loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

GÜZEL YURDUM

Melih Aşık
Tarih: 01.09.2026
Kaynak: Melih Aşık - Milliyet

Melih Aşık; Siz kendi şehrinizdeki güzellikleri bilmezseniz başka biri neden bilsin, biz bileceğiz anlatacağız ki, çocuklarımız bilsin, okullarımız bilsin, Türkiye bilsin. Bütün dünya öğrensin.

Bir yurtsever gezgin, yerinde taşın üzerine oturmuş uzun uzun dert yanıyor:

- Üzüldüğüm şey ne biliyor musunuz, her gittiğim yerde gördüğüm o ki, ulusal zenginliğimizi bırakın başkasını o bölgenin halkı bilmiyor.

ENGÜZEK Kalesinden bahsediyoruz, hayatımda gördüğüm en ilginç yapılardan biri, Erzurumlular bilmiyor.

Erzincan’a gidiyoruz, “Karanlık Kanyon”un içinden geçiyoruz, Erzincanlılar görmemiş.

İstanbul’da Anastasia Duvarı var, dünyanın en uzun ikinci suru, İstanbulluların haberi yok.

Şahinkaya Kanyonu‘na gidiyoruz, Samsunluların haberi yok...

Nallıhan’a gidiyoruz doku karşısında büyüleniyoruz, Ankara’nın dibinde Ankara halkının haberi yok.

Ankara otobanından sapınca ALİCİN manastırını buluyoruz, dudaklarımız uçukluyor, o yoldan geçen milyonlarca insanın haberi yok,

Erzurum’da Narman Peri Bacaları’nı görüyoruz, diyoruz ki bu nasıl bir doğal doku, yine Erzurumluların haberi yok.

Blaundos antik kentine gidiyoruz nefesimiz kesiliyor, bir bakıyoruz ki Uşaklılar bilmiyor.

Kalkıyoruz Trabzon’a gidiyoruz, Sümela’nın çaprazında Kuştul Manastırı var, hemen arkasında Vazalon Manastırı var, Trabzonluların haberi yok,

Manisa’da AİGAİ antik kentindeyiz, olağanüstü bir yapı, Manisalıların haberi yok...

Siz kendi şehrinizdeki güzellikleri bilmezseniz başka biri neden bilsin, biz bileceğiz anlatacağız ki, çocuklarımız bilsin, okullarımız bilsin, Türkiye bilsin. Bütün dünya öğrensin. Bu iletişim çağında çok mu zor bunu yapmak?

TANITIN

Üniversitelerde 81 ilden yüz binlerce öğrenci okuyor...

Bu gençlerin hemen tümü yaz mevsiminde baba memleketlerine gidip yazı orada geçiriyorlar.

Her birinin cep telefonu var.

Her biri internet kullanıyor.

Bu gençler yaz boyu kendi illerinin tarihi, turistik, doğal zenginliklerini resimleyip altına birkaç satır da bilgi ekleyerek internette yayınlayabilirler.

Böylece bütün ülkeyi hem yurda hem dünyaya tanıtma imkânı doğar.

Gençler böyle bir görevi seve seve yapar.

Bir maliyeti yoktur.

Zevkli bir görevdir.

Bilvesile kendileri de kendi memleketlerini tanımış olur.

Gençler neden böylesi bir ödevi ve gururu üstlenmesinler?

GİRNE

Taşucu’na gitmek üzere Girne’den hareket eden feribot battı, 8 yolcu hayatını kaybetti, 18 yolcu kayıp...

Olay nasıl ve neden meydana geldi?

Tekne fırtınaya dayanıklı mıydı, kaptanın ehliyeti var mıydı? liman yetkilileri hava koşullarını iyi değerlendirdi mi?

Bunları bilmiyoruz.

Bildiğimiz bir tek şey var...

Eğer her aşamada doğru kararlar verilseydi bu olay meydana gelmezdi.

Doğru karar nasıl verilir?

Halkın sağlığı ve yaşam hakkı öncelenerek...

Eğer önce kazanç ve rant hesapları yapılır, liyakatin yerini cehalet alır, gerisi kadere emanet edilirse sonuç bu olur.

İş kazaları, otobüs kazaları ve bilumum kazalar aynı sebepten oluşuyor...

GAZİLER

Er gaziler, Ankara’da seslerini duyurmak için gösteri yaptıktan sonra isteklerinin yerine getirileceği vaadiyle eylemi bitirip evlerine döndüler.

Bir er gazi, İbrahim Çolakoğlu, Sözcü’de anlatıyor:

“Kuzenimin davetiyle ABD’ye gitmiştim. Gazi madalyamı göğsüme takmamı istemişti. Taktım. Havaalanı yönetimine benim gazi olduğumu söylemiş. Beni ABD’li yetkililer karşıladı, özel bir bölmeden geçirdiler, polis selam durdu...

Bir AVM’ye gitmiştik. Türkiye Cumhuriyeti gazisi merkezimizi ziyaret etmektedir, diye anons yaptılar. Kendisine hoş geldiniz diyoruz, deyince herkes beni alkışlamaya başladı...”

İbrahim Çolakoğlu, 56 bin lira emekli maaşı alıyormuş. Belediye otobüslerinde bedava seyahat dışında bir avantaja sahip değilmiş. Eylem için Ankara’ya gelirken de 5 bin lira borç almış, öyle gelmiş...

CİDDİYET

Yargı sistemi mizah falan dinlemiyor... Ben o sözü espri niyetine söylemiştim deseniz de hükmü yok. Ceza geliyor. Veya üç beş yıl önce söylenmiş bir söz, o zamanın koşullarına bakılmaksızın, bugün sarf edilmiş gibi cezai muamele görüyor.

Yani durum ciddi!

Rahmetli yazar Şinasi Nahit ağabeyimiz Demokrat Parti döneminde bir esprisinden dolayı hapsedilmiş. Azılı mahkumlarla aynı koğuşa konulmuş. Avluda birlikte volta atıyorlar. Şinasi Ağabey küçücük bir espri yüzünden hapse düşmesini hazmedemiyor:

- Amma da ciddiye aldılar yahu, diye söylenip duruyormuş...

Birlikte volta attığı iki kişiyi öldürmüş bir katil de Şinasi Ağabey’den duymuş.

O da hem volta atar hem de söylenirmiş:

- Amma da ciddiye aldılar yahu, amma da ciddiye aldılar be birader...

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları