CHP Genel Başkan Yardımcısı Sencer Ayata, 'Hükümetin görevi, işçiler güzel ölmesini değil güzel yaşamasını sağlamaktır' dedi...
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bilim Yönetim ve Kültür Platformu ( BYKP ) Başkanı Prof. Dr.
Sencer Ayata yazılı bir açıklama yaparak
Zonguldak Kozlu’da meydana gelen göçük ve madenci ölümleriyle, ortaya çıkan tabloyu şöyle değerlendirdi;
“Ülkemizde iş kazalarında ölen yurttaşlarımızın sayısı her geçen gün ürkütücü derecede artıyor. Son olarak
Zonguldak Kozlu’da TTK’ya ait madende meydana gelen göçükte sekiz işçi hayatını kaybetti. Bir işçi ağır yaralı olarak göçük altından çıkarıldı. Taşeron firmanın işlettiği madende yaşanan bu son kaza sektörde giderek artan taşeronlaşmanın son acı bilançosudur.
Kömür madenlerinde meydana gelen iş kazaları 2002 yılından 2011 yılına % 40 oranında artmıştır. Söz konusu dönem, işçilik giderlerinin sektörün en önemli maliyet unsuru olarak ele alındığı ve TTK bünyesinde çalışan işçi sayısının % 31 oranında azaltıldığı bir dönemdir.
Zonguldak Kozlu’daki bu madende 2010 yılında da bir iş kazası oldu ve otuz kişi hayatını kaybetti. Dönemim Bakanı çıkıp “acı çekmeden, güzel öldüler” dedi. İnsan hayatının maliyet hesabına kurban edildiği, güvencesizlik ve çalışma güvenliğinden yoksun koşulları ile taşeronlaşmanın desteklendiği mevcut uygulamalar devam ettiği sürece bu tür kazalar olmaya devam edecektir.
On yıllık
AKP iktidarında 11 bin’in üzerinde işçimiz hayatını kaybetti. Örneğin 2003 yılında 860 işçi iş kazalarında hayatını kaybetmiş ve bu sayı 2011 yılında ikiye katlanarak 1.563 olmuş. Sadece yitip giden canlar olmadı. Arkada yoksulluklarıyla, dertleriyle nice hayatlar kaldı. İşçi ölümleri görünen ve görünmeyen maliyetleriyle, kayıplarıyla her gün gündeme düşüyor. İş göremez hale gelen işçilerimiz büyük sıkıntılar yaşıyor. Onların acılarının ise hiçbir maddi karşılığı olamaz.
Bu sorun tüm ülkemizin sorunudur. Yaşadığımız acıların yanında ülkemizin ekonomisi bu kayıplarla daha kötüye gidiyor. Bu acı olayların önüne geçmenin maliyeti yaşananlardan, ekonomimizin gördüğü zararlardan çok daha düşük. 2011 yılında yaşanan işçi ölümlerinin ekonomimize maliyet yaklaşık 50 milyar TL. Bu rakam milli eğitimin 45,6 milyar TL olan bütçesinin de üzerinde. Ama unutmayalım ki hiçbir maliyet insan hayatının üzerinde değil. İş kazalarına karşı alınacak önlemlerin özünde işte bu bakış açısı yer almalıdır. Hem ölümleri durdurarak nice hayatlar kararmaz hem de yoksullaşan değil zenginleşen bir ekonomiye ulaşırız.
AKP döneminde iyice artan esnekliğin, güvencesizliğin ve kuralsızlığın çalışma hayatında yarattığı bilanço ortadadır. Yasalar ve yönetmelikler hazırlanırken sendikaların ve ilgili meslek odalarının görüşleri hiç dikkate alınmıyor. Asıl işlerde bile taşeronlaşmaya neden olacak düzenlemeler yapılmasının önü açılıyor. İş güvenliği konusundaki denetim ve eğitim büsbütün önemsizleştiriliyor. İnsan odaklı olmak yerine maliyet temelli bir yaklaşım benimseniyor. Orta ve büyük çaplı işletmeleri küçük parçalara ayırarak, güvenlik ve denetimden kaçmalarına göz yumuluyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sanayileşmiş ülkelerde her 10.000 işçi başına bir iş sağlığı güvenliği müfettişi düşmesi gerektiğini söylüyor. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri için bu sayı 20 bin’dir. Toplam ücretli, maaşlı ve yevmiyeli çalışan sayısına baktığımızda Türkiye’de yaklaşık 40 bin ücretli başına bir iş müfettişi düşüyor. Bu şartlarda işyerlerinin ve işçilerimizin güvenliğini denetlemek mümkün değildir.
AKP’nin rant odaklı ekonomik büyüme hırsı insanlarımızın canlarına mal olmaktadır. CHP, işçilerimizin iş güvenliğini, insan odaklı politikalarla değerlendirmeyi savunmaktadır.
CHP için, yaşam hakkı, en temel insan hakkıdır ve iş kazalarında da, önce düşünülmesi gereken insan hayatının işte bu hesaplanamaz değeridir.”
Vişne Haber Ajansı