loading
close
SON DAKİKALAR

HDP'den, MHP'nin af düzenlemesine tepki

HDP'den, MHP'nin af düzenlemesine tepki
Tarih: 26.09.2018 - 09:58
Kategori: Siyaset

HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında af tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Af tartışmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan Ayhan Bilgen "Af çok hassas bir konudur. Elbette toplumda bir beklenti var. Caydırıcılık, suçla mücadele gibi çerçeve yaklaşımlarla ortaklaşılarak ele alınmalıdır" dedi. MHP'nin af teklifinin kapsamını eksik ve sorunlu olduğunu söyleyen HDP'li Bilgen, ortada bir sorun olduğunu siyasetin de bunu çözmesi gerektiğini belirtti. 

Türkiye'de adelet sorunu olduğunu ifade eden Bilgen büyük bir yargı reformu ve adalet reformuna ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.

HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamalar şöyle:

MHP grubu tarafından Meclis’e sunulan düzenleme ile ilgili grubumuz adına bazı noktalara dikkat çekmek istiyoruz. Siyasetin görevi elbette toplumsal talebi ve siyaseten çözülmesi beklenen sorunları görmek ve bunun gereğini yapmaktır. Türkiye’de adaletle ilgili ciddi sorunlar olduğu çok açık. Dolayısıyla siyaset kurumunun bu talebi yok sayması düşünülemez ama sorunu doğru analiz etmek, doğru tespitlerde bulunmak çözüme doğru da etkin adımlar atmanın ön şartıdır. 

Teklifin gerekçesinde son derece dikkat çekici tespitler var ama sanki bu sorunun bir faili yokmuş gibi, yargının bu hale gelmesinin sorumlularıyla ilgili son noktayı koyma konusunda tereddütlü bir yaklaşım var. Türkiye yargısı 2006 - 2016 arasında ciddi bir haksızlık, yanlış delil üretme, suçlama ve yargıyı yanıltma mekanizmalarına maruz kalmışsa bunun mağdurları sadece burada şartlı tahliye kapsamına alınacak suç kategorileri olmasa gerek. Sahte delil üretme ve izinsiz dinleme uygulamalarına maruz kalanlar gazeteci siyasetçi olduğunda bunu görmezden geleceğiz ama evrak sahteciliği ve başka suçlar olduğunda bununla ilgili çözüm arayacağız. Burada ikircikli bir yaklaşım var. 

Haksız yargılamalar, keyfi tutuklamalar sürüyorken, yaptığınız şey bir suç kategorisini çıkarıp bir başka suç kategorisini cezaevine atmak olur

Önemli bir tespit cezaevlerinin durumudur. Bir ülkede tutuklu hükümlü oranı neredeyse bire üç düzeyine ulaşmışsa bu o ülkede adaletin bittiğini gösterir. Bunu görmezlikten gelip cezaevlerini bir kereye mahsus boşaltırsanız o anı kurtarırsınız ama sonra şu soruyla karşı karşıya kalırsınız: şimdi boşalttığınız koğuşlara kimler yerleşecek. Bu yargının konusu elbette ama haksız yargılamalar, keyfi tutuklamalar devam ediyorsa bugün bir suç kategorisini cezaevinden çıkarırsınız, başka bir suç kategorisi ile o cezaevlerini kısa sürede doldurursunuz. 

Yüzleşilmesi gereken toplum suç ilişkisi, yargılama sistemi ceza ilişkisidir. Ne adil olmayan yargılamaları çözebilir ne de cezaevlerinde 12 kişilik odada 25 kişi kalması sorununu böyle çözemezsiniz. 

Teklifteki cezaevi sorunun görülmesini önemli buluyoruz ama çözümün daha farklı bir yöntem ve kapsamla ele alınması konusunda tüm siyasi partileri samimi ve dürüst davranmaya çağırıyoruz.

AKP'nin af paketiyle ilgili 360 şartının aranmayacağını söylemesi siyaseten dikkat çekicidir  

Maddelerle ilgili tek tek polemiğe girmeyeceğiz. Elbette bizim komisyonlarımızda değerlendireceğiz. Ama bugün itibariyle iktidar partisinin bu paketle ilgili 360 şartının aranmayacağını söylemesi siyaseten dikkat çekicidir. Burada "diğer partiler ne derse desin biz MHP ile uzlaşırsak bunu yaparız" tutumu aslında af beklentisinin bir toplumsal uzlaşma ile bütün siyasi partilerin ülke meselesi olarak görüp ele almasının değil iki parti arasındaki başka pazarlıkların yapılmasının bir aracı gibi görüldüğünü gösteriyor. Af konusuna böyle bir muamele toplumun umutlarıyla oynamaktır. 

Affın siyasetçilerin başka hesaplarının bir parçası olarak ele alınması doğru değil  

Af çok hassas bir konudur. Elbette toplumda bir beklenti var. Caydırıcılık, suçla mücadele gibi çerçeve yaklaşımlarla ortaklaşılarak ele alınmalıdır. Biz bu konuda tartışmaya bütün siyasi partilerin açık olması gerektiği görüşündeyiz. Ama siyasetçilerin başka hesaplarının bir parçası olarak ele alınmasını doğru bulmuyoruz.

Affın kapsamı eksik ve sorunlu 

Cezaevlerinde on binlerce insan hiçbir şiddet içermeyen toplantı, gösteri, yürüyüşleri, sosyal medya paylaşımları sebebiyle tutuklu. Bunlar belki faydalanacak ama bir dönemin mağduriyet olarak tarif edilebilecek bir durumu olarak görüşlerinden dolayı cezaevinde tutulan on binlerce başka insan faydalanamayacak. Biz affın kapsamını eksik ve sorunlu görüyoruz ama ortada bir sorun olduğu ve siyasetin bunu çözmesi gerektiği konusunda yapıcı davranacağımızı ifade ediyoruz.  

Tüm partiler bu sorunun çözümü konusunda ciddiyse eğer, onları köklü bir çözüm için, bir adalet reformu için adım atmaya davet ediyoruz. Bu kangrenleşmiş sorunun çözümü, büyük bir yargı reformu, adalet reformudur. Önümüzdeki günlerde hem kapalı grup toplantımızda, PM toplantımızda bu konuyu tartışmaya devam edeceğiz. 1 Ekim’de gerçekten önümüzde böyle bir paket olursa, ki yerel seçim tartışmaları bu paketin gündeme gelip gelmeyeceğini belirleyecek, orada tartışmalarımızın sonucunu paylaşırız. 

İdlib'deki silahlı gruplar nereye ve nasıl gidiyor? 

İdlib’le ilgili sürecin yönetilmesine de değinmek istiyorum. İdlib’deki sürecin barışçıl seyretmesi elbette umut vericidir. Orta Doğu’da tüm sorunların diyalogla çözülmesinin daha insani olduğunu düşünüyoruz. Bu sürecin aynı zamanda savunulabilir açıklıkta ve kabul edilebilir gerçeklikte olması gerekiyor. Bugün sabah Erdoğan’ın Reuters’a verdiği demeçte diyor ki “silahlı gruplar orayı terk ediyorlar”. Şu iki soruyu herkes sormalı: Bu silahlı gruplar nereye, nasıl gidiyor. Silahlarını bırakıp mı gidiyorlar yoksa silahlarını başkaları üzerinde kullanmak üzere ellerinde tutmaya devam mı edecekler? Gittikleri bölge neresi? Çin’e Rusya’ya Avrupa’ya gitmeyeceklerse bu kişiler nereye gidecekler? Türkiye bu kişilere kapısını açacak mı, göz yumacak mı? Türkiye’de zaten var olan örgütlenmeleri Türkiye toplumunun güvenliğini tehdit edecek mi? Bu soruların cevabını bekliyoruz. 

Mevcut iç tüzük Meclis’te zorunlu bir gerilim atmosferini kalıcı kılıyor  

1 Ekim itibariyle Meclis Genel Kurulu’na gelecek iç tüzük konusu. Türkiye siyasetinin en önemli sorunu toplumun siyasete olan güven sorunu. Toplumun siyasete güven duymasının birinci şartı siyasetçilerin birbirine güvenmesidir. Daha baştan muhalefetin sanki bütün görevi Meclis’te yasama çalışmalarını geciktirmek ya da yürütmeyi zorlaştırmak gibi bir kabulle hareket edildiğinde bu, daha az özgürlükçü bir tüzük ve daha fazla engel anlamına gelir. Oysa siyasetçilerin birbirine güvenmesi, ülke yararı için pozisyonunu ortaya koyacak bir güven ortamı kurulması gerekir. Biz şunu kabul ediyoruz, ülke zor bir süreçten geçiyor. Kamplaşmanın ortadan kalkması ve sokakta şiddetin bitmesini kolaylaştıracaktır. Ama bu iç tüzük Meclis’te zorunlu bir gerilim atmosferini kalıcı kılıyor. Konuşma sürelerin kısıtlamak, oylamaları tek güne indirmeye kalkılması vekillerin daha önemli işlerle uğraşacağı varsayımı üzerine kurulu. Milletvekilinin birinci görevi yasama faaliyetlerine katılmaktır. Bunu işleri hızlı kotarmak, kanunları hızlı geçirmek diye tarif ederseniz bu parlamento sadece şekli bir kurum olarak kalır, asla işlevselleşmez. Yeni sistemde de denge denetleme rolünü yerine getiremez. Teklifi sunan partinin, muhalefetin yapacağı olumlu çalışmalara açık olma konusunda bir irade beyanı ortaya koyması gerekiyor.  

 

  


Kaynak : Vişne Haber Ajansı-www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları