loading
close
SON DAKİKALAR

Sapanca'da mucize

Melih Aşık
Tarih: 16.12.2012

Melih Aşık yazıyor; ''Hafta içinde Silivri Cezaevi'nde ziyaret ettiğimiz gazeteci arkadaşlarımızda bu direnç ve kararlılığı gördük''...

Didar Arslan İngiltere’de yaşayan bir eski gazeteci arkadaşımız. Belgesel de yapıyor.

Önceki yıl baba memleketi Sapanca’nın Kırkpınar beldesine gittiğinde çok sayıda yabancı aile ve otistik çocuklar görmüş etrafta. Linda ve oğlu Alex ile tanışmış. 13 yaşında otistik bir cocuk olan Alex için İsveç’te iyi bir rehabilitasyon merkezi bulamamışlar. Linda durumu araştırmış, Türkiye’de Kırkpınar’da otistik çocukları sporla tedavi eden Sportizm Merkezi’nin övgüsünü duymuş. Kalkıp gelmişler. Didar onların hayat mücadelesinden etkilenmiş, belgeselini yapmaya karar vermiş.

Alex, İsveç’te otistik çocuklara yönelik bir merkeze devam etmesine rağmen 13 yaşına kadar pek ilerleme kaydetmemiş. O hâlâ çişini altına yapan, 24 saat altına bez bağlanan, vücut dengesi tutmayan, el, kol, göz koordinasyonu olmayan bir çocukmuş. Annesi Linda doğal olarak “Bana bir şey olursa bu çocuğa kim bakar?” endişeleri içindeymiş.

Gerisini Didar Arslan’dan dinleyelim:

“Kırkpınar’daki merkezde çocuklara spor yoluyla öz bakım becerileri kazandırılıyor, yürümeyi, koşmayı, bisiklete binmeyi, tuvalete gitmeyi, yüzmeyi, tenis oynamayı vs. öğretiyorlar. 
 
Alex, Sportizm Merkezi’nde kaldığı 6 aylık kısa süre içinde tuvalete kendi başına gitmeyi, bisiklete binmeyi, tenis oynamayı öğrendi. Annesi Linda bu gelişmeleri mucize olarak niteliyor. Daha sonra İsveç’e de gittik. Aynı imkânlar orada yok. Devlet ve sigortalar bu maddi yükün altına girmek istemiyor. Filmde Alex’in Kırkpınar’da kaydettiği gelişmeleri ve onun mutluluğunu izleyebilirsiniz. İsteyenler belgeseli vimeo.com/54633366 adresinden izleyebilir.”

Yenilmez olan...

Romalı filozof Epiktetos, bundan bin yıl önce:
- Seni zincire vuracağım, diyen egemene şöyle diyor:
- Ey adam, bahsettiğin şey nedir? Beni zincire mi vurmak? Ayaklarımı elbet zincirleyebilirsin ama irademi zincire vurmaya Zeus’un bile gücü yetmez...

Hafta içinde Silivri Cezaevi’nde ziyaret ettiğimiz gazeteci arkadaşlarımızda bu direnç ve kararlılığı gördük.
Mustafa Balbay’dan Tuncay Özkan’a, Soner Yalçın’dan Deniz Yıldırım, Hikmet Çiçek, Turan Özlü’ye kadar... Kendileri hapisteydi ama düşüncelerini dün olduğu gibi bugün de özgürce ifade ediyorlardı. Yayın organlarına çekinmeden yazıyorlardı. Hoş, belki de bu güçlü yanları yüzünden hapisteydiler ya... Ve haksızlıklara karşı sesleri gür çıktığı için...
Yine Epiktetos’la bitirelim:

“Yenilmez olan kimdir? İradesi dışında hiçbir şeyin engelleyemediği kişidir yenilmez olan. Bir koşucu için sürekli değişen şartları göz önüne getirin; ilk koşuda zafer kazanıyor; ya ikinci koşu? Ya havalar aşırı sıcak olursa? Yarışma burada değil de Olimpia’da olursa? Demek istediğim onun koştuğu yola para atsanız gözü görmez. İsterseniz gencecik bir kız çıkarın yoluna, ne değişir? Hava karanlık olsun, yine değişmez. İster tezahürat duysun, ister aşağılansın. İster adına övgüler söylensin, ister ölümle tehdit edilsin, hiçbir şey fark etmez. O hepsinin üstesinden gelebilir. Güneş her yanı kavursa da, yağmur fırtınaları olsa da, üzücü bir olay geçirmiş de olsa, uykusu gelse de o hep üstün olacaktır. İşte benim yenilmez koşucum...”

İçki içenler artık polis olamayacakmış.
Sıra geldi
Suudi Arabistan’la uyum yasalarına demek...
* * *
Soru: İçki ve sigaradan sonra en çok zam neye yapılıyor?
Yanıt: Ergenekon davasına... Tek davayla başladı, 4 yılda 22’ye çıktı...
Haldun Ertem

Yeni yıl

Okurumuz Ertuğrul Bey’e yeni yıl programı sorulmuş... O da açıklıyor:
- Bir lüks otelde oda ayırtacağım önce... Sabaha kadar içtikten sonra alkol kontrolünde yakalanmamak için geceyi otelde geçireceğim...

Yeni yılda evin 20 yıllık eşyalarını değiştirmek istiyorum.
Arabamı yenilemek, yazın tatile gitmek istiyorum.

Böbrek ağrım için gittiğim hastanede 26 gün sonrasına gün verdiler. Yeni yılın ilk günü özel bir doktora gitmek istiyorum.

Doğalgazı açıp kemiklerimi ısıtmak istiyorum. Eskiden olduğu gibi ihtiyacı olanlara yardım etmek istiyorum.
Programımda bunlar var. Ama gerçekleşmesi imkânsız. Çünkü ben bir emekliyim...

Avukat

Silivri’de 13 Aralık günü Ergenekon duruşması sırasında avukatlara söz hakkı verilmeyince Avukat Vural Ergül yüksek sesle konuşmaya başladı. Buna sinirlenen Mahkeme Başkanı, Ergül’den dışarı çıkmasını istedi. Ergül çıkmadı. Bunun üzerine jandarmalar salona çağrıldı. Ancak avukatlar, dışarıya çıkmak istemeyen meslektaşları Vural Ergül’ün çevresinde etten duvar örüp, onu teslim etmediler.
Onurlu ve yürekli avukatları kutluyoruz...

“Mükemmel erkek” varmış.
Ah bir de onları görebilecek “mükemmellikte kadınlar” olsa!
* * *
Polisin parmağını kopartan vatandaşa 9 yıl ceza verilmiş.
Bu haber değil... Vatandaşın parmağını kopartan polis ceza alıyor mu? O haber...
Fahrettin Fidan

Konduk

Kandemir Konduk’un “Yeni Yasaklar” adlı oyunu 22 Aralık’ta Ankara’da izlenecek. Daha sonra çeşitli tarihlerde İstanbul’da izleyeceğiz.

Oyundan bir sahne...

Damat adayına kız isteniyor... Kız isteme sırasında adayın işinin “telefonları dinlemek” olduğu ortaya çıkıyor. Kızın ailesi buna rağmen kızlarını veriyor. Fakat oğlanın babası bu evliliğe karşı çıkıyor. Sebebini de şöyle izah ediyor:
- Senin yaptığın işi öğrendikten sonra kızlarını vermeye razı olan aileden bize hayır gelmez...

Milliyet

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları