loading
close
SON DAKİKALAR

Vejetaryenden kasap olur mu?

Mustafa Mutlu
Tarih: 03.07.2013

Mustafa Mutlu, 'Hani; yeni kurulan bakanlıklardan biri bile verilse, razı olacakmış ama verilmemiş!'

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’yu hepiniz bilirsiniz.

Bugüne kadar partisi ve Genel Başkanı için neler yapmadı, hangi fırtınalara göğüs germedi ki...

Defalarca “anayasa” yazdı...

Belki de “dünyada en fazla anayasa yazan ama yazdığı hiçbir metin, üyesi olduğu parti tarafından bile kabul edilmeyen tek anayasa profesörü” oldu!

Tüm meslektaşlarını karşısına alarak “parlamenter sistem”i yerden yere vurdu.

Bu özelliğiyle de “dünyada parlamenter sistemi istemeyen ender parlamenterler” arasına girdi.

Ancak Başbakan ona o kadar güveniyordu ki, “Hadi bakalım Burhan Bey, bir araştırıver şu başkanlık sistemini” diye herkesin içinde görev verdi...

‘Baş’ olmak istiyor!

Burhan Bey bugünlerde çok mutsuz...

Kendi deyimiyle “küskün değil ancak kırgın...”

Çünkü artık “emeklerinin karşılığını” almak istiyor.

Dün İHA’ya verdiği demeçte, “Ben bu partinin kurucu üyelerindenim, bazı şeyleri hak ettiğimi düşünüyorum” diye konuşmuş...

Hani; yeni kurulan bakanlıklardan biri bile verilse, razı olacakmış ama verilmemiş!

O da en azından “Meclis Başkanı” olmak istemiş!

Zaten AKP’li vekiller de onun Meclis Başkanı olmasını istiyormuş!

Yapılan anketlerde ilk sırada hep onun adı çıkıyormuş!

Ancak, telefonda 45 dakika görüştüğü Başbakan, adaylığını koymaması konusunda ricada bulunmuş...

Burhan Kuzu ikna olmuş gibi yapmış ama aslında olmamış!

Örnekleri var ama...

Tamam; Burhan Kuzu, sadakatinin ve hizmetinin karşılığını “bir şekilde” almak istiyor ama göz diktiği koltuk, bana göre de yanlış!

Çünkü parlamenter sisteme karşı olan bir kişiye, parlamento başkanlığı koltuğu emanet edilemez!

Bu, “et yemez”in kasap olması gibi bir şey!

Tamam; Burhan Bey’in yetiştiği ve bugün içinde olduğu harekette; bu tür “gariplikler” çok doğal karşılanabilir...

Örneğin şeriatı savunan dava arkadaşları başbakan, hatta cumhurbaşkanı oldu.

Yüksek yargının yetkilerinin kısıtlanmasını isteyen ve buna çalışan bir başkası, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı koltuğunda oturuyor.

Geçmişte bunlara nasıl karşı çıktıysam; bu nedenle Burhan Bey’in parlamento başkanlığı inadını da yerinde bulmadığımı söylemek isterim.

Bir çözüm var!

Peki; Burhan Bey nasıl rahatlatılır?

Çünkü adam haklı:

Sadakatinin, vefasının, üstün hizmetlerinin (!) karşılığını istiyor!

Hem onu mutlu edecek; hem de iktidarı yolundan saptırmayacak formül belli aslında:

Anayasa profesörü Burhan Bey‘e, “şeyhülislam” unvanı verilmeli!

Nasıl olsa “Osmanlı”yı yeniden kurmaya çalışmıyor muyuz; verin Burhan Kuzu’ya şeyhülislamlığı; o da huzur bulsun, siz de!

Biz mi ne düşünürüz?

Amaaaan canım; sanki bunca yıldır bizim ne düşündüğümüzü umursadınız da...

Yine aldırmazsınız, olur biter!

Uyan! (72)

Ergenekon’da sona gelindi ancak mahkeme, kanser hastası Fatih Hilmioğlu’nun tahliye talebini hâlâ karara bağlamadı.

O tahliye edilmediği için, ölümcül uyku apnesi hastalığına yakalanan Emekli Üsteğmen Serdar Öztürk de tedaviyi reddediyor.

İnsan haklarına aykırı bu uygulamaya dikkat çekmek için devleti yönetenlere aylardır çağrıda bulunuyoruz.

Bugün sıra yeniden Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’da...

Eğer siz de tutuklu sanıkların tedavi görme hakkını bir insanlık suçu olarak görüyorsanız, geçin bilgisayarınızın başına ve bu konudaki duygu ve düşüncelerinizi Babacan‘a yazın:

Faks: (0312) 422 13 57

E-posta: ali.babacan@basbakanlik.gov.tr

GÜNÜN SORUSU

Mısır’da Hüsnü Mübarek’i halk koltuğundan indirmiş; Muhammed Mursi seçimde yüzde 52,3 alarak Cumhurbaşkanı seçilmişti. Halk bu kez de ona karşı ayaklandı. O ise, çok alışık olduğumuz bir dille, istifasını isteyenlerin “dış mihrakların oyununa geldiğini” söylüyor...

Sorum size:

Oyların yüzde 52,3’ünü alan “kardeşleri” giderse... Yüzde 49,8’ini alanlar kendilerini nasıl savunacak?


Türüt’ten küfürname!


Türkücü demek türkülere, şarkıcı demek şarkılara haksızlık olur; İsmail Türüt diye bir “bağırıcı” var ya... Sözüm ona yeni bir türkü yazmış ve bunu on binlerce lira karşılığında sahneye çıktığı Melih Gökçek’in Ankara Festivali’nde söylemiş... İlk dörtlüğü aynen şöyle:

“Ankara’da festival...

Şu Taksim’de Gezi var!

Bu soysuzların var ya...

Her tarafta bezi var!”

Gezi eylemcilerine onlarca hakaretin yer aldığı bu sözde türkünün devamını yazarak bu sütunları kirletmek istemiyorum. Eğer sinirlerinize güveniyorsanız; bulun internette izleyin...

Tüm Gezi direnişçilerine sesleniyorum:

Sizi aşağılayan ve açıkça hakaret eden bu adam hakkında mutlaka dava açın!

Mustafa Mutlu - Vatan

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları