loading
close
SON DAKİKALAR

Bagong Bayani

Melih Aşık
Tarih: 24.06.2023
Kaynak: Melih Aşık - Milliyet

Melih Aşık; Seçim kampanyası sırasında tarihi surlar, su kemerleri, cami duvarları, türbeler dâhil sayısız tarihi yapıya seçim afişleri asıldığını gördük, eleştirdik.

Türkiye’ye döviz getiren yurttaşlarımıza özel ilgi, özel övgü var mı? Pek rastlamıyoruz. 

Ancak Filipinler’de yurt dışında çalışıp ülkeye döviz getirenlere çok özel bir ilgi var. Onlara Bagong Bayani deniyor. Yani modern zamanların kahramanları. Her sene aralık ayında yaklaşık bir milyon Filipinli, yurt dışından gelerek başkentleri Manila’ya uçakla iniş yapıyor. Ve hükümet onlar için havaalanında özel bir karşılama düzenliyor. Bu Filipinliler arasında işçi, hemşire, bebek bakıcısı ya da mühendis, farklı birçok sektörden insan var. Ve hepsi Bagong Bayani, yani modern zaman kahramanı. Zira hepsi yurt dışında büyük zorluklara göğüs gererek döviz kazanmakta ve ülkeye döviz taşımaktalar. İçlerinden yirmi kişiye her sene Bagong Bayani ödülü diye bir ödül de veriliyor. Ahlaki duruş, sıkı çalışma ve ülkesine para gönderme özelliği olan insanlar arasından seçilen kişiler alabiliyor bu ödülü. 

Ailelerini yanlarında götüremedikleri için yurt dışında çoğu yalnız yaşayan bu Filipinlilerin sayısı resmi istatistiklere göre 2.2 milyon civarında. Bunların büyük çoğunluğu da anne. Bu anneler çocuklarından uzak kaldıkları için milyonlarca çocuk ülkesinde annesiz büyüyor. Bu şekilde yurt dışında yaşamak aslında Filipinli kadınlar için haliyle bir trajedi. Başka ülke vatandaşlarının mutluluğu için kendilerini harcıyorlar. 

Bu dramın sorumlusu mu? Ülkenin döviz sorunu. 

ÖFKELİ ŞAİRLER

Şairler, söylemeye gerek yok, toplumun en duyarlı ve ince insanlarıdır. 

En zarif, en duygulu satırlar onların kaleminden çıkmıştır. 

İşte Nâzım Hikmet. Sevgiyi ve aşkı ne güzel anlatır: 

“Seviyorum seni 

ekmeği tuza banıp yer gibi 

Geceleyin ateşler içinde uyanarak 

ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi” 

Ve Ahmet Haşim. O da aşkın muhteşem şairlerinden biridir. Ne diyor: 

“Denizlerden 

Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin. 

Bilsen 

Melâl-i hasret ü gurbetle ufk-u şâma bakan 

Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin! 

Bu hassas şairler karıncayı incitmeyen ruha sahiptir. 

Ancak birbirlerine karşı tam tersine. Sert ve vahşidirler” 

Yakup Kadri Karaosmanoğlu “Gençlik ve Edebiyat Hatıraları” adlı kitabında anlatır. 

Nâzım bir yazısında Ahmet Haşim’e dokununca Haşim de Nâzım’a karşı haşin yazılar yazmaya başlamış. Bu yazılar Nâzım’ı kızdırmış. Haşim için “Onu gördüğüm yerde döveceğim” demeye başlamış. Bunu duyan Haşim bir tabanca edinmiş, cebinde tabancayla dolaşmaya başlamış. Ancak tabanca kendiliğinden patlayıverir korkusuyla sonraları bundan vazgeçmiş. Anlaşılan, Nâzım da onu dövmekten vazgeçmiş. 

Şairler bu tür duyguları da yaşar. 

RÜYA

Devlet dairesindeki kırtipil memur, sabah vakti aynı dairede çalışan çıtı pıtı genç kıza yılışmış:
- Dün gece sizi rüyamda gördüm, bunun anlamı nedir?
Genç kız bakmadan cevap vermiş:
- Rüya görmüşsünüz

AFİŞLER

Seçim kampanyası sırasında tarihi surlar, su kemerleri, cami duvarları, türbeler dâhil sayısız tarihi yapıya seçim afişleri asıldığını gördük, eleştirdik. 

Tarihi özelliğe sahip binalar bu tür afişler veya tabelalarla kapatılmaz. 

Uygar ülkelerde tarihi binalara yerleşen otel, lokanta, kafe gibi mekânların adları kapılarına küçücük plaketler şeklinde yazılır. 

Siyasetçiler tarihi yapıların afişle kapatılmayacağını bilemeyebilirler. 

Ne var ki bu şehirde yaşayan yüzlerce, binlerce mimar, şehircilik uzmanı, ressam, heykeltıraş ve bilumum sanatçıların hiçbirinden de bu konuda en ufak bir eleştiri duymadık. 

Ne demiş Sakallı Celal: 

“Bu memlekette ilgililer bilgisiz, bilgililer ilgisiz”. 

Her devirde durum budur. 

NEŞELİ SÖZLÜK

Amerikalı yazar Ambroso Bierce’in “Şeytanın Sözlüğü” kitabından (Kırmızı Kedi) eğlenceli birkaç alıntı.
Nasihat: Tedavüldeki en ufak bozuk para.
Özür dilemek: Gelecekteki kabahatler için gerekli altyapıyı kurmak.
Pazartesi: Futbol maçından sonraki gün.
Zırh: Terzisi demirci olan adamın giydiği türden elbise.
Zoka: Oltayı yenir yutulur hale getiren bir preparat.
Roman: Şişirilmiş bir öykü.
Sürgün: Ülkesine yurtdışında hizmet veren fakat büyükelçi olmayan bir kişi.
Tarihçi: Uzun menzilli bir dedikoducu.
Teselli: Sizden daha iyi bir insanın talihinin sizden daha kötü olduğunun bilgisi.
Düello: İki düşmanın barışmasını önceleyen resmi tören.
Eğitim: Bir kitaptan boş bir kafatasına silkelenen toz.
Füze: Uluslararası tartışmalarda en son karar mercii.
Gelin: Mutlu bir istikbal umudunu gerisinde bırakmış bir kadın.
Göçmen: Bir ülkenin başka bir ülkeden daha iyi olduğunu zanneden akıl fukarası.
Gün: Çoğu boşa geçirilen yirmi dört saatten oluşan bir süre.
Gürültü: Uygarlığın en önemli ürünü ve ayırdedici işareti.
Hayranlık: Başka birinin kendimize benzerliğini nezaket göstererek takdir etmemiz.
Resim: Üç boyutluyken bıkkınlık veren bir şeyin iki boyutta temsil edilmesi.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları