loading
close
SON DAKİKALAR

İstiklal Marşımız

Melih Aşık
Tarih: 12.08.2012

Melih Aşık yazıyor; Ertuğrul Özkök, ciddi hastalık geçiren sanatçı Berkant'a geçmiş olsun yazısı yazarken ona bir nişane olarak ''Samanyolu'nu milli marş'' yapalım önerisinde bulundu...

Ertuğrul Özkök, ciddi hastalık geçiren sanatçı Berkant’a geçmiş olsun yazısı yazarken ona bir nişane olarak “Samanyolu’nu milli marş” yapalım önerisinde bulundu.

İstiklal Marşımızdaki söz ve müzik uyumu bozuklukları malumdur. Ancak melodisi güzeldir de. Pek söylemeye dilimiz dönmese de çalınırken gözlerimiz yaşarır, göğsümüz kabarır. Yani onu terk etmemiz için vakit çok geçtir...

Gelelim Sadun Tanju’nun “Adnan Saygun’larda Çay Sohbeti” adlı yeni ve duygulu kitabındaki bir öyküye... Değerli bestecimiz Adnan Saygun marşın serüvenini anlatıyor:

- 1921 yılında birçok besteci, o arada İsmail Zühdü oturup Akif’in şiirini besteliyor... Başarılı bir beste, bakın okuyayım size...

Adnan Saygun okuyor... Sadun Tanju beğeniyor...

İsmail Zühdü’nünkinin yanında Ahmet Yekta ve Ali Rıfat Beylerin de besteleri vardır.
İstiklal Marşı 7 - 8 yıl çeşitli bestelerde okunuyor. Sonunda Cumhurbaşkanlığı Orkestrası Şefi Zeki Üngör’ün nüfuzunu kullanmasıyla emir çıkıyor onun bestesine dönülüyor. 

Adnan Saygun anlatmaya devam ediyor:

- Derler ki, Zeki Bey bu besteyi aslında Sultan Vahdettin’in tahta çıkışı münasebetiyle yaptı. Zira devr-i saltanatta saray müzisyenlerinin cülus merasimleri için sözsüz olarak bir marş besteleyip yeni padişaha takdim etmeleri âdettendi. Zeki Bey’in marşı beğenilmemiş o da yıllar sonra İstiklal Marşı olarak kabul ettirmiştir...
Bunlar söylenti tabii. Peki gerçek nedir? Saygun diyor ki:

- Gerçek, bu marşın müsiki bilgisi bakımından inanılmaz hatalarla dolu olduğudur..
Peki, bizim gerçeğimiz nedir?

Söz ve müzik uyuşmasa da hem sözünü hem müziğini ayrı ayrı sevdiğimizdir.


Zaytung basıldı...

İnternette “Dürüst, tarafsız, ahlaksız haber” sloganıyla haber yapan “Zaytung” sitesi, yayımladığı haberleri bir albümde topladı. Doğrusu özgün ve güncel mizah adına okunması ve kütüphaneye kaldırılması gereken bir yayın. İşte kitaptan bazı haber başlıkları:

- Başbakan Erdoğan’ın “İslami terör olmaz” açıklamasına El Kaide’den sitem dolu yanıt:
“Elimizden geleni yapıyoruz”.

- Piramitlerin binlerce yıllık sırrı çözüldü: Mısır’a turist çekmek için yapılmışlar.

- Alman ampute milli futbol takımında sakatlıklar teknik ekibi düşündürüyor.

- Sel felaketi nedeniyle İstanbul’un bazı semtlerinde televizyon muhabiri ve kameraman sayısı tehlikeli boyutlara ulaştı!

- Özbükey İspanya maçı öncesinde umutlu: Çıkacağız kendi badmintonumuzu oynayacağız...

- Bayram sonrası acı bilanço: Hayatını kaybetmeyen milyonlarca çalışan işlerinin başına döndü

- Bayan trip atma milli takımımız yurda döndü

- Türkiye’de Japonya’ya yardım eli: 500 adet jeoloji profesörü Japon kanallarında depremi yorumlayacak...

- Her şeyin en iyisini hak ettiğini düşünen genç kızın bu sonuca nasıl vardığı sorusu gizemini koruyor!


Madalyonlarımız...

İki genç kızımız bize olimpiyatta en büyük gururu yaşattılar. 1500 metreyi izlerken gözlerimizi yaşarttılar.
Her şeyden önce büyük bir azim ve emek var o madalyaların içinde...
Hem de bir değil birçok kişinin emeği...

Altın madalyalı atletimiz Aslı Çakır Alptekin Üsküdar Belediyesi sporcusu... 3 bin metre engellide yarışan Gülcan Mıngır ve Özlem Kaya da öyle... Üsküdar Belediyesi bugün atletizmde en iddialı kulüplerden... Ne alaka derseniz? Kulüp emektar atletlerimizden Mecit Çetinkaya’nın girişimiyle 7 yıl önce kuruldu... Bugün idealist hocaların da gayretiyle ülkeye şampiyon kazandırıyor. Zaman zaman ilçedeki okullarda tarama yaparak yetenekli çocukları atletizme çekiyor.

Kuşkusuz Fenerbahçe, Enka gibi kulüplerin çabalarını da yabana atmamak gerekiyor. İstanbul, İzmir, Sakarya, Kayseri gibi belediyeleri keza.

Aslı ve Gamze’ye dönersek. Kulüpler ve devlet bir miktar ücret veriyor. Ama yeterli değil. Aslı’ya Garanti Bankası da sponsor oldu. Olimpiyata katılacak sporculara devlet 60 altın antrenörlerine 30 altın peşin ödül verdi. Bu arada büyük bir haksızlık yapıldı; atletlerin 25 antrenöründen 12’si Londra’ya götürülürken 13’ü götürülmedi, onlara tek altın bile verilmedi.

Aslı’nın antrenörü, fizyoterapisti, masörü her şeyi eşi İhsan Alptekin... İhsan başarılı bir atlet olduğu halde Aslı ile daha yakından ilgilenmek için sporu bıraktı neredeyse. Atletizm ince teknik bir spor. Örneğin bu yılın başlarında İstanbul’daki kapalı salon dünya şampiyonasında Aslı 1500’de üçüncü olurken altını Habeş Genzebe Dibaba kazanmıştı. Dibaba Londra’da elemeleri bile geçemedi. 

Aslı bütün yıl çalışıp hem Avrupa hem olimpiyat madalyasını aldı. Gamze Bulut keza... Nevin Yanıt keza... Hepsine sonsuz teşekkürler.




Akşam gazetesi “yeniden yapılanma” gerekçesiyle
7 yazarın işine son vermiş.
İsteyen bunu “yandaşlık ilanı” olarak da algılayabilir...

H. Ertem



Rektörler özerklik istiyormuş.
Kimden mi? “Onu seçme, beni seç” diye önünde el pençe divan durduklarından!

F. Fidan


Milliyet

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları