loading
close
SON DAKİKALAR

Her ülkeye bir TOGG, faydası var mı?

Can Ataklı
Tarih: 20.12.2023
Köşe: Günlük Yazılar
Kaynak: Can Ataklı - Korkusuz

Can Ataklı; Tayyip Erdoğan, Macar lidere TOGG hediye etmiş. Daha önce Körfez ülkelerinin şeyhlerine ve Azerbaycan’a da birer tane TOGG vermişti.

ANALİZ

Ve sonunda sıra geldi İsveç’e

Meclis’teki bütçe maratonu bitti.

Erdoğan’ın bütçesi noktasına virgülüne kadar aynen kabul edildi.

AKP ve MHP’li milletvekilleri saraydan gelen bütçeyi aslanlar gibi savundular ve parmaklarını kaldırarak kabul ettiklerini sevinçle gösterdiler.

Şimdi Meclis’in gündemi yılbaşına kadar bitmiş görünüyor.

Kalan son konu İsveç’in NATO üyeliğine kabulün oylanması.

Tabii ki kabul edilecek.

Bakmayın siz “ABD’nin Kongresi varsa bizim de Türkiye Büyük Millet Meclisimiz var” laflarına nasıl olsa evet oyu verilecek.

MHP’nin çıkıntılık yaptığı söyleniyor.

Devlet Bahçeli’nin “Teröre karşı önlem almayan İsveç’in NATO’ya kabulünü içimize sindiremiyoruz” lafları da bir anlam ifade etmiyor.

Meclis’teki sayısal duruma bakılır, MHP’liler en fazla oylamaya katılmazlar oylama biter gider.

MHP’nin NATO’ya karşı duracak gücü yok.

Ret oyu vermeleri bile mümkün değildir.

Erdoğan ise verdiği sözü yerine getirmek zorunda.

Son Macaristan gezisi bile bu amaçla yapıldı.

Macaristan, biliyorsunuz İsveç’in NATO üyeliğini henüz onaylamamış ikinci ülke. Biri Türkiye diğeri Macaristan.

Açıklamalarda İsveç’in NATO üyeliği konusu hiç yok ancak Orban’ın “Macaristan’ın güvenliği Türkiye’den başlar” sözü sanıyorum bu anlamda söylendi.

Macaristan’ın da İsveç’e veto uygulaması mümkün değil, böyle olması halinde Macaristan’ın güvenliği de tehdit altında olur.

Erdoğan ve Orban basına açıklanmamış olsa bile İsveç konusunu mutlaka konuşmuşlardır.

Orban daha önce de söylemişti, “Türkiye onayladıktan sonra biz de onaylarız” demişti.

Kendi güvenliği için NATO’ya girme mücadelesi veren Macaristan’ın “Erdoğan macerasının peşine takılması” mümkün değildir.

Orban zaten Batı dünyasında “diktatör tavırları” yüzünden eleştiriliyor.

Böyle bir ortamda iyice yalnızlaşmayı seçebilir mi?

Orban muhtemelen Erdoğan’a, “Şu işi bitirin de biz de nefes alalım, lafımızın altında ezilmeyelim” demiştir.

Dikkat ediyorsanız İsveç konusunda F-16 dayatması da bitti.

Hani “Kongre ile eş zamanlı olarak oylama yapalım, biz İsveç’e onay verelim ABD da F-16’lar için oylama yapsın” denmişti, Amerika’da böyle bir hazırlık var mı?

Yok tabii, “önce şunu bir imzala bakalım” diyorlar başka bir şey demiyorlar.

Blinken’in Hakan Fidan’ı araması neden acaba, dün de yazdığım gibi ABD Dışişleri Bakanı “nasihat almak” için bir ülkeyi aramaz, ancak söyleyeceği bir şey varsa arar.

İsveç oylaması muhtemelen yılbaşından önce yapılacaktır.

Burada muhalefete düşen ne olacak?

CHP’nin açıkça “İsveç’in NATO’(ya girişine kabul etmiyoruz” demesi ihtimali yok.

Ancak oylama sırasında Meclis’e girmeyerek AKP’yi tek başına bırakması yapılacak en doğru iştir.

ÜZÜLDÜM

Bir günde iki eski arkadaşımı meslektaşımı kaybettim

Bugünkü yazılarımı yazmak için günlük gazetelere bakarken Hürriyet’in birinci sayfasındaki bir haberi okuyunca canım çok sıkıldı, çok üzüldüm.

Mesleğe başladığım yılların hatırası sevgili Hasan Kılıç ağabeyin ölüm haberiydi bu.

1976’da Vatan gazetesinde çalışma hayatıma başlamıştım.

İki yıl sonra gazete kapanınca sevgili ağabeyim, meslek büyüğüm Olcay Girgiç’in tavsiyesi ile o sırada Günaydın’ın Haber Müdürü olan Melih Aşık beni gazetenin genel yayın müdürü Rahmi Turan’a götürmüştü.

Rahmi Turan, “Biraz pişsin” diyerek beni gece sekreterliğine atamıştı.

İşte Hasan Kılıç’ı o zaman tanıdım.

Günaydın gazetesini kendi çocuğu gibi seven, yüreği sıcacık, sert görünümlü, heyecanlı, Rahmi Turan’dan çok çekinen, sevgi dolu biriydi.

8 yıl birlikte çalıştık, bana o kadar iyiliği dokundu ki saatlerce anlatabilirim.

İkinci acı haberi yine Hürriyet gazetesinde bu sefer ölüm ilanlarında gördüm.

Önce yine Günaydın sonra da Sabah gazetesinde birlikte çalıştığım Bilal Çetin de vefat etmiş.

Sanıyorum son yıllarda aktif gazeteciliği bırakmıştı bu nedenle ilişkimiz de kopmuştu.

Ankara’da ben İstanbul’da çalışırdık ama neredeyse her gün haber için konuşurduk, o İstanbul’a geldiğinde ben Ankara’ya gittiğimde birlikte olurduk.

Dönemin başarılı gazetecilerindendi.

Bir günde iki sevdiğim meslektaşımı kaybetmek elbette çok üzücü.

Her ikisine de rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun.

YEREL SEÇİM

Beykoz ve Datça’da kim CHP adayı olmalı

Yerel seçimlerdeki olası adaylar konusunda bugün de size İstanbul Beykoz ve Muğla Datça’da aday olmalarını daha çok istediğim isimleri tanıtmak istiyorum.

Bu yerel seçimlerdeki aday seçimlerinde CHP’nin daha titiz olması gerektiğine inanıyorum.

Adaylar belirlenirken mutlaka halkın beklentilerinin dikkate alınması, adayların “kime yakın” olduğuna bakılmadan “kimin herkese daha faydalı olacağına” bakılması gerektiğini düşünüyorum.

DATÇA’DA KERİM ÇELİKBAŞ

1980 İstanbul doğumlu Kerim Çelikbaş ilk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da üniversiteyi İngiltere’de okudu. Birleşmiş Milletler himayesinde ve dünya ticaret ve sanayi odaları şemsiyesi altında, tüm dünyada kara para, para aklama, ülke dışına çıkarılan varlıkların bulunması faaliyetini yürüten ICSSCCS ile çalıştı. Bunun yanı sıra 2010-2015 yılları arasında, organik tarım üzerine faaliyet gösteren CİTY FARM şirketinin ortağı ve yöneticisi olarak görev aldı. Datça’yı 5 yıldır yaşam yeri olarak seçen Çelikbaş evliliğini de burada yaptı.

İlk gençliğinden beri tanıdığım Kerim Çelikbaş özellikle kıyı yağması, kaçak yapılaşma, doğal güzelliklerin korunması, organik tarım üzerine çalışmalar yaptı.

Dürüsttür, namusludur, çevreye duyarlılığı nedeniyle Datça’nın da kimi bazı turizm bölgeleri gibi yağmalanmasına asla izin vermez.

Umarım CHP burada aklı selim bir seçim yapacaktır.

BEYKOZ’DA ALAATTİN KÖSELER

İstanbul’un Boğaz’ın Anadolu yakasındaki ilçesi Beykoz yıllardır AKP’nin elinde.

Bana göre bunun nedeni CHP’nin yıllar önce yanlış bir tercih yapması ve AKP’nin oyununa gelmesi neden oldu.

Beykoz’u yaklaşık 30 yıldır elinde tutan AKP’den alabilecek tek muhalif adayın Alaattin Köseler olduğunu düşünüyorum.

Yıllardır tanıdığım Alaattin Köseler, Beykoz’da çok sevilen ve güvenilen bir isim.

Her kesimden oy alabilme potansiyeli çok yüksek bir isim.

Ayrıca hem iş hem özel hayatıyla ve dürüstlüğü ile tanıdığım Alaattin Köseler, Beykoz için bence en ideal aday olacaktır.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Her ülkeye bir TOGG, faydası var mı?

Tayyip Erdoğan, Macar lidere TOGG hediye etmiş. Daha önce Körfez ülkelerinin şeyhlerine ve Azerbaycan’a da birer tane TOGG vermişti.

Demek ki bundan sonra böyle olacak, her gidilen ülke liderine TOGG...

Sanırım danışmanları bu aklı vermişler kendisine, böyle yapılırsa reklam falan olur diye düşünmüşlerdir herhalde.

İşin aslı; her iki hediye iki lidere de gitmez: Orban TOGG’u çocuklarına oyuncak diye verir büyük ihtimal. Kendisi kullansa servisi yok bir şey yok...Türkiye’dekiler bile yedek parça işini halledemiyorlarken onlar nasıl halledecekler? Otomasyonu bozuluyor, yapabilecek servisi yok.

Orban ise Erdoğan’a bir at hediye etmiş.

Ne kadar ironik.

Erdoğan yıllar önce bir ata binmek istemiş ve düşmüştü.

Böyle bir olay yaşanmışken at hediye etmek sanki alay etmek gibi değil mi?

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Sinir uçlarıyla oynayan iki bakan istifa etmeli

Son günlerde yine milletin sinir uçlarıyla oynanıyor.

Milli Savunma Bakanı, Atatürk’e hakaret eden dinci-tarikatçı teğmenleri protesto eden 4 teğmeni ordudan ihraç edilmeleri talebiyle disipline verdi.

Bakan olayı küçümsemek için yakasına Atatürk resmi takmayan teğmenler için “Yakasına bir resim takmak istemeyenler” olarak tanımladı.

Sinir uçlarıyla oynayan diğer bakan ise Milli Eğitim Bakanı.

O da Meclis’te muhalefete tıpkı Süleyman Soylu gibi parmak sallayarak ve sesini yükselterek, “Sizin dinci dediğiniz vakıflarla daha çok protokoller imzalayacağız” dedi.

Her iki bakan da sadece sinir uçlarıyla oynamıyor aynı zamanda devletin temeline de dinamit koymaya çalışıyor.

Söylememizin bir yararı yok gerçi, yine bildiklerini okuyacaklar ama her ikisinin de istifa etmesi gerekir.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları