loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

Gerçeği Yitirmek

Melih Aşık
Tarih: 13.06.2026
Kaynak: Melih Aşık - Milliyet

Melih Aşık; İzleyiciye sözde karşı görüşler sunuluyor ama sonunda kimin haklı olduğu, kimin doğruyu söylediği anlaşılmıyor. İzleyici aradaki boşlukta kalıyor.

Siyaset filozofu Hannah Arendt’in (1906 - 1975) görüşleri her zaman gündemdedir...

Yahudi kökenli Hannah Arendt, Nazilerden kaçtı, ABD’ye sığındı.

GERÇEĞİ YİTİRMEK

“Totalitarizmin Kökenleri” adlı eserinde dedi ki:

“Totaliter yönetimin ideal hedefi, inanmış bir Nazi veya inanmış bir Komünist değil, gerçek ile kurgu, doğru ile yanlış arasındaki ayrımın artık var olmadığı insanlardır”

“Totaliter iktidarın amacı insanları inandırmak değil, hiçbir şeye inanmayana kadar şüpheye düşürmeye çalışmaktır.”

Her şey eşit derecede doğru ve eşit derecede yanlış göründüğünde, her haber bir görüşe dönüştüğünde, kime güveneceğinizi artık bilemediğinizde, pes edersiniz.

Her gerçek inkâr edildiğinde, her karşı argüman “haklı görüş” olduğunda, ‘gerçek’ gücünü kaybeder.

Ve bununla birlikte adalet, ahlak ve onur da yok olur.

Günümüzde televizyon açık oturumları da aynı yöne hizmet etmiyor mu?

İzleyiciye sözde karşı görüşler sunuluyor ama sonunda kimin haklı olduğu, kimin doğruyu söylediği anlaşılmıyor. İzleyici aradaki boşlukta kalıyor.

Kendi bilgisinden, zekasından kuşkuya düşüyor.

Arendt’e göre bu noktada “yargı gücünün yok oluşu” da başlıyor.

Peki ne yapılabilir?

Arendt, pan zehirin bağımsız düşünce olduğuna inanıyordu.

Soru sormak. Çelişkilere katlanmamak.

Araştırmaktan, merak etmekten asla vazgeçmemek.

Gerçeği aramaktan geri durmamak...

Zihinsel teslimiyetten sonuna kadar kaçınmak...

RUSYA GÜNÜNDE

Rusya’nın bağımsızlığını simgeleyen 12 Haziran Rusya Günü nedeniyle Ankara’daki Büyükelçilikte bir resepsiyon düzenlenmiş.

Rusya ile ilişkiler bu günlerde biraz limoni. Umarız düzelir.

Derken yüz yıl öncesinden bir anı...

Kurtuluş Savaşı sürerken Türkiye’de bir nalbant okulu açılması gündeme gelir. Bir sohbette Mustafa Kemal, Sovyet Büyükelçisi Aralov’a bu ihtiyacı şöyle açıklar:”Rum ve Ermeni yurttaşlar ülkemizi terk ettiler. Atlarımızı nasıl nallayacağımızı öğrenmemiz gerekiyor.”

Üç ay sonra nalbant okulunun ilk mezuniyet törenine Aralov da davetlidir. Törende atın tabanına çakılacak ilk nalı Mustafa Kemal alır ve Aralov’a uzatır:

“Ekselansları, bu nalı atın ayağına siz çakınız.”

Aralov’un, nalı atın ayağına çakarken söylediği bir tümce çılgınca alkışlanacaktır:

“Ayağına nalı çaktığım bu at İzmir’e giren ilk at olacaktır.”

OTOBÜS

Yunanistan’da seçim kampanyası sürerken muhalefet lideri Nikos Androulakis çarpıcı bir vaatte bulundu, iktidar olursa 24 yaşından aşağı herkese Atina ve Selanik’te şehir içi ulaşımı ücretsiz yapacağını açıkladı.

PASOK Lideri, genç neslin ekonomik zorluk içinde bulunduğunu vurguladı, bunun bütçeye dayanılmaz bir yük getirmeyeceğini ekledi. Darısı başımıza.

MHRS

Emekli müfettiş Mahmut Esen Sağlık Bakanlığına dilekçe yazıyor...

“MHRS üzerinden hastalara saat 13.00 - 13.30 arasında da randevu verildiği halde muayene ve hasta kayıt işlemleri genel olarak 13.30 sonrası başlatılıyor. Bu yüzden o saatlerde randevu verilmiş hastalar boş yere en az 45 dakika bekletiliyor. Milyonlarca vatandaş bu şekilde hak etmediği cezaya tabi tutuluyor. Bakanlığınızın randevu saati ile muayene saati arasındaki bu boşluğu ortadan kaldırması ricasıyla...”

NİYAZ

İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Milli takımımızın Avustralya ile pazar günü oynayacağı milli maç sabahı Konak Meydanında bir sabah namazı buluşması düzenlemiş. Maç 07’de. Sabah namazı 05:24’te... “Seccadeni al gel”, şeklinde çağrı yapan müdürlük, namaz sonrası çorba ve boyoz dağıtılacağını da belirtmiş. Eğitimde çağdaş atılımlar yapılmadığını iddia edenler duysun.

TAKSİCİ

Trafik bir durup bir kalkıyor. Dört bir yandan motosiklet fırlıyor. Şehir adeta Hindistan. Hava sıcak. İçinde bulunduğum taksinin şoförü bunalmış durumda. Üfleyip püflüyor. Sohbet arasında:

- Ama otobüs şoförlerinin işi daha da zor diyorum. Bir yandan trafikle bir yandan yolcuyla uğraşıyorlar.

- Benim işim daha zor, diyor...

Ben meraklanınca izah ediyor:

- Onlar ay başı gelince tıkır tıkır maaşını alıyor, ben öyle miyim?

- Yani?

- Ben her sabah bu arabanın direksiyonuna 4 bin lira borçla oturuyorum. Mazot parası, plaka kirası, durak parası, tamir parası, yemek parası, su parası... Önce 4 bin lira kazanıp gündelik borcumu çıkaracağım ondan sonra üstüne bir şey kalırsa benim yevmiyem çıkacak...

Arkadaş da haksız değil...

Direksiyona her sabah 4 bin lira borçla oturmak ve kazanacağı parayı şansa bağlamak... Kolay iş mi?

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları