CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Sevgili Erdoğan, 50 sefer sordum 'Senin için namus ve şeref nedir' diye, sen de bana soruyorsun. Güzel, önce şu diplomanı bir göster.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. CHP lideri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tarafsızlık yeminini hatırlatarak, "'Senin için namus ve şeref nedir' diye sordum, sen de bana soruyorsun. Güzel, önce şu diplomanı bir göster" ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:
"Hangi kimlikten hangi inançtan olursak olalım bir ortak paydamız var. O da gazilere, şehit yakınlarına saygı duymak. Biz bütün gazi, şehitlerimize ve yakınlarına saygı göstermek zorundayız. Bu ülkenin sokaklarında, tarlalarında, meydanlarında rahat yaşıyorsak birileri bizi koruyor diye düşünüyoruz. Gazilerimize ve şehitlerimize saygı göstermek herkesin görevidir. Bir haksızlığı anlatacağım. Kastamonu'da bir gazi kardeşimiz var. Geçen cumartesi intihar etti. Terörle mücadele eden bir gazi neden bir aracın içinde intihar etsin? 93-98 yılları arasında asayiş özel harekatta görev yapmış. 1997' Kuzey Irak'ta gazi oluyor. Sonra Kastamonu'ya yerleşiyor. Gazilere sağlanan imkanlar var. Gazi çocukları özel okula gidebilir. Bu gazimiz de çocuğunu alıp il milli eğitim müdürlüğüne gidiyor. 2 özel okul var. Müdür birine kaydediyor. Sonra okulun FETÖ'ye ait olduğu ortaya çıkıyor. Müfettişler Ankara'dan çağırıyor, neden FETÖ okuluna yolladın diyorlar. FETÖ'cü diye suçlayıp, ifadesini alıyorlar. Kastamonu'da da aynı şekilde suçlanıyor. Bu gazimiz intihar ediyor. Zaman zaman bunların yatacak yeri yok diyorum ya, emin olun yok. Bu gazinin ne günahı var? Çocuğun hangi okula gideceğine milli eğitim müdürü karar veriyor. Bir ülke böyle yönetilemez. Bu ülke için, bayrak için canlarını ortaya koyanların hayatı bir kuşuna teslim edilemez, ama ettiler. Ülkenin bütün annelerine sesleniyorum, sizin çocuklarınızın haklarını savunan biziz. sizin kimliğiniz, kıyafetiniz başım gözüm üstüne, sadece çocuklarınızın hakkını savunuyorum. Hakkı, hukuku, adaleti savunuyoruz.
Erdoğan'a: Asıl baş FETÖ'cü sen değil misin?
Roller değişti. Düne kadar FETÖ'den talimat alan hakimler saraydan talimat alıyorlar. Mağdur olan garibanlar.
-20 Temmuz sivil darbesi ilan edildi. Darbede roller değişti. Şimdi kim saraya muhalifse onlar hesap verecek deniyor, FETÖ unutuluyor. Sözcü'nün, Cumhuriyet'in başına gelenlere bakın. Sözcü gazetesinin sahibi silahlı terör örgütünü yönetmek suçlamasıyla yargılanıyor. Sözcü'nün FETÖ ile ne ilgisi var, akıl mantık olsa görürler. Akılları başlarında değiller. Aklını saraya ipotek eden savcı görseydi, FETÖ'nün anlı şanlı günlerinde THY'de Zaman gazetesi serbest Sözcü yasaktı.
(Sözcü çalışanları) Örgüte nasıl yardım ediyorlar, belli değil. İddianameye baktım mahkeme bu düzmece iddianameyi kabul etmez, dedim, kabul etti. Burak Akbay'ın FETÖ ile ilgili para hareketi var mı incelemişler. Bağlantı bulunamıyor ama dava açılıyor. Evrensel hukukta kanunsuz suç olmaz ilkesi var. Yeni bir suç icat ediyorlar: Cumhurbaşkanının yerini haber yapmak. Bu suçu ceza kanunda ben görmedim. Dünyada örneği var mı? Cumhurbaşkanının nerede olduğu dünyanın her yerinde haberdir. Ne istedik de vermedim dedin. Asıl baş FETÖ'cü sen değil misin? Kozmik odayı açan, devletin namusunu FETÖ'ye teslim eden sen değil misin?
Devletin çivisi çıkmış. Kimin ne yaptığı belli değil, kapanın elinde kalıyor.
"İşçilere sesleniyorum, bu hükümet size iş bulmaz"
-Torba kanun denen bir uygulama var. 15 yıllık dönemde meydana gelen bir kanun türü. 15-20 kanunda değişiklik yapan tek kanun. Torba kanunların özelliği topluma duyurmadan nasıl yolunu buluruz da geçiririz...
Zonguldak'da 170 yıldır maden çıkarılır. Kömür sayesinde düğünler yapılır, sofralar kurulur. Kara elmas denir. Türkiye Taşkömürü Kurumu bölgedeki havzayı işletmekle görevli. Torba kanuna 58. madde yerleştirdiler. Buna göre (madenleri) bölecekler, ruhsatlandıracak, birilerine peşkeş çekecekler. Zonguldaklı kardeşlerim iyi dinlesin. Sizin derdinizi gündeme getiren tek parti CHP'dir. Yerin metrelerce altında çalışıyorlar. Kömürü elimizden alacaklar, diyorlar. Bize sahip çıkan yok diyorlar. Sana sahip çıkan, halkın, işçinin, emekçinin partisi CHP var. Bu ocakları kapatmak için numaralar çektiler. Dışarıdan kömür ithal ediliyorlar. 29 milyon ton kömür ithal ediliyor. Neden dünya kadar işsizimiz varken orada çalışmaları engelleniyor. AK Parti'ye oy veren işçi kardeşlerime söylüyorum, sen oyunun rengini değiştirmek, alınterinden yana olmak zorundasın. Senin kimliğini, yaşam tarzını sömürüyor, cebinden ekmeğini alıyorlar.
2016 faaliyet raporu diyor ki, 'yeraltında işçilerin noksanlığı had safhaya ulaştığından 2012, 2013, 2014'te yeterli randıman alınamamıştır. Kurumumuzda üretimin sürdürebilirliği ve alt yapı için 4 bin 622 işçinin alınması için 2014 tarihinde Başbakanlık Hazine Müsteşarlığına başvurulmuş olup olumsuz yanıt alınmıştır" diyor. İşçilere sesleniyorum bu hükümet size iş bulmaz.
"Bunların devr-i iktidarında rüşvet bile dolarla. Ayakkabı kutularından hatırlarsınız..."
-Mazota ve benzine yine zam geldi. Hala hükümet akaryakıta yapılan zammın nereye nasıl yansıyacağını bilmiyor. En yetkili makamda oturan kişi vatandaşla dalga geçiyor. Maliye Bakanı Naci Ağbal, 'millet doların seviyesine bakacağına işine gücüne baksın' diyor. Sen o koltukta nasıl oturuyorsun? Benzine, mazota zam yapıldı. Asgari ücret, taşeronun maaşı dolara mı endeksli, hayır. Çiftçi, işçi düşünmeyip de ne yapsın. Doğalgaz, tüpgaz dolara endeksli. İşçinin, memurun aylığı değil. 3. havalimanı ihalesi, Kuzey Marmara Otoyolu, Avrasya Tüneli ücreti dolar üzerinden. İhaleyi yapan Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, alan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları. İhale neden Türk lirası değil de dolar üzerinden yapılıyor. Sen liraya güvenmiyorsun. Bunların devr-i iktidarında rüşvet bile dolarla. Ayakkabı kutularından hatırlarsınız. Doların yeşiline tapıyorlar. Asgari ücreti de dolara endeksle. Bir ara daireleri bile dolar üzerinden satıyorlardı. Bilal'e telefon ediyordu paraları sıfırladın mı, o bile dolar üzerinden. Dolardan size ne diyor, asıl size ne.
"Zenginden alacağız fakire vereceğiz"
-'CHP gelir AK Partili belediyeyi alırsa işçileri çıkarır' diyorlar. Hangi belediye olursa olsun CHP'li başkan o belediyeyi aldığında kimsenin ekmeğiyle oynanmayacak. Herkesin alınterine saygılıyız. Zemin altlarından kayıyor, görüyorlar. Senin inancını, kimliğini, yaşam tarzını siyasete malzeme ettiler. Biz senin alınterinin yanındayız. Bunların bir özelliği fakirden alıp zengine vermek. Köprü geçişleri dolar üzerinden. Bu sizin cebinizden ödeniyor. Sözüm söz zenginden alacağız fakire vereceğiz. Adaletle alacağız. Kazandın, burada da yoksul var. Asgari ücretten vergi almayacağız. CHP'li belediyelerde asgari ücreti bin 500 lira yaptık. CHP'de gerçekleştirdiğimiz olayı Türkiye'deki bütün belediyelerde, fabrikalarda hayata geçirmek için sizden yetki istiyoruz.
-Önümüzdeki günlerde Rusya'ya domates ihracatı olacakmış. Bu bizi memnun eder. Ama Rusya'ya sadece 4 firmadan alacaksın, diyorlar. Bunu Rusya'nın açıklamasından duyuyoruz. Vekil arkadaşlarımız bu firmaları sordu, isimlerini vermiyorlar. Öğreneceğiz, kürsüden duyuracağız.
"Çoğulcu, katılımcı demokrasi mücadele vereceğiz
-Cumhuriyetimizin 94. yıl dönümünü kutladık. Halkın yaşı, kimliği ne olursa olsun cumhuriyet coşkusunun sokaklara taşması onurumuz oldu. Bu cumhuriyet görkemli hale gelmek zorunda. Ülke olarak 3 büyük devrimin altına imza attık. Birincisi, cumhuriyetti. Kul köle değil eşit yurttaşlar olduk. İkincisi 1946'da kendi irademizle çok partili hayata geçtik. Üçüncüsü sosyal devlet, sosyal demokrasidir. Şimdi 4. devrimi gerçekleştirmek zorundayız. Cumhuriyetimizi tam demokrasiyle taçlandırmak zorundayız. Çoğulcu, katılımcı demokrasi mücadele vereceğiz. Kim bunu diyorsa o partiye destek verilemesini istiyoruz. Yönetimde şeffaflık, eşit yurttaşlık, medya özgürlüğü, kışlaya camiye adliyeye siyaset girmesin istiyoruz. Siyasilerin vatandaşa hesap verdiği yönetim istiyoruz. Siyasiler hesap soruyorsa orada faşizm vardır.
Bazıları demokrasiyi sadece sandıktan ibaret görüyor. Sandıktan çıktım istediğimi yaparım diyor. Bunlardan birisi 23 Nisan'da 'oturdun koltuğa ister as ister kes' dedi. Çocuğa dedi bunu.
"Kimse ben milli iradeyim diye ortaya çıkamaz, dayatmacı kültürünü milli irade diye sunamaz"
Demokrasinin adalet, hak, hukuk olduğunu dünyaya duyurmak zorundayız. Bizim anayasamızda değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek madde 'Türkiye Cumhuriyeti laik, sosyal, demokratik hukuk devletir' maddesidir.
Cumhuriyeti tek adam rejimini, biat kültürünü yıkarak kurduk. Bütün anayasalarda hakimiyetin kayıtsız şartsız milletindir' maddesi yer alır. Egemenlik saraylarda oturanların değil milletindir. Devamında 'egemenliğin kullanılması hiçbir suretle bir kişiye, zümreye, sınıfa bırakılamaz. Kimse kaynağını anayasadan almayan yetki kullanamaz' der. Kimse ben milli iradeyim diye ortaya çıkamaz, dayatmacı kültürünü milli irade diye sunamaz. Mücadeleyi bunun üzerinden götüreceğiz. Biz katılımcı, tam demokrasi derken 20 Temmuz'da bir darbe yaşadık. Parlamentonun yetkileri elinden alınmış durumda. Bir avuç insan istediği kanunu değiştirip istediği kişiyi hapse attırıyor. Kendi iradesini milli irade diye dayatıyor.
-15 Temmuz darbe girişiminde bulunanların hesabının sorulması gerekir. Ne istediler de verdiniz öğrenmek istiyoruz. Devletin namusunu kozmik odaya teslim etmediler mi?
Darbe püskürtüldükten sadece 5 gün sonra 20 Temmuz darbesi yapıldı. Anayasa darbesiyle de bunun anayasal altyapısı oluşturulmaya çalışılmıştır.
"Nuriye ve Semih niye açlık grevi yapıyor?"
20 Temmuz'da MGK toplanır karar alır. 'Demokrasimizin, hukuk devletimizin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin etkin şekilde korunması amacıyla hükümete OHAL tavsiyesinde bulunmuştur' denir.
20 Temmuz'dan sonra bunun gerekleri yerine getirildi mi? Nuriye ve Semih niye açlık grevi yapıyor? Demokrasiyi mi, insan haklarını mı tehdit ettiler? Sadece işimiz istiyoruz, öğrencilerimizle beraber olmak istiyoruz, dedi. BM'ye dilekçe verdiler, gözaltına aldıklarımızı işkenceden geçireceğiz, dediler. Bu 12 Eylül darbe döneminde olmuştu şimdi de oluyor. 2 bine yakın üniversite hocası kapı önüne kondu, binlerce öğretmenin işine son verildi. Hiçbirinin FETÖ ile ilgisi yok. Burak Akbay, Ahmet Şık, Emre İper, Mahir Kanaat, Akın Atalay'ın ne alakası var FETÖ ile. Hayatları FETÖ ile mücadeleyle geçmiştir. 12 Eylül darbe döneminde ne varsa daha fazlası 20 Temmuz'dan sonra getirilmiştir.
Rahmetli Erdal İnönü 'olağanüstü hal, olağanüstü hukuksuzlukların kanun hükmüne bağlanmasıdır' demiştir. Şimdi KHK'ye de gerek yok. Seçimle gelen başkanı kulağından tutup, istifa edeceksin diyorlar, istifa ettiriyorlar. Etmezsen gereğini yaparız diyorlar. 101 belediye başkanını KHK ile görevden alıp yerlerine kayyum tayin ettiler. Nüfusun yüzde 41'i kendi seçtiği belediye başkanı tarafından yönetilmiyor. Bu 20 Temmuz darbesinden sonra gerçekleşti.
"Böyle bir rezalet Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiştir"
-Birisi çıkıp belediye başkanlarının istifaya zorlanması hukuki süreç desin. Şantaj ve tehdidin kullanıldığı bir hukuk düzeni var mıdır dünyada. Bunların hiçbiri çağdaş dünyada karşılaşacağımız bir tablo değil.
Balıkesir Belediye Başkanı basın toplantısı yaptı. "Ailenize, evinize kadar baskılar, tehdide varan müdahaleler var" dedi. Demokrasi, milli irade lafını eksik etmeyen sarayda oturan zata sesleniyorum, Bir aile üzerine hangi ahlakla baskı kurarsınız? Sen bir belediye başkanının ailesine her türlü baskıyı nasıl yapıyorsun? Dün parti sözcümüz faşist diktatör deyince alınmış. Belediye başkanını bıraktın ailesiyle uğraşmak faşist diktatörlüğün gereğidir. Devlet mafya yöntemiyle yönetilmeye başlandı. Aileyi tehdit etmek mafya yöntemidir. O koltuktan ayrılacaksın. Böyle bir rezalet Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiştir. Sende ahlak, vicdan, iman yok mu? Hangi değer yargın var? Adamla kavga ediyorsun, çoluk çocuktan ne istiyorsun? Bu rezaletleri bitirelim diye eken seçimleri yapalım, dedim. İstemediğin belediye başkanlarını aday göstermezsin.
"Sevgili Erdoğan önce şu diplomanı bana bir göster"
AK Parti'nin genel başkanı sana açıkça hodri meydan diyorum. Beyefendi Konya'da konuşmuş. Kimse benim dışında doğruları söylemiyor ki beni dinliyor. Beni dinlemesi onun, hükümetin yararına. Erdoğan ne zamandan beri erken seçim demokrasinin namusu oldu, diyor. Mısır'daki darbeden sonra sandık demokrasinin namusudur, diyor.
Sevgili Erdoğan tarafsızlık yemini ettin. Tarafsız davranmıyorsun. Ben 50 sefer sordum 'namus ve şeref nedir senin için' diye. Sen bana soruyorsun. Güzel, önce şu diplomanı bana bir göster."
Vişne Haber Ajansı