loading
close
SON DAKİKALAR

Er mektubu: Görülmüştür

Yazgülü Aldoğan
Tarih: 03.11.2022
Kaynak: Yazgülü Aldoğan - Cumhuriyet

Yazgülü Aldoğan; Mektubun en çok içime oturan yanlarından biri de bu gencin, onlarla hiç de aynı görüşte olmamasına rağmen, FETÖ’cü kabul edilip onlarla aynı koğuşa koyulmuş olması!

“15Temmuz’da olup bitenler aydınlatılmadan hiçbir şey yolunda gitmeyecek! O gece darbe yapılacağını Şirin Ünal, Erdoğan’a haber vermişti! Bu darbe teşebbüsünden kim kazançlı çıktı? 15 Temmuz altın dönemini yaşıyor” 

O gece şehit olduğu kabul edilen 251 kişiden birinin annesi, birinin eşi olan bir kadın, Nihal Olçok soruyor bu soruları! Halk TV ekranına ikinci kez çıkıp anlatan Nihal Olçok’un benim için en ilginç ve yeni açıklaması ise 16 Temmuz sabahı saat 9’da aldığı telefon: “Köprünün ayağındaki keskin nişancıyı öldürdük!” Oğlu Abdullah Olçok sırtından vuruldu! Yaylım ateşiyle değil özel hedef olarak. Annesinin iddiasına göre babası Erol Olçok’un nasıl vurulduğunu anlatmasın diye. Bu gerçekler Meclis’te açılan komisyonda açığa çıkarılamadı. Rapor önce hasır altı edildi. Komisyon Başkanı Reşat Petek hakkında söylenmedik kalmadı. Hukuk bürosu var, beni de dava etti, ceza yedim, tazminat ödedim, helal olmasın.

YA HAKSIZ CEZALAR

O gecenin kurbanları sadece siviller değildi, emir komuta zinciriyle nasıl bir oyuna geldiklerini bilmeyen yüzlerce er, askeri öğrenci, uzman çavuş, hatta subay. Bazıları o gece öldürüldü, yakalananlara ağır eziyet edildi, çok adil olmayan koşullarda yargılandılar ve erler dahil, müebbet gibi çok ağır cezalara çarptırıldılar. Ne kadarı haklıydı?

MEKTUPLAR

Çok uzun yıllardır cezaevlerinden en çok mektup alan köşe yazarlarından biriyim. Suçun niteliğine bakmaksızın hak ihlallerine, insan haklarına önem verdiğim için! Cezaevleri ZİNDAN değildir, çağımız hukuk anlayışında cezanın amacı suçluyu topluma kazandırmaktır, ya da zarar vermesini önlemek için toplumdan tecrit etmektir. Zulüm ve işkence yapmak uygar bir devletin yaptırımı olamaz. İşkence, ille de fiziki olmaz, hücreye kapatmak, aynı koğuşa alabileceğinden fazla insanı doldurmak, soğukta, ya da sıcakta bırakmak da işkencedir. İşte bunun için dertlerini anlatmaya çalışırlar, mektup yazarlar. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kendilerini cezaevinde bulan ve ne olduğunu anlamayan erlere, öğrencilere kayıtsız kalmayanlardanım. Bu girişimin asıl mimarları neredeyse ceza almadan ortadan kaybolur ya da serbest bırakılır, hatta önemli mevkilere getirilirken emir komuta zinciri içinde en alttaki, tek suçları getirildikleri yerde bulunmak olan erler, askeri öğrenciler, küçük rütbeli subaylar ağır cezalar aldılar. Müebbet hapis gibi cezalarla diri diri ölüme mahkûm edildiler. Şimdi bu kanayan yaraya Ana Muhalefet Partisi CHP’nin de nihayet eğildiğini ve İnsan Hakları Grubu’nun 15 kişilik bir heyetle en çok şikâyet gelen cezaevlerini ziyaret edeceğini öğrendim.

MÜEBBET ÖLÜMDÜR!

Masamdaki mektuplardan birinden alıntı yapacağım. İBB davasında yargılanıp ceza alan 31 erden biri yazan. 31 er müebbete mahkûm olurken komutanları asteğmen tek başına tahliye oluyor! Orada olmaları emrini veren kim? Tek başına tahliye olan asteğmenin ağabeyinin doğuda bir şehirde AKP il başkanı, kendisinin de kayıtlı parti üyesi olması mı onu kurtaran?

Van, Ordu, Kırşehir’de tutuklu bulunan üç erin tabutluk tabir edilen araçlarla mahkemeye getirilip hücrede bekletilirken asteğmenin SEGBİS’le ifadesinin alınması da başka bir ayrıcalık.  

Altı buçuk yıldır yatıyor bu gençler! Aileleri, sevenleri, yakınlarının bünyeleri bu acıya dayanamıyor artık, onların yakınmalarına da kulak veriyorum. Evladınızı öpe koklaya, vatani görevini yapmaya yollamışsınız, bir katakulli olmuş, uymak zorunda oldukları bir emirle sokağa çıkarılmış bu gençler kendilerini oyunun içinde bulmuş, sonra da canını kurtaran hapiste! Kafası kesilen, linç edilen, köprüden atılanları saymıyorum. Altı buçuk yıldır yatanların kiminin ailesinin imkânları yok. Evlatlarını görüşe bile gidemiyor! Yardım edemiyor. Gençler tek başlarına bekliyorlar orada!

FETÖ’CÜ DEĞİLİM!

Mektubun en çok içime oturan yanlarından biri de bu gencin, onlarla hiç de aynı görüşte olmamasına rağmen, FETÖ’cü kabul edilip onlarla aynı koğuşa koyulmuş olması! “Onlarla tek başıma mücadele ediyor, fikirlerine, propagandalarına karşı duruyorum ama Cumhuriyet çocuğu olduğumu kimse umursamıyor!” diyor. “Birilerinin şahsi ihtirasları için bozuk para gibi harcandık. Var olma mücadelemizi unutmadık. Ama ne tarafa baksak yangın yeri. Cumhuriyetimizin çaresizce ellerimizden kayıp gittiğine mi, devrimler dinamitlenirken sahip çıkamadığımıza mı yanalım?”

Hayatının en güzel yıllarından altı buçuk yılını cezaevinde ha bugün ha yarın umuduyla geçiren ve yaşadığı kâbus bir türlü bitmeyen bu gençlerin en büyük acısı, yaşanmakta olan adaletsizlikler ve artık adalete güvensizlik! CHP İnsan Hakları Grubu bir dökümünü yapsın: 15 Temmuz davalarında kaç komutan tahliye olmuş, kaç öğrenci, kaç er hâlâ tutuklu? Kim suçlu, kim güçlü? Herkes hüküm giysin değil, gerçek darbeciler, FETÖ’cüler ortaya çıkarılsın, onlar hüküm giysin; suça alet edilip günah keçisi yapılan erler, uzman çavuşlar, öğrenciler, stajyer astsubaylar, teğmenlerin durumu daha ince araştırılsın. Komutanların içinde direnenlerin mahkûm edildiği, örgütleyenlerin kaçtığı ya da serbest bırakıldığı söylentileri de var, ama bunları hukukçular incelesin, araştırsın, onlar açıklasın. 

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları