Metin Lokumcu davasının ilk duruşması: 'Gelsinler karşımıza bize hesap versinler'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı sırasında 2011'de Hopa’ya yaptığı ziyaret öncesi protesto eylemlerinde polisin sıktığı biber gazı sonucu yaşamını yitiren öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümüne ilişkin dava 10. yılında görülmeye başlandı.
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 31 Mayıs 2011'de başbakan olduğu sırada Artvin Hopa'da gerçekleştireceği seçim mitingi öncesinde ilçede HES'lere karşı protestolar düzenlenmiş, polis protestoculara biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etmişti. Eylemlere katılan emekli öğretmen Metin Lokumcu yoğun biber gazı nedeniyle kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti.
Metin Lokumcu'nun ölümüne ilişkin dava 10 yılın ardından Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.
Davada dönemin il ve ilçe emniyet müdürlerinin de aralarında bulunduğu 13 polis "taksirle ölüme neden olma" suçundan 6 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.
İlk duruşmada barolar ve derneklerin davaya katılım talepleri ile dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi talebi reddedildi. Sanıkların duruşmaya bizzat katılmaları talepleri reddedildi.
Ailenin avukatları reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme başkanı dosyayı nöbetçi mahkemeye göndererek davayı 28 Haziran saat 10.00'a erteledi
Duruşmadan notları 'Metin Lokumcu Davası' hesabından aktarıyoruz...
Sanık polisler talimatla ifade verdiği için duruşmaya gelmedi.
Ailenin Avukatı Meriç Eyüboğlu: 9 yıl, 11 ay, 10 gün sonra nihayet bir duruşma salonundayız. Kimyasal gaz kullanılması sonucu Metin hocanın ölmesi taksir olarak değerlendirilebilir mi? Sanıklar bu sonucu ön görmüşler midir, öngörmemişler midir? 2007’den 2011’e kadar kimyasal gaz sonucu yaşanan ölümlerle alakalı belgeler dosyalarımızda bulunmakta. Hopa’da OC ve CS kimyasal gazları kullanılmıştır. Bu gazlar yasaklı listesinde geçmektedir. Çayan Birben’in ölümü sonrası, dönemin içişleri bakanı: gazımı kaliteli ve doğal açıklamasını yaptı. Burada bahsettiği Hopa’da da kullanılan gazlardır. Kimyasal gazların öldürücü olduğu TTB ve Adli Tıp Genel Kurulu tarafından da ispatlanmıştır. Metin Lokumcu’nun Hopa’da doğrudan gaza maruz kaldığını gösteren görüntüleri getirdik, mahkemeye sunacağız.
Hopa’da o kadar çok gaz atılıyor ki 7 ilin gaz stoğu bitiyor. Gaz kullanmak için sadece polis olmak yetmiyor. Belli bir eğitimi almış olmak gerekiyor talimatlara göre. Gaz kullanımının eğitimini alanlar ve düzenlemeler, bunun sonucunu ön görmemesi mümkün değil. Dosyanın Ağır Ceza’ya taşınması gerekmektedir.
Müştekiler Vekili Av. Sercan Aran: Olayın hukuki mahiyeti değerlendirilirken 10 yıl öncesine gidip Hopa'da neler olduğunu hatırlamamız gerekir. Deresine, suyuna, toprağına, doğasına sahip çıkan Hopa halkının ifade özgürlüğünü polisin engellemesiyle olaylar başlamıştır. Dönemin Başbakanını protesto etmek isteyen Hopa halkına adeta savaş açılmış, amacı ifade hürriyetini kullanmak isteyen yurttaşlara orantısız müdahalede bulunulmuştur. Bu hakka yönelen orantısız müdahale kolluğun ilk icrai hareketini göstermektedir.
Metin Lokumcu’nun oğlu Ulaş Lokumcu: 31 Mayıs 2011 yılında öldürülen babam için bizler, Lokumcu ailesi olarak, bugün eksiksiz buradayız. Sanıklar bugün burada değil. Onlarla bir göz göze gelmek isterdim. Ben o gün 22 yaşında üniversite öğrencisiydim; şimdi bir çocuk babasıyım. Babam torunu için mücadele etti. Torununu onun savunduğu derelerde yüzdüreceğim. Babamın öldürüldüğü gün, üniversite öğrencisi olmam nedeniyle İzmir’deydim. Babam beni 10.30 sularında aradı. Vergi işleri için Hopa’ya geldiğini, dönemin başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingi olduğunu söyledi.
“Bizim çocuklar da HES’lerle ilgili basın açıklaması yapıp, taleplerini dile getirecekler. Ben de oraya gideceğim” dedi. Bir süre sonra tekrar aradı. “Evlat, sen hiç mi haber bakmıyorsun? Ortalık savaş yerine döndü. Acayip biber gazı sıkıyorlar. Horon oynayanların üzerine gaz sıktılar. Dağılmayı bile beklemeden gaz attılar.” dedi. Ben de babama nerede olduğunu sordum. Babam büfenin önünde olduğunu söyledi. Bunun üzerine “Baba sana bir şey olur dikkat et” dedim. O da “Biz burada olmazsak, gençler zayi olacak. (Polisleri kastederek) Ortalık çok karışık. Değişik tipler var burada. Ortalık çok karışık, ne yapmaya çalışıyorlar bunlar ben anlamadım. Oğlum dur polisler gene saldırıyor, ben seni yine sonra arayacağım” dedi.
Bu, onunla son konuşmamız oldu. 31 Mayıs günü saat 13.00 civarında ev arkadaşım babamın haberini almış. Ama bana söylemedi. Televizyondan öğrenmeyeyim diye, beni evden çıkardı. Tam o sıralarda Recep Demirci arayıp babamın fenalaştığını söyleyerek, “Sana bilet alıyoruz, TC kimlik numaranı gönder” dedi. Aslında o saatlerde babam ölmüş. Ama Recep Demirci de bana telefonda söylemek istemediği için böyle söylemiş. Biz, evden çıktıktan bir süre sonra havalimanına gittik. Havalimanına giriş yaparken yürüyen merdivenlerde bir süredir aynı kişinin etrafımızda olduğunu gördük. O sırada halen babamın öldürüldüğünü ve Hopa’daki olayların böyle olduğunu bilmiyordum. Havalimanında beklerken, babamın öldüğünü haberlerde gördüm. Haberlerde ve görüntülerde izlediğim kadarıyla o gün Hopa’da, babam öldürüldükten hemen sonra, “İmamın ordusu Hopa’dan defol” sloganı atılıyordu. O dönem suç olan bu slogan yıllar sonra haklılığını bir kez daha kanıtladı. Buradaki imamın ordusundan kasıt Fethullah Gülen cemaatinin polis teşkilatı içerisindeki yapılanmasıydı. Bugün “ne istediler de vermedik” diyenler ne verdiler bilmiyorum, ama ben o günkü iktidara ve o günkü ortaklarına babamı verdim.
Metin Lokumcu’nun kız kardeşi Neşe Gürhan: Metin Lokumcu anlatılamaz. Ancak onunla yaşanır. Onu tanıyanlar bilir. 31 Mayıs 2011 günü bir Metin Lokumcu gitti. Ama bugün bin Metin Lokumcu bitmeyecek. Arkamızda olan avukatlar, meslektaşları, arkadaşları… ailemiz adına geldikleri dayanıştıkları için çok teşekkür ederim. Metin Lokumcu, 25 sene Rize’de öğretmenlik yaptı. Hopa’dan Rize’ye herkes tanırdı ve çok da saygı duyardı. Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize’de abime bu kadar saygı duyulurken Tayyip Erdoğan abime adıyla hitap etmedi.
Metin Lokumcu’nun kız kardeşi Ayşe Bekar: Abimin karakterini ve birbirimize olan bağlılığımızı burada iki cümleye sığdırmam mümkün değil. Ben sadece sağlığı ile ilgili yalan yanlış şeyler söylendiği için doğru olanı söylemek istiyorum. Abim yaz kış ava giderdi. Köyün gençleri ona yetişemezdi. Kalbi ve astımı olan insan dağa tırmanabilir mi? Ağrı kesici bile kullanmazdı. Hayat dolu bir insanı hayattan kopardılar. Acımız büyük, yaramız kapanmıyor. Mağdur olduk. Üstelik akrabaları olarak bir de devlet adeta bizi cezalandırdı, bizi fişledi, hakkımız olanı bile vermedi. Yetmedi, 2 karikatür paylaştım diye bana hakaret davası açıp 11 ay ceza verdi.
Metin Lokumcu’nun kardeşi Yeter Babalık: Abime kastedenler en ağır cezayla cezalandırılsın. Metin Lokumcu’yu dereleri, doğayı, hayvanları severken, korurken katlettiler. Elinde limon varken taş dediler. Yüreğinde sevgi doluyken “Eşkıya” dediler. Kendini doğayı korumaya adamıştı. Elinde, tüfek, silah, sopa yoktu; şiddet uyguladılar, öldürdüler. Elinize ne geçti? Biz bir abi kaybettik. Binlerce abinin, ablanın, tüm Türkiye’nin elleri omuzumuzda. Silahın gücüyle gezenler şimdi neredeler? Gelsinler karşımıza bize hesap versinler. Korkaklar. Silahın efendileri. Suçluları susturmaktansa suçsuzları susturmak işlerine geliyor. Bize bir can borcunuz değil, bin can borcunuz var. Bunu bilin.
Metin Lokumcu’nun kardeşi Mete Lokumcu: Muhtar olmam vasfıyla olaylardan haberim oldu. Dereler abluka altındaydı o dönem. Gençler taleplerini dile getiriyordu meydanda onu biliyordum. Hopa’ya geldiğimde abimi ambulansa alıyorlardı. Meydan gazdan boğuluyordu. Hastaneye alınırken abimi tanıyamadım. Gözleri şişmişti, yüzü kıpkırmızıydı. Hastanenin çevresinde bile gaz vardı. Hastanede abimin doktorlara son sözü bizi mahvettiler oldu. Ben abimle iletişim bile kuramadım. Dışarda hastane çevresinde 2 okul var, dışardan mermi sesleri geliyor. Merdivene çıkmış takım elbiseli biri “izin verin burayı tarayayım” diyordu. Abimi herkes çok severdi, hastane önü de bu yüzden çok kalabalıktı. Ben denize veya dağa giderken şimdi eksik gidiyorum. Biz denize giderken, burası denizdir geriye dönüşümüz yok derdik. Öyle düşünürdük, o gazı kullananlar işlerinin başını sonunu düşünmediler. Katillerin en ağır cezayı almasını istiyorum.
İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel savcılık mütalaasından ardından söz aldı.
Avukat Özkan Yücel: Biz baro başkanlarının da görevsizlik ile ilgili sözleri ve katılma taleplerimiz olacak onları sıralamak ve bunun akabinde ara karar verilmesini talep ediyoruz.” dedi.
Baro başkanları beyanlarda bulundu.
Artvin Baro Başkanı Av. Ayla Varan: Kimsayal gazların öldürücülüğü ve orantısız bir biçimde kullanıldığı ortada. Bu sonuçtan belli.Silahsız insanlara karşı kimyasal gaz kullanılması gerekli miydi?Görevsizlik konusunda bunca hukukçu hemfikiriz.Bu dosyanın yeri mahkemeniz değildir.
Diyarbakır Baro Başkanı Av. Nahit Eren: Cumhuriyet tarihi boyuncu bu ülkede değişmeyen bir politika var: Cezasızlık. Faillerinin kamu görevlisi olduğu olaylarda bunları hep yaşıyoruz. Mağdur değişiyor. Cizreli, Hopalı, Somalı oluyor mağdur ama cezasızlık değişmiyor. Diyarbakır Barosu bu davanın takipçisi olacaktır. Avukatlık Kanunu bize net bir sorumluluk yüklemektedir. İnsan haklarını koruma yükümlülüğümüz vardır. Bu kanundan aldığımız sorumlulukla katılma talebimiz vardır.
İzmir Baro Başkanı Av. Özkan Yücel: Avukatlık Kanunu 76.maddesi "insan haklarını korumak" kanunla tanımlanmış bir görevimizdir. Ölen yurttaşımız bir hak gaspına uğramıştır. Sorumluları devlet yetkilileridir. Şimdi size bir görev düşüyor. 10 yıl sonra bir hakimin karşısına gelmiş bu insanların, gerçekten yargılamayı yapacak merciye dosyayı gönderme göreviniz vardır.
Van Barosu Yönetim Kurulu üyesi Av. Mehmet Karataş: Bu gaz bombalarına maalesef bölgemizde de yıllardır maruz kalıyor ve sonuçlarını yaşıyoruz. Burada gaz bombalarının kullanımının da sorgulanması ve yargılanması gerekmektedir.
Bursa Barosu Yönetim Kurulu üyesi Av. Büşra Pınar Altunoluk, Bursa Barosu adına katılma talebinde bulundu.
Trabzon Baro Başkanı Av. Sibel Suiçmez: Bu dosya bize adalete erişimin ne kadar zor olduğunu bize göstermektedir. Bu dosya bize bağımsız savunmanın önemini göstermektedir. Metin Lokumcu'nun öldürüldüğü gün hepimiz bir parça öldürüldük." Vereceğiniz kararlar bu ülkede insanların devlete olan güvenini arttıracaktır ya da eksiltecektir. O yüzden basit yargılama değildir. Basit bir olay olarak da algılamamız mümkün değildir. Görevsizlik kararı ve davaya katılmamıza karar verilmesini talep ederiz.
Çağdaş Hukukçular Derneği adına Av. Ayşegül Karpuz: Metin Lokumcu öldürüldüğünde hukuk fakültesinde öğrenciydim. Arkadaşlarımız bu ölümü, karadenizdeki iktidarın doğa talanına dair talan projelerini protesto ettiler. 6 ay tutuklu kaldılar. TCK'da silahın tanımına da bakmak gerekir. Yanıcı, yakıcı maddeler silahtır. Metin Lokumcu'da silahla öldürülmüştür. Bu davaya bakmak sizin göreviniz değildir. Adil yargılanma hakkını mağdur tarafın hissedebilmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği adına Av. İlknur Alcan: Polisler bu silahları nasıl kullanmaları gerektiğine dair eğitim alıyorlar. Kişinin yüzüne biber gazı sıkarsanız öleceğini bilmektedirler. Mahkemenizin görevsizlik kararı vermesi gerektiğini düşünüyoruz.
Halkevleri Derneği adına Av. Seçil Ege Değerli: Ceza yargılaması özü itibariyle geçmişin canlandırılmasıdır. Metin Lokucmu evinin kenarında olan deresini savunduğu için öldürülmüştür. Bir derenin, oradaki kurdun, kuşun hakkını kim savunacak?
Barolar ve derneklerin davaya katılım talepleri mahkeme tarafından reddedildi.
Dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi talebi mahkemece reddedildi.
Aile avukatlarından Nagihan Bulduk: Sanıkların bir sonraki duruşmada burada hazır bulunmalarını istiyoruz.
Av. Meriç Eyüboğlu: Aile 10 yıldır bugünü beklediği için biz az konuştuk. Ama şunu anladım ki siz Hopa’da neler olmuş bilmiyorsunuz. bizim bütün taleplerimizin reddedilerek, bizim adalete dair umudumuzu kırmaya sizin hakkınız yok. Sonuç olarak baktığımız zaman adalet duygusunun tecellisine gözle de tatmin olmamız gerekiyor. Bizim canımızı daha fazla yakmayın. Kimyasal gazın öldürücü olduğu kanıtlanmışken, taleplerimizin reddedilmesi doğru değildir.
Av. Eyüboğlu görevsizlik talebinin yeniden değerlendirilmesini talep etti.
Mahkeme başkanı görevsizlik kararının bugün değil önümüzdeki celselerde yeniden değerlendireceğini belirtti.
Sanıkların duruşmaya bizzat katılmaları talepleri reddedildi. Avukatlar bu kararın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle tepki gösterdi. Avukatlar, mahkeme kararının CMK'ya açıkca aykırı olarak sanıkların sorulara hazırlık yapmasına imkan vermiş olduğunu dile getirdi.
Sadece Metin Lokumcu'nun ailesinin katılma talepleri kabul edildi.
Av. Meriç Eyüboğlu: Yargılamanın başından beri kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. Anlaşılamadığımız açık. Bildiğimiz bütün iletişim yöntemlerini kullandık. Belliki biz bu davayı bu şekilde yürütemeyeceğiz. Keşke 10 yıl bekleyen bir dava böyle olmasaydı. Adalet, hakaniyet, adil yargılama hakkında değerlendirme yapmıyorsunuz.
Meriç Eyüboğlu reddi hakim talebinde bulundu.
Reddi hakim talebi sonrası mahkeme başkanı dosyayı nöbetçi mahkemeye gönderdi. Dava 28 Haziran gününe ertelendi.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












