Tarih:
07.03.2013
Sen hâlâ ayaktaysan Gülşah
Mustafa Mutlu, ''Tam dört yıldır iki çocuğuna hem analık hem de babalık eden eşi Gülşah, aynı gün bir yazı yazdı''.
Önceki gün 6 Mart’tı... Gazeteci ve milletvekili Mustafa Balbay, o gün tutukluluğunun beşinci yılına girdi. Tam dört yıldır iki çocuğuna hem analık hem de babalık eden eşi Gülşah, aynı gün bir yazı yazdı.“Belki nasırlaşmış kalplerin sahipleri de okur” diyerek, Gülşah’ın yazısının geniş özetini yayınlıyorum:
“Onsuz geçen koca dört yıl...
Sınırsız bir boşluk kuyusunda yuvarlanıp durduk... Kızım Yağmur, oğlum Deniz ve ben... Yıllarca karşımızda ne idüğü belirsiz bir güç ile körebe oynadık. Bu belirsiz gücü ete kemiğe büründüremeden...
Ve her gün çığlıklarla dışa vurulamamış yürek boğulması yaşamak... Yaşanacak güzel günlere olan inancımız ve bizi yalnız bırakmayan dostlarımız, cankurtaranımız oldu.
Balbay, Cumhuriyet’in yıllarca Ankara Temsilciliği’ni yapmış deneyimli bir gazeteci. Şimdiye kadar hiçbir iktidara boyun eğmemiş. En büyük emeli mesleğini özgürce, korkusuzca ve çizgisinden sapmadan yapabilmek olmuş.
Şu anda hakkında ikişer ağır müebbet hapis cezası isteniyor; hükümeti cebir ve şiddet uygulayarak yıkmaya kalktığı için!
Ayrıca 20 yıl, halkı isyana teşvik ettiği...
Ve 10 yıl da varlığı hâlâ ispatlanamamış Ergenekon terör örgütüne üye olduğu için...
Mahkemenin delil olarak önümüze koydukları tamamen mesnetsiz. Bilgisayarındaki notların, adli kontrol sırasında tahrif edildiği TÜBİTAK tarafından rapor edildiği halde mahkeme kör ve sağır... Diğer deliller ise Ankara Büro’nun santralından kaydedilen konuşmalar ve Balbay’ın kitapları.
Tüm bunlar bir gazeteciyi terörist ilan etmeye yeterli mi? Tabii ki hayır. Ne yaparsınız, 2013’te ‘ileri demokrasi’den bizim payımıza düşen bunlar...
Balbay iki sene önce İzmir Milletvekili seçildi. Kamuoyunun vicdanında çoktan beraat etti. Şimdi sıra mahkemenin kararında. Evine oyuncak silah dahi sokmamış bir gazeteci için ‘terör suçu işlemiştir’ kararı verilirse, tüm topluma hukuk yoluyla gerçek terör estirilecektir.
Hukuksuzluk, halkı sindirmek için kullanılan yıkıcı bir silah olmamalı. Kimi ne zaman, nasıl vuracağı belli olmayan bu silah gün gelir tetiği çekene dönebilir.
Siyasal iradenin itici gücü zorbalık, kin ve zulüm olursa toplumsal gelişim ve ilerleme imkânsızdır. Bu olsa olsa geriye doğru adım atmak olur. Aklı başında hiç kimsenin bunu arzu edeceğini sanmıyorum. Medya böylesine bir başkalaşım döneminde Türkiye’yi tozpembe gösteren bir bilgisizlik yumağıyla toplumu sarmalarsa; geri adımların altında tekerlek vazifesi görür. Dön dön dur... Onur kırıcı olur.
Hepimizi huzur kaçkını yaptılar. Ruhsal sürgüne mahkûm ettiler.
Egemen güçlerle aynı fikirde olmayan herkesi terörist olarak sundular.
Bu gerilimi toplum ne kadar kaldırabilir? Artık toplumsal barış ve huzurun zamanı...
Ben umudumu yitirmedim. Ya siz?”
Hakkımız yok!
Sevgili Gülşah... Sevgili Mustafa... Sevgili Yağmur... Sevgili Deniz... Siz umudunuzu yitirmediyseniz; bizim buna hakkımız olabilir mi?
Dayanın çocuklar...
Ustam Hıfzı Topuz, her karşılaştığımızda bana Tevfik
Fikret’in sözleriyle umut verir:
“Elbet bir gün sabah olacak!”
O sabahın olacağına o kadar inanıyorum ki; yemin bile edebilirim!
Kuduz!
Bizim mahallenin kuduz bir köpeği var biliyorsunuz; daha önce de yazmıştım! Her gün ortaya çıkar, birilerini ısırır. İşi gücü, sahibine yaltaklanmak... Bu yüzden ısıracağı kişileri hep sahibinin sevmedikleri arasından seçer! Sahibi de mahallenin muhtarı...
O yüzden dokunulmazlığı var. Yoksa belediye şimdiye kadar elli kere alıp götürmüştü! Geçenlerde yine bana saldırdı; dişlerini geçirmeye kalktıw! Umursamıyorum, tepki bile vermiyorum; daha da çıldırıyor! Köpekle köpek olamam ki!
GÜNÜN SORUSU
Dünkü bir gazetede, ‘Kozmik Oda Savcısı’nın yeni bir operasyona hazırlandığı ve hedefte Özel Kuvvetler Komutanlığı‘nın olduğu belirtilerek, en az üç bin kişinin gözaltına alınacağı iddia edildi. Sorum size:
Sizce bu üç bin kişinin kaçı, hayata geçirilmeye çalışılan “İmralı Süreci”ne karşı çıkan isimler oluşuyordur?
Uyan Türkiye... (8)
İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu dört yıldır tutuklu. Ağır hasta. Mahkeme de her tahliye talebinde onu Adli Tıp’a sevk ediyor!
Ölümcül uyku apnesi olan Emekli Üsteğmen, Avukat Serdar Öztürk de “Fatih Hilmioğlu tahliye edilene kadar hastaneye gitmeyeceğim” diyerek tedaviyi reddediyor. Silivri’deki bu dramlar devleti yönetenlerin zerrece umurunda olmuyor! Günlerdir hep birlikte telefon edip, faks ve e-posta yağdırıyoruz; verdikleri yanıt: “Konu bizim yetki ve sorumluluk alanımıza girmiyor.”
Olsun; yılmak yok. Sorumsuzlar, sorumluluk hissedinceye kadar mücadele edeceğiz! Bugün sıra protokol listesine göre Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’da...
Adres: Vekaletler Caddesi Başbakanlık Merkez Bina P.K. 06573 Kızılay / Ankara
Tel: (0312) 415 40 28-29
Faks: (0312) 422 11 18
E-posta: burhan.guvenc@hotmail.com
Mustafa Mutlu - Vatan
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





