Tarih:
13.03.2013
Tam gaz!
Mustafa Mutlu, Başbakan açık açık söylemişti: ''Amacımız dindar ve kindar bir nesil yetiştirmek...''
Başbakan açık açık söylemişti: “Amacımız dindar ve kindar bir nesil yetiştirmek...” 4+4+4 Eğitim Yasası çıkınca; bu amaca yönelik en son adımın atıldığını sanmıştık...Yanılmışız!
O günden bu yana her gün o kadar çok yeni adım atılıyor ki artık takip etmeye yetişemiyoruz.
İlk iş olarak türban, Kur’an dersleri sayesinde ilköğretime resmen girdi. Eeee; biz de Kur’an dersinde başını örten kız çocuklarının diğer derslerde türbanlarını çıkarmamalarını önemsemez olduk!
Öğrenci kapanır da öğretmenin kapanmaması günah değil mi?
Onlar da birer ikişer türbana girdi!
Sonra Kur’an kursu için yaş sınırı kaldırıldı. Kaçak Kur’an kursu açanlara verilen cezaların affedilmesi için harekete geçildi: Başbakan’ın önümüzdeki yıldan itibaren özel dershaneleri kapatacaklarını söylemesine rağmen; kaçak ders verenlere, kaçak özel dershane işletenlere ve kaçak Kur’an kursu açanlara ceza verilmemesini öngören bir düzenleme gündeme geldi.
Sıra yurtlarda!
Baktılar ki; “dindar ve kindar nesil”e ulaşmak için sadece Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptıkları yetmiyor; bu kez Gençlik ve Spor Bakanlığı devreye girdi.
Gençlik ve Spor Bakanlığı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürü Hasan Albayrak, 25 Şubat tarihli yazıyla yurtlarda barınan üniversite öğrencileri için Kur’an kursu açılacağını duyurdu.
Yurt deyip geçmeyin; bugün Edirne’den Ardahan’a, Sinop’tan Alanya’ya kadar faaliyet gösteren binlerce özel ya da resmi yurtta 300 bin civarında genç barınıyor...
Kendinizi o gençlerden birinin yerine koyun: Bir gün okuldan çıkıp yorgun argın yurdunuza gelmişsiniz... Yurt müdürü sizi çağırtıp, yakında Kur’an kursu başlatacaklarını, ilgilenip ilgilenmeyeceğinizi soruyor. “İlgilenmiyorum” deseniz; adınız bir saat içinde “dinsiz”e çıkacak. Belki de horlanıp itilmeyeceksiniz ama kendinizi hep “öteki” olarak hissedeceksiniz! Sonuçta gittikçe artan ders yükünü, kendi inanç tercihlerinizi bir yana bırakıp, istenileni yapacaksınız...
Kindar olmasanız bile; belki de istemediğiniz hâlde “dindar” olmaya zorlanacaksınız...
Bu uygulamanın burada kalacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz:
İnanç özgürlüğü!
Yakında Sağlık Bakanlığı’nın hastanelerde, Çalışma Bakanlığı’nın fabrikalarda, Milli Savunma Bakanlığı’nın kışlalarda, İçişleri Bakanlığı’nın emniyet müdürlüklerinde Kur’an kursları açtıklarını duyarsanız; şaşırmayın.
Eminim şimdi birçok yobaz arkadaş, “Dindar olmakta ne sakınca var” diyerek bana hakaret mektupları döşenecek... Daha düne kadar “din ve inanç özgürlüğünü” savunduklarını unutup, bu dayatmayı doğal göstermeye kalkışacaklar!
Yine de...
Ben bugünkü Türkiye’ye hâlâ inanıyorum ve güveniyorum. Ama ne yalan söyleyeyim bir on yıl sonra neler olabileceğinden artık emin değilim!
Alın size 2023 hedefi!
Sepet!
Karamürsel, bildiğiniz gibi “sepeti”yle ünlüdür.
Anlatacağım olaydan sonra ise Belediye Başkanı ile ünlenecek!
ADD Karamürsel Şubesi, yıllardır Karamürsel Belediyesi Kültür Merkezi’nde söyleşiler düzenliyor. Dernek yönetimi bu ay da din bilimci Prof. Dr. Zekeriya Beyaz’ı konuk etmek istemiş.
Ama AKP’li Belediye Başkanı İsmail Yıldırım, “Buraya ister haham, ister papaz, isterseniz kızıl komünist getirin, konuşturun; karışmam... Ama bir din şarlatanı için salon vermiyorum” diyerek, ADD‘nin talebini geri çevirmiş! ADD de bu yüzden dünkü toplantıyı çok daha küçük bir salonda yapmak zorunda kalmış...
Sözüm İsmail Bey’e:
Kardeşim sen belediye başkanı mısın; darbe yönetiminin sansür heyeti başkanı mı? Haddini bil ve hangi derneğin, kimleri konuk edeceğine burnunu sokma... Yoksa bugün derebeyilik tasladığın Karamürsel halkı, seni Karamürsel sepetine öyle bir gömer ki; olduğun yerde unutulur kalırsın!
GÜNÜN SORUSU
Teröristbaşı Apo emretti, PKK aylardır elinde tuttuğu altısı asker sekiz kamu görevlisini serbest bıraktı... Bizim liboşlar da bunu “barış sürecinde büyük bir adım” olarak değerlendirdi. İki sorum var; kim isterse o yanıtlasın:
1) Kaçırılan ve serbest bırakılan kamu görevlisi sayısı sekiz değil de seksen olsaydı, bu barış için atılan çok daha büyük bir adım mı olacaktı?
2) Bu durumda kaçırılanların sayısının daha fazla olmadığı için üzülmemiz mi gerekiyor?
Uyan Türkiye... (13)
Rektör Fatih Hilmioğlu, ağır hasta... Tahliye edilmiyor! O tahliye edilmediği için ölümcül hastalığı olan Emekli Üsteğmen, Avukat Serdar Öztürk de tedaviyi reddediyor. Eğer siz de yapılanları haksızlık olarak görüyorsanız, devlet yönetiminde söz sahibi makamları arayarak duygularınızı iletmeyi ihmal etmeyin. Protokol listesinden devam ediyoruz; sıra Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nda... “Onun bu konuyla ne ilgisi var” demeyin; çünkü onun da her “iç sorun”da diğer bakanlar kadar söz hakkı var:
Faks : (0312)287 88 11 E-posta : info@mfa.gov.tr
Mustafa Mutlu - Vatan
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





