loading
close
SON DAKİKALAR

II. İnönü Zaferi: ‘Milletin Kötü Kaderini Değiştiren Zafer’

Sinan Meydan
Tarih: 01.04.2026
Kaynak: Sinan Meydan - Cumhuriyet

Sinan Meydan; Emperyalist işgalcilere ve yerli işbirlikçilerine karşı kazanılan Türk Kurtuluş Savaşı’nın en önemli zaferlerinden biri durumunda ki II. İnönü Zaferi, Atatürk’ün ifadesiyle “milletin makûs talihini (kötü kaderini) değiştirmiştir.”

“Siz orada yalnız düşmanı değil, milletimizin makûs talihini (kötü kaderini) de yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara yazılı topraklarımızla birlikte bütün yurt bugün, en kıyıda köşede kalmış yerlerine kadar zaferinizi kutluyor.” (M. Kemal Atatürk, 1 Nisan 1921)

105 yıl önce bugün, 1 Nisan 1921’de II. İnönü Zaferi kazanıldı. Emperyalist işgalcilere ve yerli işbirlikçilerine karşı kazanılan Türk Kurtuluş Savaşı’nın en önemli zaferlerinden biri durumunda ki II. İnönü Zaferi, Atatürk’ün ifadesiyle “milletin makûs talihini (kötü kaderini) değiştirmiştir.”

I. İNÖNÜ MUHAREBESİ

15 Mayıs 1919’da emperyalist ülkelerin koruması altında İzmir’i işgal eden Yunan ordularının Ocak 1920’de Anadolu içlerinden Ankara’yı hedef alan saldırıları TBMM’nin yeni kurduğu Türk düzenli orduları tarafından ilk olarak İnönü’de durduruldu. I. İnönü Muharebesi sırasında Türk ordusu iki ateş arasında kalmıştı; bir tarafta işgalci Yunan orduları, diğer tarafta isyancı Ethem kuvvetleri...

Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü anlatıyor:

“6 Ocak’ta Yunan ordusunun Bursa cephesinden ileri harekâta geçtiğini haber aldığımda ben Gediz’de bulunuyordum. (...) Yunan kuvvetlerini İnönü’de karşılayacaktım. (...) 10 Ocak I. İnönü Muharebesi’nin en şiddetli günüdür. Biz cepheye yetiştiğimiz zaman Ankara’dan da peyderpey kuvvetler geliyordu. 9 ve 10 Ocak’ta şiddetli muharebeler yaptık. (...) 10 Ocak’ta düşman direnişi kırıldı, iradesi çöktü, çekildi. Tekrar ve telaşla eski yerine kadar gitti. (...) Bu muharebede, düşman harekâtı ile Ethem hareketi beraber olmuştur. Biz İnönü’de Yunanlarla savaşırken İzzettin Bey Kütahya’da Ethem kuvvetleriyle savaşıyordu. (...) Kütahya’da muharebe üç gün sürmüştür. Nihayet Ethem, cepheyi terk ederek kaçmaya mecbur oldu. (...) Kendisi, kardeşleri ile birlikte Yunanlara iltica etti...” (İnönü, s.230-232)

I.İnönü Zaferi’nin önemli sonuçları oldu. Her şeyden önce bu zafer TBMM’yi güçlendirdi. 20 Ocak 1921’de “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diye başlayan 1921 Anayasası, 12 Mart 1921’de İstiklal Marşı kabul edildi. Bu zafer, Türklere moral ve özgüven kazandırdı. Yunanları şaşırttı. Yunan ordusuna özgüven kaybettirdi. İtilaf devletlerini telaşlandırdı. Bu nedenle Sevr Antlaşması’nı gözden geçirmek zorunda kaldılar. Bu amaçla Londra Konferansı’nı topladılar. (21 Şubat 1921) Türk-Sovyet yakınlaşmasını hızlandırdı. 16 Mart 1921’de TBMM ile SSCB arasında Moskova Antlaşması imzalandı.

İlk kez İnönü’de düşmanın durdurulması önemliydi, ancak yeterli değildi. İsmet İnönü hatıralarında, I. İnönü Muharebesi’nde ele edilen zaferi, siyasi amaçları sağlayacak kesin bir zafer olarak görmediklerini ve başlayan askeri harekâtın devam edeceğini bildiklerini belirterek, o günlerde “zayıf yerimiz seferberlik yapamamaktı” diyor ve II. İnönü Muharebesi öncesindeki durumu şöyle betimliyor: “Gerek insan, gerek malzeme ve teçhizat bakımından vatan kudretinden istifa edemiyoruz. Savaş yüklerinden memleket o kadar yorgun ki, bu hususta bir teşebbüse geçmek mümkün olmuyor. II. İnönü Muharebesi’ne bu şartlar içinde başladık. Ancak teşkilat yapabildik. Mümkün olan ikmal efradını, depolarda duran silahlardan ne bulabildiysek onları aldık; disiplinli, talim ve terbiyeli bir ordu yapmaya çalıştık. Ocak ayında I. İnönü Muharebesi oldu. Ordu için istirahat imkânı olmadığından aralıksız talim ve terbiye ile uğraşıyoruz.” (İnönü, s. 235)

II. İNÖNÜ MUHAREBESİ

I.İnönü Muharebesi’nden sonra İtilaf devletleri, Londra Konferansı’nı topladılar. Aslında bu konferans bir tuzaktı. İç isyanların bastırılması, İnönü’de düşmanın durdurulması üzerine İtilaf devletleri Sevr Antlaşması’nı biraz yumuşatarak diplomatik yolla Türkiye’ye kabul ettirmek istiyordu. Ayrıca İsmet İnönü’nün ifadesiyle “Londra Konferansı ile memlekette kesif bir barış propagandası başladı. Biz konferanstan fazla bir şey beklemiyor ve mücadele azmini gevşetmemesi için uğraşıyorduk. Nihayet müzakereler kesildi.” (İnönü, s. 236)

II.İnönü Muharebesi  öncesinde iki ordunun silah durumu şöyleydi:

Türk kuvvetleri: 34.175 tüfek, 235 ağır makineli tüfek, 55 hafif makineli tüfek, 3.500 kılıç, 104 top. Buna karşın Yunan kuvvetleri: 41.550 tüfek, 7.20 ağır makineli tüfek, 3.134 hafif makineli tüfek, 3.100 kılıç ve 220 top. (Akşin, s.264)

Yunan ordusu her bakımdan daha güçlüydü. İsmet İnönü’nün deyişiyle “İkinci İnönü Muharebesi tam bir askeri harekettir. Yunanlar bu muharebede bizim kuvvetimizden iki-üç misli bir kuvvetle harekâta giriştiler...” (İnönü, s. 238)

Yunan ordusu, daha Londra Konferansı bitmeden, 23 Mart 1921’de, Bursa ve Uşak yönlerinden harekete geçti. Türk tarafı için Eskişehir yönü daha önemli olduğundan İsmet Paşa, ordunun önemli bir bölümünü İnönü mevzilerinde topladı.

Muharebenin başlarında Yunanlar Dumlupınar, Bilecik ve Afyon’u işgal ettiler. 26 Mart 1921’de İnönü mevzilerine dayanan Yunan ordusu, 28 Mart 1921’de İnönü mevzilerine saldırdı. İnönü mevzilerinin sağ bölümünde Metristepe taraflarındaki birlikleri İzzettin Bey kumanda ederken, solda Arif Bey’in tümeni vardı.

Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa anlatıyor:

“28, 29 ve 30 Mart günleri dehşetli muharebeler oldu. Kıyasıya muharebe ediyoruz. İki tarafın avcı hatları hem sağ tarafta hem sol tarafta birbirine karıştı. Tedbirler alıyor, kumandanlara tebliğ ediyorum. Birlikler mevzilerinden çıkmaya mecbur olurlarsa daha geride düşmandan ayrılmadan yer tutacaklar. Adım adım muharebe edeceğiz. Muharebe gece gündüz durmadan devam ediyor. Cepheler girintili, çıkıntılı bir hal aldı. Düşmanla burun burunayız. Karşılıklı cepheler, yakın cepheler, tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi. Bir tepeyi bir yeri kaybedince hemen karşı taarruzla geri almaya çalışıyoruz. Süngü muharebeleri yapıyoruz. Süngüsü olmayan askerler tüfeklerinin dipçikleri ile dövüşüyorlar.” (İnönü, s. 239)

Öyle bir an geldi ve düşman baskısı öylesine arttı ki, İsmet Paşa, İnönü yönündeki karargâhını Eskişehir yönüne, Çukurhisar’a nakletmek zorunda kaldı. (Aydemir, s. 437) Mustafa Kemal Paşa’nın (Atatürk’ün) ve meclisin güvenliğinden sorumlu Muhafız Alayı bile cepheye gönderildi. (Akşin, s.265-266)

Muharebe sırasında Yunan ordusu, Anadolu’ya Ethem imzalı bildiriler attı. Ethem özetle “Yenileceksiniz! Direnmeyin! Teslim olun!” diyordu. (Akşin, s.265; Tansel, s.79)

Süngü savaşları korkunç bir boğazlaşmaya döndü. Sırtlar birkaç kez el değiştirdi. Yunan kuvvetleri Metristepe’yi işgal etti. 29 Mart 1921 günü BMM Muhafız Taburu ile Cemil Cahit Bey’in emrindeki alay, öğle üzeri ve öğleden sonra cepheye yetiştiler. Cephenin sol kanadındaki düşman baskısı giderek artıyordu. Bunun üzerine İsmet Paşa Metristepe’den sol kanada geçti. 31 Mart 1921’de Türk taarruzu başladı. İsmet İnönü’nün anlatımıyla “Düşündüğüm karşı taarruzu yaptım. Düşman sağ kanadına yüklendim. Burun buruna muharebe ediliyor, düşman direniyordu. Nihayet İzzettin Bey de sağımızdan karşı taarruza geçti, düşman cephesini çökertti.” Bu sırada İsmet Paşa, cephenin sağ kanadına geçip muharebeyi oradan yönetti. (İnönü, s. 239- 241) Sonunda Yunan ordusu yenilip geri çekilmeye başladı. Böylece II. İnönü Muharebesi kazanıldı. (Aydemir, s. 438; Akşin, s.265; Tansel, s.80)

MİLLETİN KÖTÜ KADERİ DEĞİŞTİ

Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, 1 Nisan 1921’de, akşam saat 18.30’da cepheden Ankara’ya şu telgrafı çekti:

“Saat 18.30’da Metristepe’den gördüğüm durum: Gündüzbey kuzeyinde sabahtan beri direnen ve artçı olduğu sanılan bir düşman birliği sağ kanat grubunun saldırısı üzerine dağınık olarak çekiliyor. Yakından kovalanıyor. Hamidiye yönünde karşılaşma ve çatışma yok. Bozüyük yanıyor. Düşman binlerce ölüsüyle doldurduğu savaş alanını silahlarımıza bırakmıştır. Batı Cephesi Komutanı İsmet”

TBMM Başkanı Mustafa Kemal (Atatürk), Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın bu telgrafına, aynı gün şu tarihi yanıtı verdi:

“Bütün dünya tarihinde, sizin İnönü Meydan Muharebelerinde yüklendiğiniz görev kadar ağır bir görev yüklenmiş komutanlar pek azdır. Milletimizin bağımsızlığı ve varlığı, çok üstün yönetiminiz altında şerefle görevlerini yapan komuta ve silah arkadaşlarınızın duyarlığına ve yurtseverliğine büyük güvenle dayanıyordu. Siz orada yalnız düşmanı değil, milletimizin makûs talihini de yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara yazılı topraklarımızla birlikte bütün yurt bugün, en kıyıda köşede kalmış yerlerine kadar, zaferinizi kutluyor. Düşmanın yurdumuzda yayılma tutkusu, azminizin ve yurtseverliğinizin yalçın kayalarına başını çarparak paramparça oldu. (...) BMM Başkanı Mustafa Kemal.” (Nutuk, s. 838; İnönü, s. 241)

1683 Viyana Bozgunu’ndan beri Türklerin Batı karşısında sürekli savaş kaybetmesi adeta bir “kötü kader” haline gelmişti. İşte 1921’de II. İnönü Zaferi bu kötü kaderi değiştirdi.

8 Nisan 1921’de Aslıhanlar Muharebesi yapıldı. Yunanlar Afyon’dan Dumlupınar mevzilerine çekilmek zorunda kaldılar. Çekilirken geçtikleri yerleri yaktılar. Bilecik’i ve Söğüt’ü yerle bir ettiler. Türkleri katlettiler. (Tansel, s.82, 87-88; Akşin, s. 273-286; Türk İstiklal Harbi, s. 511)

II. İNÖNÜ ZAFERİ’NİN ETKİSİ

Yunan ordularının ikinci kez İnönü’de durdurulması üzerine Anadolu’nun her yerinden TBMM’ye tebrik telgrafları yağdı. Birçok yerde Meclise bağlılık mitingleri yapıldı. Milletvekilleri aralarında para toplayarak gazilere hediyeler aldılar, yaralıları ziyaret ettiler. 6 Nisan 1921 Çarşamba günü Ankara Mekteb-i Sultanisi’nde ve 14 Nisan 1921 Perşembe günü de Hacı Bayram Camii’nde şehitler için mevlit okutuldu. Gazeteler, II. İnönü Zaferi’ni etkili manşetlerle ve heyecanlı yazılarla okurlarına duyurdular. Örneğin, 6 Nisan 1921 günü İkdam gazetesinde, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), “İnönü Yahut Metristepe’den Görülen Şeyler” başlığı altında zaferi şöyle anlatıyordu: “Ey ulvî hâdise! Hiçbir kalem, hiçbir dil senin büyüklüğünü ve azametini anlatmaya yetmez... 337 senesi 31 Mart akşamı, İsmet Paşa adlı bir serdârın kılıcı, tıpkı bundan 600 yıl şu kadar sene evvelki serdarın kılıcı gibi tarihi ikiye böldü. Dört-beş günden beri bütün Şark âlemi ve bütün Asya için yeni bir devir açılmıştır...” II. İnönü Zaferi yurdun dört bir yanında “bayram” gibi kutlandı. Örneğin Kastamonu’daki kutlamalarda konuşmacılar, zaferden “bayram” olarak söz ettiler. Örneğin Mektebi Sultani öğretmenlerinden Kemal Bey konuşmasına “Muhterem kardeşler, Türkler! Bugün büyük bir zafer bayramını idrak ediyoruz” diye başladı.

***

Sonuç olarak, Türkiye’de Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının küçümsediği, II. İnönü Muharebesi, Kurtuluş Savaşı’nın hem en önemli muharebelerinden hem de en büyük zaferlerinden biridir. İsmet İnönü’nün anlatımıyla “Düşmanla burun buruna... Karşılıklı cepheler, yakın cepheler, tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi. Bir tepeyi bir yeri kaybedince hemen karşı taarruzla geri almaya çalışıyoruz. Süngü muharebeleri yapıyoruz. Süngüsü olmayan askerler tüfeklerinin dipçikleri ile dövüşüyorlar. (...) İkinci İnönü Muharebesi çok kanlı olarak 4 gün sürmüştür.” (İnönü, s. 238-239)

II. İnönü Zaferi TBMM’yi güçlendirmiş, orduya güven, millete moral, düşmana ise korku vermiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün deyişiyle II. İnönü Zaferi, “yalnız düşmanın değil, milletimizin makûs talihinin de yenildiği” zaferdir. Bu zafer, 1922’deki Büyük Zafer’in habercisidir.

Kutlu olsun!

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları