loading
close
SON DAKİKALAR

Batum: 'Başbakan’ın asıl amacı başka!'

Mustafa Mutlu
Tarih: 01.02.2013

Mustafa Mutlu yazıyor; ''Süheyl Hoca’nın anlattıkları, çok gürültülü-patırtılı bir sürecin henüz başında olduğumuzu gösteriyor''...

Başbakan Erdoğan önceki gün partisinin grup toplantısında yeni anayasayla ilgili önemli mesajlar verdi. Çalışmaların mart sonuna kadar bitmemesi durumunda, kendi anayasa tasarılarını sunarak yola devam edeceklerini söyledi. Son noktayı da, “Referandum gücünü yakaladığımız anda da millete gideriz” dedi.

Bu sözlerin ne anlama geldiğini Anayasa Hukuku Profesörü, CHP Eskişehir Milletvekili ve TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Süheyl Batum’a sordum...

İşte; Süheyl Hoca’nın, Başbakan’ın çıkışıyla ilgili düşünceleri:

***

“Anayasa Uzlaşma Komisyonu, 14 Mayıs 2012’de çalışmaya başladı. Aradan henüz sekiz ay geçti. Üstelik görüşmelere başlarken dört parti olarak ortak iki karar aldık:

Bir: Süre dayatması olmayacak.

İki: Bütün partilerin, ‘Evet, çalışmamız bitmiştir’ diyeceği güne kadar, çalışmalar sürecek.

Başbakan şimdi süre dayatarak, aksi halde kendi tasarılarını halka götüreceğini söylüyor.

Dünyada uzlaşma yoluyla yapılan hiçbir anayasa sekiz ayda bitmedi. Güney Afrika’da altı, İspanya’da iki, Macaristan’da bir buçuk yıl sürdü.

Ancak Başbakan’ın acelesi var. Çünkü onun istediği tek şey, bu sürecin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar tamamlanması...

Şimdi, ‘Süreç çok uzadı’ diyerek, kendi anayasa tasarılarını Meclis’e getirebilmek içtin haklılık zemini yaratmaya çalışıyor. Zaten Başbakan’ı, Anayasa’nın tümünde yapılacak değişiklik de çok fazla ilgilendirmiyor. Hatta aylardır kamuoyunda tartışılan Türk tipi başkanlık sisteminden bile vazgeçmiş durumda... O ne yapsın ki başkanlığı? Şu anda başkanlardan daha fazla yetkiye sahip... Onun iki amacı var:

Bir: Partili cumhurbaşkanı... O, cumhurbaşkanının, partisiyle ilişkisinin kesilmiş olma şartını ortadan kaldırmaya çalışıyor. Böylece hem AKP’nin başında kalacak, hem de cumhurbaşkanı olacak...

İki: Başbakan’ı, cumhurbaşkanının kendi kafasına göre görevlendirme yetkisi... O, cumhurbaşkanı olması durumunda, bu konuda tek seçici olmak istiyor. Başbakanlık görevini, en çok oyu alan partinin genel başkanına değil, kendi belirleyeceği, ona yakın bir isme vermek istiyor.

Bu iki madde dışında; anayasada yapılacak diğer değişiklikler umurunda bile değil...”

***

Tam bu noktada Süheyl Batum’a, “Peki, bunu yapabilir mi?” diye sordum. Verdiği yanıt şöyle:

“Tek başına referanduma götürme şansı yok. Bu nedenle BDP’yle, Öcalan’la uzlaşıldı ve ‘ana dilde savunma hakkı’yla ilgili değişiklik de bu yüzden yapıldı. Bu rüşvete bir de ‘yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması rüşveti’ eklenince; Meclis’teki BDP’liler AKP’ye destek verecek ve referandum yolu açılmış olacak. Biz tüm gücümüzle bu emrivakiye direneceğiz...”

***

Süheyl Hoca’nın anlattıkları, çok gürültülü-patırtılı bir sürecin henüz başında olduğumuzu gösteriyor.

Hadi, hayırlısı!

*****

AYI AYAĞI!

Sabah Gazetesi geçtiğimiz ay ‘masalcı ayı’ kampanyası düzenlemiş. Kupon karşılığında, çocuklar için masal anlatan ve ninni söyleyen peluş ayı vermiş.

Otuz dokuz kupon biriktirerek peluş ayıyı alan aileler büyük şaşkınlık yaşamış:

Çünkü ayının sağ ayağında AKP amblemi olan ampul yer alıyormuş...

AKP’nin böyle bir “beyin yıkama” faaliyetine ihtiyacı olduğunu sanmıyorum.

Ama yalakalarını frenlemek mümkün değil!

*****

GÜNÜN SORUSU

CHP Aydın Milletvekili Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar, Başbakan’ın geçenlerde söylediği, “Terörle mücadeleye gönderecek subay kalmadı” sözlerini anımsatmış ve “İktidarın, yakında yabancı bir donanma ile yabancı komutanlar talep etmesi şaşılacak bir durum değildir” demiş... Sorum size:

Eğer Lütfi Baydar’ın dediği şey olursa şaşırır mısınız?

*****

‘Özgür’ Türk basını!

Merkezi Paris’te bulunan uluslararası basın örgütü Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), dünyanın ilk “Basın Özgürlüğü Sıralaması”nı 2002 yılında yayımladı.

O dönemde DSP-MHP-ANAP iktidarı iş başındaydı ve Türkiye, 139 ülkeyi kapsayan araştırmada dünya 99’uncusu oldu!

2010 yılında yapılan sıralamada 178 ülke arasında 138’inciliğe, 2012’de 148’inciliğe geriledik...

Birkaç gün önce de 2013 sıralaması açıklandı:

179 ülke arasında 154’üncüyüz...

Gazetecilerin duayeni, İstanbul CHP Milletvekili Oktay Ekşi bir açıklama yapmış diyor ki:

“Bu utanç verici gerçeği biz biliyoruz da o gerçeğe rağmen Türkiye’de demokrasinin ilerlediğini, daha önce yazamadıkları şeyleri basınımızın artık özgürce yazdığını savunanlara anlatamıyoruz. AKP iktidarı döneminde durum her yıl daha kötü oldu. Ancak, ‘Sayın Başbakan’ı kızdırırsak ya işimizden oluruz ya hapishaneyi boylarız’ korkusuyla gazetecilik yapanlar bunu bile önemsemez göründü.

Şimdi 154’üncüğe indiğimize göre, çukurun dibine inmemiz için sadece 25 basamak kaldı.

1946’dan beri ‘demokratikleşme’ çabası içinde olan ve 2004’e kadar her şeye rağmen bu yönde büyük mesafeler alan Türkiye, 2005’ten itibaren her yıl daha aşağı düştü ve tam Sayın Başbakan’ın istediği şekli aldı. Hayırlı olsun!”

***

Ben meslek terbiyesi aldım: Bilirim ki ustanın sözünün üstüne söz söylenmez...

Nokta!

Vatan

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları