ERENKÖY HATIЯASI
Melih Aşık: Bir kentin hafızasını sildik. Denizini daralttık, kıyısını kirlettik, sokağını öldürdük. Çocuklarımıza bıraktığımız miras işte bu: Ne şehir... Ne mahalle… Uzaydan bakarsanız bir mezar taşı ormanı...
Erenköy’de, Bağdat Caddesi’nin üst tarafında, Hamam Sokak civarında bir zamanlar geniş bahçeli köşkler, konaklar vardı.
Biz o dünyanın sonuna yetiştik.
60’larda ahşap köşkler birer birer yıkıldı.
Yerlerine 5- 6 katlı apartmanlar dikildi.
Yap sat dönemi başladı.
Ama henüz her şey bitmemişti…
Bahçeler duruyordu.
Her apartmanın önünde ya da arkasında; gül fidanlı, erguvanlı, sarı papatyalı küçük cennet parçaları seriliydi.
Varlıklı ailelerin semtiydi oralar.
Hamam Sokak ve çevresi en güzel yerlerdendi.
Gençlik yıllarında arkadaşların verdiği partilere gittik…
İlk aşklarımızı orada yaşadık.
İlk şiirlerimizi orada yazdık.
Son 20 - 30 yılda başka bir yarış başladı:
Yükseklik yarışı…
Bağdat Caddesi çevresi 15 - 20 katlı yapılarla doldu.
Dün yolum yine Hamam Sokak’a düştü.
Tanıyamadım.
Gerçekten tanıyamadım… Başım döndü gezerken.
Bir zamanların bahçeli sokakları şimdi beton duvarların arasına sıkışmış.
Aradaki yeşil alanlara da beton eklenmiş.
Ortaya çıkan şey bir şehir değil…
Bir beton ormanı…
Pahalı mermerlerle kaplanmış bir mezarlık.
Camı açıyorsunuz, karşınızda komşunun yatak odası.
Başınızı kaldırıyorsunuz, gökyüzü yok.
Eskiden sokakların bir yüzü vardı.
Bir karakteri, bir sesi…
Yürürken nereye bastığınızı bilirdiniz.
Şimdi her yer betondan bulmaca.
İnsanın yön duygusu değil, ruhu kayboluyor.
Üç beş kapkaççı müteahhit kazansın diye…
Üç beş görgüsüz daha yüksekten baksın diye…
Bir kentin hafızasını sildik.
Denizini daralttık, kıyısını kirlettik, sokağını öldürdük.
Çocuklarımıza bıraktığımız miras işte bu:
Ne şehir…
Ne mahalle…
Uzaydan bakarsanız bir mezar taşı ormanı...
UYUŞMAK
Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez dedi ki:
“Ünlülere yönelik yürütülen ‘uyuşturucu’ soruşturmasında bugüne kadar 255 şüpheli hakkında işlem yapılmış, bunlardan 219’unun Adli Tıp işlemleri tamamlanmıştır. 169 şüphelide esrar ve kokain maddelerine rastlanmıştır.”
Bilgi için teşekkürler.
Ancak kimlerde uyuşturucuya rastlanmış kimlerde rastlanmamış, bu da açıklanmalıdır.
En azından uyuşturucu rastlanmayan kişilerin adları ilan edilmelidir.
Zira tüm operasyonlarda gözaltına alınan tüm kişilerin adları soyadları hatta fotoğrafları gazetelerde yayınlandı.
Her biri hakkında kamuoyunda kuşku oluştu.
Sonucu temiz çıkanlar açıklanmalı ki, üzerlerindeki şüpheler ortadan kalksın.
Aksi takdirde bu insanların tümü halkın hafızasında uyuşturucu şüphelisi olarak kalacak.
Böyle bir açıklamayı kendileri de yüksek sesle talep etmeli.
GÜDÜK NECMİ
Türkiye Büyük Millet Meclisinde çoğunluk sağlanamadığı için geçen perşembe günü toplanamadı. Oturum 14 Nisan’a ertelendi.
Milletvekilleri çift maaş yani emeklilikle birlikte 450 bin lira aylık alıyor.
Yazın üç ay, kışın 15 gün tatil yapıyorlar
Haftada üç gün çalışıyorlar
Bir yılda net çalıştıkları süre 8,5 ay...
Yılda net 102 gün ediyor.
Bu günlerde de 15 - 21 arası 6 saat çalışıyorlar
Bu yağlı ballı koşullara rağmen yine de 600 milletvekilinin 300’den fazlası çalışma günü meclise gelmiyor, oturum o yüzden erteleniyor.
Rıfat Ilgaz merhumun “Hababam Sınıfı” adlı oyununda adı geçen Güdük Necmi, İnek Şaban, Domdom Ali, Hayta Paşa Nuri gibi öğrenciler yatılı okulda sıkıldıkları için zaman zaman devamsızlık yaparlardı...
TBMM yatılı okul da değil...
Neden bu devamsızlık...
Zeytin ağacını korumak için canına ortaya koyan halkın yanında da değiller.
Peki nerede bunlar?
SAPTIRMA
Günlük dilde yanlış kullanılan, anlamı kaydırılan bir ifade var...
Bir karar hukuka uymadığı zaman “siyasi karar” deniyor.
Partizan amaçlarla alınmış bir karar böyle ifade ediliyor
Hukuk dışı karara böyle bir ad yakıştırılıyor.
Oysa siyaset de kendine özgü kuralları olan hukuk gibi saygın bir kavram.
Bir karar hukuk dışına taşarsa kendiliğinden siyasi olmaz
O karar partizandır, hukuk dışıdır, taraflıdır, keyfidir, hukuka aykırıdır.
Siyasi değildir.
Siyasi karar meşru karardır.
Hukuk dışı karara siyasi diyerek meşruluk kazandıramazsınız...
Sadece siyaseti kirletirsiniz.
FIKRA
Kocasından şüphelenen kadın bir gün aniden kocasının yazıhanesine baskın yapmış.
Rüzgar gibi binaya girip eşinin oda kapısını da vurmadan açmış..
Bir de ne görsün...
Kocası genç sekreteri kucağına oturtmuş bir şeyler yazdırıyor
Adam karısının odaya daldığını görünce onu görmemiş gibi yaparak yazdırmaya devam etmiş:
- Müdür beye hitaben yaz kızım, bu odaya tek bir iskemle yetmiyor en kısa zamanda bir iskemle daha alınması şart..
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





