loading
close
SON DAKİKALAR

Sorumlular hemen görevden alınmalı hesap sorulmalı...

Mustafa Mutlu
Tarih: 04.06.2013

Mustafa Mutlu, ''Siz değil, halk düşmanı siyasetçiler ve emniyet görevlileri özür dileyip, hesap vermeli''...

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bir haftadır süren olaylarda polisin aşırı gaz kullanarak hata yaptığını söyledi ve özür diledi.

Oh ne güzel...

Dövdür, hastanelik et, hakaretler yağdır, tehdit et; sonra suçu sadece emir kulu olan polise atıp, kuru bir özürle kurtul!

Bu kez bu kadar kolay kurtulamazsınız Sayın Arınç...

Hiç kuşkusuz olayların bu kadar büyümesinin bir numaralı sorumlusu Başbakan!

Anlayışlı olacağına hırçınlaştı.

Tepki gösterenleri dinleyeceğine dalga geçti, “O AVM o parka yapılacak” diye inatlaştı.

Polisi Taksim Meydanı’ndan çekeceğine hiç durmadan daha da sert açıklamalar yaparak olayların büyümesine neden oldu.

Ve en sonunda eyleme katılanları “Çapulcu” diye aşağıladı...

Sizden önce o halkın karşısına çıkıp özür dilemeli Sayın Arınç!

Sonra da yaptığı tüm bu hataların siyasi faturası neyse onu ödemeli!

Ve elbette polis!

Peki; tek sorumlu Başbakan mı?

Değil elbette!

İçişleri Bakanı, Emniyet Genel Müdürü, genel müdür yardımcıları, daire başkanları ve başta İstanbul Emniyet Müdürü olmak üzere halka şiddet uygulatan tüm emniyet müdürleri de bugünden tezi yok görevden alınmalı!

“Canım Başbakan bize emir verdi” diye sızlanmalarına adlanılmamalı!

Çünkü en iyi onlar bilirler ki “Kanunsuz emir, emir değildir!”

Bir siyasi emretti diye sen velinimetin olan, aldığın maaşı ödeyen halkına; kadın, erkek, genç, yaşlı, engelli, sağlıklı demeden önüne gelenin gözüne biber gazı sıkamazsın...

Halkın parasıyla aldığın o cephaneyi, aldığın emri bahane ederek halkını öldürmek, yaralamak için kullanamazsın...

Eğer zerre kadar demokratik bir ülkede polislik yapıyorsan, orantısız güç kullanamazsın! Bir pantolon, bir gömlekle karşında sadece slogan atan yüz binleri TOMA’larla ezmeye kalkamazsın!

Bu gibi toplumsal olaylarda tek görevinin savunma olduğunu unutup, asla saldırıya geçemezsin!

Türk bayrağına tazyikli su sıkıp onu, üzerinde taşıyan göstericiyle birlikte yerlerde sürükleyemezsin!

Elinde sapan bile olmayan kitlelere plastik mermi atamazsın...

Gaz bombalarını doğrudan insanlara yöneltip, kafataslarını kıramazsın, gözlerini çıkaramazsın!

Yere düşen kadına, çocuğa, sakata büyük bir kinle tekme atamazsın!

Hele hele birkaç eylemciyi etkisiz hâle getirmek bahanesiyle, şiddetin boyutunu genişletip tek suçları o civarda oturmak olan insanları hastanelik edemezsin...

Polis memurlarının arasına, iktidar partisinin eli sopalı militanlarını alamazsın! Onlara vatandaşı dövdürtemezsin!

Eğer suç işlemeyi amaçlamıyorsan... Amacın katliam yapmak değilse... Polislerin kasklarının üzerindeki sicil numaralarını sildiremezsin!

Kısacası Sayın Arınç...

Siz değil, halk düşmanı siyasetçiler ve emniyet görevlileri özür dileyip, hesap vermeli...

Gücünüz yetiyorsa bunu sağlayın!

Uyan! (69)

Tam üç aydır hemen her gün “Uyan Türkiye” diye yazdım... Ne mutlu bana ki, bu uyanışa tanık oldum! Şimdi sıra cezaevlerindeki hasta tutuklulara çektirilen çilenin bitirilmesine geldi.

Biliyorsunuz; Fatih Hilmioğlu kanser ancak tutuklu olduğu için tedavi göremiyor.

O tedavi göremediği için ölümcül uyku apnesi hastalığına yakalanan Em. Üsteğmen ve Avukat Serdar Öztürk de tedaviyi reddediyor.

Eğer “uyandığımızı” ve cezaevlerindeki işkenceye de seyirci kalmayacağımızı göstermek istiyorsanız, düşüncelerinizi yazıp, bizi yönettiklerini sanan devlet yetkililerine gönderin. Bugün sıra Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ta:

Faks: (0312) 463 74 00

E-posta:

bilgi@anayasa.gov.tr


GÜNÜN SORUSU

Soru, Bağdat Caddesi’nde oluşturulan ve her gün yüzlerce vatandaşın mesaj bıraktığı “Halk Panosu”ndan polise:

Biz yıllarca sinek ilacı arabalarının arkasından koşturan bir neslin çocuklarıyız... Sizin gazınızdan korkacağımızı mı sandınız?


NTV de özür diledi

Yıllardır iktidarın emrinden çıkamayan medya grupları, bir haftadır süren “Ağaç Devrimi”nde de resmen çuvalladı! Dünya televizyonları olayları canlı verirken, onlar birer dakikalık haberlerle yetindi.

İnanması zor ama ülkenin tüm meydanlarında çatışmaların yaşandığı saatlerde koskoca CNN Türk utanmadan “Penguen Belgeseli” yayınladı. NTV’de de durum farklı değildi: “Yemek Programı” yayınlanıyordu.

Direnişçiler televizyonların bu tutumuna seyirci kalmadı ve tek tek giderek protesto gösterilerinde bulundular. Ve ilk geri adım dün NTV yönetiminden geldi. NTV adına yapılan açıklamada, “Dengesizlikler içinde denge sağlamaya çalışırken hata yaptık” denildi ve özür dilendi. Bu özrün nedeni aslında çok belli:

Umarım sadece NTV değil, tüm televizyonlarımız ve gazetelerimiz korkularından kurtulup gerçek gazetecilik yapmayı yeniden hatırlarlar!

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları