Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin MYK toplantısı devam ederken, ''Başbakan ABD’’den Obama’nın görüşünü öğrenemeden dönmüş'' dedi...
Merhaba arkadaşlar, öncelikle hepinize iyi günler diliyorum. Bugün MYK’mızın birkaç ana maddeleri gündemle ilgili onları sizlerle paylaşmak istiyorum. Birincisi dış politikayla ilgili. Ve en son Sayın Başbakan’ın ABD gezisi, Suriye politikası, ekonomi, son dönemlerde Sayın Başbakan’ın her yurtdışı dönüşünde bir sürprizle karşılaşıyoruz. Seçim ve dördüncü madde yine yatılı bölge okullarının kapatılması. Benzer bir sürü gündem maddeleri var. Bunlarla ilgili MYK’mızın gündem maddeleri. Bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Doğrusu dış politikayla ilgili, Sayın Başbakan’ın ifadeleriyle başlamak istiyorum. Dün havaalanında Sayın Başbakan, ABD’deki yaklaşık bir haftalık gezisiyle ilgili olarak soruları yanıtlarken, Obama’nın görüşünü öğrenemeden döndüğü anlaşıldı. ABD dönüşü gazeteciler Sayın Başbakan’a Obama’nın çizgisine yaklaştığınız yorumları yapılıyor ne dersiniz sorusunu sordular. Cevap şöyle; Obama’nın çizgisi nedir bunu öğrenmek lazım. Öğrenirsem o çizgiye yaklaşıp yaklaşmadığımız daha net ortaya çıkar demişti Sayın Başbakan.
Şimdi Sayın Başbakan bir haftadır Obama’yla görüşmelerde doğrusu bunları soramamışsa herhalde bundan sonrada bu soruların cevabını çok zor alacak diye düşünüyorum.
Şimdi uzun süredir cevabını beklediğimiz ve kamuoyundan net bir cevap alamadığımız Hatay’daki vahim olayla ilgili konuya geçiyorum.
Değerli arkadaşlar, ABD’de de gündeme gelen ve masadaki temel konuların bir tanesi de buydu. Rakka şehri 4 Mart’tan itibaren, Sayın Başbakanın Lojistik destek veriyorum dediği çeşitli örgütlerin merkezi haline dönüşmüştür. Kimine göre 15 örgüt, kimine göre sayısal olarak daha fazla olan örgütlerin barındığı yerdir. Bunu da MİT’in raporunda çok açık bir şekilde Rakka şehrinde El Nursa yani El Kaide örgütünün bir alt örgütü bombalı araçlarla ABD üslerini bombalayacağı istihbaratı var. Doğrusu bu istihbarat neden değerlendirilemedi ve ABD’de Obama özellikle bu örgütlerle ilgili, çünkü aynı istihbarat Amerikan istihbaratına da gidilmiştir. Türkiye’ye, Sayın Erdoğan’a bu örgütlerle aranıza mesafe koyun demiş miydi dememiş miydi bunların hepsinin sorularının cevabının olması gerekiyor.
Değerli arkadaşlar, kısacası bütün bu darbeleri, bütün bu antidemokratik uygulamaları hep konuşmuşuz, 30 yıldır siyasette olan bir insan olarak söylüyorum. İşte bir anayasa değişikliği tartışmasının olduğu bir dönemde. Ama ne yazık ki otoriter bir şeyden vazgeçilemiyor. Uygulamalara baktığımızda uygulamaların ne yazık ki Evren uygulamalarından çok farklı olmadığını da çok somut bir şekilde belgelerle, bilgilerle sizlere sunabiliriz. Ne fark etti? Evren döneminde de biz işte siyasetin içindeydik. Daha gençlik kollarındaydım. İnanın hiçbir şey fark etmiyor. En azından o döneme baktığımızda o dönemde şu uygulama yoktu. Bilim yuvası dediğimiz üniversiteler son derece her şeye rağmen özerkti ve bilim adamları kendi düşüncelerini çok açık bir şekilde ifade edebiliyorlardı. Şimdi bilim adamları kendi düşüncelerini ifade edemiyor.
Başbakan Obama’nın görüşlerini öğrenemeden dönüyor ama üniversitelerde uygulamaların nasıl olup olmayacağına 0, yani Sayın Başbakan karar veriyor.
Şimdi ben size soruyorum Sayın YÖK Başkanı, rektörler siz bilim insanları mısınız, film insanları mısınız? Ne demek yani sizin üniversitelerinizle ilgili uygulamaların ne olup olmayacağına Sayın Başbakan mı karar verecek? Neye karar verecek? Karakollar kuralım. Sayın Başbakan, buraya karakol kuracağına bilim yuvalarında karakol olmaz. Keşke Reyhanlı’ya karakol kurabilseydin 51 tane vatandaşımız hayatını kaybetmemiş olurdu. Bu nasıl bir mantıktır? Burada niye ses çıkmaz. Doğrusu içine sindirebilecek bir tek rektör varsa çıksın kamuoyuna açıklasın. Hangi rektör bilim yuvasında karakol olsun ister? Hangi rektör bilim yuvasında panzer olsun ister? Ama ses yok. Uygulama ne? Yani biraz önce Amerikalı gazetecinin dediği gibi hiçbir şey değişmiyor. Sadece iktidarlar değişiyor ama uygulamalar ne yazık ki değişebilmiş değildir.
Tabi söylenecek aslında çok şeyler var. Belki dün kazaren Allah göstermesin dün, iki gün önce bir bakanın değerli arkadaşlar, demokrasinin ve hukukun işlediği bir ülkede herhangi bir bakan, herhangi bir Başbakan bizim belediye, sizin belediye diye ayırmaz. İşte bölücülük diye tartışılıyor ya, asıl bölücülük budur. Kamu adına hizmet vereceksin, kamu adına görev yapacaksın ve onu ayrıştıracaksın. Sonra da çıkacaksın balkona, balkonda da 76 milyona sizin güvencenizim diyecek.
Bu herhangi bir gelişmiş ülkede bu bakanın sarf ettiği laflardan dolayı aynı saatte istifa etmesi gerekiyor. Ama görüyorum. Hiçbir gazetede yok. Bunu Gürsel Tekin söyleseydi ne olurdu? Size soruyorum, vicdanınıza soruyorum; yani Gürsel Tekin arkadaşıyla sohbet ederken bu cümleleri kullanmış olsaydı maşallah günlerce televizyonlarda tartışma konusu olurdu.
Dün bir televizyonu açtım. Türkiye’de bu kadar sorunlar var CHP tartışılıyor. Bulmuşlar 5-6 tane adam, adam mı demek için bin tane şahit lazım. Kazaen bir tanesi araştırmacı. Araştırmacı kardeşimize AKP ile ilgili eleştirsin, olmaz. Niye kardeşim? Neden? Tamam biliyorum senin sıkıntını.
Dünyanın hiçbir yerinde, gelişmiş herhangi bir ülkede bir kamuoyu yoklaması şirketi kamuda iş yaptığı günden itibaren bağımsızlığını kaybetmiştir. Size soruyorum; o şirket sahiplerine soruyorum; devletin hangi kurumlarında iş yapıyorsunuz? Yani 76 milyon yurttaşın ödediği paraları çarçur edeceksiniz, sonra döneceksiniz iktidara yalakalık yapmak için piar yapacaksınız, o televizyonda zahmet edip ya gel kardeşim, CHP sizde ne düşünüyorsunuz demeyecek.
Değerli arkadaşlar, bunlar geçici süreçlerdir. Nice imparatorluklar gördük. Nice diktatörler geldi gitti. Bugünkü yönetime benzer Ortadoğu coğrafyasında bugün bahar havası dediğimiz bütün liderlere bir bakın geliş serüvenlerine. Çarıkla geldiler. Hatta Sayın Başbakanın deyimiyle biz zenci çocuklarız. Öteki Türkiye’nin çocuklarıyız, öteki dünyanın çocuklarıyız diye geldiler. Sonra ne oldu? Kavlak gibi düştüler, arkasında 50,70,90 milyar, 150 milyar dolar çalmış, çırpmış oldukları servetleri bırakarak gittiler.
Sizden ricam; bu ülke hepimizin. Doğruya doğru yanlışa yanlış denilecek. Bütün bunlara baktığımızda ya bir bakan Türkiye Cumhuriyeti bakanı herkesin bakanı. Bu cümleleri sarf edebilir mi?
Genel Başkan Yardımcısı Tekin MYK açıklamasında, erken seçim için hodri meydan dedi, Reyhanlı’da çalışmayan Mobeselerin ve ortaya çıkan zaafiyetin hesabını sordu.
-“Erken seçimin yolunu açma açısından %10 barajı ve siyasi partiler yasasını derhal değiştirelim. Bu konuda bizim kanun teklifimiz parlamentoda bekliyor. Sayın Başbakan grubuna talimat versin, en kısa sürede gerçekleştirelim”
-“Sayın Başbakan’ın bütün uğraşını biliyorum. Amacı kardeşi Gül’ü yemektir ama koşullar ona çok uygun değil”
-“12 Eylül’le, 28 Şubatla, darbelerle hesaplaşıyoruz. Ama ne gariptir darbecilerin getirmiş olduğu yasalarla hiç hesaplaşamıyorsunuz. Hadi gelin hiç olmazsa, bir yerden başlayalım. En azından milletle siyasetçi arasındaki engeli de kaldırmış oluruz”
-“Reyhanlı’da mobese sistemlerinin çalışmamasının hala cevabı yoktur. Taksim’deki bir çukuru korumak için 50 mobese koyuyorsunuz. Taksim’deki çukura göstermiş olduğunuz hassasiyeti Reyhanlı’da gösterseydiniz yurttaşlarımız hayatını kaybetmezdi. Bu zafiyet nedir?
-“Yatılı bölge okulları PKK’ya adam devşiriyormuş. O yüzden kapatılacakmış. Yani günaydın. 11 yıldır bu ülkeyi yönetiyorsunuz. Sürecin olduğu bir dönemde mi aklınıza bu yatılı okulların PKK’ya militan devşirdiği geldi? Kim inanır buna Allah aşkına? Gerekçesi neyse bunu da paylaşın kamuoyuyla.”
Yine değerli arkadaşlar sizde çok iyi biliyorsunuz ki, en kritik bir coğrafyada yaşıyoruz. Uzun süredir savaşın olduğu ve zaman zaman ciddi sorunların yaşandığı Reyhanlı’da mobese sistemlerinin çalışmaması doğrusu bunun verilmiş bir cevabı yoktur. Acaba bir stratejik olay mıydı, bundan dolayı mı bu şeylerin çalışmaması gerekiyordu, ya da ne oldu? Yani Taksim’deki bir çukuru korumak için 50 tane mobese sistemi koyacaksınız. Taksim’de kimi koruyorsunuz 50 tane mobese sistemiyle? Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerini, sendikacıları, öğrencileri. Yani Taksim’deki çukura göstermiş olduğunuz hassasiyeti Reyhanlı’da göstermemenizin gerekçesinin ne olduğunu doğrusu hepimiz merak ediyoruz ve buradaki yurttaşlarımız hangi gerekçelerle hayatını kaybetti, bu zafiyet nedir? Sayın Başbakanın söylemiş olduğu zafiyet doğrusu. Acaba bunlar mıdır? İstihbarat bilgilerine rağmen neden önlem alınamadı? Hangisi doğrudur bunların hepsini inşallah önümüzdeki günlerde büyük bir olasılıkla kamuoyuyla paylaşırlar diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, yine ekonomiyle ilgili son dönemlerde IMF borcumuz bitti tantanasıyla ekonomi bir şey yaratılmak isteniyor. Şuanda Türkiye’nin dört bir yanında her ay buradaki birçok arkadaşlarımız çok iyi bilirler. Her ay Türkiye’de olup bitenleri kamuoyuyla paylaşan bir siyasetçiyim. Son 10 aydır paylaşıyorum. Sadece Nisan ayındaki ekonomik sıkıntılar ve intiharların bilançosunu sizlerle paylaşmak istiyorum. 48 tane intihar, 53 tane iş cinayeti. Bunlara iş kazası demek istemiyorum iş cinayeti ve binlerce, onlarca kepenk kapatılan esnaf. Doğrusu bunları sahanın içinde olan bir siyasetçi olarak, birebir yaşayan bir siyasetçi olarak bunları bizim görüp iktidarın görmemesi ama ekonomik koşulların özellikle biraz önce anlatmış olduğum o dramatik intiharların gazete sayfalarında da olmaması doğrusu beni vicdanen çok rahatsız ediyor.
Yine Sayın Başbakan Amerika dönüşünde önümüzde 2014 yılında üç seçimin bir arada olması teklifini sunmuştu. Cumhuriyet Halk Partisi olarak milletten hiçbir zaman kaçan bir siyasi parti değiliz. Ne zaman isterlerse seçime hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Ama uzun süredir kamuoyunda tartışılan, bilinen, zaman zaman ekranlarımızda tartışma konusu olan, hatta önümüzdeki barış sürecinde ciddi engel teşkil eden iki temel unsur var. Hem bu sürece destek olma açısından Cumhuriyet Halk Partisinin bir önerisini sizlere sunmak istiyorum. Aynı zamanda da erken seçimin yolunu açma açısından %10 barajı ve siyasi partiler yasasını derhal değiştirelim. Bu konuda Sayın Başbakan AKP’ye teklif olarak bizim şuanda kanun teklifimiz parlamentoda bekliyor. Sayın Başbakan eğer grubuna talimat verirse en kısa süre içerisinde siyasetin ve milletin önünde olan bu temel iki engeli hemen kaldıralım. Bunun için hazır olduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Çok hesaplaşıyoruz. İşte 12 Eylül’le hesaplaşıyoruz, 28 Şubatla hesaplaşıyoruz, darbelerle hesaplaşıyoruz. Ama ne gariptir darbecilerin getirmiş olduğu bu uygulamalarla hiç hesaplaşamıyoruz. Hadi gelin hiç olmazsa buradan bir yerden başlayalım en azından bu milletin önündeki milletle siyasetçi arasındaki engeli de kaldırmış oluruz diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, hemen şunu söyleyeyim; seçimle ilgili Sayın Başbakanın önerisini CHP olarak destek veriyoruz. Yerel seçim ve genel seçimi 30 Martta yapalım ve bu yurttaşlarımızın, bu ülkenin parasını çarçur etmeyelim. Eğer Sayın Başbakan referanduma çok hevesliyse aynı zamanda iki seçim bir referandum niteliği de taşıyacak, bu vesileyle önümüzdeki 2014 yılında iki seçim yapmış oluruz. Cumhurbaşkanlığı seçimi de normal zemininde olacak. Yani
Yine bugün bir gazetemizin manşetinde olan yatılı bölge okullarının kapatılmasıyla ilgiliydi. Doğrusu gerekçe olarak da okullar PKK’ya adam devşiriyormuş. Yani size günaydın derler. 11 yıldır bu ülkeyi yöneteceksiniz. Ne zaman aklınıza gelecek? Sözde adına açılım, barış ya da süreç. Sürecin olduğu bir dönemde aklınıza bu yatılı okullar PKK’ya militan devşiriyormuş diye kapatalım. Kim inanır buna Allah aşkına? Yani buna sizde inanmazsınız, bizde inanmayız, herhalde siz hiçbirinizde inanmamışsınız. Gerekçesi neyse bunu da paylaşın kamuoyuyla. Niye, hangi gerekçeler? Bu gerekçeler doğru gerekçeler olabilir mi sizce?
Değerli arkadaşlar, yani doğrusu bir akıl tutulması yaşanıyor son dönemlerde. Nasıl olsa Sayın Başbakanın her söylemiş olduğu yanlış cümlenin bir eleştiri konusu olmayacağını, Sayın Başbakanın söyleyeceği bir hakaret cümlesinin bir eleştiri konusu olmayacağını bildikleri için at gitsin kardeşim.
Yine bugün bir gazetemizin köşe yazarının bir yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum. Amerikalı yaşlı gazeteci 30 yıldır gördüğüm en iyi karşılama ama Evren daha iyiydi demiş. Sormuşlar farkı neydi? Cevap, ona 21 pare top atışı da yaptılar demiş. Silahlı darbeciye 21 pare top atışı, sivil diktacıya top atışı yok.
Teşekkür ediyorum hepinize. Soru olan arkadaşlarımız varsa, sorularınıza da cevap vermek isterim.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin gazetecilerin sorularını yanıtlarken, “Kılıçdaroğlu bu ülkenin barış güvercinidir” dedi ve Anayasa ile Cumhurbaşkanlığı konusunda bir T tipi, yani Tayyip tipi bir şey yapılmak istendiğini söyledi.-“Bir gece yarısı kanun teklifiyle Sayın Cumhurbaşkanı’nı men ettiler. Yapmayın dedik, bu anayasaya uygun değil. Hani kardeş demiştiniz, kendi kardeşinizin idamını siz niye veriyorsunuz? Dinen de caiz değildir, vicdanen de caiz değildir. Neticede CHP Anayasa Mahkemesine gitti ve Anayasa Mahkemesi de gereğini yapıyor.”
-“Sayın Başbakan Siyasi partilerle konuşacağız, bir arayışa gireceğiz dedi. Ne yapacaksın Sayın Başbakan? Satın mı alacaksın? “
-“Sayın Başbakan, demokrasiyi katletmek için milletvekili satın alma arayışı demokrasiye vurulabilecek en büyük darbedir. Hiçbir milletvekili de ona tenezzül etmez. Ben AKP’de de bu konuda çok sağduyulu, aklı selim milletvekillerinin bu işe dur diyeceğini biliyorum.”
-“Sayın Başbakan ta Amerika’da Google aracılığıyla İstanbul’u izlemiş, ona gerek yok. Gürsel Tekin olarak İstanbul’un bütün göbeğini, Sayın Başbakana rant haritasını gönderdim. Önümüzdeki günlerde de çok zahmet etmesinler diye rant haritasının üstünde bütün yapılaşmaları, bütün emsalleri, bütün kamu olanakları, kamu arsalarının nasıl cuk edildiğini Sayın Başbakan’a göndereceğim”
CHP MYK Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında çalışmalarını sürdürürken, Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin gazetecilerin sorularını şöyle yanıtladı;
Soru- Sosyal paylaşım sitelerinde CHP Medya ve Halkla İlişkiler Başkanlığı adı altında Kemal Kılıçdaroğlu’nun imzasının olduğu Reyhanlı’da yapılacaklar listesi diye liste var. Gerçek mi bunlar?
Gürsel TEKİN- Bir deliyle ilgili ne olursun, bir deli bir taş atıyor siz akıllı adamlarsınız. Onu elbette ciddiye almak olur. Onu savcılığa soruşturma açmak bile ciddiye almak olur. Onu sormak bile abes sayarım. Onu söyleyeyim. O arkadaş kimse onunla gereken hukuku, şeyi başlatacağız.
Kılıçdaroğlu, bilmeyenler için söyleyebilirim, Kılıçdaroğlu bu ülkenin barış güvercinidir. Kılıçdaroğlu bu ülkenin kendisiyle barışık, toplumuyla barışık, ailesiyle barışık bir insandır. Kılıçdaroğlu gibi bir insanın ağzından o cümleler çıkabilir mi sizce?
Soru- Seçimlerle ilgili destekliyoruz dediniz. Seçim stratejinizle ilgili belli olan, netleşen durumlar var mı?
Gürsel TEKİN- Elbette. CHP olarak biz uzun süredir belki çok açık yansımamış olabilir. Ama en azından ben, MYK üyeleri, bütün milletvekili arkadaşlarımız hep beraber Anadolu’yu, Türkiye’yi dolaşıyoruz. Seçimle ilgili, önümüzdeki yerel seçimlerle ilgili düşüncelerimizin, projelerimizin ne olduğunu onlara ifade ediyoruz.
Sayın Başbakanın ta Amerika’da Google aracılığıyla onu izlemesine gerek yok. Gürsel Tekin olarak İstanbul’un bütün göbeğini Sayın Başbakana rant haritasını gönderdim. Önümüzdeki günlerde de çok zahmet etmesinler diye rant haritasının üstünde bütün yapılaşmaları, bütün emsalleri, bütün kamu olanakları, kamu arsalarının nasıl cuk edildiğini Sayın Başbakana da göndereceğim. Sizlerle de paylaşacağım.
Değerli arkadaşlar, sevgili kardeşim, çok güzel bir sorudunuz. Benimde sizden ricam; bir rica olarak kabul edin. Benim bir yurttaş olarak, benim siyasetçi kimliğimi bir tarafa bırakın. Bu ülkede vergi ödeyen Gürsel Tekin olarak diyorum ki, Sayın Bakan, o hani yanından geçiyorsunuz ya devasa kuleler var, rezidanslar kiralanmış devlet adına, bunların kamuya bedeli nedir? Kaç paraya kiraladınız? Merak ediyorum Gürsel Tekin olarak. Bunları sorayım diyorum. Soru önergesi sormuş, verilen cevaba bak, evlere şenlik. Özel hayatın gizliliği ilkesi uyarınca verilmiyor.
Değerli arkadaşlar, hadi diyelim ki, tamam yasadan korkmuyorsunuz. Sayısal çoğunluğunuz var. Allahtan korkunuz yok mu ya? Ciddi söylüyorum ya. Ne soruyorum ben? O kadar basit bir soru soruyorum ki, şu yanı başımızdaki binayı kaç paraya kiraladın diyorum Sayın Bakan? Bana vermiş olduğu cevaba bakın.
Gerçekten özel yaşama hassasiyeti olan bir iktidar olsa vallahi hiçbir şey söylemeyeceğim. Ya milletin yatağına kadar girdiniz. Allahtan korkmuyor musunuz? Şunun cevabı olmaz mı? Çok kolay. Yok kardeşim.
GDO’lu pirinçle ilgili soru sormuşum. Kaçak etçi, bulduğunuz etçilerin hepsini sıraya dizdiniz karakola, cezaevine attınız. Mazotçu buldunuz kaçakçı, aldınız. Burası nedir diyoruz kardeşim? Kim bu firmalar? Gazetelere, televizyonlara bakın çok enteresan bir şey, GDO’lu pirinç tartışması var. Pirinç tartışılıyor. Pirinç firmaları yok. Bu gökten zembille mi indi? Kim bu firmalar diye soruyoruz? Firmaların daha cevabı gelebilmiş değil. Bu ara iktidarın baskısıyla Türkiye’nin en önemli üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi raporu sahte hazırlamış. Hele işe bakın. Sonra ne oldu? İTÜ pes etti, dedi ben çekiliyorum. Kim bu firma? Bu ne güçlü firmalar?
Değerli arkadaşlar, gerçekten akıl tutulması yaşanıyor. Bunların sorularının cevabı olması lazım. Ama bunların hepsinin hesabı sorulacak, merak etmeyin.
Soru- Uzlaşma Komisyonu bir yandan devam ediyor mecliste ve Anayasayla ilgili de bir referandum, cumhurbaşkanlığı en azından Erdoğan’ın kafasındaki ne olduğu söyleniyor. Bu noktada komisyondaki durum, CHP’nin bu noktadaki tutumu toplantıda masaya yatırıldı mı?
Gürsel TEKİN- Sadece CHP değil parlamentoda 4 siyasi partinin seçim öncesi tek taahhüdü vardı, darbe dönemindeki bütün yasalar değişecek, evrensel, dünyanın her yerinde olduğu gibi bir evrensel hukuka ulaşacağız. Bunun içinde yeni bir anayasa taahhüdümüz oldu hepimizin ve 4 siyasi parti bir araya geldi, bir komisyon oluştu, bu komisyon çalışma yapacak.
Aman Allah’ım, bunu dağıtmak için bin bir numara.
Numara 1: Bir gece yarısı kanun teklifiyle Sayın Cumhurbaşkanı men ettiler. Yapmayın dedik, bu anayasaya uygun değil. Hani kardeş demiştiniz, kendi kardeşinizin idamını siz niye veriyorsunuz? Dinen de caiz değildir, vicdanen de caiz değildir. Neticede CHP Anayasa Mahkemesine gitti ve bu dönünce bu sefer bütün AKP yetkilileri, feryat figan. Anayasa Mahkemesi nasıl böyle bir karar verirmiş. Başta Sayın Bozdağ. Kardeşim sen hukukçusun bak yanlış bir teklif göndermişsiniz. Anayasa Mahkemesi de gereğini yapıyor.
Bu sefer tabi bu kapı kapanında başka bir tartışma başladı. Efendim, bir başkanlık sistemi tartıştıralım. Tartıştıralım. Tartışmaya başladı, sonra aklı selim 3-5 kişi dedi ki, ya bu başkanlık sistemi dediğiniz çok tehlikeli, Türkiye’nin koşullarına uymaz. Bak siz bunu konuşursanız bu başkanlık sistemi de Osman Baydemir’i de biliyorsunuz şöyle olur. Eyvah, kardeşim olmaz dediler.
Ne yapalım? Gelin bir T tipi bir şey yaratalım. Bu nedir? Tayyip tipi bir şey. Nedir bu? Siz biliyor musunuz nasıl bir şey? Şimdi bizim 4 siyasi partinin 76 milyon insana taahhüdü var. Evrensel hukuk. Daha demokratik, daha özgürlükçü bir anayasa. Biz sonuna kadar devam edeceğiz. Sayın Başbakan kaçmak istiyor. Onun farkındayız. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar CHP evrensel, demokratik ve özgürlükçü bir anayasadan asla ve asla vazgeçmeyecektir.
Soru- Sayın Başbakan referandumu zorlayacağını belirtiyor. 330’u sizce muhalefet partilerinden destek alıp bulabilirler mi? AKP etkili olur mu? Böyle bir oylama olursa CHP katılmama seçeneğini mi değerlendirir?
Gürsel TEKİN- Dün Sayın Başbakan gerçekten kullandığı cümleler çok vahimdi. Onu hemen ifade edeyim. Siyasi partilerle konuşacağız, olmazsa bir arayışa gireceğiz. Ama bu arayış içerisinde siyasi partilerin milletvekillerini genel merkezlere hapsetmezler inşallah. Ne yapacaksın Sayın Başbakan? Satın mı alacaksın? Sizin paralarınızın bu ülkede milletvekillerini satın almaya gücü yetmez. Hele CHP’liye hiç gücü yetmez Sayın Başbakan. Demokrasiyi katletmek için milletvekili satın alma arayışı demokrasiye vurulabilecek en büyük darbedir. Hiçbir milletvekili de ona tenezzül etmez. Ben AKP’de de bu konuda çok sağduyulu, aklı selim milletvekillerinin bu işe dur diyeceğini biliyorum.
Vişne Haber Ajansı