loading
close
SON DAKİKALAR

Süper kadın olmak için hap

Mehveş Evin
Tarih: 09.01.2013

Mehveş Evin yazıyor, ''Neden basit bir hayat kurmak yerine ilaçlara ihtiyaç duyuyoruz...''

“İşte devamlı bir rekabet ve koşturmaca hali... Bırak özel hayata zaman ayırmayı, sevgilime özen göstermeyi... Evde çocuklarla uğraşacak halim yok. Günden güne dibe çöküyorum. Hiçbir şeye yetişemiyorum. Pilim bitti!”

Bu serzeniş tanıdık geldi, değil mi? Sizin başınıza gelmese bile etrafımız, böyle hisseden kadınlarla dolu. Kadın diyorum, çünkü erkekler çoğunlukla denklemin ‘ev’ ve ‘çocuk’ kısmından muaf yaşadığı için en çok ‘iş’ veya ‘bir şeyleri kaçırıyorum’ stresi yaşıyor.

Tanıdığım pek çok çalışan kadın -özellikle de çalışan anneler- modern hayatın giderek artan yüküyle baş edemediği için depresyona giriyor ve anti-depresanlara başvuruyor.

Bu yüzden bizim gazetede ‘Süper Kadınlar Meğer Hapçıymış’ başlığını görünce dikkat kesildim. Daily Mail’de yayımlanan haberin aslını okuyunca sıradan bir enerji hapı veya anti-depresanlardan bahsetmediklerini anladım.

Kilolu, yorgun, mutsuz musun?

Son 50 yıldır günlük hayatın iniş ve çıkışlarıyla baş etmek için ilaç şirketleri harıl harıl çalışıyor. Kilolu, yorgun, mutsuz, halsiz olmak artık bir hastalık ve en kesin çözüm ilaç.

Daily Mail’deki habere göre, ‘zihinsel odağı’ keskinleştiren, narkolepsi (uyku bozukluğu) ve ADD (dikkat bozukluğu) tedavisinde kullanılan ilaçlar çok yaygınlaştı. Sağlıklı insanlar, bilişsel geliştirici (cognitive enhancer) diye bilinen ‘nootropik’leri, zihinsel fonksiyonlarını artırmak için kullanır oldu.

Son araştırmalara göre Cambridge öğrencilerinin yüzde 10’u, bu tip ilaçlardan kullanıyor. Fakat genç profesyonel kadınlar da ‘hap’çı olmuş. İlacı, hızlı, talepkâr hayata yetişmenin bir yolu olarak görüyorlar.

Dünyanın pek çok yerinde insanlar, eskisine oranla daha uzun saatler çalışıyor. Türkiye, haftada ortalama 45 saat çalışmayla, Avrupa ve ABD ülkelerinin üzerinde.

Uzun mesailer için

Prof. Barbara Sahakian, “Hayat tarzlarımız çok gergin ve affetmez oldu. Çalışma saatlerinde esneklik istemek yerine zor durumlara ilaçla tahammül ediyoruz” demiş...

Batı’da öğrenciyken, sınavları geçebilmek için tanışılan ilaçlar, bazen kişinin hayatından çıkmayabiliyor. Türkiye’deki sınav maratonunda durum ne, bunu bilmiyoruz.

İnternette bu ilaçlarla ilgili yapılan sohbetlerdeyse daha ziyade kadınlar konuşuyor. Haplar sayesinde uzun saatler çalışabildiklerini, eve geldiklerinde çocuklarıyla vakit geçirebilecek enerjiyi koruduklarını anlatıyorlar.

Fakat erkeklerin bu sohbetlere katılmaması, sadece kadınların ‘süper ilaç’lara bağımlı olduğunu göstermiyor... Bu nedenle ne “Süper kadınlar meğer hapçıymış” diye genellemek doğru, ne de bu hapları kullananların sadece kadınlar olduğu! Asıl tartışmamız gereken, neden daha basit bir hayat kurmak yerine ilaçlara ihtiyaç duyduğumuz...

Nazik yapan haplar!

* ”Günaydın” bile demeyen insanı ideal komşuya çevirebilecek, sokakta omuz atmayı sonlandırabilecek, taksi şoförlerini ve evet, politikacıları ‘nazik’ insanlar haline getirecek bir ilaç çıksa, fena mı olur?

* Anti-depresanlar insanları daha az agresif hale getiriyor. Oksitosinse empatiyi artırıyor. Aması var tabii! Oksitosinler, kendi sosyal grubunuza güveni sağlarken, dışındakiler için empati geliştirmeye yardımcı olmuyor.

* Bilim insanları şimdi bu iki ilacın dengesini bulmanın peşinde... Hafıza ve enerjiden sonra, empati ve nezaketi de ilaçla yakalayacağız galiba.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları