Üretim Reformu adıyla sunulan tasarıyla endüstri bölgesi için yer bulunamadığı gerekçesiyle kıyılar, denizler yapılaşmaya açılabilecek.
Üretim Reformu adıyla sunulan tasarıyla endüstri bölgesi için yer bulunamadığı gerekçesiyle kıyılar, denizler yapılaşmaya açılabilecek.
Hükümetin sanayinin desteklenmesi gerekçesiyle TBMM’ye sunduğu ancak eğitimden çevreye, hatta milletvekili maaşlarına kadar düzenlemeler içermesi nedeniyle “torba”ya dönüşen tasarıdaki denizler ve kıyılarla ilgili hükümler endişe yaratıyor.
TBMM’ye sunulduğu günden bu yana sert eleştirilerin hedefi olan tasarının kıyı yağmasına neden olacağı iddia edilen maddesi muhalefet milletvekillerinin tepkisi üzerine komisyonda değiştirildi. Tasarının, “Kıyılarda yer alan illerdeki coğrafi şartların zorluğu ve uygun alanların bulunmaması veya kıyı alanının yetersizliği nedeniyle, kaynakların etkin kullanımını sağlamak, bölgesel kalkınma hedeflerine ulaşmak, uluslararası rekabet ortamında yatırımcımıza avantaj sağlamak amaçlarıyla Bakanlar Kurulu kararı ile kıyı dolgu alanlarda mevcut en iyi teknikleri kullanan endüstri bölgesi ile 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanunu kapsamında kalan sağlık tesisleri hariç olmak üzere, Sağlık Bakanlığının önerisi ve Bakanlar Kurulunca alınacak kamu yararı kararı doğrultusunda kurulacak sağlık tesislerinin kurulması amaçlanmaktadır” hükmünde değişiklik yapıldı.
Muhalefet milletvekilleri, Üretim Reformu Paketi ile kıyı ve dolgu alanlarında endüstri bölgelerinin kurulabilmesine, denizlerin doldurularak ada kurulmasına da izin verilmesinin planlandığını dile getirdi.
Yapılaşma uyarısı
“Yerli, yeşil ve yenilikçi sanayi bölgelerine geçişin sağlanması” hedefiyle hazırlandığı ileri sürülen reform paketiyle getirilmek istenen değişikliklerle, kent merkezindeki değerli arsalarda kalan sanayi sitelerinden boşalacak arsaların yandaş müteahhitlere verileceği ifade edildi. Yeni sanayi sitelerinin de kıyılara, deniz dolgulara, meralara ve zeytinliklere inşa edilmesinin de önünün açılacağı uyarısında bulunuldu.
İktidar milletvekillerinin Trabzon’da şehir hastanesi yapılması amacıyla bu düzenlemenin istendiği yönündeki açıklamaları üzerine düzenleme Trabzon’la sınırlandırıldı.
Ancak, Bakanlar Kurulu kararı ile kıyı dolgu alanlarda endüstri bölgesi kurulmasına ilişkin düzenleme metinde korundu.
BirGün'den Nurcan Gökdemir'in haberine göre, düzenlemeye yönelik eleştiriler şöyle:
Didem Engin (CHP): Kıyılar ve meralarla ilgili maddelerin de tasarıdan tamamen çıkartılmasını, yeni bir ambalajla tekrar karşımıza çıkartılmamasını talep ediyoruz. Dünya güzeli kıyılarımızı da turizme açıyoruz gerekçesiyle ranta kurban verdiniz. İşte, sizin milliyetçiliğiniz! İşte sizin muhafazakârlığınız! İşte sizin Osmanlılığınız!
Mahmut Toğrul (HDP): Yapılmak istenenin ne olduğunu biz çok iyi biliyoruz. Yapılmak istenen, Türkiye’de neoliberal kapitalist sermayenin bakışı şudur: Ne olursa olsun -yatırım yapılsın da doğa katledilebilir, çevre katledilebilir, ekoloji yok edilebilir- her türlü olanakları verelim. Mesela zeytinlikler çekildi ama aslında yine hâlâ zeytinliklerimiz tehlike altında. Bu hâliyle bile çünkü endüstri bölgeleri ilan etme imkânı var, eğer endüstri bölgeleri ilan ederlerse meraların, kıyıların ve zeytinliklerin de yok edilmeyeceğine dair herhangi bir sabit bir delil yok elimizde.
Müslüm Doğan (HDP): Bu tasarı yasalaşırsa -ki çekilmesine rağmen yine böyle bir tehlike var, getirilme ihtimali çok yüksek- tarım dışı arazi bulmadan “Zeytinliğe, kıyılara, sanayi kuracağım.” demenin önünde yasal olarak herhangi bir engel kalmayacaktır. Yine “Zeytinlikleri bitirdik, kıyıları imara açtık ama halâ yatırım yapılması gerekiyor, meraları da kullanalım.” derseniz bir valilik kararıyla meralara da el koymanın önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır.