loading
close
SON DAKİKALAR

Mehveş Evin: İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil

Mehveş Evin
Tarih: 25.10.2017

Mehveş Evin: Üniversitede tarih hocasının 'Abdülhamit'in torunu' olduğu için kendisini sınıfta bıraktığını iddia eden Osmanoğlu, Abdülmecit'in nü tablolar yaptığını da muhtemelen bilmiyor.

Birileri hedef gösteriyor, hazır kıtalar saldırıya geçiyor... Yanlış olmasın, 'halkın' galeyana geldiği filan yok. Herşey gayet planlı. Kayseri Kitap Fuarı'nda İhsan Eliaçık'a, İstanbul Abdülmecid Efendi Köşkü'nde bienale paralel (bienal kapsamında değil) düzenlenen özel koleksiyona yönelik saldırılar, öyle sıradan, geçiştirilecek türden hadiseler değil.

Toplum zaten yeterince gerilmiyormuş, ayrıştırılmıyormuş gibi, bilerek, isteyerek yapılan hamleler.

Hedef, sadece laik kesim değil. Farklı kesimler arasında sanat, edebiyat ve kültür vasıtasıyla kurulan köprüleri sarsmak, yıkmak, toplumu birbirine düşman etmek. İhsan Eliaçık gibi saygın, Emevi geleneğine karşı çıkan, toplumun farklı kesimleriyle diyalog kurabilen bir ilahiyatçıya, bizzat Belediye Başkanlığınca işaret edilmesi bundan. 'Son halifenin köşkünde çıplak heykeller' tantanasında ise hedef, Koç nezdinde 'eski Türkiye' sermayedarı ve evet, kamusal alandaki şehirli, genç muhafazkarlar.

Kutuplaştıran, düşmanlaştıran, ayrımcı söylemler inşa etmek, Türkiye'ye özgü değil. Popülist siyasetçiler, güçlerini pekiştirmek, kontrolü elde tutmak ve bu vasıtayla kendi yolsuzlukları, usülsüzlükleri, hukuksuzluklarını gizlemek için böylesine tehlikeli oyunlara kolayca başvurabiliyor. Ne yazık ki dünyanın her yerinde de alıcıları var.

Hele demokrasiyi içselleştirememiş, kurumsallaştıramamış, kendi tarihini ve dünya tarihini kulaktan dolma, daha kötüsü ne idüğü belirsiz kaynaklardan 'öğrenen' bizim gibi toplumlarda durum daha vahim.

'PRENSES TROL' NİLHAN HANIM

Peki ne oldu? Abdülmecid Efendi Köşkü'nde sergilenen Ömer Koç koleksiyonuna 4-5 kişilik bir grup, 'Laiklik bu mu', 'Bu memleket sizin yüzünüzden bu hale geldi' naraları eşliğinde saldırdı.

Dikkatinizi çekerim, aynı grup 'saldırı denemesi'ni sabah da yapmış ve polise teslim edilmiş. Ne hikmetse salınıp aynı mekana dönebilmiş ve bu defa istedikleri gibi olay çıkarabilmişler. Sözkonusu güruh, tıpkı Çin'i protesto edeceğim diye Uygur Türkleri'ne saldıran aklı evveller gibi, neye saldırdıklarını dahi bilmiyor. Güvenlik görevlilerinin ifadesine göre, köşk içinde ısınma amaçlı yapılan şömine benzeri yapıyı da minber sanmışlar!

Asıl mesele, sergiyi kimlerin hedef gösterdiği. Anlaşılan dört koldan 'çalışılmış': 22 Ekim'de Yeni Söz ve Takvim gazeteleri 'son halifenin köşkünde rezalet, infial' sözleriyle yayın yapınca AK troller harekete geçti.

