iki yakasını bir araya getirme çabası, diğer yandan da sonraki yılın bütçesi ile üç yıllık orta vadeli program (OVP) çalışmaları yoğunlaşır. Olağan bir ekonomi seyrinde zaten süratlenen ikinci yarıyıl trafiği, ekonominin dikiş tutup tutmayacağının aylardır tartışıldığı şu dönemde şüphesiz daha büyük önem taşıyor.

Seçimlerde artan kamu harcamaları, bütçe açığındaki artışı büyütürken, TL'deki değer kaybı borç stokunu yükseltiyor. Bu tablo, ek bütçe çıkarılmasını zorunlu hale getiriyor.

Ek bütçeye ihtiyatlı yaklaşım

Ancak Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in, konuyla ilgili ihtiyatı elden bırakmadığı görülüyor. Son kabine toplantısının ardından soruları yanıtlarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakında Birleşik Arap Emirlikleri'ne gideceğini haber veren Şimşek, "Ek bütçe hazırlayacak mısınız?" sorusuna "Göreceğiz" yanıtını vermiş. İhtimal ki, ek bütçeye karar vermeden önce yurtdışı finansman imkanlarının son durumuna bakılacak. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek'in "Ziyaret kapsamında Türkiye'ye önemli yatırımlara imza atılmasının planlanacağı" sözünün altını çizelim. Öte yandan ek bütçe, doğaldır ki Şimşek'in tek başına verebileceği bir karar değil.

Bununla birlikte geçen yıl çıkarılan ek bütçe yasasının TBMM'deki görüşülme tarihinin haziran ayı olduğunu da anımsatmakta yarar var. 2022 yılı bütçesinde hesaplar tutmayınca ek bütçe çıkarılmış ve bütçenin gelir kısmına yaklaşık 880,5 milyar TL eklenmişti. Ek bütçenin büyük bölümü vergi gelirlerinden karşılandı.

Özetle, göreve geldiğinde "Rasyonaliteye dönmek Türkiye için bir zorunluluk" diyen Bakan Şimşek'in bu ifadesinin, ek bütçe ihtiyacına nasıl yansıyacağı da kısa sürede netleşecektir.

Galatasaray'ın 'düzeltme'si

Bağımsız iktisatçılardan oluşan Enflasyon Araştırma Grubu ENAG, yıllık enflasyonu, haziranda yüzde 108,5 olarak açıkladı malum. Bugün TÜİK'in açıklayacağı resmi enflasyon verilerinin ENAG'ınkiler ile ne kadar uyumlu olup olmadığı merakla bekleniyor.

Çok uzak olmayan bir tarihte iktidarın hışmına uğrayan ENAG, dün futbol ekonomi ile gündeme oturdu.

Galatasaray Sportif ve Sınai Ticari Yatırımlar A.Ş'nin dün KAP'a ilettiği (Kamuyu Aydınlatma Platformu) Özel Durum Açıklaması'nın en dikkat çekici kısmını, saatler sonra 'düzeltme' adı altında metinden çıkarması, görünenden daha önemli bir gelişme gibi duruyor.

İlk açıklamada, Galatasaray ile Rams Global İnşaat şirketi ile yapılan stadyum isim hakkı ve sponsorluk sözleşmesine göre, artış oranının TÜİK ile ENAG 'ın açıklayacağı ÜFE ve TÜFE oranlarının ortalamasının alınarak belirleneceği yazıyordu.

İşte bu ifade, gün boyu sosyal medyada ve haber sitelerinde TÜİK'in güvenilirliği üzerinden tartışıldı. Saat 16.30'u gösterdiğinde KAP'ta, Galatasaray'ın 'Düzeltme' başlığı ile aynı konuda ikinci Özel Durum Açıklaması yayına girdi.

'Düzeltme' sonucu, şu ifade metinden çıkarılmıştı:

"Takip eden sezonlara ilişkin sözleşme bedelleri için, Türkiye İstatistik Kurumunun ve Enflasyon Araştırma Grubunun açıklayacağı ÜFE ve TÜFE oranlarının ortalaması alınarak artış oranı belirlenecektir."

'Düzeltme' bilgiyi eksiltti

Düzeltme, aslında bilgiyi eksiltmişti. Bu defa da sponsorluk sözleşmesindeki artış oranının neye göre yapılacağına dair hiçbir ibare yoktu. Acaba Galatasaray'ın KAP açıklamasında ENAG enflasyonunun da dikkate alınacağı bilgisi, iktidarı kızdırmış ve bir uyarı mı gitmişti? ENAG'ın kamuoyuyla paylaştığı verilerin resmi verilerden çok farklı olması nedeniyle bir dönem hedef oluşu, bu soruyu kaçınılmaz olarak akla getiriyordu.

Bu soruyu eski GS yöneticisi ve ekonomiden sorumlu eski bakan Işın Çelebi'ye sordum. Kendisinin de kulübe sorduğunu, 'sözleşmeye göre ÜFE TÜFE ortalamasının dikkate alınacağı' yanıtın verildiği söyledi. Ancak bu yanıt doğru bile olsa, ÜFE TÜFE ortalamasının alınacağına dair ibarenin ikinci metinde hiç olmadığını anımsattım. "Büyük yanlış yapılmış. Çünkü ÜFE TÜFE ortalaması aslında iyi bir orandır" dedi. Bu arada geçmişten de bir örnek veren Çelebi, Telekom ile yapılan sponsorluk anlaşmasında o dönem döviz kuruna göre artışın benimsendiğini ekledi.

Kamu Özel İşbirliği modeliyle yaptırılan altyapı projelerinin dövize endeksli olduğunu yıllardır bilip yazıyoruz ama o sözleşmeler 'ticari sır' diye açıklanmıyor zaten… Dolayısıyla herhalde böyle bir dönemde halka açık bir şirket sponsorluk sözleşmesindeki artışları döviz üzerinden yapması güçtür. Ama halk açık bir şirketin hissedarlarına, sponsorluk sözleşmesindeki artış oranının neye göre yapılacağı bilgisini hiç vermemesi, dahası vermişken yedi saat sonra bu bilgiyi tümden kaldırması problemli görünüyor. Ayın zamanda 'ekonominin rasyonalitesi' açısından da dikkate değer.

Erkan'ın seçimi Ticaret Sicili'nde

Bitirirken, Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan'ın, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Anonim Şirketi yönetim kuruluna seçilmesiyle ilgili karardan söz edelim. Erkan, Merkez Bankası başkanlığına Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından atandı. Ama bu kararın bir de şirket yönetimi boyutu vardı. Ticaret Sicil gazetesinin 3 Temmuz tarihli nüshasında yayımlanan karar uyarınca, Hafize Gaye Erkan, 9 Haziran 2027 tarihine kadar yönetim kuruluna seçildi. Aynı ilanda ayrıca, 'Amerika Birleşik Devletleri'nde ikamet eden' Erkan'ın, Banka adına temsile yetkili 'guvernor' olarak temsile yetkili olduğu kayda geçti. Ticaret Sicil'de önceki Başkan Şahap Kavcıoğlu'nun üyelik ve başkanlık görevinin sona erdiği de yayımlandı. Tıpkı Erkan gibi Kavcıoğlu da (değişen mevzuat gereği yüzde dört yıllığına seçilmişti. Ama iki yıl sürdü. Süreyi tamamlayamadan BDDK Başkanlığı'na atadı. Bakalım, Erkan 9 Haziran 2027 tarihine kadar Merkez Bankası'nın başında kalacak mı?

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları