loading
close
SON DAKİKALAR

Lekelenmeme

Melih Aşık
Tarih: 31.03.2026
Kaynak: Melih Aşık - Milliyet

Melih Aşık: Kişi ifade verirken veya gözaltına alınırken yapılan kamera çekimlerinin dışarı sızdırılması hak ihlalidir.

Hukukumuzda “Lekelenmeme hakkı” diye bir hak var.

  • Bu hak, kişinin haksız yere suçlanmamasını, isminin karalanmamasını, toplum gözünde itibarının kaybolmamasını öngörür...
  • Kişi soruşturma geçirse bile hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan onun kamuoyunda suçlu olarak gösterilmemesini güvenceye alır.
  • Örneğin bir kişi hakkında soruşturma başlamış olsa bile isminin medyada dolaşması sonucu kişi suçsuz bile olsa kamuoyunda damgalanır. Bu hem özel hayatını hem meslek hayatını hem de psikolojik durumunu etkileyebilir.
  • Lekelenmeme hakkı, suçsuz bireyin itibarını ve onuruyla yaşama hakkını garanti altına alan temel bir insan hakkıdır.
  • Bir kişinin yargı kararı olmadan “zanlı, şüpheli” yerine doğrudan katil, hırsız, tecavüzcü gibi ifadelerle itham edilmesi bu hakkın ihlalidir.
  • Somut delil olmadan yapılan şikayetlerin işlem görmesi ve kişinin adının resmi kayıtlara girmesi hak ihlalidir.
  • Kolluk veya savcılık makamlarının, soruşturma dosyasındaki bilgileri medyaya sızdırması veya açıkça paylaşması öyledir.

Kişi ifade verirken veya gözaltına alınırken yapılan kamera çekimlerinin dışarı sızdırılması hak ihlalidir.

  • Kişi hakkında somut delil olmadan ev arama kararı verilmesi, bu aramaların medya tarafından kayda alınması yine bu hakkın ihlalidir.

Hukuk kişiyi korur. Toplumun da bu bilinçle hukuku koruması hakkını araması gerekir. 

KADIKÖY CAMİSİ 

Kadıköylüler pazar günü Kadıköy’de inşa edilmesi için acele edilen camiden vazgeçilmesi için gösteri yaptılar.

Civarda ihtiyacı karşılayan 5 cami bulunduğunu hatırlattı Kadıköylüler.

Eski Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu ise şu görüşü belirtti:

“Bu alan dolgu alanı. Dolgu alanlarında; Kıyı Kanunu’na göre, emsali aynı amaçla ayrılan alanın yüzde 3’ünü, yüksekliği 5.50 metreyi aşmayan takılıp sökülebilir elemanlarla inşa edilen yapılar yapılabilir. Buraya toplam 34 bin metrekarelik inşaat yapılacak. Bu planla tüm alan imara açılıyor. Bu kıyı kanununa aykırıdır.”

Yapılması düşünülen caminin projesinde Haydarpaşa Garı yüksekliğinde olacağı, minare boyunun 70 metreyi bulacağı belirtiliyor. Aykurt Nuhoğlu, kendi görev süresi içinde, böyle bir cami için ne Kadıköy Belediyesi ne Büyükşehir Belediyesine halktan bir talep gelmediğini ekledi... 

MAZİMİZ 

Mülkiye’de aynı yıllarda okuduğumuz eski Hazine Müsteşarı ve iktisatçı Mahfi Eğilmez yazıyor:

“Ankara’da Adakale Sokak’ta iki katlı bir evin alt katında kiracı olarak otururduk. Mimar Kemal İlkokulu’nda ve Ortaokulunda okudum. Atatürk Lisesini, Mülkiye’yi bitirdim. Maliye Müfettişi oldum. Hazine Müsteşarlığına kadar yükseldim. Geriye dönüp baktığımda Adakale Sokak’taki ev çoktan yıkılıp yerine apartman yapılmış, Müsteşarlıklar kaldırılmış, Maliye Müfettişliği kaldırılmış, Mimar Kemal İlkokulu kaldırılmış, sırada Mimar Kemal Ortaokulu var. Geçmişimi neredeyse tümüyle kaybetmek üzereyim.

Şimdi düşünüyorum da nerede oturduğuma, nerede okuduğuma ve ne görevler yaptığıma ilişkin kanıt olarak gösterebileceğim pek bir şey kalmamış.

Kim bilir belki de hepsi bir hayalden ibaretti.”

Bizim yaşlarda olanların hikâyeleri benzeşiyor. Mazimizde ne var ne yok silindi…

Eskiden birkaç parça bir şey kalmışsa... Onların da ne eski tadı ne eski görüntüsü kaldı. 

ESENYURT 

Bir yakınımız Esenyurt Necmi Kadıoğlu devlet hastanesinde ameliyat oldu.

Yaklaşık 7 saat süren ciddi bir göğüs ameliyatı idi bu.

Doktor Cengizhan Şan Özdemir yaptı ameliyatı.

Yakınımız hastaneyi, hemşireleri ve doktorları öve öve bitiremiyor.

Daha önce tedavi gördüğü özel hastanelerde bile bu kadar özen ve titizlik görmediğini söylüyor.

Bir devlet hastanesinin bu kadar övülmesi dikkatimizi çekti.

Çünkü malum, devlet hastaneleri hasta yükü nedeniyle son yıllarda epey yıprandı. Beklenen hizmeti vermekte zorlanmaya başladı.

Necmi Kadıoğlu Hastanesi çalışanlarını kutluyoruz... 

ARI BEY 

İrlandalı yazar Jonathan Swift’ten küçük bir hikâye...

Adamın teki bir meyve ağacının tepesinde duran içi bal dolu küçük bir şişenin içine bir arının sürünerek girmek üzere olduğunu görünce ona şöyle demiş:

- Seni gidi aptal seni... Aklını mı oynattın...Görmüyor musun senin gibi yüzlerce arı şişenin içinde ölü yatıyor?

Arı bey bu sözlere şöyle cevap vermiş:

- Bu uyarıyı başkası yapsa anlardım ama siz insanlardan gelince anlamı olmuyor. Siz başkalarının aptallıklarından ders çıkarmadığınız gibi uyarılara da kulak asmazsınız. Ben şu şişenin içine defalarca düşüp şans eseri kurtulsam ve sonra tekrar girmeye çalışsam, ancak o zaman size benzerdim.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları