loading
close
SON DAKİKALAR

Yedi yıl geçmiş!

Mustafa Mutlu
Tarih: 27.05.2016

Mustafa Mutlu; Hastalığının son günlerinde, 13 Nisan 2009’da, oturduğu ev ve başkanlık ettiği Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği basıldı; bugün kendileri 'kaçak' durumda olan savcı ve polisler tarafından didik didik arandı.

1990’da, Türkiye’de Yılın Kadını oldu.
1996’da İstanbul Üniversitesi Atatürk İlke ve Devrimleri Ödülü’nü...
1996’da Atatürkçü Düşünceye Hizmet Ödülü’nü...
1997’de Kuvayi Milliye Ödülü’nü...
1997’de Fahrettin Kerim Gökay Ödülü’nü...
1998’de Türkiye Ziraatçiler Birliği Dayanışma Ödülü’nü...
1998’de Türk Kadınlar Birliği’nin 75. Yıl Ödülü’nü...
1999’da ADD’nin Uğur Mumcu -Muammer Aksoy Ödülü’nü...
2000’de Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi Onur Ödülü’nü...
2001’de Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği Ödülü’nü...
2001’de ABD Atatürk Topluluğu’nun Atatürk Ödülü’nü...
2002’de Sanat Kurumu Onur Ödülü’nü...
2003’te Dünya Atatürkçü Kuruluşları Platformu’nun Atatürk-Çağdaşlık Ödülü’nü...
2004’te Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Üstün Hizmet Ödülü’nü...
2004’te TED’in Eğitim Ödülü’nü...
2004’te İnsan Hakları Özel Ödülü’nü...
2004’te Türkiye’nin En İyi Eğitimcisi Ödülü’nü...
2004’te Yılın En Yürekli Kadını Ödülü’nü...
2005’te Adana Kültür Sanat Derneği’nin Puduhepa Ödülü’nü...
2005’te Toplumsal Barış Ödülü’nü...
2005’te İnsan Hakları, Demokrasi, Barış ve Dayanışma Ödülü’nü...
2005’te Sosyal Demokrasi Vakfı Ödülü’nü...
2006’da Türk Kalp Vakfı’nın İyi Kalpli Ol Ödülü’nü...
2006’da Yılın En Başarılı Sivil Toplum Örgütü Yöneticisi Ödülü’nü...
2007’de Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin Çağdaş Eğitim Ödülü’nü...
2009’da Vehbi Koç Ödülü ‘nü...
2009’da Kabataşlılar Derneği Ahmet Taner Kışlalı Aydın İnsan Onur Ödülü’nü aldı...
***
Hastalığının son günlerinde, 13 Nisan 2009’da, oturduğu ev ve başkanlık ettiği Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği basıldı; bugün kendileri “kaçak” durumda olan savcı ve polisler tarafından didik didik arandı.
Aşk mektuplarına bile el konuldu.
18 Mayıs 2009’da gözlerini son kez kapadı.
***
Yukarıdaki ödüller bize şunu anlatıyor:
Türkan Saylan “Kadın”dır, “Atatürk”tür, “Kuvayi Milliye”dir, “Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy”dur...
Çağdaşlıktır, demokrasidir, özgürlüktür, bağımsızlıktır, barıştır, insan haklarıdır...
Sağlıktır, eğitimdir.
O yüzden onun için kötü şeyler yazanların, yapanların tamamı unutulur gider; Türkan Saylan yüz binlerce çocukta nefes almaya devam eder...
***
Huzur içinde uyu Hocam!
Hedeflerinin bekçisiyiz...

HELALLEŞMİŞ!
Adı 17-25 Aralık Yolsuzluk Operasyonları’na da karışan ve bu yüzden istifa etmek zorunda kalan Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın başı bu kez evire çevire dövdüğü özel güvenlikçi nedeniyle dertte...
Çünkü Türk Ceza Kanunu’nun 265. Maddesi, “Kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişinin 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını” öngörüyor.
Durum böyle olunca Erdoğan Bayraktar, dövdüğü güvenlikçiyle bir gün sonra sarmaş dolaş fotoğraf çektirmiş ve “Biz barıştık helalleştik. Konu kapandı” demiş...
Yok ya?
Bu kadar basit yani!
Kim bilir garibanı nasıl ikna ettin?
***
Allah’tan Küçükçekmece Cumhuriyet Savcısı onun gibi düşünmüyor.
“Şehir Bakanlığı”ndan “şehir zorbalığına” düşey geçiş yapan Erdoğan Bayraktar hak ettiği cezaya çarptırılmazsa, bana haktan, hukuktan, yasadan, yönetmelikten söz eden herkese “nanik” yaparım!

GÜNÜN SORUSU
Sorum PKK’ya ait bomba yüklü kamyonun patlamasıyla ölen köylüler için, PKK’nın özür dilemesini isteyen ve “Sivillerin katledildiği hiçbir olayı asla kabul etmiyoruz” diyen HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’a:
Bu durumda asker ve polislerin öldürülmesi normal mi oluyor?

‘İki numara’nın başına gelenler!
Daha bir yıl öncesine kadar AKP iktidarlarının en “güçlü” ikinci ismi olan, Erdoğan’ın yaptığı konuşmalardan sonra zırıl zırıl ağlayan, kadınlara yönelik ağır sözleriyle şimşekleri üzerine çeken, muhalefete yapılan ağır baskılara aldırmayan, hapse atılan insanlarla dalga geçen Bülent Arınç, zor durumda...
Uzun yıllar Meclis Başkanlığı ve Başbakan Yardımcılığı yapan, ancak Erdoğan-Fethullah kavgasında tavrını Fethullah’tan yana koyduğu için gözden düşen Bülent Arınç da artık “mağdurlar kervanı”na katıldı.
Ankara’daki Turgut Özal Üniversitesi’nde dün vermesi planlanan konferansı son anda iptal edildi.
***
Ne diyeyim; iyi olmuş!
Çünkü bugünkü faşist düzenin “iki numaralı” sorumlusu kendisi!
Yıllarca “baskı yapan, zulmeden” taraftaydı; şimdi birazcık da olsa “baskı görmeye” başladı.
Dua etsin ki en azından henüz kolundan tutulduğu gibi “merkez”e götürülmüyor, cezaevine atılmıyor, kumpaslara kurban edilmiyor!
Tırnak ucu kadar üzülüyorsam, namerdim!

156+312!
Abdullah Gül’e sormaya devam ediyoruz. Söz sırası Tacettin Gürkaynak’ta... Sizin de sorunuz ya da söyleyecekleriniz varsa mustafa0mutlu@gmail.com adresine gönderebilirsiniz:
“Abdullah Bey...
Genç bir babayım. Biz eşimizle iki oğlumuza dürüstlüğün ve hesap verebilmenin önemini anlatıp duruyoruz. Hesap verebilmek, alnı açık olmak, gizlisi-saklısı bulunmamak, bunlar çok önemli şeylerdir. Bana da babam öğretmişti. Keşke sizin babanız da size öğretseydi de şu hallere düşmeseydiniz.”

GÜNÜN İSYANI
Avrupa Parlamentosu’nda sosyalistler ve sosyal demokratlardan oluşan kanat, AİHM’in “Perinçek Kararı”nı yok sayarak, yeni soykırım senaryolarını tedavüle sürmeye hazırlanıyormuş... İsyanım onlara:
İşinize gelmediği zaman, hakkı, hukuku ayaklar altına alabilen alçaklar olduğunuzu söylesem kızar mısınız?

Mustafa Mutlu - Aydınlık

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları