Kemal Kılıçdaroğlu: 3 yıl önceki Kılıçdaroğlu'nu arkadaşlarına koşulsuz güvendiği için suçluyorum

Kemal Kılıçdaroğlu, KRT TV ekranlarında yayınlanan "Liderler Özel" programında Şevval Şirin, Haber Koordinatörü Cem Özkeskin ve Ankara Temsilcisi Erdinç Özyılmaz'ın gündeme dair sorularını yanıtladı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, KRT TV ekranlarında yayınlanan "Liderler Özel" programında Şevval Şirin, KRT Haber Koordinatörü Cem Özkeskin ve KRT Ankara Temsilcisi Erdinç Özyılmaz'ın gündeme dair sorularını yanıtladı.
Özgür Özel'i Cemil Tugay'a karşı uyardığını söyleyen Kılıçdaroğlu, yaşanan krizin adı bir dolandırıcılık değil, "devlet-siyaset-bürokrasi" sacayağında gerçekleşen organize bir soygun olduğunu vurguladı. CHP Lideri ayrıca, Cumhurbaşkanlığı adaylığı düşünmediğini belirtti.
"Cemil Tugay uyarımı Özel'e ilettim, uyarmama rağmen aday yapıldı"
Karşıyaka Belediye Başkanlığı döneminde Cemil Tugay hakkında özel inceleme yaptırdığını belirten Kılıçdaroğlu, devir teslim sürecinde bu bilgileri Özgür Özel'e aktardığını ifade etti:
"Karşıyaka Belediye Başkanlığı dönemindeki yetersizliklerini ve beşli çeteye hizmet eder konumda olduğunu görünce arkadaşları görevlendirdim. İddiaların doğru olduğu ortaya çıktı. Kurultaydan sonra genel başkanlık odasında devir teslim sırasında Özgür Bey'e sadece iki genel başkan arasında kalması gereken bu bilgileri aktardım. Bu kişinin beşli çetelerden bir firmaya (Cengiz İnşaat) Karşıyaka'nın en değerli arsasını avantaj olarak sağladığını, güvenilir biri olmadığını söyleyip aday gösterilmemesi gerektiğini ilettim. Ancak beni dinlemek yerine bu bilgileri gidip Tugay'a anlattılar ve onu Büyükşehir Belediye Başkanı yaparak ödüllendirdiler. Faturasını sadece Özgür Bey veya parti değil, tüm İzmirliler ödüyor."
"Soruşturma ve yargı baskısından kaçmak için AK Parti'ye sığındılar"
Cemil Tugay ve AK Parti'ye katılan diğer belediye başkanlarının transfer gerekçelerini sert bir dille eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"CHP'li belediye başkanlarının sabahın beşinde evleri basılırken Melih Gökçek ağzında sakızıyla ifadeye çağrılıyor. AK Parti'ye neden geçiyorlar? Yolsuzluk yaptılarsa, yargı ve savcı baskısından kurtulmak istiyorlarsa oraya sığınıyorlar. AK Parti'ye geçince altında koruma şemsiyesi oluşuyor, istediğin kadar korunuyorsun. Yolsuzluk yapan hiçbir belediye başkanının CHP çatısı altında yeri yoktur. Ancak kulislerle, yapay zekayla belediye başkanı seçilirse sonuç bu olur. Yapay zekaya gidiyorsunuz, sizin zekanız yok mu?"
"Kimsesizlerin kimsesiymiş! Beşli çetelerin, varsılların koruyucusu desin"
Tugay'ın AK Parti'ye katılım töreninde Atatürk'ün "Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir" sözüne atıfta bulunmasını eleştiren CHP lideri, tepkisini şöyle dile getirdi:
"Sayın Erdoğan'a 'kimsesizlerin kimsesi' diyor. Bu kadar işsizliği çıkaran, fabrikaların kapanmasına yol açan iktidara yaranmak için Atatürk'ün sözünü istismar ediyor. 'Beşli çetelerin sahibi', 'varsılların koruyucusu' ya da 'yolsuzluk yapanları saklayan parti' dese bunu anlarım. Çıkarcılar her yerde kendi menfaatlerini korumak için değerleri fütursuzca harcarlar. Siyasete Siyasi Ahlak Yasası gelmedikçe Türkiye bu beka sorununu yaşamaya devam edecektir."
Haksız yere tutuklu olan belediye başkanlarına vurgu
Cezaevindeki eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'e değinen Kılıçdaroğlu, haksızlığa uğrandığını belirtti:
"Maalesef haksız yere hapiste olan belediye başkanımız Tunç Bey'i ihbar eden, şikayet eden ve gereksiz yere bu kadar süre hapiste kalmasını sağlayan da yine o şahıstır. Elde hiçbir somut veri yokken bir belediye başkanının bir diğerini ihbar etmesi yakışmaz. Bu durum İzmirlilere de partimize de yapılmış büyük bir haksızlıktır."
"Sabahın beşinde ev basarak belediye başkanı gözaltına alınmaz, ama herkes yargılanabilir"
Mersin Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik adli süreci ve Vahap Seçer'in durumunu değerlendiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, yargılama süreçlerinin intikam duygusuyla yürütülemeyeceğini vurguladı:
"Belediye başkanları soruşturulamaz değil, elbette yargılanabilir. Nitekim Aziz Kocaoğlu 197 yılla yargılandı ama tutuklanmadı; Yılmaz Büyükerşen yargılandı, ben de yargılanıyorum. Şikayetçi değiliz, gidip hesabımızı veriyoruz. Hesap sormayan namerttir! Ancak belediye başkanlarının sabahın beşinde evlerinin basılmasını, giysilerinin ve özel hayatlarının sosyal medyaya servis edilmesini doğru bulmuyorum. Kaçma şüphesi yoksa davet edersiniz, gelir belgesini sunar. Baskınlarla CHP'li belediyeleri sindirmeye çalışmak kabul edilemez."
"Bireysel çıkara dönük köşeyi dönen, bu partiden ayrılsın"
CHP çatısı altında kamu kaynağını şahsi menfaatleri için kullanan kimseye müsamaha gösterilmeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, partililere ve kamuoyuna net bir mesaj verdi:
"Kamu kaynağını harcıyorsunuz, harcadığınız para milletin parasıdır. Kim bireysel çıkara dönük köşeyi dönmüşse, mal mülk edinmişse bu partiden ayrılsın! Ama gerçekten halka hizmet eden, halk için çalışan her belediye başkanının başımızın üstünde yeri vardır. Yolsuzluk yapanın sırtı sıvazlandıkça ve 'Bravo iyi götürdü' denildikçe ahlaklı ve düzgün insanlar suçlanır hale geliyor. Siyaset kirlilikten arındırılmalıdır."
Düşünce suçluları ile yolsuzluk ayrımı: "Demirtaş, Atalay ve Kavala siyasi tutukludur"
Siyasi tutukluluk kavramı ile adli soruşturmalar arasındaki çizgiye dikkat çeken CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, düşünce özgürlüğü vurgusu yaptı:
"Can Atalay, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş siyasi tutukludur. Onlar söylemlerinden ve düşüncelerinden ötürü içerideler. Hiç kimse düşüncesinden ötürü hapse atılamaz, yargılanamaz. Akıl sorgulama aracıdır; Newton kafasına elma düşünce 'Neden yukarı gitmedi?' diye sorguladığı için yerçekimini buldu. İnsanların sorgulamasını yasaklayan bir anlayışla dünya ilerleyemez. Ancak yolsuzluk ve haksızlık elbette adil bir şekilde yargılanmalıdır."
Türkiye Belediyeler Birliği seçimi ve muhalefet iş birliği çağrısı
15 Ekim'de gerçekleştirilecek Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekilliği seçimi öncesinde Parti Sözcüsü Müslim Sarı'nın Yeni Parti ve DEM Parti'ye yaptığı ortak aday çağrısını değerlendiren Kılıçdaroğlu, ilkesel iş birliklerinin siyasetin doğasında olduğunu söyledi:
"İyi, doğru ve meşru olan şeyler konusunda partilerle ittifak yapılabilir. Partiler yan yana gelir, oturur konuşur; ortak bir aday belirlenebilir, ortak bir yasa veya düşünce etrafında buluşulabilir. Bunlar siyasetin doğasında olan şeylerdir. Nasıl ki dış politikada veya milli eğitimde ülkemizin çıkarları doğrultusunda ortak davranıyorsak, toplumsal ve kamusal kamusal yarar sağlayan başlıklarda da muhalefet partileri ortak hareket edebilir."
"Kurultaylar parayla satın alınamaz, önce Siyasi Ahlak Kanunu gelmeli"
Siyasetteki kirliliğe ve parti içi süreçlere değinen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, arınma kavramının altını şu sözlerle çizdi:
"Bir partinin kurultayı parayla satın alınamaz! Demokrasiye ve insan haklarına inanıyorsanız bunu yapamazsınız. Sayın Erdoğan Meclis açılışında 'Yeni Anayasa yapalım' diyor. Ben de diyorum ki: Anayasa'dan daha önemli ve acil olan şey Siyasi Ahlak Kanunu'dur. Siyasetçi kirlilikten arınmadıkça Türkiye'de sorunlar bitmez."
Mehmet Şimşek'e borsa ve fon çağrısı: "Onuruyla istifa etmelidir"
Sermaye piyasalarında yaşanan manipülasyon ve vurgun iddialarına değinen Kılıçdaroğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i hedef alarak radikal bir çağrıda bulundu:
"Mehmet Şimşek şahsen tanıdığım, dürüst olduğuna inandığım bir insandır. Ancak SPK Genel Kurulu'nda 'Borsada manipülasyon olduğunu biliyoruz' dedi. Finansal İstikrar Komitesi toplandı, SPK'ya yazı yazıldı ama 10 ay boyunca hiçbir işlem yapılmadı! Bir bakanın lafı 10 ay boyunca dinlenmiyorsa, Bakan Şimşek'in daha fazla yıpranmaması ve bu kirliliğe ortak olmaması için onuruyla istifa etmesi gerekir. Ya gücü yetmemiştir ya engellenmiştir; her iki durumda da ayrılması gerekir."
"Cumhuriyet tarihinde bir ilk: Devlet bürokratı ile siyasetçi el ele verip halkı soydu"
Borsa ve fon skandalının basit bir ihmal olarak görülemeyeceğini belirten CHP Lideri, örgütlü bir soygunla karşı karşıya olunduğunu savundu:
"Bakanın haberi var, SPK'nın haberi var, Borsa İstanbul'un haberi var, yabancı yatırımcıların haberi var, vurguncuların haberi var... Haberi olmayan tek kesim gariban vatandaş! Yabancılar 'Bizi ikinci lige düşürürsünüz' diye uyarmasaydı bu olayın üstünü kapatacaklardı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez devletin bürokratları ile siyasetin aktörleri el ele verip vatandaşı soydu. Bu sıradan bir ihlal değildir."
Fatma Betül Sayan Kaya ve fon vurguncularına tepki: "Suç örgütü kapsamında yargılanmalılar"
Adı fon krizine karışan eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya'ya ve sorumlulara sert eleştiriler yönelten Kılıçdaroğlu, adli sürecin "suç örgütü" kapsamında yürütülmesi gerektiğini söyledi:
"4 isimli bakan, soygunu dört dörtlük yapan bakan da bu işin içindedir. 'Parayı iade ettik' diyorlar. Olay patlamasaydı iade edecek miydiniz? Sağda solda 'Faiz haramdır' deyip milyonları götürüyorsunuz. Bu şahısların basit dolandırıcılıktan değil, 'çıkar amaçlı suç örgütü' kurmak ve yönetmek suçundan yargılanmaları gerekir. Aksi takdirde 1-2 yıl yatıp çıkarlar. Bu işin peşini asla bırakmayacağız."
Yaşanan krizin adi bir dolandırıcılık değil, "devlet-siyaset-bürokrasi" sacayağında gerçekleşen organize bir soygun olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu; AK Parti içindeki klikleşmelere, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın durumuna ve adı krizle anılan milletvekillerinin dokunulmazlıklarına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
"Tarihimizde bir ilk: Üst düzey bürokratlar ve siyasiler vatandaşı soymak için ortaklaştı"
Fon krizini bir "devlet krizi" olarak tanımlayan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, krizin derinliğine dikkat çekti:
"Bu kriz doğrudan devlette çalışan üst düzey bürokratlar ve siyasilerin ortak vurgunudur. Bu bizim Cumhuriyet tarihimizde bir ilk! Bürokratlarla siyasiler vatandaşı soymak için borsanın ve fonların içinde el birliği yaptılar. Bunu ne Sayın Erdoğan ne de Hazine ve Maliye Bakanı reddedebilir. Bakan 'Manipülasyon olduğunu biliyoruz' diyor ama 10 ay boyunca göz yumuluyor. Hırsızlığa göz yumulamaz. Bu olay sıradan bir adli vakıa değildir; kolektif bir soygundur."
AK Parti içi iktidar savaşı iddiası: "Erdoğan sonrası hesaplaşma var, kriz bilerek tırmandırıldı"
Soruşturmanın zamanlaması ve AK Parti Milletvekili Serkan Bayram'ın sosyal medya açıklamalarına atıfta bulunan Kılıçdaroğlu, iktidar partisi içindeki güç çekişmelerine işaret etti:
"AK Parti içinde Erdoğan sonrası bir hesaplaşma ve iktidar savaşı var. Bakanlar, yöneticiler 'Erdoğan'dan sonra kim gelecek?' hesabını yapıyor. Bu olay neden birdenbire büyük bir balon gibi patlatıldı? Birileri bilerek önlem almadı ve tırmanmasını istedi. Bakan biliyordu, SPK biliyordu, Borsa İstanbul biliyordu, uluslararası kurumlar biliyordu. Belki bu süreçte tek haberi olmayan Sayın Erdoğan'dı. AK Parti içindeki klikler muhalefete bilgi sızdırıyor veya hesaplaşmayı bu yolla yürütüyorlar."
"Gündemi sulandırmayın, kişilere değil sistemi soyan suç örgütüne odaklanalım"
Yeni Parti ve muhalefetin elindeki isim listeleri tartışmalarına değinen CHP Genel Başkanı, odağın kaydırılmaması gerektiğini söyledi:
"Olayı kişiselleştirerek sulandırmaya kimsenin hakkı yok. 'Şu isim varmış, bu liste varmış' diyerek asıl meseleyi gözden kaçıramayız. Yarın savcı iddianamesini yazdığında o isimler zaten ortaya çıkacaktır. Biz bugün bu vurgunu yapan siyasiler ile bürokratlar arasındaki iş birliğini, liyakatsizliği ve bunun Türkiye'ye maliyetini tartışmak zorundayız. Bürokratların yakınına, arkadaş çevresine bakılsın; ahlaksızlık kurumsallaştırılmaktadır."
Dokunulmazlık çağrısı: "Hırsızın dokunulmazlığı olmaz, Meclis'e getirip kaldırın"
Soruşturmada adı geçen veya aktif görevde bulunan milletvekillerine ilişkin tutumunu açıklayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
"Siyasetçinin ifade ve düşünce özgürlüğü için dokunulmazlığı olur; yolsuzluk, soygun ve hırsızlık için dokunulmazlık olamaz! Vatandaşı soyan adamın dokunulmazlığı mı olur? Eğer bu soruşturma kapsamında aktif milletvekillerinin adı geçiyorsa, derhal Meclis'e getirilsin ve dokunulmazlıkları kaldırılsın. O isimler de suç örgütünün bir parçası olarak yargı önüne çıkarılsın. Hazırlanacak iddianame 'çıkar amaçlı suç örgütü' kapsamı dışında tutulursa, savcı bu vurguncuları koruyor ve ödüllendiriyor demektir."
"Japonya'da da deprem oluyor kimse ölmüyor; çöken her bina iktidarın altında kaldığının kanıtıdır"
Maltepe'de 5 vatandaşın öldüğü bina çökmesi ve Soma'da 5 madencinin hayatını kaybettiği faciaları değerlendiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, tedbirsizliğe tepki gösterdi:
"İstanbul'da 30 bine yakın tabutluk bina var deniyor. İnsanlar bu binalarda ölüme terk edilmiş durumda. Deprem olduktan sonra önlem alma alışkanlığı var bizde. Oysa deprem gelmeden önlemini alacaksınız. Japonya'da daha şiddetli depremler oluyor ama insanlar ölmüyor. Bizde ise insanlar ölüyor, sonra he Birlikte bir süre tartışıp unutuyoruz. Çöken o bina aslında iktidarın o binanın altında kaldığı anlamına gelir. Sosyal konutlar yapılarak bu tabutluk binalardaki vatandaşların acilen tahliye edilmesi şarttır."
Bahçeli'nin "Erdoğan yeniden aday olsun" çağrısına yanıt: "Kişinin arzusuna göre Anayasa değişmez"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2028'de yeniden aday olabilmesi için Meclis'in seçimleri yenilemesi gerektiği yönündeki açıklamalarına yanıt veren Kılıçdaroğlu, İsmet İnönü'nün tarihi sözünü hatırlattı:
"Anayasal engel var. İki kezden fazla bir kişi Cumhurbaşkanı olamıyor. Bir kişinin arzusuna veya koltuk ikbaline göre Anayasalar değiştirilemez. Rahmetli İnönü’nün çok değerli bir sözü vardır: 'Demokrasilerin en zayıf tarafı, iktidara gelenlerin geldikleri yasaları iktidardan düşmemek için değiştirmeleridir.' İki dönem kuralı Anayasa'da açıkça yer almaktadır. Sırf iktidarda kalmak için her seferinde kuralları değiştirmek ülkeyi çıkmaza sürükler."
"Kendi adaylığımı düşünmüyorum, adaylık tartışmaları iktidarın işine yarıyor"
Önümüzdeki seçimlerde kendisinin yeniden Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağına ilişkin soruya kestirip atan bir yanıt veren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, önceliğin halkın dertleri olması gerektiğini vurguladı:
"Hayır, Cumhurbaşkanlığı adaylığını kesinlikle düşünmüyorum. Kaldı ki bu tür adaylık tartışmalarını şu aşamada çok yersiz buluyorum. Bu tartışmalar en çok iktidarın işine yarıyor. Vatandaşın mutfakta, sokakta bu kadar derdi, işsizliği varken biz kurgusal seçim tartışmaları yapıyoruz. Milyonlarca üniversite mezunu 'ev genci' haline gelmiş, yurt dışına kaçıp garsonluk yapmaya razı durumdayken siyasetin asıl gündemi halkın geçim sıkıntısı olmalıdır."
"Devlet bir kişiye teslim edilemez, darbe hukukundan ve torpilden arınmalıyız"
Türkiye'deki yönetim sistemini ve kurumsal yozlaşmayı eleştiren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
"Dünyada devleti tek bir kişiye teslim eden hiçbir yapı kalmadı. Bakanların istifa etme yetkisinin dahi olmadığı bir sistem kabul edilemez. 12 Eylül'den kalan darbe hukukunun ve Siyasi Partiler Yasası'nın acilen değiştirilmesi gerekiyor. Rahmetli Ecevit'in getirdiği KPSS sistemini torpille delip başarılı gençlerin hakkını yiyorlar. Okullardaki şiddet, toplumsal cinnet ve liyakatsizlik tek adam rejiminin sonucudur. Türkiye'nin temel sorunlarına akılcı ve adil çözümler üretecek tek parti Cumhuriyet Halk Partisi'dir."
"İttifak yapmıyorum demek Erdoğan'a 'sen seçil' demektir"
Cumhurbaşkanlığı seçiminde uygulanan %50+1 sisteminin doğası gereği ittifakları zorunlu kıldığını belirten CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, muhalefet blokundaki dağılmaya tepki gösterdi:
"Cumhurbaşkanlığı seçiminde %50+1 oy almak gerekiyor. Türkiye'de asla yan yana gelemez denilen yapıları ülkenin bekası için bir araya getiren ilk parti Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Biz Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem metniyle %48,5 oy aldık. Önümüzdeki süreçte de %50+1 kuralı geçerli olacaktır. 'Ben ittifak yapmayacağım' demek, Erdoğan'a 'Sen git yeniden seçil' demektir. Karşı blok ittifakını korurken, bu taraftaki ittifakın hangi gerekçeyle bozulduğunu ve partimizin neden ikiye bölündüğünü sormak zorundayız."
"Ahlaki kodlarımıza dönüyoruz, adı yolsuzluğa bulaşanlarla işimiz olmaz"
Ayrılan veya farklı partilere geçen isimlerin geri dönüşüne ve olası birleşmelere yeşil ışık yakan Kılıçdaroğlu, kırmızı çizgilerini şu sözlerle ilan etti:
"Cumhuriyet Halk Partisi kuruluşundaki ahlaki kodlara dönmek zorundadır. Adı kirliliğe ve yolsuzluğa bulaşmış olanları asla kabul etmeyiz! Ancak ahlaki kodlarımızı benimseyen, bu ülkeyi seven, nitelikli her arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır. Kurultayımızı gerçekleştireceğiz; tüzüğümüzü baştan aşağı değiştirip, ön seçimi tamamen zorunlu hale getireceğiz. Parti içi demokrasiyi koşulsuz sağlayacağız."
"Söz verdim: Partiyi güvenli limana ulaştırıp bırakacağım"
Genel başkanlık adaylığı ve gelecek planlarına dair soruya net bir dille yanıt veren CHP Genel Başkanı, nihai hedefini açıkladı:
"Genel başkanlık adaylığı tartışmalarını gereksiz buluyorum. Ben bu halka ve partililerime açık bir söz verdim: 'Bu partiyi güvenli limana ulaştırdıktan sonra bırakacağım' dedim. Güvenli liman neresidir? Ahlaki kodların yeniden güçlendiği, tüzüğünün demokratikleştiği, ön seçimin zorunlu olduğu bir yapıdır. Bu süreci eksiksiz gerçekleştireceğim ve ardından duracağız. Kazık çakacak halimiz yok. CHP devleti kuran, ahlaki temelleri olan asırlık bir çınardır."
"Biz lüks restoranların değil, mevsimlik işçinin ve kimsesizlerin partisiyiz"
CHP'nin entelektüel birikimine, Bülent Ecevit'in anti-emperyalist duruşuna ve toplumun en alt kesimlerine yönelik politikalarına değinen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
"CHP lüks mekanlarda, rakı sofralarında vakit geçirenlerin değil; mevsimlik işçilerin, merdiven altı çalışanların, evlere temizliğe giden kadınların ve staj mağdurlarının partisidir. Rahmetli Ecevit, ABD ambargosuna direnerek Haşhaş ekimini serbest bıraktı, Kıbrıs Barış Harekatı'nı yaptı ve milli savunma sanayini başlattı. Biz Kürt sorununun çözüm adresinin Meclis olduğunu 1980'lerden beri savunan tek partiyiz. Sosyal devleti yeniden inşa edecek entelektüel birikime ve iradeye sahibiz."
"Türkiye coğrafi sınırlarına hapsedilemez, Osmanlı coğrafyasında ve Türk dünyasında güçlü olmak zorundayız"
Türkiye'nin bölgesel bir güç olması gerektiğini vurgulayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, dış politika ve Kültür vizyonunu şöyle özetledi:
"Ben 'Osmanlı coğrafyasında Türkiye güçlü olmalı' dediğim zaman kıyamet koptu. Türkiye'yi kendi sınırlarına hapsedemezsiniz; yeni dünya düzeninde var olmak için Suriye'de, Irak'ta, Libya'da, Suudi Arabistan'da söz sahibi olacaksınız. Biz oraya işgale değil; tarihsel, kültürel ve ekonomik bağlarımızla gidiyoruz. Türk iş insanları Suriye'de fabrikalar kurmalı, devlet bu yatırımları vergiden muaf tutmalıdır. Türk Devletleri Teşkilatı'nın ortak alfabe imzası çok tarihi bir adımdır; ortak alfabe, ortak dil ve ortak kültür demektir. Filistin davasına da ilk günden beri en güçlü şekilde sahip çıkan yine Cumhuriyet Halk Partisi'dir."
Okullarda hijyen ve güvenlik krizine tepki: "Büyükşehir Belediye Başkanı okulun çatısını tamir edemiyor"
Eğitim kurumlarındaki bakımsızlık ve güvenlik sorunlarına değinen Kılıçdaroğlu, kutuplaştırıcı bürokratik engelleri eleştirdi:
"Okullarda çocuklara bir tas çorba veremiyorlar, tuvalete sabun koyamıyorlar. İstanbul'da bir okulun çatısı akıyordu; Büyükşehir Belediye Başkanımızı aradım, 'Yapın' dedim. Ancak İlçe Milli Eğitim Müdürü 'Siyasi baskı görürüm, görevden alınırım' korkusuyla CHP'li belediyenin okulun çatısını tamir etmesine izin vermedi. Bu bir akıl tutulmasıdır. Her okulun kendi bütçesi olmalı, okul müdürleri velilerden para toplamak zorunda bırakılmamalıdır."
Kurultaydaki "Mutlak Butlan" kararı: "Parayla irade satın alındı, ben mahkemenin haklı kararını uygulayacağım"
Olağan Kurultay’ın iptali ve kendisi hakkındaki "sarayla iş birliği yapıyor" iddialarına çok sert yanıt veren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sürecin detaylarını paylaştı:
"Allah aşkına bir kurultay yapılıyor ve paralar dağıtılarak delegelerin iradesi satın alınıyor. İkna etmek ayrıdır, iradeyi satın almak ayrıdır! Cumhurbaşkanı ve Bahçeli 'Şaibeli kurultay' derken o dönemin yöneticilerinden hiçbirisi çıkıp 'Bizim kurultayımızda şaibe olmaz' diyemedi. O açıklamayı sadece ben evimde video çekerek yaptım. Dava açan ben değilim, parayı verenlerle alanlar birbiriyle kavga etti ve olay yargıya taşındı. İfade verenlerin tamamı CHP'liler!"
Mahkemenin verdiği kararın hukuki boyutuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu, açıklamasına şöyle devam etti:
"Mahkeme ve istinaf 'Bu kurultayda irade fesadı vardır, para dağıtılmıştır, dolayısıyla mutlak butlanla (kesin hükümsüzlükle) maluldür' dedi. 38. Kurultay öncesindeki PM ve MYK görevine dönecek ve şaibesiz yeni bir kurultay yapacak. Ben tek başıma gelmiyorum, o dönemin PM'si ve Disiplin Kurulu geliyor. Peki benden neden korkuyorlar? Çünkü partiyi kirlilikten arındıracağımı, o rüşvet dağıtanları ve parayla oy satın alanları partiden atacağımı biliyorlar! Mahkeme kararında adı geçen isimleri partiden attım, gerisini de atacağım. 100 yıllık parti parayla ele geçirilemez."
Gazetecilerin tutuklanması ve Mansur Yavaş açıklaması
Açıklamalarının son bölümünde gündemdeki gazeteci tutuklamalarına ve cumhurbaşkanlığı adaylık tartışmalarına değinen CHP Lideri, sözlerini şöyle noktaladı:
"Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı'nın haberleri nedeniyle tutuklanmasını asla doğru bulmuyorum. Gazetecinin kalemi özgür olmalıdır; yalan haber varsa tekzip mekanizması işletilir, hapse atılamaz. Mansur Yavaş veya başka bir isim üzerinden kişisel pazarlıklar yapılmaz. Siyasette ittifaklar kişilerle değil, ilkeler ve partiler arasında yapılır. Günü geldiğinde partiler masaya oturur, ortak metin ve ortak aday üzerinden yola devam ederler."
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2023 Cumhurbaşkanlığı adaylık sürecinden kurultay dönemine, parti binasının boşaltılma biçiminden arkadaşlık ve dostluk ilişkilerine kadar uzanan geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu, geriye dönüp baktığında en büyük özeleştirisinin "koşulsuz güven" olduğunu vurguladı.
"CHP geleneğinde eleştiri vardır ama genel başkana hakaret ve düşmanlaşma yoktur"
Parti içi itiraz kültürünün CHP’nin genlerinde olduğunu fakat son dönemde bu kültürün yozlaştırıldığını ifade eden CHP Lideri Kılıçdaroğlu, parti değerlerine ilişkin şunları söyledi:
"CHP geleneğinde ciddi bir itiraz kültürü vardır; insanlar düşüncelerini özgürce söylerler. Muharrem Bey iki kez genel başkan adayı oldu, hepimiz saygı duyduk ve kavgaya tutuşmadık. Ancak bu geleneğin vazgeçilmez bir kuralı daha vardır: Asla Genel Başkanları için onur kırıcı bir söz kullanılamaz! Rahmetli Deniz Baykal en çok eleştirilen genel başkanlardan biriydi ama kimse ona hakaret etmedi, düşmanlaşma süreci yaşanmadı. Son dönemde ayrılan kitle bu kültürü özümseyemedi."
Tahliye edilen il binalarındaki tahribata tepki: "Tüm görüntüleri alıp arşivimize koyduk"
Mahkeme kararları doğrultusunda teslim alınan il binalarında karşılaştıkları manzarayı ilk kez açık bir dille eleştiren Kılıçdaroğlu, yaşanan saygısızlığı şu sözlerle dile getirdi:
"Parti il binasının teslim edilmesi gerektiğinde bütün bilgisayarları alıp götürürseniz, masayı sandalyeyi, çay bardaklarını bile söküp alırsanız; prizleri ve kabloları yerinden çıkarırsanız bu başka bir şeydir. İlk kez tarihimizde böyle bir olayla karşılaştık. Genel merkeze ve il binalarına Genel Başkana hakaret eden sloganlar yazılamaz. Dillendirmedik ama hepsini videoya çekip partinin arşivine koyduk."
"3 yıl önceki Kılıçdaroğlu'nu arkadaşlarına koşulsuz güvendiği için suçluyorum"
Gazeteci Şevval Şirin'in "Son 3 yılda yaşananlardan sonra bugünkü Kemal Kılıçdaroğlu 2023'teki Kılıçdaroğlu'yla karşılaşsa ona ne tavsiye ederdi?" sorusuna içtenlikle yanıt veren CHP Genel Başkanı, en büyük kırgınlığını ve özeleştirisini paylaştı:
"Üç yıl önceki Kemal Kılıçdaroğlu'na söyleyeceğim tek şey şu olurdu: Arkadaşlarımı iyi tanımadığım, arkadaşlarıma koşulsuz güvendiğim ve onların beni özgürce eleştirebilecek ama asla ihanet edemeyecek insan olarak gördüğüm için kendimi suçluyorum! O arkadaşların hepsine güveniyordum, uzun yıllar birlikte çalıştık ve her türlü olanağı sağladım. Hepsini tertemiz insanlar olarak gördüm. Ama bir bakıyorsunuz kirliliğe bulaşanlar olmuş. CHP'li bir milletvekili düşüncesinden ötürü suçlanabilir ama yolsuzluktan suçlanamaz; bunu partinin tarihi ve ruhu kabul etmez!"
Programa veda ederken vatandaşa tarihi çağrı
Gündemin ve programın son dakikalarında tüm vatandaşa seslenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partinin ahlaki çizgisini yeniden inşa edeceklerinin altını çizerek sözlerini şöyle tamamladı:
"Buradan tüm halkıma seslenmek istiyorum: Eğer siz gerçekten temiz bir siyaset, ülkeyi yönetenlerin de ahlaklı olmasını istiyorsanız gözlerinizi mutlaka Cumhuriyet Halk Partisi'ne dikin. CHP; Mustafa Kemal Atatürk'ün, İsmet İnönü'nün, Bülent Ecevit'in partisidir ve tertemiz bir partidir. Oy versin ya da vermesin tüm vatandaşlarımızın bu temiz partinin hakkını teslim etmelerini rica ediyorum."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












