loading
close
SON DAKİKALAR

Kılıçdaroğlu: CHP değişecek!

Kılıçdaroğlu: CHP değişecek!
Tarih: 21.07.2012 - 12:16
Kategori: Siyaset

CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu CNN Türk'te 'Aykırı Sorular' programında Enver Ayseveri'nin sorularını yanıtladı...

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu CNN Türk‘ün canlı yayını “Aykırı Sorular”da, başta Kurultay olmak üzere güncel gelişmeleri değerlendirdi ve Enver Ayseveri’in sorularını şöyle yanıtladı.

Enver AYSEVER- İyi akşamlar sevgili seyirciler. CNNTÜRK ekranlarında aykırı sorularda bugün gerçekten özel ve Türkiye’yi ilgilendirecek bir program yapacağız. Gerçi tüm programlarımızda Türkiye’nin meseleleri üzerinden gitmeye çalıştık ama bugün hiç kuşku yok ki ana muhalefet partisinin kurultayının ardından önümüzdeki süreçte neler olup biteceğini konuşacağımız için ve bu kişide Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olduğu için sizlerde soracaksınız, bende soracağım. Aykırı sorularda bütün içtenliğiyle Sayın Genel Başkan yanıtlayacak. Hoş geldiniz.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Hoş bulduk Enver bey.

Enver AYSEVER- Aykırı sorulara geldiğiniz için teşekkür ediyorum. Çünkü kurultaydan sonra ilk defa bir canlı yayına katılıyorsunuz ve burada zaten öteden beri sizinle yaptığımız programlar vardı. Her zaman olduğu gibi soruları içtenlikle yanıtlayacağınızı biliyorum.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Hiç kime endişe etmesin bütün sorulara samimi olarak yanıt vereceğim.

Enver AYSEVER- Çok güzel. Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu önce ben şunu söyleyeyim. Bu program süresince CHP’nin iç meselelerinde, yani listeler ne oldu, ne bitti bunları tartışmak istemiyorum. Bunlar yeterince tartışıldı. Ben daha çok fikir bazlı ve toplumu ilgilendiren taraflara yöneleceğim. Ancak seyircilerimizin bilmesi açısından şunu sizinle teyit etmek istiyorum. Dünkü kurultayda siz sadece 100 kişilik bir öneri yaptınız. Onun dışında bir şey olmadı değil mi?

Kemal KILIÇDAROĞLU- 98 kişilik bir öneri. O öneriyi de ben il başkanları, milletvekilleriyle iki ayrı toplantı yaptım. O toplantıdan sonra hazırladığım bir listeydi 98 kişilik. Artı Bilim, Yönetim Kültür Platformu vardı. Onlar benim önerim olarak genel kurula, delegelerin onayına sunuldu, oradan seçimler yapıldı. Tabi çok sayıda listede çıktı onu da söyleyeyim. Yalnız bunu yadırgamamak gerekiyor. Siyasetin doğasında olan bir şeydir. Galiba 10 tane böyle değişik listeler çıkmış. Keşke 10 değil, 20 tane çıksa. Ne olacak? Yani ben oy kullanmak için salona girdiğimde şunu gördüm. Her tarafta adayların kendilerine oy isteyen afişleri vardı. Salona girdiğim anda o afişleri görünce tamam dedim Cumhuriyet Halk Partisine demokrasi gelmiş. Herkes fotoğrafını koyuyor, bildirisini yayınlıyor, bana oy verin diyor. İşte olması gereken budur.

Enver AYSEVER- Cumhuriyet Halk Partisine demokrasi gelmiş dediniz. Buradan şunu anlamak mümkün mü? Cumhuriyet Halk Partisi bugüne dek biraz demokratik geleneklerini unutmuş ve biraz daha tepeden inmeci bir yönetim biçimindeydi. Biz yeniden kendi geleneklerimize dönüyoruz anlamında mı söylüyorsunuz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Kendi geleneklerimize dönüyoruz, demokrasiyi getiren bir parti olarak parti içi demokrasi çalıştıracağız, işleteceğiz. Blok liste olmasın diye benim sözüm vardı zaten. O nedenle böyle bir yol haritası belirledik. Gelişmeler güzel, kendi demokratik kuralları içerisinde. Altını çözenle çiziyorum, kavgasız. Bakın bu kadar liste çıktı, hiçbir kavga olmadı. İnsanlar demokratik yollarla yarıştılar. İşte demokrasinin güzelliği budur dedik. Dayatma kültürü yoktu. Güzel bir kurultay oldu, görkemli bir kurultay oldu. Üstelik hafta arası yaptık. Üstelik Temmuzun sıcağında yaptık. Heyecan vardı. Dolayısıyla güzel bir kurultaydı. Demokrasiyi özleyen, özgürlükleri özleyen, özgürlükleri yüksek sesle haykıran, savaşa hayırı yüksek sesle haykıran, barışı yüksek sesle haykıran güzel bir kurultayımız oldu. Umarım bizim bu kurultayımız diğer siyasal partilere de örnek olur, oralara da demokrasi gelir. Lider elinde sopası olan kişi değil, lider kafasında aklı olan, düşüncesi olan, ilkeleri olan, hedefi olan, toplumu düşünen bir lider kültürünü de Türkiye’ye yeniden kazandırmış oluruz. Lider deyince genelde hep şunu söylerler. Niçin senin elinde sopa yok, niye vurmuyorsun? O zaman sormamız gerekir sen demokrasi istiyor musun, istemiyor musun? Demokrasi istiyorsan demokrasilerde sopa olmaz. Demokrasilerde akıl ve bilim olur.

Enver AYSEVER- Şimdi Kemal bey, madem biz işin dedikodu tarafını değil, hem dünyada, hem Türkiye’de olan demokratik kültür ekseninde tartışacağız. O zaman doğal soruyla ve CHP’ye en çok getirilen eleştiriyle başlayalım. Cumhuriyet Halk Partisine kurultayların partisi deniyor. Kurultayların partisi denmesinin nedeni de hep hır gür olduğu söyleniyor. Bir türlü işte örgütlü bir yapıda birlikte hareket edemiyorlar deniyor ve nihayetinde yeniden bir kurultay yaptınız dün. Gerçi bu olağan kurultaydı. Soru şu Sayın Genel Başkan. Cumhuriyet Halk Partisi bir yönetsel beceriksizlikten dolayımı bu kadar sık kurultay yapıyor? Yoksa batıda olduğu gibi sahiden fikirler tartışılıyor mu? Örneğin bu kurultayda bir fikirsel dönüşüm sizin dışınızda da ortaya kondu mu? Ya da bundan sonra oraya doğruda gidiş olacak mı?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Cumhuriyet Halk Partisine kurultaylar partisi deniyor. Bugün bir karikatürist arkadaşımızda çizmiş arkadaşlar söylediler 7. ok kurultay diye. Kurultaylar demokrasi olmazsa zaten kurultaylar olmaz. Demek ki kurultay demokrasinin bir gereği olarak ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor. Geçmişle bugünkü kurultayı, yani son yaptığımız kurultayı karşılaştırdığımızda geçmişte de Cumhuriyet Halk Partisinin tarihinde görkemli kurultaylar olmuştur. İlk hedefler beyannamesinin sunulduğu bir kurultayı düşünebiliyor musunuz? Anayasa Mahkemesinin kendi seçim bildirgesine, Anayasa Mahkemesini kendi kurultay bildirgesine koyan bir Cumhuriyet Halk Partisi var. Üniversitelerin özgür ve özerk olmasını söyleyen bir Cumhuriyet Halk Partisi var. O dönemin kurultayları da var. Dolayısıyla her kurultay partiye bir şeyler katmıştır. Ama zaman zaman kısır tartışmaların olduğu kurultaylar olmamış mı? Elbette olmuştur. Bütün kurultaylar aynı sonuçları vermiştir dersek doğru olmaz. Ama bugün geldiğimiz noktada bir; önemli bir kurultay yaptık. İki; düşünsel olarak siyasete büyük katkılar yaptığımıza inanıyorum. Üç; 40’a yakın milletvekili ve partili arkadaşımız çıkmıştır rapor hakkında konuşmuştur. Yani Parti Meclisinin hazırladığı raporu konuşmuştur, tartışmıştır. Ve şunun altını iddiayla ve özenle çiziyorum. Son kurultaya sunduğumuz rapor görkemli ve güzel bir rapordur, mükemmel bir rapordur. Son yıllarda Cumhuriyet Halk Partisinin çıkardığı en iyi raporlardan birisidir. Hem çalışmalarımızı, hem Türkiye’nin sorunlarını, hem sorunların nasıl çözüleceğini anlatan bir rapordur. Ve o raporu ben daha sonra bütün üniversitelerimize de göndereceğim. Ve altını yine özenle çiziyorum. Hiçbir siyasal partinin hazırlamadığı türden bir rapordur.

Enver AYSEVER- Peki Sayın Genel Başkan, şimdi yeni CHP kavramı bir süredir Türkiye’nin de gündeminde, sizde kullanıyorsunuz. İlk başta bu kadar sık kullanmıyordunuz ama bir süredir yoğun bir şekilde kullandınız. Neredeyse son seçimlerden hemen öncesinden itibaren kullandınız. Şimdi bir temel eleştiri üzerinden tartarak sizin fikirlerinizi almak isterim. Sayın Onur Öymen’in bir yazısından okumuştum ben bunu. Diyor ki, Sayın Onur Öymen “Sayın Kılıçdaroğlu bir olağanüstü koşulda Genel Başkan olmuştur. Dolayısıyla bir yarışmayla Genel Başkan olmamıştır. Bir tez öne sürmemiştir. Olağanüstü koşullarda toplumu arkasına almıştır. O yüzden bir ideolojik değişim ihtiyacı yoktur. Bu ideolojik değişik ihtiyacının olduğunu nereden çıkarıyorsunuz? Neden yeni CHP tarifi yapıyorsunuz” diyor. Yeni CHP tarifi var mı? Yani ihtiyaçtan mı doğdu? Siz bunu örneğin kurultayla, Parti Meclisiyle, toplumla paylaştığınıza inanıyor musunuz? Yoksa sizin kafanızdaki bir projeyi şuanda CHP hayata mı geçiriyor?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Önce şunu söyleyeyim. Çok sık kullanılan bir deyim vardır. Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir diye. Buradan yola çıktığımız bakıyoruz. Dünya değişiyor mu? Değişiyor. Ülkeler değişiyor mu? Değişiyor. İnsanlar değişiyor mu? Değişiyor. Düşünceler değişiyor mu? Değişiyor. Cumhuriyet Halk Partisi niye değişmesin? O da değişecek. Şimdi değişim güzel bir kavram. Ama değişimden biz neyi anlıyoruz? Onu da ortaya koymamız lazım. Benim anladığım değişim Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma konusunda yapacağımız her türlü çalışma değişimi gösterir. Yani değişimin ana ekseni nedir buraya bakmamız lazım. Toplumu geriye götürmek o da bir değişimdir. Ama biz ileriye doğru bir değişim hamlesi yapmak zorundayız. CHP’nin tarihine baktığınız zaman zaten CHP’nin tarihinde bunları görüyorsunuz. Cumhuriyeti kuran kadrolar CHP’lidir. Dönüyoruz biraz daha ileriye çok partili hayatı getiren Cumhuriyet Halk Partisi. Biraz daha ileriye geliyoruz sosyal demokrasiyi demokrasiye kazandıran, bizim demokrasimize kazandıran parti yine Cumhuriyet Halk Partisidir. Şimdi değişimi neyin üzerine kurguluyoruz biz? Özgürlükler ve demokrasi üzerine. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu 4. büyük devrime bizim hazırlık yaptığımızı söylüyoruz biz. Yeni CHP sosyal demokrasiyi getirdi şimdi yeni CHP 4. büyük adıma imza atmak istiyor. Bu ülkeye demokrasiyi ve özgürlükleri getirmek istiyor. Şu akla gelebilir. Ülkede demokrasi yok mu? Görünüşte demokrasi var zaten. Anayasa Mahkemesi var, parlamento var, yasama var, yürütme var, yargı organları var, merkez bankası var, Genel Kurmay var, medya var. Bunların olması bize demokrasiyi mi gösteriyor? Hayır. Medya üzerinde baskı var mı? Var. Demek ki, demokrasi yok. Üniversiteler konuşuyor mu? Hayır konuşamıyor. Demek ki demokrasi yok. Yasama organı ve yargı organı üzerinde yürütme baskı kuruyor mu? Evet kuruyor. Demek ki demokrasi yok. Bizim anladığımız anlamda çağdaş demokrasi yok. Peki demokrasinin olmadığı yerde özgürlük olur mu? Özgürlükte olmaz. Özgürlüğün olduğu yerde poşu taktı diye Galatasaray Üniversitesi öğrencisi 11 yıl hapisle yargılanmaz. Kimse kusura bakmasın. Özgürlüğün olduğu bir yerde Urfa cezaevinde biri mahkum, 12’si tutuklu 13 kişi hapishanede ölmez. Düşünün 12’si tutuklu diyorum. Daha mahkum değiller bunlar. Bunlar belki ertesi gün yargıç bunları serbest bırakacaktı. Belki beraat edeceklerdi. Ama bunlar yandı ve öldürüldü. Bunun hesabını veren var mı? Hayır. Siz hangi demokrasiden bahsedeceksiniz?

Samsun’da dere yatağına gidecek TOKİ konut yapacak. Ne diyoruz vatandaşa? Niye dere yatağına ev yaptın kardeşim. Ev yaparsan sel gelir sende ölürsün, çoluk çocuğunda ölür. Yapmasaydın. Peki devlet yaparsa kimi sorumlu tutacağız? Peki bakanlar gittiler, biz sorumluyuz dediler. Gereğini yaptılar mı? Yapmadılar. Demek ki demokraside aksayan bir şey var, bir terslik var. Kadına şiddet %1400 arttı son 10 yılda. Dönüp sormamız lazım son 10 yılda Türkiye cinnet mi geçirdi? Niye kadına şiddet %1400 artıyor? Madem her şey çok güzel, güllük gülistanlık böyle bir şey olabilir mi?

Enver AYSEVER- Yani siz bu gerekçelerden dolayı zaten değişim doğal olarak olacaktı.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Doğal seyrinde gidecek zaten.

Enver AYSEVER- Yani Genel Başkan değişiminden dolayı değil, toplumsal dönüşümden dolayı bu değişimi.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Kesinlikle. Ben ne yapıyorum? Bu toplumsal dönüşüme ivme kazandırmaya çalışıyorum ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak diyorum ki, bu değişimi, dönüşümü sağlıklı yapacak toplumun önüne getirip koyacak olan parti Cumhuriyet Halk Partisidir.

Enver AYSEVER- Noktalı virgül koyalım. Seyircilerimizden sadece 30 saniye bir izin isteyeceğiz. Sevgili seyirciler sadece 30 saniye aramız olacak. 30 saniyenin hemen ardından Sayın Genel Başkana şu soruyu yönelteceğim. Cumhuriyet Halk Partisi SHP’lileşiyor mu, BDP’lileşiyor mu? Bu yönde bir kaygı var mı? Bazı isimlerde vereceğim. Onun cevabını 30 saniye sonra alacağız.

Devamı gelecek

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları