loading
close
SON DAKİKALAR

Kadını koruyacak polis bu mu?

Mehveş Evin
Tarih: 07.06.2012

Hangi kadın, kocasını şikayet etmek için polise gönül rahatlığıyla başvurabilir?...

Dün kadına şiddet meselesinde ibretlik haberler vardı. Milliyet’te, koruma talebinde bulunan kadının neler yaşadığını yer alıyordu. HT’de ise ‘boşanıyor’ diye kendi eşini vuran bir polisin hikayesi

Kadının hayatı, seçimi, sağlığı üzerinden serbest atışın gırla gittiği günlerde, kadına şiddet haberleri azalmıyor, iyice dallanıp budaklanıyor. Berlin’de evin damına çıkıp karısının başını kesen canavar kocadan tutun, çocuğunun okulu önünde hunharca öldürülen kadına, vahşet haberi bombardımanı altındayız.


Doğmamış çocuğa don biçmeye, fetva vermeye, kadının bedeni üzerinde görüş bildirmeye soyunan zat, nedense oturup bu hadiseler üzerine kalem oynatmıyor, ağzını bıçak açmıyor!
Dün, iki ayrı gazetede yayınlanan, iki kadına şiddet haberinde bu vahşetin niye durdurulamadığına dair önemli detaylar vardı.


İlki, Milliyet’in manşeti. Muhabir Burcu Karakaş, yıllardır koca şiddeti yaşayan ve boşanan bir kadının kendini koruyabilmek için verdiği mücadeleyi haberleştirmiş. Sibel Kabakçı’nın hikayesi, yasaların nasıl uygulanmadığının bir özeti gibi.


Habere göre Kabakçı’nın savcılığa yaptığı başvurular neticesiz kalmış. Üstelik küçümseniyor, baştan savılıyor. Başvurduğu sosyal hizmet görevlisinin “Kocan seni neden kıskanıyor? Seni öldürse eline ne geçecek?” diye sorduğunu da not düşelim.


Koca İhsan Karataş, ölüm tehditleri savurmaya devam ediyor ancak yetkililer “Senin gibisi çok, kadromuz yok” diyerek yolluyor genç kadını. Kabakçı’nın, yeni yasayla uygulamaya konan ‘çağrılı koruma’yla yaşadıkları, tam bir komedi.


Osmanbey’den Alibeyköy’e polis korumasıyla götürülen Kabakçı’nın şehir içinde evine güvenli biçimde ulaşma yolculuğu, polislerin ‘kendi ilçe sınırları dışına’ çıkamamaları yüzünden bir nevi bayrak yarışına dönüşüyor.
Olsun, yeter ki kadınlar sağ salim evine gidebilsin! Sonuçta memurlar da prosedür neyse onu uyguluyor. Fakat ‘taşımalı koruma’nın uygulamanın pratik değil, aksine bezdirici ve her gün tekrarlanması imkansız olduğu da ortada.


Polis memuru buzlanıyor

İkinci ‘kadına şiddet’ haberinde yine polis var, fakat bu defa haberin öznesi olarak. Pardon, özne tabii ki yine kadın! Çünkü HT’nin haberinde, Küçükçekmece Adliyesi’nde karısına kurşunlar yağdıran polisin yüzü buzlanıp korunmuş. ‘Boşanmak isteyen’ karısı ve kurşunun isabet ettiği baldızının fotoğraflarınaysa müdahale edilmemiş. Ayrıca karısının ismi verilirken, ‘dehşet saçan polis’ anonim kalmayı başarmış.

Habertürk’ün ‘Kadına şiddet günlüğü‘ logosuyla verdiği bu haber, böylece polisi (erkeği) yine özenle korurken, kurbanı (kadını) teşhir etme yanlışını sürdürüyor.
Bir polis memurunun boşanmak isteyen karısına kurşunlar yağdırmasına gelince. İstisnalar kaideyi bozmaz demek isterdim ama lütfen söyleyin: Hangi kadın, böyle polislerin var olduğunu bilerek gerçekten korunabilir? Hangi kadın, kocasını şikayet etmek için polise gönül rahatlığıyla başvurabilir?

20

Milliyet’in haberine göre günde ortalama 20-25 kadın, polise koruma için başvuruyor. Ayda 600, yılda 7 bin 200 eder!




HT’nin günlük logosu

Her gün yaşanan kadına şiddet haberlerini muhtemelen iyi niyetle, ‘Kadına Şiddet Günlüğü‘ logosuyla veren HT’ye sorular:

Kadına şiddet ‘günlüğü’nün logosunda, her kadına şiddet haberinde, koca kurbanı merhum Ayşe Paşalı’nın yüzü gözü şiş fotoğrafının kullanılması ne kadar doğru?

Madem kadına şiddet haberlerini önemsiyorsunuz, bu konuya sahip çıkıyorsunuz. Editör ve muhabirlerinizi ‘haber dili’ hakkında eğitmeyi hiç düşündünüz mü?

Bu toplumsal soruna dikkat çekmek için kullandığınız ‘günlük’ ifadesi meseleyi hafifletmiyor mu? Eğer bu konuda gerçekten tavır koyacaksanız, mesela ‘Erkek şiddeti’ logosunu kullanmak daha doğru ve dikkat çekici olmaz mı?

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları