CHP'li Haluk Koç, Başbakan Erdoğan'ın kötü sözlerini kendisine iade ettiklerini söyledi...
CHP sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, CNN Türk'te canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalar yaptı:
Sunucu- Sevgili izleyiciler, Cumhuriyet Halk Partisi kuruluşunun 89. yılını kutluyor. Yeni CHP’yi, CHP’nin nereye gittiğini konuşacağız. Şimdi Ankara’ya Parti Genel Merkezine dönüyoruz CNNTÜRK muhabiri Büşra Arslantaş’ın konuğu Parti Sözcüsü Sayın Haluk Koç. Hemen sözü kendilerine bırakıyoruz.
Büşra ARSLANTAŞ- Tunç, CHP’nin 89. yıldönümünde senin de ifade ettiğin gibi
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç’la konuşacağız. Gündem yoğun, Başbakan Erdoğan’ın ve
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun arka arkaya yaptığı açıklamalar, birbirlerine yönelik eleştirileri var. İşte bunları konuşacağız.
Efendim öncelikle hoş geldiniz diyelim. 89. yılını kutluyor partiniz. Nasıl görüyorsunuz CHP’yi? Ana Muhalefet Partisi olarak sizce yeterince iyi muhalefet yapabiliyor mu? Şu yüzden de soruyorum. Gündemde bir anket var. Bu ankete göre iktidar partisiyle aranızdaki makas daha da açılmış gibi görünüyor, 30 puana çıktığı görünüyor bu anketin iddiası. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Haluk KOÇ- Tabii tek bir firmanın anketi. Anketleri önemsemek lazım. Yani Cumhuriyet Halk Partisi de buradan mutlaka gereken dersleri çıkartacaktır. Her anketi yapılış koşullarına göre, yaptırana göre, anket firmasının daha önceki eğilimlerine göre onları da göz önüne alarak değerlendirmek lazım. Ama Cumhuriyet Halk Partisi olarak da tabi ki gereken dersleri çıkartmamız gerektiğine ben şahsen inanıyorum.
Bu konuda da eşit olmayan bir siyasi sürecin içinde olduğumuzu tüm yurttaşlarımızın da bilmesi gerekiyor. Yani prangalı bir medyayla iktidarın her istediğini her yere ulaştırmakta serbest olduğu, ama muhalefetin iletişim kanallarının kısıtlı olduğu bir süreci yaşadığımızı da çok iyi görmemiz gerekiyor. Maalesef bu şekilde bir demokratik uygulama var Türkiye’de. Başbakanın hiddetli konuşmaları devam ediyor. Siz soracaksınız galiba ama.
Büşra ARSLANTAŞ- Başbakanın açıklamalarını soracağım ama
CHP muhalefetini öncelikle konuşalım istiyorum. Sizce iyi muhalefet yapabiliyor mu CHP?
Haluk KOÇ- Nedir iyi muhalefet yapıyor mu, yapmıyormudan kastınız ben onu merak ediyorum. Şurada biz 1,5 ay oldu göreve geleli ve Türkiye bugün Cumhuriyet Halk Partisinin karşı koyuşu, Cumhuriyet Halk Partisinin Türkiye’yi sürüklemek istedikleri bataklığa Türkiye’nin itilmemesi konusundaki direnci olmasaydı belki de Suriye’de savaşa girecekti. Yani aynı 1 Mart 2003’teki gibi biz direnişimizi gösteriyoruz. Yani toplumda, medyada şunu da çok iyi irdelemeli. AKP bugün 326 kişiyle iktidar olan siyasi parti. AKP’nin her yapamadığını, toplumu her kaosa soktuğu noktada Cumhuriyet Halk Partisinin 133 kişiyle, 2’si Silivri’de azap çekiyorlar Silivri zindanında, iktidarın hapishanesinde. Bu 133 kişiyle iktidarın yapamadığını Cumhuriyet Halk Partisinin yapması bekleniyor. Bu güzel bir şey. Ama ortadaki aritmetik dengesizlik ve parlamento aritmetiği ortada. Yani Cumhuriyet Halk Partisi bu süreç içerisinde hem Türkiye’nin karşı karşıya olduğu riskleri dile getiriyor, hem de iktidarın yanlış uygulamalarını muhalefet görevi gereği ifade ediyor. Yani bunu tabi daha organize bir şekilde önümüzdeki dönem parlamento açıldıktan sonra halkla beraber, daha çok sivil toplum kuruluşlarıyla beraber ortak duyarlılığı, korkan, susan, çekinen bir Türkiye’de herkesi cesaretlendirerek bir toplumsal muhalefeti genişletmesi gerekiyor. Bunu biz görüyoruz. Buna göre tartışmalarımızı da yapıyoruz, planlarımızı, projelerimizi de çiziyoruz. Ama ortada bir haksızlıkta yapılmaması gerekiyor. Yani iktidarın bugün Türkiye’yi sürüklediği bütün kara noktalarda Cumhuriyet Halk Partisi niye bu sürece müdahale etmiyor diye bir beklenti var. Bu beklenti deminde söyledim güzel bir şey ama bunun gereği de parlamentoda bir aritmetik olarak mutlaka yansıması gerekiyor.
Büşra ARSLANTAŞ- Başbakanın açıklamalarından biraz değinelim isterseniz. Son dönemde tabi Afyon’daki patlamanın ardından Genel Kurmay Başkanı, Genel Kurmay Başkanına Afyon valisinin hediyeleri gündemdeydi, o eleştiri konusu oldu. ÖSYM Başkanı yine eleştiri konusu biliyorsunuz. Kopya skandallarından sonra, iddialardan sonra, daha öncede çünkü böyle iddialar gündeme atılmıştı. Ve Başbakan Erdoğan’da bugün kurumlara yönelik milleti galeyana getiren yaklaşımlar olarak değerlendirdi. Buna alçaklıktır dedi. Çok sert ithamlarda bulunuyor ana muhalefet
partisine yönelik.
Haluk KOÇ- Şerefsizlik dedi, bir takım sıfatlar kullandı. Sayın Başbakandan sık sık duymaya alıştığımız üslubu bir kere daha kullandı. Ama bu kullandığı üsluplar daha öncesinde de alçaklık, şerefsizlik olarak nitelediği birçok suçlama daha sonra kendisine geri döndü. Yani bunu söyleyen şudur, bunu yapan budur diye söylediği olaylarda kendi sorumluluğu ortaya çıkınca o bahsettiği sıfatlar kendisine aynen geri döndü.
Şimdi burada ÖSYM olayı. Yani ÖSYM’nin ilk krizi değil bu, ilk falsosu değil bu. Yani her konuda kendisine emanet edilen bir sınav konusunda, sadece üniversiteye yerleştirme değil biliyorsunuz. Hakim adaylığından tutun KPSS’ye kadar, TUS’a kadar bütün sınavlarda şaibe altında olan bir uygulama var. Yani bu açıkça ortaya konmuş, delilleriyle ortaya konmuş, yargı yoluyla ortaya konmuş. Hayır ben müdürümü ya da ne bileyim ÖSYM Başkanımı ezdirmem, kurumları… Kurumları yıpratan sensin. Kurumların bu hale gelmesine sebep olan sensin. Seni eleştirmeyeceğiz ne yapacağız? Yani orada mağdur olan insanların sesi olmayalım mı? O mağduriyeti dile getirmeyelim mi? Her şey güllük gülistanlık. Sayın Başbakanın tarif ettiği gibi pembe rüyalar ülkesini tarif edecek Cumhuriyet Halk Partisi. Onu mu istiyor? Onun istediği zaman majestelerinin muhalefetimi olacağız? Sayın Başbakan rahatsız olsa da, daha sonra kendisine geri dönecek o kötü sıfatları, sövgü edebiyatını kullansa da bu gerçekler ortadadır. ÖSYM Başkanıyla ilgilide ortadadır. Afyon valisinin açıklanması mümkün olmayan davranışları da ortadadır.
Yani bu konuda bakın Afyon’a ben gittim Cumhuriyet Halk Partisi heyetinin başında. Ve sabah en erken saatte Genel Kurmaydan bile önce oradaydık biz. Halkın içindeydik, ailelerin içindeydik, yaralıların yanındaydık, kışladaydık, geçmiş olsun dedik. Ve dikkat edin siyasi sorumluluğumuz gereği o kadar dikkatli bir üslup kullandık ki. Hem şehitlerimize saygıdan, hem o acılı ailelerin acılarının örselenmemesi için çok dikkatli bir üslup kullandık ve biran önce bu soruşturmanın kamuoyunda yarattığı tartışma noktalarına mutlaka bir açıklık getirmesi gerektiğini, kamu vicdanının bu soruşturma sonunda çok kısa sürede tatmin edilmesi gerektiğini söyledik. Ve ondan sonrasında bir hediye teatisi oldu biliyorsunuz. Halı, kilim şeyi. Burada yani o acı yaşanırken, o sıkıntı yaşanırken yersiz bir takım sahnelerin kamuoyunun gündemine gelmesi eleştiri konusu olur tabi. Bu insani bir durum. Bunu eleştirmeyeceksiniz ne yapacaksınız? Burada Sayın Başbakan bu tür eylemleri, bu tür Cumhuriyet Halk Partisinin söylemlerini şerefsizlik, alçaklık gibi sıfatlarla değerlendiriyorsa çok yazık ediyor. Yazık ediyor, kendisinin orman bakanı burada yaptığı açıklamalara bir bakın, kırdığı gaflara bir baksın. Dönüp ondan sonra benim bakanım, benim valim, benim Genel Kurmay Başkanım. Nereden senin valin, Genel Kurmay Başkanın oluyor? Devletin valisi, devletin Genel Kurmay Başkanı. Yani bu her şeye egemen olma anlayışı, ben merkezli anlayış. Sayın Başbakan malul durumda, yönetememekle malul. Bu çok açık bir şekilde bugün ortaya çıkıyor. Kullandığı üslupla aynen iade ediyoruz kendisine.
Söylediklerimizde biz devlet terbiyesi bakımından, siyasi sorumluluk bakımından, şehitlerimizin anısı daha çok tazeyken, ailelerin acısı ortadayken onları üzmemek adına çok dikkatli bir üslup kullanıyoruz. Sayın Başbakanın çektiği nokta buysa o zaman bizde üslubumuzu değiştirir Başbakana aynı sıfatla bütün söylediklerini iade ederiz.
Büşra ARSLANTAŞ- Dünde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. CHP’li milletvekilleri GATA’da misafirhanede kalan Afyonkarahisar’dan gelen şehit aileleriyle görüşmek istediler, onları ziyaret etmek istediler ama GATA’ya alınmadılar. Cemil Çiçek’inde buna tepkisi oldu. Mevzuat gereği alınmadığınız söylendi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Haluk KOÇ- Valla mevzuatı filan anlamak mümkün değil. Olay insani bir olaydır. Biz milletin vekiliyiz. Sayın Başbakanın söylediği gibi onun bunun vekili değiliz. Biz Türk milletinin milletvekiliyiz, onların vekiliyiz. Yaşanan her acıda, her sorunda mutlaka bizim orada olmamız gerekiyor, onu paylaşmamız gerekiyor. Ortada bir haksızlık varsa bunu taşımamız gerekiyor. Bu bir gün Urfa’daki hapishanede olabilir, bir gün Afyon’da patlayan cephaneliğin kapısında bekleşen ailelerin arasında olabilir. Bir başka gün, bir başka haksızlıkta olabilir. ÖSYM sınav sonuçlarında olabilir. Yani bunlar bizim görevimiz. Mevzuata sığınarak, mevzuata hapsederek bunların engellenmesi askeri alanda olsa mümkün değildir. Yanlış bir uygulamadır. Zaten gereken tepkilerde ortaya çıkıyor. Ama Sayın Başbakanın, ben anlıyorum Sayın Başbakanın ruh halini de anlıyorum, iyi kötüde siyasetin yanında hekimliğimde var. Sayın Başbakan bugüne kadar PKK’yla ilgili politikalarında sergilediği sorumsuzluğun bugün ona geri dönüşünde olayların artışı, terörün tırmanışı şeklinde ve Suriye’de izlediği yanlış politikanın Türkiye’yi çektiği bataklığı gördükçe Başbakan celalleniyor, sinirleniyor. Hiç kızmasın, sinirlenmesin, kendi sorumluluklarını çok iyi bilsin. Oslo’da başlayan kucaklaşma, muhabbet Beytüşşebap’ta, Uludere’de biliyorsunuz BDP – PKK buluşmasıyla devam etti.
Bakın o buluşmadan önce kucaklaşmayı, muhabbeti sergileyen Sayın Başbakandır. Oslo’da yapmıştır, defaten yapmıştır. Hepsinin tutanakları var. Onun adına oraya giden devlet görevlilerinin ne söyledikleri var.
Büşra ARSLANTAŞ- Siz biliyor musunuz ne söylediklerini?
Haluk KOÇ- Hepsini biliyorum. Yani bunun hepsinin tutanakları var. Hepsinin mektupları var. Bütün bunlar gündeme gelecek, Sayın Başbakan o zaman ne diyecek acaba?
Büşra ARSLANTAŞ- Ne zaman açıklayacaksınız, neden bekliyorsunuz?
Haluk KOÇ- Günü gelecek belli bir strateji içinde olacak. Sayın Başbakanın bugünkü sinirli halinin ardında neler yattığını, nasıl bir sorumluluğun altında olduğunu, resmen anayasa suçu işlemiştir Başbakan.
Büşra ARSLANTAŞ- Kürt sorunu konusunda CHP’nin bir önerisi vardı birkaç ay önce. Toplumsal mutabakat komisyonu kurulmasını önerdi. Başbakandan randevu istendi. MHP bu sürece katılmayacağını söyledi.
CHP bekledi. CHP, MHP’ye MHP lideri Devlet Bahçeli’ye bir mektup yazılacak mı? Bu en son gündemdeydi. Bu arada CHP’nin hazırladığı bir Kürt raporu vardı. Bu ne zaman hazır olacak, ne zaman açıklanacak?
Haluk KOÇ- Büşra hanım şunu bir kere daha çok net söyleyeyim. Bugün için tehdit altında olan artık Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütünlüğüdür, toprak egemenliğidir. Bunu da tehdit eden unsur eli kanlı terör örgütü ve eylemleridir. Ve nihai hedefidir. Bu konuda hiçbirimizin saf olmaması gerekiyor. Terör örgütü ve eylemleri belli bir noktada etnik temelde Türkiye’yi bölme amaçlıdır. Bunda hiç kimsenin kuşkusu yok Cumhuriyet Halk Partisinde. Terör örgütüne karşı ulusal ve uluslararası hukuktan aldığımız tüm haklar doğrultusunda mücadele etmemiz gerektiğinin altı açıktır. Bu kadar celallenen Başbakan, her konuda Cumhuriyet Halk Partisini suçlayan Başbakan Cumhuriyet Halk Partisiyle bu kadar uğraşacağına PKK’yla uğraşma konusunda elindeki ulusal ve uluslararası hukuktan gelen yetkileri kullanarak uğraşsaydı daha iyi etmez miydi? En basiti Irak’ta ve hem Kandil’de, hem sınırlarımızın hemen ötesinde Türkiye’ye dönük saldırıların lojistik merkezleri belli ve uluslararası hukuk bize oraya müdahale hakkı veriyor. Ama Sayın Başbakan işte bunun için sinirleniyor. Çünkü ABD ne kadar terörle mücadele etmesine müsaade ederse
Tayyip Erdoğan o kadar mücadele edebiliyor beyefendi. Hadi bunu da söylesin, hadi buna da kızsın. Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü
Haluk Koç bunları söylüyor Başbakana. ABD ne kadar sana müsaade ediyorsa terörle mücadele etmen için o kadar edebiliyorsun. İstersen sinirlen, istersen o şerefsiz, alçak söylemelerini bir kere daha ifade et bakalım. Ortada tablo. Varsa gücün yaparsın. Terörle mücadele ayrı, Kürt sorunu ayrı. Milyonlarca Kürt yurttaşımız aynı şekilde bu terör örgütünün rehinesi durumunda. Onların demokratik, sosyal, kültürel, ekonomik, hukuksal bir takım talepleri var. Bunların tartışma yeri, bunlara çözüm arama yeri… Bakın siyasi çözüm demiyorum. Bu sorunlara çözüm arama yeri meşru zemini TBMM’dir. Cumhuriyet Halk Partisi bunu söylüyor. Yani bunu terörün rehin aldığı siyaset kurumları eliyle değil, meşru siyaset kurumları aracılığıyla meşru zeminde konuşalım diyor. Başbakana bırakırsak bu konuyu Oslo’da görüşüyor, kapı arkasında görüşüyor. Kimlerin nezdinde görüşüyor? Bir takım gözlemci Avrupa devletlerinin, yetkililerinin önünde görüşüyor. Bunlar olmayacak şeyler. Yakında çok daha sinirlenecek Başbakan bu gerçekleri hem yüzüne, hem kafasına vurmaya devam edeceğiz çünkü.
Büşra ARSLANTAŞ- çok teşekkür ederiz Sayın Koç.
CHP Sözcüsü Haluk Koç’la birlikte son gündemdeki son gelişmeleri değerlendirdik. Sözü yeniden İstanbul’a bırakalım.