BDP Eş Genel Başkanı Kışanak, Başbakan Erdoğan'ın dokunulmazlıkların kaldırılacağı tehdidine yanıt verdi...
ANKARA- BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
BDP'li milletvekilleri ve DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk hakkında hazırlanan fezlekelerin Meclis'e sunulmasını değerlendiren Kışanak, "Erdoğan bugün yine her şeye meydan okurcasına fetvasını verdi. Anayasa'nın 83'üncü maddesi dokunulmazlıkla ilgili grup kararı alınamayacağını ve konuşamayacağını yazmasına rağmen AKP grubunu toplandı ve fetvasını verdi. Zaten bu süreç Erdoğan'ın konuşması üzerine başladı. Şimdi de grup kararı ortaya çıkarmaya çalışıyor. Biz pratik adım atılmadan konuşmayı doğru bulmuyoruz. O adım atıldığında herkes nasıl konuştuğumuzu görecek" dedi.
Erdoğan'ın, "Bunlar dokunulmazlık zırhına bürünüyor" sözünü eleştiren Kışanak, "Anlıyoruz burada bulunmamızdan rahatsızsınız. Merak etmeyin biz bir yolunu bulup buna devam ederiz. Biz dokunulmazlığa güvenerek bunu yapmıyoruz. Siz ve 12 Eylül faşist zihniyetiniz zaten Kürtler Meclis'e gelmesin diye yüzde 10 barajı çıkardınız. Zaten Kürtleri engellemek için 12 Eylül faşist darbesi ile kankasınız. Biz mücadelemizi yürütürken dokunulmazlık zırhına bürünmedik" diye konuştu.
Kışanak, Kürtlerin taleplerinden vazgeçmesinin istendiğini ancak Kürtlerin taleplerinden asla vazgeçmeyeceğini belirterek, şöyle konuştu: "Başbakan bu beyhude bir iştir. Bunu biz değil tarih söylüyor. Şimdi bir başka konu da 94'e benzemez tartışması. Evet benzemez. Bir daha Kürtleri bu parlamentodan kovarsanız, Kürtler bir daha bu parlamentoya gelip gelmemeyi düşünürler. Bunları bir hakikat bir gerçek içinde bulunduğumuz durum anlaşılsın diye söylüyoruz. Ne Türkiye 94'lerin Türkiyesidir, ne Kürtler 94'ün Kürdüdür. Eğer Başbakan, 94'teki tablonun sadece yaka paça kısmını ayıklarız, kibarca bunu göndeririz diye düşünüyorsa, yanılıyor. Açıkça, 94 tekerrür etmez. Herkes bunu çok iyi biliyor."
'Çiller'in emriyle bombalandı'Özgür Ülke Gazetesi'nin bombalanmasının yıldönümü olduğunu hatırlatan Kışanak, "O dönemlerde gazetede ben de çalışıyordum. Bombalamadan kısa bir süre sonra olay yerine gittiğimizde karşılaştığımız manzara bize bombalamayı yapanı söylüyordu. Çünkü gazete binasında kalan 30 arkadaşımız hiçbir yardım almadan çevredeki komşuların attığı ipe sarılarak, aşağı inmişlerdi. Onlar indikten kısa süre sonra jeneratör patlamış ve ikinci bir patlama olmuştu. Eğer iple inmeselerdi bu gün belki de çok daha büyük bir acıdan bahsedecektik. İtfaiye ve polis oradaydı ancak yardım edilmedi. Bu da yetmezmiş gibi yaralı arkadaşlarımız hemen gözaltına alınmışlardı" dedi.
Özgür Ülke Gazetesi'nin bombalanmasından birkaç gün sonra dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in imzası bulunan bir belgenin yayınlandığını hatırlatan Kışanak, şöyle konuştu: "Orada gazetenin en etkili yöntemle bertaraf edilmesi gerektiği belirtiliyordu. Zaten birkaç gün sonra da bu talimatın gereğini yerine getirdiler. Bu ülkede Özgür Ülke Gazetesi'nin bombalanması aydınlatılamazsa kimse derin devletle hesaplaştım diyemez. Bize kimse bu boş lafları söylemesin. Bu olmadığı için tutuklu gazeteci konusunda rekor kırmış bir ülkedeyiz. Dünya da tutuklu gazetecilerin yarısı burada bulunuyor" dedi.
Hükümetin dış politikasını eleştiren Kışanak, AKP Hükümeti'nin Suriye'de nasıl bir politika yürüttüğünün hesabını vermediğini belirtti. Kışanak, "Kamuoyunda bu yanlış tartışılıyor. Savaştan kaçanlar Hatay'a gelmiş gibi gösteriliyor. Hatay gitti şimdi aynı senaryo Ceylanpınar'da başladı. Savaş 1,5 yıldır sürüyorken Serêkaniyê'de kimsenin burnu kanamamıştı. Ancak Türkiye'nin teşvik ettiği çeteler sayesinde Serêkaniyê'de sivil insanlar yaşamını yitirmeye başladı. Çözüm mü arıyorsun, iç savaş mı yapmaya çalışıyorsun? AKP hükümeti bu sorunun cevabını vermek zorunda. Patriotları tartışmak Suriye'yi tartışmak anlamına gelmiyor. Putin de bunu söyledi" diye konuştu.