Tarih:
20.01.2013
Küçük erkek çocukları
Mehveş Evin yazdı, Türk toplumunun genel ahlak kuralları”na bunca hassasiyet gösterirken, neden şiddet sahnelerinden aynı rahatsızlığı duymaz?
Birand’ın kalabalık bir törenle toprağa verildiği, Dink’i anma töreninde binlerin sel olduğu, Toktamış Ateş’in ölüm haberinin geldiği ve gözaltına alınan onlarca avukatın açlık grevine başladığı gün, büyük haber kanallarımızdan birinin ilk haberi, Bulgaristan’dandı.Bulgaristan’daki Türk partisinin kurultayında Ahmet Doğan’a düzenlenen suikast girişimi, defalarca ekrana getirildi... “O an”ın, yani suikastçının silahının tutukluluk yaptığı anın ardından kıskıvrak yakalanıp dövülerek götürüldüğü sahneler, belki 10, belki 15 kez gösterildi.
Şüphesiz ölümden kıl payı kurtulan kişinin, Bulgaristan’daki bir Türk siyasetçi olması “haberin değerini” artırıyordu.
Akşam 18 kuşağında yayınlanan bu görüntüleri, misafirliğe gittiğim sıcacık, huzurlu bir evde izledim. Silahın çekilip Doğan’ın yüzüne tutulma anına şahit olanlardan biri de evdeki üç yaşındaki erkek çocuğuydu.
Eve akan ölüm haberleri
Suikast girişimi haberi, acaba o anda Türkiye’de kaç evde izleniyordu? Kaç evde, küçük erkek çocukları bu sahneleri izleyip beynine kaydediyordu? Kaçı, bir silahı birinin kafasına tutup patlatmanın “kötü” bir şey olduğunun farkındaydı?
Kaç küçük erkek çocuğu, mütemadiyen haber kanallarından evlerine akan “terör”, ölüm, cinayet, şiddet haberleriyle yoğruluyordu? Bundan nasıl etkileniyordu?
Acaba Türkiye’de kaç küçük erkek çocuğunun oyuncak tabancası vardı? Kaçının en sevdiği oyuncak silahtı?
Evin küçük erkek çocuğu, oyuncaklarını bana gösterirken gururla oyuncak tabancasını doğrultup tetiği çekti. Hevesini kaçırmak pahasına “Hiç sevmem tabancayı” dedim. Pek anlamadı ama silahını indirdi.
Benim oğlumun da küçükken en sevdiği şeylerden biri, oyuncak silahlardı. Bir yaşa kadar engelleyebildim. Sonra hediye edilen veya harçlığıyla aldığı oyuncak silahlarla baş edemedim.
Toplumun hiç mi suçu yok?
RTÜK, öpüşmelere, ecdadın ve tarihin “doğru” yansıtılmasına, “Türk toplumunun genel ahlak kuralları”na bunca hassasiyet gösterirken, neden şiddet sahnelerinden aynı rahatsızlığı duymaz?
Neden TV kanalları, bir suikast girişimi sahnesini bir ya da iki değil, 10-15 kez göstermeyi marifet sayıyor? O sırada silah tutukluluk yapmasaydı, kurbanın beyninin nasıl dağıldığını da izleyecek miydik? Suikast girişiminden kurtulan kişi, yabancı bir ülkede yaşayan bir Türk değil de, Türkiye’de yaşayan bir azınlık üyesi olsaydı, aynı iştahla verilecek miydi bu haber?
Rakel Dink, eşi Hrant Dink’i altı yıl önce uğurlarken hepimizin hafızasına kazınan müthiş konuşmasında, “bebeklerden katil yaratmak”tan bahsetmişti. İşaret ettiği, tetikçileri yetiştiren, kullanan, beynini yıkayan “büyükleri”ydi. Sadece tetikçilerin akıl hocalarını ve “üst” düzey failleri değil, toplumu da kastediyordu.
Küçük erkek çocuklarının oyuncak silahlarla oynamaları, her gün televizyonda şiddeti izlemeleri elbette onları katil veya kriminal yapmaz. Ama çocuklarımızı böyle büyütüyor, sonra “şiddetin, öldürmenin, silahın” kötülüğünü anlatmak için yıllarca uğraş veriyoruz. Ya da bu konuya hiç kafa yormuyoruz.
At, avrat, silah üçlemesinin hâlâ matah sayıldığı bir toplumda, bir yerlerde fena halde yanlış yapıyoruz.
KURU BİR AKP FOBİSİ Mİ?
* Hrant Dink’i anma törenine yine binler katıldı... Altı yılda eksilmedik, arttık. CHP’liler de vardı, sol örgütler de, muhafazakârlar da, sıradan vatandaş da... Bu karışım, geleceğe dair büyük bir umut.
* Törende neden Ergenekon ve Balyoz davalarının “karartıldığı” yönünde sloganların atılmadığına dikkat çekenler oldu... Buna karşılık “baş fail” olarak işaret edilen, AKP idi.
* Ancak sokaktaki tepki, “kuru bir AKP fobi”den ibaret değil. Bu hükümet 10 yıldır iktidarda. Dink, 6 yıl önce vuruldu ve cinayette adı geçen yetkililer bırakın ceza almayı, terfi ediliyor.
* Dink’in “Türklüğe hakaret” davası kararında imzası bulunan Nihat Ömeroğlu, TBMM’ye ombudsman olarak atandı. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü, vali oldu. Dink’i “uyaran” MİT görevlisi, İzmir Bölge Başkanı oldu. Dink cinayeti sorumlusu olarak adı geçen emniyetçi, Polis Teftiş Kurulu Başkanı yapıldı. Trabzon’da yargılanan jandarma personeli ise görevlerinin başında.
* Hal böyleyken, vatandaşın hükümetten hesap sormasından doğal ne var?
Milliyet/Mehveş Evin
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