'Abdülhamit'in torunu' olduğunu iddia eden Nilhan Osmanoğlu ise 'prenses trol'cü rolünde. Malum, Osmanoğlu kaybettiğine inandığı aile servetini hukuki değil sansasyonel yollarla geri almak isteyen bir şahıs. Bunun için mevcut siyasi koşullardan yararlanıyor, hatta bir süre önce tesettüre girmesini de inandırıcılıktan uzak açıklamalarla süsledi.

Üniversitede tarih hocasının 'Abdülhamit'in torunu' olduğu için kendisini sınıfta bıraktığını iddia eden Osmanoğlu, Abdülmecit'in nü tablolar yaptığını da muhtemelen bilmiyor.

Hem zaten umurunda mı? Osmanoğlu'nun derdi 'dedesi Abdülhamit Han'ın Abdülmecit'e hediye ettiği' köşkü Koç'un satın almış olması. Hani bir fırsat çıksa da Cumhuriyet sermayesi aforoz edilse, dedelerinden kalanlardan nasiplenecek zar. (*)

GENÇ, ŞEHİRLİ MUHAFAZAKARLARA DA GÖZDAĞI

Sergi saldırısında öne çıkan 'laiklik bu mu' sözlerine gelince... Neresinden başlasam? 15 yıldır siyasal İslam iktidarda, hala 'Bu memleketi siz bu hale getirdiniz' demek nasıl bir mantık?

'Bu hal'den kasıt, 2017 Türkiyesi'nde 'insan ve hayvan' heykellerinin özel bir koleksiyonda sergilenmesiyse, çok daha cüretkar sanat eserleri de sergilendi. Ancak birileri hedef gösterdiğinde olay oldu. Yoksa 'halk'ın sanatla, kültürle bir derdi yok.

Yoksa genç muhafazakarların sergi, tiyatro, konser gibi etkinliklere giderek daha fazla katılması mı birilerini rahatsız ediyor?

Tesettürlü genç kadınların makyajlarına, nasıl giyindiklerine, sigara içmelerine dahi karışmayı kendine görev edinenleri düşününce, pekala mümkün... Eskiden 'radikal laikler'in engellemeleriyle karşılaşanlar, özellikle de kadınlar, şimdi 'kendi cephe'lerinden gelen açık/gizli salvolar yüzünden bir türlü kamusal alanda istediği gibi varolamıyor.

Peki mesele 'mekan' mı? Köşk bu, kutsal bir mekan değil. Serginin kuratörü Karoly Allioti, sergi için neden Abdülmecit Efendi Köşkü'nün seçildiği sorulduğunda 'İzleyicileri böyle tarihi bir mekânda çoğunluğu çağdaş eserlerden oluşan bir sergiyle buluşturmak, kültürel mirasımızı hatırlamak ve yaşatmak için güzel bir egzersiz' demişti.

Bir yandan kültürel mirası yaşatma gayreti, diğer yandan vandallık... Buyrun size egzersiz!

Peki şimdi neden bu saldırılar arttı sorusuna gelince. Liderleri 'arkanızdayız' mesajı veriyor da ondan. Yeter ki laikliğin son, can çekişen parçaları da dökülsün, kalan son demokratlar da ülkeyi terk etsin, malları, karılarını kızlarını yağmalayalım... İster adı şer'i yönetim ister diktatörlük olsun, 'biraz da biz' nemalanalım!

Olay bundan ibaret.

Not 1: Sergiye saldıranlardan Mahmut A.'nın 24 ayrı suç kaydı olduğu, yine serbest bırakıldığı ortaya çıktı. Gel vatandaş gel, kullanışlı kriminaller dönemine gel!

Not 2: Bugün (24 Ekim) Tunca, Mahir ve Ömer, ilk kez duruşmaya çıkarılacak. 'Suç'ları, milyonların erişimine açık mailleri haberleştirmek. Halkın haber alma hakkının demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu inananlar, 11:00'da Çağlayan'da olacak.  

Mehveş Evin: Artı Gerçek

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları