Türkiye’de neler olduğunu anlamak mümkün değil elbette sadece çalışmak benimkisi…
Gözüme değenleri kendi ‘’kale’’mden kendi ‘’kalem’’im’den aktarmak sadece…
Bugün de ülke yangın yeri ölüm kusuyor sokaklar.
Bu ülkede halkların savaşı yok, bu ülkede çıkarların savaşı var ve onların savaşı halkın canını alıyor.
Bir iktidarla başka bir iktidar savaşıyor...
Ve ne yazık ki ölenler sadece insanlar, hiç bir iktidara dahil olmayan kandırılan insanlar.
Olmayan savaş sokakta oynayan çocuklara ölüm saçıyor.
Savaş davulları çalanlar ise köşesinden ellerini ovuşturuyor.
Küçücük çocuklar, yağız delikanlılar, yoldan geçen kadınlar birer birer ölüyor…
Ölenlere yazık, kalanlara yazık, çekilen acılara yazık, insanlığa yazık...
İktidarlar için ölenler sadece stratejik oyunun oyuncuları; onlar sadece kazanmak istiyorlar ve kazanmak istedikleri barış değil; sadece iktidar...
Sadece silahla ölmüyoruz, hukukta öldürüyor bizi mesela…
2012 yılında Samsun’da 13 kişinin yaşamını yitirdiği yaşanan sel felaketinin sorumlularına açılan davaya takipsizlik kararı verildi.Yasalar da ölüme göz yumuyor, yasalar da öldürüyor…
Ve yasaklar, baskılar…
İktidarın simgesiyseniz ailenizden birine twitter’dan biri bir şeyler yazarsa onu gözaltına aldırabilirsiniz.Ama siz hiçbir şey söylemeden tüm ülke çocuklarını ölümle burun buruna getirseniz de insanlar ‘vatan sağolsun’der...
Ölüm, acı, nefret kuşatmasında seçim çalışmaları, iktidar hesapları, teklifler, redler, kabuller ve kendi çıkarları için halkı hiçe sayan seçilmeyi hedefleyen insanlar…
Belirsizlikler imparatorluğunda daha büyük belirsizliklere savrulurken ülke bir çizik atmaya devam edeceğiz her gece…
27 Ağustos 2015 - Türkiye / Kale(m)den Türkiye Günlüğü