loading
close
Dolar: 5,72 TL
Euro: 6,35 TL
Sterlin: 6,95 TL
SON DAKİKALAR

Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici'den gazetesine 'taciz haberi' eleştirisi: Bakan Soylu konuşana kadar Hürriyet'te haber olmadı

Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici'den gazetesine 'taciz haberi' eleştirisi: Bakan Soylu konuşana kadar Hürriyet'te haber olmadı
Tarih: 25.02.2019 - 13:15
Kategori: Medya

Hürriyet gazetesi Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, eylem yaparken polisin tacizine uğrayan üniversite öğrencisinin haberinin Hürriyet'te yer bulmadığını belirterek, konunun İçişleri Süleyman Soylu'nun açıklamaları sonrası haberleştirildiğini ifade etti.

Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, polisin bir eylem sırasında üniversite öğrencisini taciz ettiğine ilişkin haberin Hürriyet'te İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun açıklamaları sonrası yer bulduğunu belirterek gazetesini eleştirdi.

Bildirici, "Hatta “Soylu’dan taciz iddiasına yanıt” haberinin çıktığı gün, genç kızla söyleşi yapan gazeteci Derya Okatan gözaltına alındı. Gazetecinin gözaltına alınması da haber olamadı; ertesi gün yine Soylu’nun bu konudaki sözleri yayımlandı" ifadelerini kullandı. Bildirici, gazetesini şu sözlerle eleştirdi:

"Elbette İçişleri Bakanı ve parti sözcülerinin taciz iddiasıyla ilgili açıklamalarına gazetede yer verilmesi gerekli. Ama Bakan’ın ve politikacıların sözleri haber taşıyor ise taciz, tacize uğradığı öne sürülen genç kızın sözleri, suç duyurusu ve Ankara Emniyeti’nin konuya ilişkin açıklaması da haber değeri taşıyor demektir. Hatta asıl haber odur. Okurun olayı doğru değerlendirebilmesi için olaya ilişkin bilgilerin eksiksiz ve nesnel bir dille aktarılması gerekirdi. Unutmayalım, eksik ve tek yanlı bilgi, yanlış bilgidir."

Faruk Bildirici'nin Hürriyet'te bugün (25 Şubat 2019) yayınlanan "Olay yok yanıt var" başlıklı yazısı şöyle:

"Haber, “Soylu’dan taciz iddiasına yanıt: ‘Polisin ezilmesine müsaade etmeyeceğiz’ başlığını taşıyordu.

21 Şubat’ta Hürriyet’te yayımlanan bu haberde, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği’nin (TAYAD) Ankara’da yaptığı eylemde üniversite öğrencisi bir genç kızın gözaltına alındığı sırada bir polisin cinsel tacizine uğradığı” iddiasıyla ilgili açıklamalarına yer verilmişti. TBMM Genel Kurulu’ndaki tartışmalar da haberde yer alıyordu.

Oysa bu olay 16 Şubat’ta meydana gelmişti. Ertesi gün olay anına ilişkin fotoğraf ve görüntüler ortaya çıkmıştı; polislerden biri, gözaltına alınan türbanlı genç kızı araca bindirirken bir elini kızın kalçasına götürerek itiyordu. Taciz iddiaları önce sosyal medyada ortaya atıldı, tepkiler paylaşıldı; ardından internet sitelerinde yayımlandı; bazı gazetelerde çıktı. Sonraki günlerde tacize uğradığı belirtilen genç kız, Artı Gerçek internet sitesine konuştu; savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Fakat ne ilk günkü olay, ne de sonraki gelişmeler Hürriyet’te haber oldu. Ta ki, Bakan Soylu konuşana ve bu konu Meclis’te gündeme gelene kadar. Ancak o zaman basılı gazetede haberi yayımlandı. Hürriyet internette ise farklı olarak 19 Şubat’ta genç kızın suç duyurusu yayımlandı.

Hatta “Soylu’dan taciz iddiasına yanıt” haberinin çıktığı gün, genç kızla söyleşi yapan gazeteci Derya Okatan gözaltına alındı. Gazetecinin gözaltına alınması da haber olamadı; ertesi gün yine Soylu’nun bu konudaki sözleri yayımlandı.

Elbette İçişleri Bakanı ve parti sözcülerinin taciz iddiasıyla ilgili açıklamalarına gazetede yer verilmesi gerekli. Ama Bakan’ın ve politikacıların sözleri haber taşıyor ise taciz, tacize uğradığı öne sürülen genç kızın sözleri, suç duyurusu ve Ankara Emniyeti’nin konuya ilişkin açıklaması da haber değeri taşıyor demektir. Hatta asıl haber odur. Okurun olayı doğru değerlendirebilmesi için olaya ilişkin bilgilerin eksiksiz ve nesnel bir dille aktarılması gerekirdi. Unutmayalım, eksik ve tek yanlı bilgi, yanlış bilgidir.

Kuşkusuz taciz olup olmadığına yargı karar verecek. Ama şurası açık, polisin gözaltına alınan bir genç kızın kalçasına el atmaya hakkı olamaz. Genç kızın kim olduğunun ya da hangi suçlamayla gözaltına alındığının hiçbir önemi yok.

EŞCİNSELLİK VE POLİS OPERASYONU

“Apart dairede iğrenç olay! Polis olduklarını söylemişler” başlıklı haber, Karaman’da operasyon yapan polisin iki eşcinseli “fuhuş yaptıkları” iddiasıyla gözaltına aldığını duyuruyordu.

Kaos-Gl Derneği’nin, “Haberde kişilerin suç bağlantısı olmadığı halde cinsel yönelimlerinin vurgulanmasının ayrımcı bir söylem olduğu” eleştirisine geçen hafta bu köşede yer vermiştim.

Fakat Hürriyet internetteki haberde bir değişiklik olmadığı gibi devam haberinde de aynı yaklaşım sergilenmekle kalmadı; bu kez gözaltına alınan iki eşcinselin “HIV virüsü taşıdıkları” yazıldı. Pozitif-İz Derneği’nden yapılan açıklamada, bu haberde “ayrımcılık yapıldığı” vurgulandı ve İnsan Hakları Sözleşmesi ile Hasta Hakları Yönetmeliği’ne atıfta bulunularak “Tıbbi tanılar kişinin rızası, hâkim kararı ya da tıbbi zorunluluk olmadan açıklanamaz” denildi. Ayrıca “HIV kavramının sonundaki v harfi ‘virüsü’ tanımlar. O nedenle HIV’in sonuna haberdeki gibi ‘virüsü’ kelimesini eklemek ‘virüsün virüsü’ gibi anlamsız bir ifade” eleştirisinde bulunuldu.

Ne yazık ki her iki derneğin eleştirisi de haklı. İki haberde de eşcinsellere yönelik “ayrımcılık” söz konusu. Elbette HIV bir hastalık ve kişilerin rızası olmadan haberde açıklamak yanlış. AIDS’i eşcinsellik ile eşdeğer göstermek bu yanlışı daha da büyütüyor. Hem bu yaklaşım çok eskilerde kalmıştı, maalesef bu haberlerle yeniden tedavüle sokulmuş oluyor.

Bir de Kaos-Gl’nin “bu kişilerin suç bağlantısı olmadığı” eleştirisini inceledim. Her ne kadar haberde, Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü’ne göre polisin işlem yaptığı belirtilse de, Türk Ceza Yasası’nda fuhuş suç olarak nitelendirilmiyor. TCK’ya göre, “fuhuş yaptırmak, fuhuşa zorlamak, fuhuşa teşvik etmek, fuhuşa aracılık etmek, fuhuşa yer temin etmek vb” suç. Hatta Anayasa Mahkemesi, fuhuş yapanlara Kabahatler Kanunu çerçevesinde para cezası verilmesi kararını da iptal etmişti.

Bu nedenle gözaltına alınan iki kişinin haberde suçlu olarak gösterilmesi doğru değil. Tabii ahlaki ve insani açıdan eleştirilebilirler ama onu yapacak merci biz gazeteciler değiliz...

OKURDAN KISA KISA

A. Rıza Karaöz: “Serbest bırakıldı eşini öldürdü” başlıklı haberde cinayeti işlemek için kurduğu tuzağın ayrıntılı biçimde yazılması kötü niyetli kişilere yol gösterici olabilir. Sadece “pusu” ifadesiyle de verilebilirdi. (8 Şubat)

Nihat Dilşen: Çok eski bir okuyucunuz olarak son zamanlarda gazetenizin baskılarında bazı bölümlerde kullanılan beyaz dışındaki zemin renginin bizim gibi yaşlı okurları zora soktuğunu üzülerek bildirmek istedim. (12 Şubat)

Bülent Saraç: Kitap ekinde Doğan Hızlan’ın “AKM’nin yandığı gece” yazısında, o gece “IV. Murat operasının sahnelendiği” belirtilmiş. Bu bilgi yanlış. O gece izleyenler arasındaydım. Arthur Miller’in “Cadı Kazanı” adlı oyunu sahnelenmişti; Kerim Afşar sahnedeyken yangın başlamıştı. (15 Şubat)

Hasan Selçuk: GQ dergisinin ödül törenini Cengiz Semercioğlu yerin dibine sokmuş, aynı gün Onur Baştürk övmüş. İki gün sonra da Kelebek’in ana sayfası tamamen bu törene ayrılmış. Hangisine inanalım?

Bülent Erkan: Yaklaşık 60 yıldır gazetenizi okurum. Son zamanlarda siteniz felaket haberi dolu. Haberler okutmak için eksik, flaş başlıkla yazılıyor. (20 Şubat)

Tarık Deren: TÜSİAD’ın yeni başkanı ve kongre haberinde eski başkan Bilecik’in “Enflasyon ferman dinlemiyor” ve İstişare Konseyi Başkanı Özilhan’ın “Tanzim satışları susuzluğu gidermek için zehir içmeye benziyor” gibi ekonomik kriz hakkındaki sözlerini göremedim. Başka gazetelerde okudum. (21 Şubat)

İbrahim Orhan: Ömer Onan’ın babasının vefatını internette duyururken Arda Turan’ın gülen fotoğrafını öne çıkarmanız ve “Arda-Emre-Aziz Yıldırım bir araya geldiler” diye yazmanız içerikle uyuşmuyor ve yakışmıyor. (20 Şubat)

Murat Tarım: İnternetteki başlıklar rahatsız edici. “Korkunç!”, “Dehşet!”, “Korkulan oldu!”, “Öldürdüm!” ünlemleri kullanılıyor. Bu durumun sistematik bir tercih olduğunu düşünüyorum. Ama bu olumsuz ve haberi abartan başlık ve ünlemler, insanları kötü etkiler; bilinçaltında izler bırakır. (14 Şubat)

Togay Bayrak: İnternette dünya bölümündeki “Bu lahiti açınca öldüler” haberi yanlış bilgi içeriyor. Arkeolog Carter, 1922’deki lahit açımından 16 sene sonra (1939) hayatını kaybetmiştir. (18 Şubat)

Lütfi Özel: Yaşamını yitiren Fikret Ünlü’nün haberi birinci sayfadan “Eski Bakan öldü” başlığıyla verilmiş. Ben bunu aşırı özensiz buldum. Saygılı bir ifade değil. (20 Şubat)

HAFTANIN ENGELLENENLERİ

Erişim Sağlayıcıları Birliği’nin bu hafta ilettiği Sulh Ceza Hakimlikleri’nin verdiği erişim engelleme kararları şöyle sıralanıyor:

* Göksun Sulh Ceza Hakimliği, 1 Şubat’ta Hürriyet, Sabah ve Posta’da yayımlanan “Savcıdan tacizci kadın doktora görülmemiş ders” haberine erişimi, “kişilik haklarını ihlal ettiği ve kadın doktorla ilgili iddianamede tacizden söz edilmediği, sadece hakaret davası olduğu” gerekçesiyle engelledi. Hakimlik, kararında haberlerin yer aldığı link adreslerini vermediği için engelleme kararı düzeltildikten sonra uygulanabildi.

* 20 Temmuz 2016 tarihinde yayımlanan “Meclis’te operasyon 8 üst düzey yönetici görevden alındı” haberi, adı geçen yöneticilerden birinin “kişilik haklarının ihlal edildiği, itibarı ve saygınlığının zedelendiği” gerekçesiyle yaptığı başvuru üzerine Ankara 1.Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişime kapatıldı.

* Edirne 1.Sulh Ceza Hakimliği, adı geçen profesörün başvurusunu yerinde bularak, “kişilik haklarının ihlal edildiği” gerekçesiyle 16 Ocak’ta yayımlanan “Profesörden doktora resmi yazışma ahlaksız şerefsiz” haberi hakkında erişime engelleme kararı verdi.

* Erişim Sağlayıcıları Birliği, 20 Haziran 2018’de yayımlanan “Beşiktaş’taki lüks otele operasyonun sırrı çözüldü” haberine erişimi, daha önce İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği tarafından engellenen linklerdeki içerikle aynı olduğu gerekçesiyle engelledi.

* İzmir 5.Sulh Ceza Hakimliği, 2000 yılında yayımlanan “Doktor irtikaptan tutuklandı” haberiyle ilgili olarak “Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Google kararında açıkladığı unutulma hakkı kapmasına girdiği” ve “haberde kişilik haklarının ihlal edildiği” gerekçesiyle erişim engelleme kararı verdi.

* Hürriyet ve 11 sitede geçen yıl yayımlanan “Seks kasetiyle şantaj davası” haberi, Beykoz Sulh Ceza Hakimliği tarafından “kişilik haklarını ihlal edici nitelikte olduğu” gerekçesiyle erişime kapatıldı."

Kaynak : Vişne Haber Ajansı-www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları