Tarih:
04.02.2013
'Çağdaş Bekirağa Bölüğü'nün öyküsü
Mustafa Mutlu yazıyor; ''Tümamiral Semih Çetin, Deniz Kuvvetleri’nin kariyeri ve geleceği en parlak komutanlarından biriydi''...
Tümamiral Semih Çetin, Deniz Kuvvetleri’nin kariyeri ve geleceği en parlak komutanlarından biriydi. Balyoz soruşturması kapsamında tutuklandı ve o gün bugündür cezaevinde...Peki; bu kitapta neyi anlatıyor? Hiç araya girmeden, sözü ona bırakıyorum... Çünkü kitabın başında bu sorunun yanıtını çok net bir şekilde veriyor:
***
“Balyoz davasıyla ilgili onlarca kitap yazıldı. Hepsi de yoğun emek ürünü, birbirinden değerli inceleme kitapları. Yazılma amaçları da çok açık:
Uğradığımız büyük haksızlığı, yapılan hukuk ihlallerini okuyucuya anlatmak, gelecek nesillere taşımak. Bir anlamda tarihe not düşmek...
Benim böyle bir amacım ve iddiam yok. Bu kitabı yazma nedenlerim çok farklı.
Düşünsenize; ailenizle birlikte çok mutlu bir yaşantınız var. Askerlik mesleğinin zirvesindesiniz. Bir gün alçakça bir iftiraya uğruyorsunuz. Ne olduğunu anlamadan, üzerinize atılan suçun delillerini bile görmeden hapse atılıyorsunuz.
Kızıyorsunuz...
Daha sonra bazı sözde suç delilleri ortaya çıkmaya başlıyor. İçiniz rahatlıyor. Çünkü öyle bulgular var ki, suçsuzluğunuzu kanıtlamak için avukata bile ihtiyacınız yok. Komplo, korktuğunuz kadar mükemmel değil.
Seviniyorsunuz...
Üstelik sizin arkanızda devlet var. Bu ülkede sizin gördüğünüzü görecek savcılar, yargıçlar var. Hakkınızı koruyacak komutanlar var.
Yanılıyorsunuz...
Hiçbir şey değişmiyor. Haksızlık sürüyor. Sanki herkes, gerçeklerle arasına duvar çekmiş. Kimse umursamıyor.
Kırılıyorsunuz...
Hayal kırıklığına uğruyorsunuz, umudunuz azalıyor. Devlete güveniniz sarsılıyor. Bu arada günler geçiyor. Tutukluluk sürüyor. Sevdikleriniz aklınıza geliyor.
Özlüyorsunuz...
Yıllarca hizmet ettiğiniz devlet, size sırtını dönüyor. ‘Bir emriyle gözü kapalı ölüme giderim’ diye düşündüğünüz komutanlarınız suspus oluyor. Medya suskun. İnsanlar sinmiş. Ülkede garip şeyler oluyor.
Üzülüyorsunuz...
Çıkış yolu arıyor, bulamıyorsunuz. Aklınızı kaçıracak gibi oluyorsunuz. Haksızlığa katlanmak zorlaşıyor. Haftada bir saatlik görüşler, duygularınızı aktarmaya yetmiyor.
Sıkılıyorsunuz...
Ne yapardınız?
Ben yazmaya başladım. Bu süreçte yaşadıklarımı, duygularımı kâğıda döktüm. Yaşadıkça, günü gününe, karakterleri gerçek bir roman gibi yazdım, yazdım, yazdım.
Bazen zamanda geriye gittim. Bu zor meslekte yaşadıklarımı anlattım. Yeri geldi ülke sorunları hakkında değerlendirmeler yaptım. Özlem ağır bastı, ailemden bahsettim. Kızdım, öfkelendim, küfredeceğime uygun dille kâğıda dökmeye çalıştım.
Köşe yazarlarını okudum. Bazılarıyla yazıştım. Değerlendirmelerinden alıntılar yaptım. Bana iyi geldi. Dayanma gücümü artırdı. Sonunda elinizdeki kitap ortaya çıktı.
Bu bir anı kitabı değil. Günlük hiç değil. Okurken, günümüzdeki Bekirağa bölüğünü, yani Hasdal’ı ve sakinlerini yakından tanıyacağınız, Balyoz sürecinde ailece yaşadığımız üzüntülere, sevinçlere, kırgınlıklara, kızgınlıklara; çokça da hayal kırıklıklarına şahit olacağınız gerçek bir öyküdür. Bir ihanetin öyküsü...”
***
Eğer sözüm ona bir çağdaş hukuk devletinde, hayatını devlete adayan insanların uğradıkları ihaneti tüm detaylarıyla, belgelere boğulmadan ve sıkılmadan anlamak istiyorsanız, bu kitap tam size göre...
BİR İHANETİN ÖYKÜSÜ ****
(HASDAL’DA BİR AMİRAL)

Türü: Gerçek öykü
Yazan: Tümamiral Semih Çetin
Yayınlayan: Kaynak Yayınları
Baskı tarihi: Ocak 2013
Sayfa sayısı: 478
Fiyatı: 25 lira
İnternet fiyatı: D&R 18.49, İdefix 20 lira.
Kişisel not: 17 Mart 2011’de kızları Simay ve Gökçe’nin, babaları Tümamiral Semih Çetin’e yazdığı çok duygusal bir mektubu sizinle paylaşmıştım. Bunun üzerine Semih Bey’den iki kez mektup aldım. Bu kitabı da bana Semih Bey’in sevgili eşi Nilüfer Çetin getirdi.
*****
Dr. Dümen’in ‘son söz’ü...

Posta Gazetesi’nde cinsellik konusundaki yazılarıyla ve okur sorularına verdiği yanıtlarla bildiğimiz Dr. Haydar Dümen, bu kez psikiyatr kimliğiyle karşımıza çıkıyor ve “ölüm” konusunu büyütecin altına yatırıyor.
Böyle bir kitap yazmaya da kısa bir süre önce uğradığı suikast girişiminden sonra karar verdiğini söylüyor.
İnsanın ölüm anında hissettiklerinden başlıyor, o anı yaşayıp hayata dönenlerin deneyimlerini anlatıyor.
Ve tüm bunları, o çok akıcı üslubuyla yapıyor...
Kimi zaman fıkra anlatıyor, kimi zaman şiirini okutuyor...
Kısacası; üç saatte okuyup bitirebileceğiniz ve bittiği için üzüleceğiniz bir kitap Ölümle Yüzleşme...
Aynı zamanda kendi deyişiyle, “hayata dair son sözü...”
Kitaptaki tek maddi hata, suikasta kurban giden Gün Sazak’ın adının Gül Sazak olarak yazılması...
81 yaşındaki aydınlık bir bilim insanının hayata ve ölüme dair notlarını ilgiyle okuyacağınıza eminim.
ÖLÜMLE YÜZLEŞME ****
Türü: Deneme
Yazan: Dr. Haydar Dümen
Yayınlayan: Oku-BİL Yayıncılık
Baskı tarihi: Mart 2012
Sayfa sayısı: 224
Kişisel not: Dr. Haydar Dümen’le tanışmadım.
Bu, okuduğum ilk kitabı.
Vatan
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





