CHP Antalya Milletvekili Av. Gürkut Acar, HSYK’da yapılması öngörülen düzenlemelerle, tüm yetkilerin Adalet Bakanı’na verileceğine dikkat çekti...
CHP Antalya Milletvekili Av. Gürkut Acar, HSYK’da yapılması öngörülen düzenlemelerle, tüm yetkilerin Adalet Bakanı’na verileceğine dikkat çekerek, “Bu düzenlemelerle Erdoğan tek seçici, karar verici haline gelecek. HSYK’yı Receptay haline getirmeyiniz” dedi.
CHP Antalya Milletvekili Av. Gürkut Acar, TBMM Adalet Komisyonu’nda, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanun Teklifi ile ilgili yaptığı konuşmada, Türkiye’nin çok uzun zaman önce hukuk devleti olmaktan çıktığını söyledi.
Başbakan’ın yargıya yönelik “Ulemaya sorun”, Artık bıçak kemiğe dayandı”, “Bu kararlar ideolojik”, “Kuvvetler ayrılığı engel” açıklamalar yaptığına dikkat çeken Acar, “Bu zihin yapısına sahip bir başbakanın yönetiminde Türkiye zaten bir hukuk devletine dönüşemezdi ve şimdi geldiğimiz nokta da budur. Hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı çok uzun zamandır rafa kaldırıldı” dedi. TBMM’den mahkeme kararlarının uygulanmaması için kanun çıkarıldığını hatırlatan Acar, “AKP iktidarı, mahkeme kararları uygulanmasın diye TBMM’den kanun çıkardı. Özelleştirme yargının işlemediği bir alan hâline getirildi ve bu kanunu Anayasa Mahkemesi iptal etti. Bu karar üzerine Başbakan ‘Anayasa Mahkemesi millî iradenin üstünde değildir’ diyor. Bu özelleştirmenin içinde TÜPRAŞ’ın yüzde 14,76’sının kapalı kapılar ardında İsrailli iş adamı Sami Ofer’e satışı var. Balıkesir SEKA var, limanlar var. 305 milyon dolarlık Seydişehir Eti Alüminyum AŞ özelleştirmesi kapsamında bedava verilen 2 milyar dolarlık Oymapınar Barajı var. Bunların tümünün ülkeye verdiği zarar 10 milyar dolar düzeyindedir. Yargı, 10 milyar dolarlık zararı önleyecek karar alacak, siz buna ideolojik deyip, kanunla yargının etrafında dolanacaksınız, bunun adına hukuk, bu ülkeye de hukuk devleti denecek. Bu mümkün değildir” dedi.
-BAŞBAKAN HER YOLU MÜBAH GÖRÜYOR-
Yargıya iktidar müdahalesinin bir örneğinin de “MİT soruşturması” olduğunu kaydeden Acar, bu süreçte yargının, kanun çıkıncaya kadar iktidar gücüyle durdurulduğunu kaydetti. İstanbul’da başlatılan yolsuzluk soruşturmalarında da benzer bir müdahalenin söz konusu olduğunu vurgulayan Acar, “TBMM Başkanı ‘Anayasa 138 çökmüştür’ diyor. Sokakta gezen biri bunu söylese anlarım. Bunu, TBMM Başkanı söylüyor. Mahkemelerin bağımsızlığı kalmadıysa, 138’inci madde çöktüyse adalet çökmüştür ama onu çökerten bu iktidarın ve Hükûmetin bizzat kendisidir. Şimdi, 17 Aralık soruşturmasıyla hukuksuzluğun, yargıya müdahalenin zirve yaptığı, hukukun, adaletin olmadığı, hukuk güvenliğinin Başbakanın iki dudağı arasında olduğunun kanıtlandığı, aslında en kaba şekilde gözümüze sokulduğu bir süreci yaşıyoruz. Başbakan, 4 Bakan ve çocuklarının adlarının karıştığı yolsuzluk ve rüşvet olaylarını örtebilmek, kendi oğlu Bilal Erdoğan’a uzanacak yolsuzluk soruşturmasının önünü kesebilmek için her yolu mubah gören bir anlayışla saldırıyor.
Başbakan, devlet adamı olmadığını kanıtlamıştır ve yolsuzluk soruşturmasını Türkiye’de Anayasa’nın hukuk devleti ilkesinin, kuvvetler ayrılığı ilkesinin, mahkemelerin bağımsızlığının yok edildiği bir aşamaya getirmiştir” diye konuştu.
-KUMPAS KURAN POLİS-
Başbakan’ın “Paralel devlet, devlet içinde devlet” diyerek, yolsuzluğu örtmeye çalıştığını, ancak bu yolsuzluklardan Başbakan’ın bilgisi olduğunu söyleyen Acar, “MİT’in 18 Nisan 2013 tarihli doğrudan Başbakana verdiği bir rapor var. MİT diyor ki: ‘Bakanların Zarrab ile ilişkisi ortaya çıkarsa Hükûmet zor durumda kalır’ 18 Nisan 2013’te Başbakanın masasına konuluyor bu rapor yani olay yeni bir olay değil” dedi.
Bu süreçte mahkemelerin tedbir ve gözaltı kararlarının uygulanmadığını, ifadeye çağrılan emniyet müdürünün ifade vermeye gitmediğini kaydeden Acar, istifa eden İçişleri Bakanı Muammer Güler’in polislere yönelik sözlerini de tepki gösterdi. Acar, “İçişleri Bakanı diyor ki: ‘Konuşma tapelerine ekleme yapılmış’. Yani diyor ki: ‘Polis teşkilatı yasalara ve mevzuata uygun davranmıyor, masum insanlara komplo kuruyor, tuzak kuruyor, kumpas kuruyor.’ Bunu kim söylüyor? İçişleri Bakanı olarak polisin bizzat başındaki isim söylüyor. Tuzak kuran, komplo kuran, tapelere ekleme yapan polis nasıl oluyor, nasıl olabiliyor? Bunu yapıyorsa da bizzat sorumlusu sensin çünkü polisin başındaki adam sensin. Bunun da hesabını vermen lazım” dedi.
-372 ŞİKAYET SIFIR SORUŞTURMA-
AKP’nin 17 Aralık’a kadar HSYK’nın herşeyine kefil olduğunu, bu tarihten sonra ise HSYK’nın “nefret edilen kurum”a dönüştüğünü kaydeden Acar, “Balyoz ve Ergenekon davalarıyla ilgili sordum. Hakim ve savcılarla ilgili 372 şikayet olmuş, ama tek bir soruşturma yok. Ceza verilen tek bir hakim ya da savcı yok. Yani iktidarınızın işine geldiği sürece şikâyetlere, kulaklarınızı tıkadınız. Şimdi, vatan haini sayacaksınız. Şimdi HSYK telifiyle neredeyse yargı tamamen Adalet Bakanına bağlanıyor. Biz Adalet Bakanı HSYK’dan çıksın derken bakan tam tersine, tek yetkili hâline getiriliyor. Adalet Bakanı Sayın Bekir Bozdağ ne diyor? ‘3 kişi hakkında bu incelemeyi yaptırmayacağım’ diyor. Kim bu 3 kişi? Bunlar yolsuzluk soruşturmasını yürütenler. Bunlar incelenecek, engellemeye çalışanlar soruşturulmayacak” dedi.
-HSYK YERİNE RECEPTAY-
HSYK’nın tüm yetkilerinin Adalet Bakanı’na verilmesinin yargıyı çalışyamaz hale getireceğini kaydeden Acar, şöyle devam etti:
“Olağanüstü koşullar altında olağan hukuk yapılamaz değerli arkadaşlarım. Günü kurtarmak, bir yolsuzluğu örtmek için hukuk yaptığınızda bu sakat bir hukuk olacaktır. Türkiye hukuk devleti olmaktan çıkmıştır. 12 Eylül 2010 referandumunda Hükûmet tarafından ‘devrim’ diye sunulan HSYK şimdi ‘darbeci’ olmakla suçlanıyor. HSYK, yargı sisteminin vanasıdır. Oradan sisteme katılan yargı gücü alt katlarda yasalar ve hukuk ilkeleri çerçevesinde dağıtılır. Hükûmet o vananın tümüyle kendi elinde olmasını istiyor. Taslağa göre tüm hâkim ve savcıların kaderi Adalet Bakanında olacak, bakanın kaderi de Başbakan’da olduğuna göre, Erdoğan tek seçici, karar verici hâline gelecek.
‘RECEPTAY’ diye kısaltabileceğimiz bir kurum daha oluşacak. Biz sizi buradan tarihsel sorumluluğumuzla uyarıyoruz. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu lütfen ‘Receptay’ hâline getirmeyiniz.”
Vişne Haber Ajansı