loading
close
SON DAKİKALAR

Melek

Mehveş Evin
Tarih: 21.07.2012

Mehveş Evin yazdı: Madem mübarek aydayız... Mübarek bir iş yapmak isteyen varsa, Melek’leri kurtarsın...

Melek Karaaslan’ın yatağa kıvrılmış küçücük bedenine ve acı dolu yüzüne iyi bakın. 2012 Türkiye’sinin utancıdır bu kare. Ancak Suriye ne olacak, ekonomi tıkırında mı, AKP Kürt sorununu çözecek mi, CHP değişiyor mu, gibi önemli gündem başlıklarının arasına hiçbir zaman giremeyecek.

Çünkü bu ülkede, 14’ünden itibaren mal gözüyle bakılıp evlendirilen kız çocuklarının hiçbir söz hakkı veya gücü yok. Güç, satıldıkları veya evlendirildikleri kocalarında, kocanın ailesinde... Nikâhı basmaya bile gerek yok. Bir kere “verildi” mi kız, yaşayıp yaşamadığı bile önemsiz. Yeter ki bebek doğursun, evleri silsin, yemek yapsın, tarlayı sürsün, yani köle olsun.

Melek’in hikâyesi, çocuk gelinlerin yaşadığı dramın hangi boyutlara varabileceğinin dehşetengiz bir örneği. Sabah gazetesinden Müjgan Halis’in haberinde, Melek’in 16’sında evlendirildiği günden itibaren kocası, kayınvalidesi ve kayınpederi işkencesi gördüğünü öğreniyoruz.

İşkence derken, öyle sıradan yöntemler kullanmamış Karaaslan ailesi! Melek, 18’ine gelmeden hamile kalmış, karnı burnundayken dövülerek Ağrı’nın eksi 30 dereceye varan soğuğunda sokağa atılmış.

Melek, kucağında ölü bebeğiyle evine döndükten sonra da yıllarca sürecek sistematik işkencenin kurbanı olmuş. Ha bu arada, Melek’in ailesi durumdan haberdar. Hastaneye yatırıyorlar minik kadını. Fakat o muhteşem “aile büyükleri” karar veriyor: Koca evine dönecek!

Böylece Melek, gönderiliyor “ait olduğu” yere. Eksi 30’da ölü doğum yaptıktan sonra zaten aklını yitirmeye başlamış. Ailesi uğraşmak ister mi?

Tuvalete bağlamışlar

Aradan geçen 6 yılda Melek, koca evinde başka ne işkenceler yaşadı, bilmiyoruz. Büyük ihtimalle de öğrenemeyeceğiz... Ancak son 6 ayda ne yaşadığına dair bir fikrimiz var: 24 yaşına gelen Melek’ten altı ay haber alamayınca ailesi, polise başvuruyor.

Polis, evi bastığında korkunç manzarayla karşılaşıyor: Genç kadın tuvalete oturmuş pozisyonda bağlanmış, açlıktan ölmek üzere bulunuyor... 30 kiloya düşmüş, her yeri kireçlenmiş, kollarını hareket ettiremeyen, kafasına vurulan darbelerle artık tamamen delirmiş, ömrü boyunca yatalak kalacak bir Melek...

Melek’in ailesi şimdi “şikâyetçi” olacakmış... Kızınızı 16’sında everirken, yıllarca dayak atılırken, dondurucu sokağa hamile olarak atılırken aklınız neredeydi peki?

Ne yazık ki Melek’in hikâyesi bu ülkede “istisna” değil. Bugün, siz bu satırları okurken bile kocasından, ailesinden işkence gören belki binlerce kız çocuğu var. İşkence, fiziksel şiddet, psikolojik şiddet gören tüm kadınların sayısını ise bilemiyoruz.

İnsanlık suçu bu

Araştırmalara göre “çocuk gelin”lerin fiziksel şiddet görme ihtimali çok daha yüksek. Buna rağmen Türkiye’de çocuk gelin sorunu çözülemiyor. Aksine, çocuk gelinler pek revaçta! 2011’de yaklaşık 20 bin aile, 16 yaşındaki kızlarını evlendirebilmek için dava açmış... Aman, iki yıl daha beklemeyelim, bir an evvel kocaya gitsin başımıza bela olmasın hesabı.

Kızlarını bir an evvel baş göz edip kurtulmak isteyen ailelere ders olsun Melek’in hikâyesi diyeceğim, ama umurlarında olmaz. Melek’i bu hale getiren aile fertlerinin tümü “insanlık suçu”ndan yargılanmalı diyeceğim, ama muhatabı yok. Savcılığa, polise başvurmasına rağmen öldürülen kadınların ülkesinde katiller hak ettiği gibi yargılanmazken ne bekliyorum ki?

Madem mübarek aydayız... Mübarek bir iş yapmak isteyen varsa, Melek’leri kurtarsın.

Bir insanın ölümünü beklemek

- Suriye’deki üst düzey yöneticileri hedef alan intihar saldırısının ardından “Şam senaryoları” iyice kızıştı. Herkes sanki avuçlarını ovuşturarak “Esad ne zaman öldürülür” hesapları yapıyor.

- Benzer vaziyet Libya’da da yaşanmıştı. Kaddafi’nin taşlana taşlana öldürülmesini, öldürüldükten sonra da cesedinin dövülmeye devam edilmesini hiçbir zaman unutamayacağım.

- Hayatta kimsenin, en azılı diktatörün bile böylesine bir muameleyi hak ettiğini düşünmüyorum. Bu şiddet görüntüleri, yeni şiddet tohumlarının yeşertmekten ve şiddeti yüceltmekten başka hiçbir işe yaramıyor!

- İran Meclis Başkanı Laricani, Suriye’deki saldırıyla ilgili “Batı’nın iyi terör-kötü terör anlayışı var” derken haksız mı? 
Batılı ülkelerin intihar saldırısına dair sessizliği “oh olmuş, hepsi ölsün” anlamına gelmiyor mu?

- Sivillere yönelik en küçük bir şiddete bile müsamaha göstermemeli. Ama şiddetin bir türünü kınarken, başka bir türüne sessiz kalmak ikiyüzlülük...

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları