İmamoğlu: AK Parti döneminde 13 milyarlık kamu zararı tespit ettik

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, "2,5 sene sonra bu memleketi Millet İttifakı yönetecek” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, KRT TV'de salı günleri yayımlanan Şimdiki Zaman adlı programın konuğu oldu.
İmamoğlu'nun programda yaptığı açıklamaları şöyle:
"Hem varolan bir kısım tahribatları gidermek hem de İstanbul’a belki de geri dönüşü olmayan tahribatları engelleme ve yeni bir dönemi başlatma noktasında önemli bir an olduğunu düşünüyorum bizim görev süremizin. Göreve geldiğimiz an itibarıyla bir çok alanda yürüyoruz, koşuyoruz. Bir yılı aşkın süredir birinci kalem sorumluluğumuz, bütün güncel problemlerin ötesinde yoksullukla mücadeleye dönüştü. Bu büyük bir alan oldu bizim için.
4 katına çıkan bir bütçeden bahsediyoruz. Yoksullukla mücadelede sosyal hizmetlerimizin, sosyal yardım bütçesi 4 katına çıktı. Bir de görünmeyen bütçelerimiz var. Yaklaşık 800 milyonu aşan bir bütçeden bahsediyoruz. Görünmeyen bütçenin yapılan diğer sosyal yardımlar ve destekleri kapsadığını belirten İmamoğlu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde milyarlarca lira yoksulluk dönemini destekleyen bir modeli geliştirdik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gelirlerinin 5 milyar lira civarında daraldığı bir dönemde biz bunu başardık. Bu daralmalara rağmen milyarlarca liralık katkı yaptık” dedi.
-Askıda fatura kampanyasıyla 230 bin hanenin faturası ödendi.
İstanbul’da yapımı duran 8 metro hattının 7’sini başlattık. Bir tanesi kaldı Mahmutbey-Esenyurt hattı. Onu da çok yakın zamanda başlatıyoruz.
Beton Kanal İstanbul’a en büyük ihanet projesidir. Bunun engellenmesi şarttır. Bunun için de var gücümüzle tüm hukuki yolları kullanarak mücadelemize devam edeceğiz.
Vatandaşla inatlaşan hiç kimse siyasette de kazanamaz, o ülkeye de kazandırmaz. Kanal İstanbul 136 milyon metrekarelik tarım alanını yok ediyor. 83 milyon metrekarelik bir alanı yeniden kentleşmeye açıyor. 3 tane Beylikdüzü’nden daha fazla ediyor.
İstanbul’da 1 milyonu aşkın adres boş. Yapılmış binalar boş. İstanbul’da şu anda konut arzı fazlası hiçbir dönemde olmamıştır. Dünyanın en ucuz gayrımenkul kentidir İstanbul. Yazık bu kente. Bu kent böyle heba edilemez.
İstanbul’un 3 yıldır nüfusu azalma eğiliminde. Siz İstanbul’un kuzeyinde 2 milyonluk yeni bir nüfusu oraya yerleştiriyorsunuz.
Bu projeyi hazırlayanlar uluslararası alanda bu projeyi servis edenler, bu projeyi 65 milyar dolar olarak tanıttılar. Bütün bunları yoksulluk döneminde yapıyorsunuz.
Kısa Çalışma Ödeneği’nin son günü. Yarın itibarıyla milyonlarca insanımızı işsiz görebiliriz. Bu memleketin işsizi, bu memleketin ümidini yitirmek üzere olan genci, eğitimi dipten başa bozuk olan bir süreçte siz kanala bu parayı harcayacaksınız.
'Bu ihaleyi aldım, onun için yaptım, benim bir kusurum yok' ya da 'Ne yapalım orada bir iş çıktı, birisi de garanti verdi, nasılsa bu 83 milyon insanın cebinden alırız' diyenlere sesleniyorum, 2 sene sonra bu memleketi Millet İttifakı yönetecek. Bu yapılanlar, bu işi alanlar, bu finansı verenler, devletin ve milletin hafızasından asla çıkmayacak. Ben buna inanıyorum.
Ben Millet İttifakı’nın bir ferdiyim. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyesiyim. Bu memleketin değişmesi adına 2 sene sonra bu ülkede Millet İttifakı süreci yönetecek demekten, hatta ve hatta ‘Türkiye ittifakı’ bu süreci yönetecek demekten niye geri durayım ki?
1453’te fethi yapıp bu kenti bize armağan eden Fatih Sultan Mehmet’in emanetine, 5 yıl işgal altında kalıp 1923’te kurulan Cumhuriyet ile beraber teslim alınan, işgalden kurtulan, Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti bu güzel İstanbul’a ihanet eden kim varsa gelecekte hesap verir. Bunun adı bürokratmış, bunun adı bakanmış, inşaat şirketiymiş, ister yerli, ister yabancı olsun. Bu devletin ve bu milletin hafızası bunun hesabını sorar.
Fatih'te bir lunapark alanı 25 milyona alınıyor. Bu arsaya İBB tarafından imar veriliyor. İmarlı hali ile 430 milyona İBB burayı satın alıyor.
7 Ocak 2016'da Başakşehir'de 78 bin metrekare alıyor bir vatandaş. 49 milyon liraya. Bu alımı yaptıktan 4 gün sonra 11 Ocak'ta arsayı 138 milyon liraya KİPTAŞ'a satıyor.
(Bağış paraları) 6 milyonunu kurtarabildik. 4-5 milyona yakın bir bölümü duruyor. Kimin parasını kimden istiyorlar? Vatandaş kendi arzusuyla şartsız bir bağış yapıyor. Ben sayın İçişleri Bakanı ile en az 6-7 kez bu konuyu görüştüm. Dedim ki, ‘Yanlış yapıyorsunuz, Allah aşkına, istirham ediyorum, bu işe bir çözüm bulun, minnet duyacağız’. Bu işin çözümü var. 4-5 milyon kaç haneyi ısıtırdı yahu? Biz serbest alıp kullandığımız parayı 500’er lira olarak ihtiyacı olan insanların kartlarına yükledik”.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Benim alanım ekonomi” sözlerini hatırlatan İmamoğlu, daha sonra Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınmasına işaret ederek “Peki kim suçlu oldu? Bundan sonra ‘Eyvah ihanet ettik’ dendiğinde sorumlu ararlarsa, bu her hafta sonu konuşmayı kendine vazife edinen bakanlar nereye kaçarlar, nereye giderler onu bilemem. Onun için söylediklerine dikkat etsinler” ifadelerini kullandı.
(Gezi Parkı’nın mülkiyetinin devredildiği Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı’na ait 2. Beyazıt Cami Hünkar Kasrı'nın tahribata uğramış halini göstererek) Burası 10 yıldır böyle. 10 yıl önce yangın geçirdi. Burası vakfın mülkü. Hani diyorlar ya, ‘Biz ecdat malına sahip çıkıyoruz, kültür varlığına sahip çıkıyoruz, o kanun gereği aldık diye’. Görüyor musunuz halini? Özel bir yapıdır. Ta 2 Beyazıt döneminde yapılma bir yapıdır.
Şu hale bakar mısınız? Şimdi yarın çıkıp diyecekler ki, ‘İhale yaptık, yapacağız’. Unuttukları bütün ecdat eserlerini harekete geçiriyoruz.
.jpg)
Nerede bir eksiklik görüyoruz, ‘Hemen, derhal’ diyoruz. Mezarları unuttular. Mezarları, şehitlikleri tek tek temizlettiriyoruz. Kimse bize hikaye anlatmasın. Bu anlayış akıl tutulması. Gezi Parkı’na olan tavır. Aynı şeyi Galata Kulesi’ne yaptılar.
(Erdoğan’ın randevusun yanıt vermemesi) Beni çok sevdiğini düşünüyorum. Bu sevgi uzaktan bir sevgi. İstanbul’u yönetiyorum. İstanbul’da yaşayan bir Cumhurbaşkanından bahsediyorsunuz. İstanbul aşkından bahseden bir Cumhurbaşkanından bahsediyorsunuz. Kendi partisi var. Ülkeyi yönetiyor ama çok başarılı bir iş yapan Cumhuriyet Halk Partili bir Ekrem İmamoğlu da var. Sevgi var, saygı da var. Ama o iki dere bir arada kalmış bir durum da var. Allah yardımcısı olsun. Ben, ‘Torununun oyunu alacağım’ dedim. Oğlunu, kızını bilemem ama torununun oyunu alacağım.
(Kadir Topbaş’ın cenazesinde Erdoğan ile konuşması) Bütün duygularımı söyledim. Her şeyi dedim. Benim niye otobüs borçlanmamı imzalamıyorsunuz sayın Cumhurbaşkanım dedim. Sizinkiler 8-9 sene otobüs almamış, filo eskimiş. Metrobüste 2 milyon kilometreyi geçmiş otobüslerimiz var. Yani ani arıza, yanma tehdidi var. Bunun neyini imzalamazsınız, 5-6 aydır bekliyor dedim. Bir onay istiyorum dedim. ‘İmzalarız’ dedi. Hala imzalamadı. Bekliyoruz hâlâ.
Normal olan benim tavrım. Ben kimseye duvar örmüyor, kimseye sınır koymuyorum. Birisi beni kapıdan kovsa ben öbür kapıdan girerim. Öbür kapıyı kilitlese pencereden girerim. Şahsi işimi yapmıyorum. 16 milyon insanın hakkını savunuyorum. Sayın Cumhurbaşkanı o partidenmiş, bu partidenmiş umrumda değil. Millet seçmiş mi seçmiş. Saygı duyarım, bitti. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı. Giderim, konuşurum, konuşmak için mücadelemi veririm. Randevu vermiyor. Kendi bilir. İşimi çözerim.
Süreçlerin işlemesini sordum. Bana randevu vermemek doğru bir tavır değil dedim. Ben size gelip İstanbul’u anlatacağım dedim. Hepsine olumlu cevap verdi. Hiçbir olumsuz cevap duymadım. Randevu veririz dedi. Beni 4-5 gün sonra Tevfik bey aradı. ‘Yazılı gönderirseniz, sayın Cumhurbaşkanı hızlıca size dönüş yapacak’ dedi. Kadir Topbaş’ın cenazesinden beri 1 aya yakın oldu. Ben Cumhurbaşkanımıza yazılı davet göndermekten mi imtina edeceğim? Tabi ki yaparım. Bu mu polemik?
(Cumhurbaşkanı adaylığı) Ben şunu istiyorum, buraya adayım diye bir anlayış olamaz. Ben şu anda İBB Başkanıyım. Binlerce yıllık tarihe sahip, olağanüstü bir kent. Bu kente hizmet etmenin maneviyatını doya doya yaşamak istiyorum. Keyifli bir alan. Siyasette kendine rol biçmek kadar büyük hata yok. Ben şunu da söyledim; hiçbir göreve talip olmadım, bir göreve talip olunmaz. Ben Beylikdüzü, İstanbul, Türkiye derken şunu da söyledim, ideallerim için mücadele ediyorum. Benim idealim bu toplumun, bu ülkenin çağdaş değerleri ve Mustafa Kemal'in ışığı ile donanması. Dijital çağın bütün unsurlarını yerine getiren yaratıcı gençlerin olduğu bir şehir... Bu benim idealim. Makam, mevki idealim yok. İnanıyorum ki, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı da, Adana Belediye Başkanı da, Mersin de, Ankara Belediye Başkanımız da bunun neferi. Bu neferlik üzerinden bir konumlandırma yapılması benim CHP'li ahlakıma sığmaz. Burada yaptığımız tüm konuşmalar, başından sonuna kadar hepsi İstanbul konusudur. Ama İstanbul konusu eşittir Türkiye konusudur. Bizim mücadelemiz kesinlikle bu ülkenin gelecekte çok güzel bir ülke olması. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının kuvvetli bir hikayesinin yazılmasını istiyorum. Tarihsel bir sorumluluğumuz var. Eğirisiyle doğrusuyla bir yüzyılı kapatıyoruz. İkinci yüzyılın hikayesini yazmaya aday 83 milyon insanız. Ben kendi sorumluluğumu yapacağım. İkinci yüzyıl mücadelesinin, aydınlanma sürecinin en kuvvetli, en çalışkan neferi olmak istiyorum. Genel Başkanımız gibi düşünüyorum. Dostlarımızla kazanacağız. Günü geldiğinde bu konu en doğru şekilde konuşulur ve en doğru karar verilir.
(Meral Akşener ile Pervin Buldan'ın 8 Mart'ını kutladığı tweet ve hatıra ormanı fidan dikim törenine Buldan'ın davet edilmesi) Memleketi ayrıştırma süreçleri üzerinden yöneten bir akıl toplumu bu hale getirdi. Ben 8 Mart'ta toplumdaki kadın duruşu üzerinden birleştirici bir mesaj atmak dışında hiçbir şey düşünmedim.
Sayın Emine Erdoğan'ı da eşimle beraber davet ettik. Davet ettiğimiz birçok isim var, çok kıymetli Selvi Kılıçdaroğlu'nu da davet ettik. Siyasi görevi olan kişilerin eşlerini de davet ettik. Sayın Emine Erdoğan da çok kıymetli ve çok özel bir mektup yazdı eşime. Bunun üzerinde tepinmeyi doğru bulmuyorum.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












