loading
close
SON DAKİKALAR

Almanları soyan çete

Murat Ağırel
Tarih: 16.04.2024
Kaynak: Murat Ağırel - Cumhuriyet

Murat Ağırel; Sonuçta dolandırıcılar, polis acil durum numarası 110’u yerel alan kodundan sonra ekrana koymak için sahtekârca bir yazılım kullanıyor. Halbuki bütün iş İzmir’den yürütülüyor.

“HAVALA” kitabımda gün yüzüne çıkmamış ilginç olaylar var. Bunlardan birine dikkat çekmek istiyorum. Bu olayda İzmir merkezli bir çetenin çağrı merkezi sistemi kurarak emekli Almanları nasıl dolandırdığı ortaya çıkıyor. 

Havala, bankacılık sistemi dışında gerçekleştirilen kayıt dışı bir para transfer yöntemi. Genellikle “Havaladar” denilen kuryeler kullanılarak döviz büroları ve kuyumcular üzerinden yürütülüyor. Sistem içerisindeki bir kuyumcuya gittiğinizde alacağınız ya da göndereceğiniz para, kuyumcualıcı-satıcı arasında olan bir şifre karşılığında size veriliyor ya da sizden alınıp aktarılıyor. Bu aktarma işini de Havaladar denen taşıyıcılar yapıyor. Para ne sisteme giriyor ne de dijital ortamda takip edilebiliyor. Hele bir de getirilen para için “Nereden buldun” sorusu sorulmayan Türkiye gibi ülkeler varsa orası Havala cenneti oluyor. Bu iş tamamen karaparanın taşınması, aklanması ve uyuşturucu gibi suç paralarının güvenle saklanmasını sağlıyor. İşte bu yüzden son yıllarda Türkiye’de mantar gibi çeteler baronlar ortaya çıkmış durumda. İzmir’deki çağrı merkezi dolandırıcılığı da bunun örneklerinden biri.

Gelin kitapta da yer alan film gibi olayı anlatayım...

Havala’daki kişilerin İzmir’deki çağrı merkezlerini kullanarak yüzlerce yaşlı Alman vatandaşını “sahte polis” dolandırıcılığıyla yüz milyonlarca dolar dolandırdığı anlaşılıyor. Bu sistemin başında olanlar Amar Sun ve Halit Demir... Türk ve Alman polisi işbirliğiyle sahte çağrı merkezi örgütü kıskıvrak yakalanıyor.

Operasyon, Almanya’nın Bremen kentinde bir kişinin, polis karakoluna gitmesiyle başlıyor. Doğrudan polise, “Benden aldığınız altınlar ne oldu? Geri vermediniz” diyor. Ne olduğuna şaşıran Alman polisi, kısa süre sonra gerçek durumu öğreniyor. Kendilerini polis olarak tanıtan birileri, “Sizin mahallede hırsız yakaladık. Hırsızın üzerinde sizin adres bilgileriniz vardı. Bu hırsızın iki arkadaşı kaçak durumda. Sizin eve girebilirler. Altın ve paranız varsa korumaya almamız lazım” diyerek Almanı dolandırmış. Sonradan anlaşılıyor ki ülke genelinde böyle benzer çok şikâyet var. Polisin yaptığı incelemede, dolandırıcıların İzmir’den aradıkları tespit ediliyor. 

Almanya’daki soruşturma evrakında Halit Demir’in, Türk-Lübnanlı “Saado” örgütünün bir üyesi olduğu belirtiliyor. Sosyal medyada lüks yaşantısını sergilemekten kaçınmadığı da görülüyor. Halit Demir, işlediği suçlar nedeniyle Almanya Sauerland’den memleketi Türkiye’ye sınır dışı ediliyor.

Türkiye’ye gelince de çektiği videolarında süper gangster gibi davrandığı anlaşılıyor. Kendisine “Papa Kralle” adını veriyor. Halbuki kardeşiyle birlikte İzmir’deki çağrı merkezi aracılığıyla Almanya’daki binlerce emekliyi dolandırıyor.

Soruşturma evrakında bir ses kaydının deşifresi de paylaşılıyor. Demir’in çetesi, hırsız olduğu iddia edilen kişiler hakkında ihbarda bulunarak yakındaki istasyona isimsiz bir çağrı yapıyor. Bayan B’nin ise devriyenin ihbar üzerine evinin önünden geçtiğinden haberi olmaması işlerin dolandırıcıların istediği gibi gitmesini sağlıyor. Yaşlı kadın yavaş yavaş istenen tüm bilgileri veriyor. Kurban hiçbir şeyden şüphelenmiyor.

Sonuçta dolandırıcılar, polis acil durum numarası 110’u yerel alan kodundan sonra ekrana koymak için sahtekârca bir yazılım kullanıyor. Halbuki bütün iş İzmir’den yürütülüyor. Yaşlı kadının tüm birikimini de bir çantaya koydurarak sahte polislere teslim etmesini sağlıyor.

Böyle sadece bir örnek yok. Münih, Stuttgart, Hannover, Kiel, Köln, Düsseldorf... Her yerde dolandırıcılar Türk çağrı merkezleri aracılığıyla yaşlı Almanları kandırıyor. Müfettişler örgüt üyelerini belirlemeyi başarıyorlar. Bazen 20 bin Avro kadar oluyor bazen milyonlarca.

Operasyonda şüphelilerin ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda yaklaşık 1.5 milyon Avro, 200 bin dolar, 150 bine yakın TL, 5 kilograma yakın altın bulunuyor. El koyulanların toplam değerinin 500 milyon dolar olduğu belirtiliyor. Şüpheliler hakkında hazırlanan 181 sayfalık iddianamede, 25 Alman vatandaşı, mağdur sıfatıyla yer alırken 24 farklı eyleme yer veriliyor.

Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan HAVALA kitabımda bu ve bunun gibi daha birçok olayı gerçek kişiler, olaylar ve fotoğraflarla anlatıyorum.

İyi okumalar...

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları