loading
close
SON DAKİKALAR

Abdi İpekçi'yi anarken

Melih Aşık
Tarih: 03.02.2026
Kaynak: Melih Aşık - Milliyet

Melih Aşık: Abdi İpekçi ve onun gibi aydın ve saygın isimler, bu büyük oyunun seçilmiş kurbanları oldular. Yalnız kurşun yiyenler değil, o gün bugün, Türkiye de çok kan kaybetti. 12 Eylül’den sonra bambaşka bir Türkiye’ye adım atıldı.

Sene 1960…

27 Mayıs...

Türkiye, tüm çelişkilerine rağmen yeni bir anayasa, yeni bir siyasal iklim ve özgürlük dönemiyle tanıştı. Sol yeniden nefes aldı, emekçiler güçlendi. Üniversite konuşmaya başladı.

Sene 1974…

Bülent Ecevit iktidara geldi.

Türkiye ilk kez, büyük müttefiklerinin açık itirazına rağmen kendi stratejik kararını uyguladı. Kıbrıs’a çıktık.

Sene 1975…

ABD’nin silah ambargosu geldi..

Ankara’nın cevabı sertti: ABD üsleri kapatıldı.

Bu, “Türkiye hâlâ bağımsızlık refleksine sahiptir” mesajıydı.

1975 - 1978

Türkiye ambargoya boyun eğmedi.

Washington’da şu gerçeğin farkına varıldı:

Türkiye’nin ruhundaki Atatürk damgalı bağımsızlık ateşi kolay sönmüyordu.

1978:

Siyasi cinayetler arttı. Grevler, sokak olayları, ekonomik krizler üst üste bindi. Topluma: “Bu ülke artık yönetilemiyor” düşüncesi yayıldı.

1979:

Kırılma noktasıydı. Abdi İpekçi öldürüldü. Sosyal demokrat, CHP’ye yakın, barışçı bir gazeteciydi. Topluma şu inanç yerleşti:

“Bu ülkede artık kimse güvende değil.”

Siyasi cinayetler hızlanarak devam etti.

Böylece 12 Eylül Darbesi’nin meşruiyet zemini hazırlandı.

Ülkede nice değerli gazeteci, akademisyen ve sendikacı, iç ve dış siyasi güç çekişmesinde dengeyi değiştirmek adına yok edildi.

Amaç şuydu:

Türkiye’nin ulusal duyarlılığını törpülemek

Bağımsızlık refleksini zayıflatmak

Kemalist ruhu sindirmek

“Kontrollü istikrarsızlık” yöntemiyle halkın dikkatini kendi öz çıkarlarından uzaklaştırmak; onu düşünemez hale getirmek.

Abdi İpekçi ve onun gibi aydın ve saygın isimler, bu büyük oyunun seçilmiş kurbanları oldular. Yalnız kurşun yiyenler değil, o gün bugün, Türkiye de çok kan kaybetti.

12 Eylül’den sonra bambaşka bir Türkiye’ye adım atıldı.

ABDİ İPEKÇİ’Yİ ANARKEN…

ERCAN’IN SERGİSİ

Bu sayfanın kırk yıllık çizeri Ercan Akyol arkadaşımız uzun aradan sonra yeni bir sergi açıyor...

Karaköy Scheidertemple Sanat Merkezi’ndeki sergide Ercan’ın afiş, grafik, resim, karikatür ve desenleri yer alacak.

5 Şubat - 1 Mart arası gezilebilecek...

Kokteyl 18:00 - 20.00 arası...

Sanatsever herkes sergiye davetli...

Orada 40 küsur yıldır siyasi karikatür alanında çalışan ve soluğu tükenmeyen pek az isimden biri olan Ercan’ın aslında düz çizgi sınırlarını çok aşan bir sanatçı olduğunu göreceksiniz. Her biri bu toplumu, bu insanı, bu toprağı anlatan çizgiler yarınlarda bir sanat müzesinin eserleri olacaktır. Ülkenin çizgili tarihidir de bu eserler…

TEŞHİR

Sosyal medyada sabah vakti flaş haber:

Ünlü isimler “Uyuşturucu şüphesiyle gözaltına alındı”.

Sahne sanatçısı, manken, dizi oyuncusu, gazeteci, reklamcı...

Altında adı, soyadı, fotoğrafı…

Henüz ortada savcı yok, iddianame yok, mahkeme yok, mahkumiyet yok.

Ama isim ve resim tam.

Aynı gün başka bir haber:

Milyonlarca liralık vurgun.

Failler mi? A.B., C.D., E.F...

İsim yok. Resim yok.

Uyuşturucu şüphesiyle gözaltına alınan genç ve ünlü isim, henüz şüpheli bile değilken topluma teşhir edilir. Büyük hırsızlık yapan, kamu parasını hortumlayan, ülkenin geleceğini çalan biri “itibarı zedelenmesin” diye korunur.

Adı açık yazılan sadece zanlı değildir. Annesi, babası, kardeşi, çocuğu da çevreye teşhir edilerek cezalandırılır. Ama büyük dosyalarda kişi ve aile kutsaldır.

Sınıfsal adaletin resmidir bu...

TREN

Bizde beton inşaatlar hızlı yürür... Demiryolu inşaatı ise tam tersine çok yavaş ilerliyor.

Örnek mi? Ankara - İzmir Hızlı Tren Hattı Projesi’nin temeli 2013 yılında atılmıştı. Üç yılda bitecekti. Aradan 13 yıl geçti. Projenin ancak 151 kilometresi tamamlandı. 350 kilometre ray daha döşenecek.

Şimdi 2027 yılında biteceği ve toplam maliyetin 101 milyar lira olacağı hesaplanıyor. Tabii bu resmi hesap...

MÜZELER

Ne zaman devlette bir yolsuzluk iddiası okusak aklımıza rahmetli Çelik Gülersoy’un yıllar önce sorduğu soru gelir:

- Acaba müzelerde envanter sayımı yapılıyor mu?

Teşhirde ve depolardaki malzeme sayılıyor mu, her şey yerli yerinde mi, asılların yerini taklitlerin aldığı oluyor mu?

Meraklı bir sorudur bu...

Zaman zaman Meclis’te de gündeme gelir ama pek cevap bulmaz...

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları