Savcılık, türbanlı derse girilmesine göz yummadığı için hapis cezasına çarptırılan öğretim üyesi için 17 günde tebliğname hazırladı....
Türbanlı derse girilmesine göz yummadığı için hapis cezasına çarptırılan Ege Üniversitesi emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rennan Pekünlü’nün avukatı Murat Fatih Ülkü, itirazlarının ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “17 günde” tebliğname hazırladığını bildirdi. Ülkü, “Tarihi bir hız. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki dosya sırasına baktık. Tüm tebliğnameler bu kadar hızlı mı diye? Sonucu söylemeye gerek yok” dedi.
Kanunları uyguladı hapis yatacakCumhuriyet gazetesinden Emre Döker'in haberine göre Pekünlü’nün avukatı Ülkü, dosyanın başsavcılığın önüne 10 Aralık 2012 tarihinde geldiğini ve 17 günde tebliğname hazırlandığını belirterek “Anlaşılan, kamu adına hareket eden başsavcılık, iddia makamı, çok hızlı bir onama istemektedir” diye konuştu. Kararın onanması halinde Pekünlü’nün yasaları uyguladığı için hapis yatacağını anımsatan Ülkü, akademik çevrelerin buna sessiz kalmasını da eleştirdi.
Muhalif güçler birlikte hareket etmeliKararı değerlendiren İzmir Barosu Başkan Yardımcısı Ercan Demir, Yargıtay'ın kararı onaması halinde Prof. Dr. Pekünlü'nün hapis yatacağını söyledi. Ülkede, gazeteciden, askere, öğrenciden, avukata muhalif kesimlerin hapse gönderildiğini belirten Demir, “Danıştay'ın verdiği avukatlara ilişkin türbanla duruşmalara girilebileceğini ilişkin karar, bu kararın gerekçeleri, artık hukukun hepten hiçe sayıldığı bir uygulama sürecini gösteriyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, doğrudan davalar ve olaylarla tarafgir olması ve artık tek şef olmaya yönelmesi gidişatımızın hiç de parlak olmadığını gösteriyor” dedi.
Ülkenin gidişinin “parlak” olmamasına karşın “sonsuz ve mutlak” da olmadığını da vurgulayarak şöyle konuştu:
“Esas olan muhalif güçlerin bu ülkenin aydınlık ve Nazım Hikmet'in söylediği gibi “güzel günleri görmesini isteyen” güçlerin birlikte davranabilme becerisini yanında olabilecekleri, yanından atmaktan vazgeçme becerisini göstermelerine bağladır. Yoksa bu gidişat mutlak değil. Ne bugün için ne yarın için. Bu ülkenin toprakları neler görmüş neler yaşamış? Tüm bunları aşabilecek demokratik deneyimlere sahiptir.”