Laiklik konulu konferansta konuşan Bozkurt Güvenç, laikliğin tanımının yanlış yapıldığını söyleyerek, 'Laiklik kadınların var olma savaşı' derken, Doğan Kuban da, dünyada din devletinin olmadığını belirterek, 'Sorun politiktir' diye konuştu.
İkisi de mimar olan, tarih ve antropoloji üzerinde çalışmaları bulunan Prof. Doğan Kuban ve Prof. Bozkurt Güvenç Bahçeşehir Üniversitesi'nde 'Laiklik' konulu konferans verdiler. Moderatörlüğünü Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Orhan Bursalı'nın yaptığı konferansa ilgi yoğundu.
Konferansın konuşmacılarından Bozkurt Güvenç, laiklik kelimesinin Antik Yunan'dan geldiğini ve sanılanın aksine dinle devlet işlerinin ayrılmasından ziyade kadınların, çocukların ve kölelerin oluşturduğu sınıfı temsil eden bir kavram olduğunu belirtti. Fransız devrimini yapanların kendilerini destekleyen ve dönemin Fransa'sında laik sınıf olarak tabir edilen evsizlere eşit yurttaşlık talebinde bulunduğunu kaydeden Güvenç, kilisenin 'Bu laikler dinsiz, din düşmanıdır' dediğini aktararak, Türkiye'de laikliğin dinsizlik olduğu algısı bize laiklikle beraber Fransa'dan ithal edilmiştir" diye konuştu.
Konferansa moderatörlük yapan Orhan Bursalı, Türkiye'de kısa süre içinde gündemi sarsan olaylarının peş peşe yaşandığını belirtti. Laiklik tartışmaları sürerken başbakanın istifasının geldiğini dile getiren Bursalı, istifayı cumhurbaşkanı tarafından gerçekleştirilen bir darbe olarak niteleyerek 'Bunlar önemli konular ama hepsinden önce demokrasi önemli' dedi.
Konferansın konuşmacılarından Bozkurt Güvenç, laikliğin tanımının yanlış yapıldığını belirterek, 'Laiklik' kelimesinin kökenini açıkladı.
Güvenç, Laiklik kelimesinin Eski Yunan'dan gelme bir kavram olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Atina toplumunda 4 sınıf vardı. Bunlar; Soylular, rahipler, köylüler ile kadınların, çocukların, esirlerin, kölelerin ve hastaların oluşturduğu laikos'tu. Laikos yurttaşlık haklarından yoksun bir sınıftı. Atinalı tarihçiler, Atina demokrasinin uzun ömürlü olmamasını bu sınıfın demokrasiye katılamamasına bağlıyorlar. Bu kavram Roma siyasal diline de geçiyor. Kadınlara bazı haklar veriliyor, kadınlar meclisi oluşturuluyor. Erkeklerden izin almadan teşebbüste bulunma gibi hakları Romalılarca kabul ediliyor. Kadınlar biraz daha vatandaşlığa yaklaşıyorlar. Bu kavram ortaçağın sonunda Latince'ye 'Laik' diye geçiyor. Fransız devriminde burjuvalar kilise-devlet ortaklığına karşı devrim yapmayı düşünürken Fransız toplumunda kendilerine destek arıyorlar ve sokakta yaşayan çalışma hayatına katılan ama seçme hakkı bulunmayan evsizlere gidiyorlar. Bu sınıfın adı 'Laikler'. Fransız devrimcileri laiklere 'bize destek verirseniz sizi yurttaş yapacağız' diyor. İnsan hakları beyannamesinin temel felsefesi bu sınıfı yurttaş yapmaktır. Fransızlar laikleri kabul ediyor ama kilise kabul etmiyor. Kilise, 'Bu laikler din düşmanı, dinsizdir' diyor. Türkiye'de laikliğin dinsizlik olduğu algısı bize laiklikle beraber Fransa'dan ithal edilmiştir. Biz daha laikliğin ne olduğunu bilmiyoruz.
Atatürk laikliği Fransa'dan alıyor. Ancak Türk hukukuna geçişi Alman hukukundan oluyor. Almanya'da laiklik yok sekülerlik var. Laikliği, Kuzey Avrupa sadece dinle devletin birbirinden ayrılması olarak tanımlıyor.
Fransız devriminin ardından devrimciler söylediklerini yerine getirip, dini kurumları toplumsallaştırıyorlar. Toplumun her kesiminin eşit yurttaş olarak yaşaması kabul ediliyor. Kilise ise 1905'e kadar direniyor."
"Kadın vatandaşlarımız, bu sizin davanız, lütfen bu davaya sahip çıkın"
Güvenç, Atatürk'ün Fransa'da laikliğin yasallaştığını belirten bir kitabı gördüğünde bir arkadaşına 'Tam ne olduğunu anlamadım ama güzel bir fikir bunu ileride biz de yapalım dediğini belirterek, Atatürk'ün laiklik konusunu 1930'lara kadar kimseye açmadığını dile getirdi.
Cumhuriyetin ilan edilmesi sırasında Atatürk'ü yaptığı her şeyin laikliği işaret ettiğini dile getiren Bozkurt Güvenç, "Tevhid-i Tedrisat Kanunu laiktir. Osmanlı'da tanzimat, medrese ve batılıların açtığı özel okullar olmak üzere 3 çeşit okul var. Atatürk'ün yaptığı ilk işlerden birisi Tevhid-i Tedrisat'la bu okulları birleştirmek. Sonrasında getirilen Medeni Kanun kadın ve erkeklere eşit haklar sağlıyor.
Laiklik dinle devletin birbirinden ayrılması, devletin bütün dini kurumlara eşit mesafede olmasına ilaveten, vatandaş sayılmayanların eşit vatandaşlık haklarına sahip olmasıdır. Bunu kadın vatandaşlarımızın bilgisine sunuyorum. Lütfen bu davaya sahip çıkın, bunu erkekler konuşuyor ama bu sizin davanız. Kadınların var olma savaşı, Türkiye'nin çağdaşlaşma savaşıdır" dedi.
"Laikliğin dinle hiçbir ilgisi yok"
Bozkurt Güvenç'in ardından söz alan Doğan Kuban konuşmasında dünyada din devletinin olmadığını belirterek, sorunun politik bir sorun olduğunu söyledi. Her şeyin cehaletten kaynaklandığını ifade eden Kuban, "Bundan 50 sene evvel devletin bütün kurumlarının başında işi bilen, profesyonel insanlar çalışıyordu. Artık böyle değil. Her şey politikaya indirgendi" diye konuştu.
Kuban konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Hiç bir zaman din düşmanı olmadık. 1950'den sonra 100 bin cami yapmadık mı? Bu ne biçim laik ülke ki, 100 bin cami yapıyor da bunun yerine mektep, konservatuvar yapmıyor. Devlet camiye karşı değil. Konser salonu, tiyatro salonu, üniversite, opera yerine de cami yaptık. Sonra ne oldu? Türkiye'de sanat, resim, heykel vs. çöktü."
Laikliğin dinle hiçbir ilgisi olmadığını kaydeden Kuban, laikliğin bir sınıf olduğunu belirtti.
Osmanlı'da dinin değil sultanın egemen olduğunu ifade eden Kuban, medreselerin Osmanlı'nın çöküşüne sebep olduğunu vurgulayarak, Atatürk'ün medresenin etkisini azaltmaya çalıştığını söyleyerek, "Şimdi imam hatip okulları yapıyorlar. Bir milyon öğrencisinin 500 bini kadın. Kadın imam mı var?" dedi.
***
Bozkurt Güvenç kimdir?
1926'da Samsun’da doğdu. Kabataş Lisesi’nden sonra İTÜ’ye devam etti (1944-45). Mimarlık öğrenimini ABD’de tamamladı (1950). Melda Sunay ile evlendi (1952). Demokrasiye geçiş (DP) döneminin eğitim, felsefe ve yabancılaşma sorunlarıyla ilgilendi. Kalkınıyoruz - Geriliyoruz tartışmaları arkasında, Ne oluyoruz? sorusuna yanıt aradı (1958-61). Kültürün değişen bir varlık alanı olduğu gerçeğini, Columbia Üniversitesi’ndeki insanbilim derslerinde öğrendi (1962-63). Hacettepe Üniversitesi’nde İnsanbilim Bölümü’nü kurdu; 1969'da doçent olan Güvenç, 1977'de profesör oldu.
Eserleri:
Türkiye Demografyası (HÜ 1971), Sosyal Kültürel Değişme (HÜ), İnsan ve Kültür (Remzi 1991), Kültür Sorunu (Remzi 1985), Japon Kültürü (1992), Eğitimi (1991), Mantık ve Metot (AÜ 1992), Üniversiteye Geçiş (ÖSYM 1992).
Güvenç'in; Erich Fromm’dan (Özgürlük Sorunu, Özgür ınsan), Octavio Paz’dan (Yalnız Dolambacı, Cem), Ben Ferrington’dan (Darwin Gerçeği, Çağdaş), Will ve Ariel Durant’dan (Tarihten Dersler, Cem) Calvin Wels’ten (ınsan ve Dünyası, Remzi) gibi çevirileri var.
Bozkurt Güvenç, Türk Kültür Tarihinin Kaynakları üzerinde yaklaşık on yıl süren son çalışması ise Türk Kimliği adını taşıyor.
Doğan Kuban kimdir?
Doğan Kuban 1926 yılında Paris'te doğdu. 1949 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'ni bitirdikten sonra fakültenin Mimarlık Tarihi Kürsüsü'ne asistan oldu. 1950'lerde İtalya'ya giderek Rönesans mimarlığı üzerinde çalışan Kuban, 1962'de konuk öğretim görevlisi olarak ABD'deki Michigan Üniversitesi'nde bulundu. Kuban, 1960'lar ve 70'lerde belli süreler boyunca Harvard Üniversitesi'nin bursuyla Washington D.C.'deki Dumbarton Oaks Araştırma Kütüphanesi ve Koleksiyonu'nda çalıştı. 1965'te Anadolu Türk Mimarlığının Kaynak ve Sorunları adlı çalışmasıyla profesör olan Doğan Kuban, 1973-76 yılları arasında İTÜ Mimarlık Fakültesi'nde dekanlık yaptı. İTÜ Mimarlık Fakültesi'nde Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Enstitüsü'nün kurulması için çalışan Kuban, 1974'te kuruluşu tamamlanan enstitünün başkanlığını yürüttü. Halen Ağa Han Mimarlık Ödülü Yürütme Komitesi üyesi olan Kuban'ın Türk, İslam, Anadolu mimarlığı ve sanatını konu alan kitapları ve makaleleri yayımladı.
Özlem Çoban - Vişne Haber Ajansı
ETİKETLER : türkiye gerçeği, vişne haber ajans, vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika, 'Laiklik kadınların var olma savaşıdır', laiklik, konferans, doğan kuban, bozkurt güvenç, bahçeşehir üniversitesi, orhan bursalı