Gürsel Tekin canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı...
Genel Başkan Yardımcısı
Gürsel Tekin Tv 8’in canlı yayın konuğu oldu ve Erkan Tan’ın sorularını yanıtladı.
Erkan TAN- Günaydın efendim.
Gürsel TEKİN- Günaydın.
Erkan TAN- Nereden geldi aklınıza Gürsel Bey bu. Tam manşet oldu bu iş yani.
Gürsel TEKİN- Ben seçimden sonra 50’nin üstünde il dolaştım. Daha dün İzmir’deydim. Ondan öncede hemen hemen birçok illere gidiyorum. Elazığ’da nokta adreslerde verebilirim bu konuda rahatsız olanlar varsa. Bir tanesi, Sayın Fatma Şahin Antep Milletvekilidir ve kendisi de bakandır aynı zamanda sosyal işlerden sorumlu bakandır. Antep’te dün bir aile bütün haber sitelerinde var ne yazık ki gazetelerde yoktu. Gazetelere girme şansı yok. Fuat Amcamın durumu gibi. Fuat Amca derdini anlatacak bir türlü anlatamıyor, ne yapacak? En sonunda dayanamadı patladı, yurttaşlar kahveye gelemiyor dedi.
Karaman’da yolda geçerken biz bir kahvede oturduk. Kahvede asmış şey, “veresiye çay yok”. Çay 100 kuruş. 100
kuruş ve veresiye yok diyor.
Sayın Fatma Şahin Antep’te eğer hemen istiyorsa hemen adresi de sunabilirim. Bir aile mum ışığıyla çocuklarına ders öğretiyor. Bir başka adres verebilirim Çukurambar’da, Başkentte. Şimdi ben kabineyi yorup da ta Şırnak’a, Antep’e bilmem Ardahan’a, Erzurum’, Çorum’a gönderecek değilim. Hemen Çukurambar’da. Çukurambar’da insanlık dramının nasıl yaşandığını eğer lütfederlerse, hatta orada bir bakan oturuyor. Sayın bakan sabahleyin camınızı açıp böyle baktığınızda o manzarayı göreceksiniz. Muhteşem Yüzyılı göreceksiniz.
Ama maalesef bunu ya görmüyorlar ya da Sayın Başbakan çünkü Sayın Başbakan eskiden şöyle bir durum vardı. Çok iyi tanırım Sayın Başbakanı, İstanbul’dayız biz aynı zamanda. 15 yıl önce Sayın Başbakan bire bir milletleydi. Şimdi milletle değil. Yalan yanlış bilgilerle konuşunca kendisini de yanıltıyor. Sadece dün İzmir’de 2 saat bir yerde oturdum verilen işsizlik şeylerine bakın.
Erkan TAN- Siz kendi ağzınızla der misiniz “Muhteşem Yüzyılı bırak bu yüzyıla bak” diye.
Gürsel TEKİN- Aynen. Sayın Başbakan, Sayın kabine siz bırakın Muhteşem Yüzyılı ve kaldı ki, niye rahatsız oluyorsunuz? Benzerliklerde var, apayrı bir sorun o sürece baktığınızda. Bugünkü yüzyıla bakalım
Bir başka şey daha söylemek istiyorum. Ben bütün gazetecilere rica ediyorum yani neredeyse 2 yıldır, 3 yıldır toplumun sorunları unutuldu gibi. Şu anda Türkiye’nin dört bir yanında Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Mersin aklınıza neresi gelirse gelsin insan pazarlarının oluştuğu yeri öğrenmek istiyorlarsa Gürsel Tekin’i bulsunlar.
Erkan TAN- Bir daha söyler misiniz? Benim istediğim gibi olmadı.
Gürsel TEKİN- Sayın Başbakan, Muhteşem Yüzyılı bırak bu yüzyıla bak. Bu yüzyılda dram yaşanıyor. İşsizlik yaşanıyor. Yoksulluk yaşanıyor. Sefalet yaşanıyor. Size açık adres veriyorum. Bir tanesi Antep’te Sayın Bakanın olduğu yerde. Aileden Sorumlu Devlet Bakanının olduğu ili söylüyorum, ailenin adresini de verebilirim. İkincisi bir başka bakanınızın Çukurambar’da oturan bir bakanınız sadece camını açacak. Camını açtığında muhteşem yüzyılı orada görmüş olacak.
Hiçbir şey yapmanıza gerek yok. Bugün Salı. Salı günü rica ediyorum muhabirinize söyleyin. Sadece meclise giren yurttaşlarımıza şunu soracak. Niçin geldiniz? Niçin geldiğinizin cevabının %90’ı işsizlikten dolayı göreceksiniz.
Bende burada size yalvarıyorum. Allah aşkına ya, bu TUİK verilerini bırakın sokağa inin. Eğer güvenlikten korkuyorsanız, güvenliğinizi de ben alacağım.
Erkan TAN- Peki, Muhteşem Yüzyıl tartışması niye oluyor?
Gürsel TEKİN- Bana Türkiye’de özellikle son 10 yıla baktığımızda işsizlikle ilgili, yoksullukla ilgili, yasaklarla ilgili ne çözüldü de bunlar konuşulmaz. Gazetelerimizin gündeminde değil.
Erkan TAN- Gazetelerimizin gündeminde cami var.
Gürsel TEKİN- Geçen hafta kaç kişi öldü iş kazalarında? 12 kişi öldü. Son 10 yılda 11 bin kişi hayatını kaybetti. Şimdi ben buradan sesleniyorum, savcılara hakimlere sesleniyorum, nasıl olsa iktidar sağır maalesef durmak istemiyor, savcılara sesleniyorum.
Ben şimdi şurada şunu sormak istiyorum; iktidar görmeyebilir. Bu ülkenin savcıları, cumhuriyet savcısı aynı zamanda yurttaşların bütün güvenliğinden sorumlu olması gereken. Eskiden gazete haberlerini ihbar kabul eder, soruşturma açarlardı bir başkasının ihbarına gerek kalmaksızın.
Erzurum’da 5 tane kardeşimiz donarak öldü ve bütün ekranların karşısında hepimiz izledik. Çaresiz ve donarak öldü. Yüzyıla bakın, muhteşem yüzyıla. Bu 5 tane kardeşimizin soruşturması niçin 1 yıl sürer Allah aşkına ya? Çok mu zor ya? Bunları aileleri yok mu? Bunların çocukları, anneleri, babaları yok mu? Hiç kimse sorma mı?
Yine hatırlayın Esenyurt’ta 11 tane gencecik çocuk sadece günde 30 lira yevmiye alacak diye cayır cayır yandılar.
Ayamama Deresinde, binlerce insan sayabilirim.
11 bin tane iş kazasının şeyi benim değil, devletin raporu. Baktığınızda göreceksiniz. Ama bunları hiç konuşmayız.
Mesela Sayın Bakan itiraf etti. Niye konuşulmaz mesela bunlar. Mesela akşamları herhangi bir televizyonda bu mevzuları konuşan bir ekip, bir kadro, bir gazeteci ekibi gördünüz mü? Ne konuşuyoruz biz? Bunlar sorun değil mi?
Erkan TAN- Ne demiş Bakan?
Gürsel TEKİN- TOKİ’de hırsızlık, dolandırıcılık var diyor.
Şimdi biliyorsunuz dün İzmir’den geldim, rapor çantamda kaldı. İstiyorsanız raporu size gönderebilirim. 1 yıl önce ya da 1,5 yıl önce bütün ekranlarımızın ve gazetelerimizin, televizyonların canlı yayınında İzmir’de operasyon. Ne operasyonu? Operasyonun şeyi belli değil, tam bir Zübükzade misali şey uydurmuşlar “gizli tanık”. Bu gizli tanık modasında ve binlerce, onlarca bürokrat, çalışan aylarca cezaevlerinde tutuldu.
Dün rapora baktım, yeni çıkan bilirkişi raporu tamamını çürütüyor ve bugüne kadar o insanların ailelerinin, çektiği çilenin hesabını kim verecek? Bu nasıl vicdandır? Bu nasıl bir hukuk sistemidir?
Erkan TAN- İzmir Büyükşehir Belediyesindeki hukuki sürecin sonunda şu anda ortaya çıkan bilirkişi raporu.
Gürsel TEKİN- Tabi. Bilirkişi raporunu göndereceğim size. Bilirkişi raporuna baktığınızda hiçbirisi yok, tamamen yalan ve yanlış. Ne yapmış biliyor musun oradaki bürokratlar? Kamuyu korudukları için. Biri kamuyu soyuyor, biri devleti soyuyor, biri de devleti koruduğu için devleti soyanlar rahatlıkla her şeyi yapabiliyorlar. Soruşturma bile açılmadı bakın. Şu habere göre bugüne kadar soruşturma açıldıysa da biz de bilmiyoruz. En azından kamuoyuna yansımış değil. Ama olmayan şey, olmayan yolsuzluğun hesabını, bedelini ne yazık ki
CHP ödedi.
Erkan TAN- Kardeşim bizim gündemimiz İstanbul’a cami. Ne konuşuyorsun sen diyorlar.
Gürsel TEKİN- Çok güzel. Önce size bir teşekkür borcum var. Onu ifade etmek istiyorum. Teşekkür borcum nedir? İki ya da üç ay önce tam hatırlamıyorum. Yüne bu organize işlerde bir cami planı ortadan kaldırılıyordu bir ilçede İstanbul’da.
Erkan TAN- Yani cami yeri vardı, cami olarak görünüyordu…
Gürsel TEKİN- Plan tadilinde burası cami. Yol üstü olduğu için tabi ranta dönüşüyor. Çok verimli bir yer. Verimli olunca bunun yani camiden çıkarılması gerekiyor. Ne olacak? Rezidans, alışveriş merkezi modadır böyle, ona dönüştürmek istiyorlardı. O raporu buradan açıklayınca tabi çekindiler, tekrar plan değişikliği yaptılar. Cami yerinde kaldı. Onun TV8’e ve size teşekkür ediyorum. Bu görevi yaptığınız için.
Şimdi buradan şeye gelmek istiyorum. Bu Göztepe’de ne yazık ki, Türkiye’de son 15 yıla bakın iki tartışma gündemden kalmış değil. Taksim’de cami, Göztepe Parkında cami.
Şimdi ben Sayın Diyanet İşleri Başkanına çağrı yapıyorum. Sayın Başkan; siz Diyanet İşleri Başkanısınız. Sizin görevinizi eğer siyasiler yapacaksa siz lütfen oradan istifa edin. Nasıl ki, okulların planlamasını Milli Eğitim yapıyorsa, nasıl ki, hastanenin planlamasını Sağlık Bakanlığı yapıyorsa cami planını, camiye ihtiyaç olup olmamanın yeri de Diyanet İşleridir. Bu Ahmet’in, Mehmet’in, Harami zadelerin işi değil. Bir de harami zadelerin şöyle bir şeyi var; şimdi bu yolsuzluklarını, hırsızlıklarını kapatacaklar ya, onu neyle kapatalım? En kutsal değerimiz dini bulaştırarak, camiyi tartıştırarak…
1 yıl önce sordum, lütfederseniz bir sizin ekranınıza tekrar sormak istiyorum; ben İstanbul’la ilgili yolsuzluk haritası ve rant haritası a.ıkladım. bu rant haritasında tane tane koydum. Neyin olup olmadığını, neyin nereye dönüştüğünü, kamuya ait binlerce yerin, hemen Kadıköy’de sorayım. Sadece Kadıköy’de.
Mademki camiye ihtiyaç var elbette cami olmaz mı? Camiye ihtiyacının olup olmadığına Diyanet İşleri karar verir. Bakar, bölgede milletin talebi varsa başımın üstüne. Bu talep varsa size adres göstereyim.
Bir; Cadde Bostan’da yeşil alandı konuta çevirdiniz. Milletin malını konuta çevirdiniz. Ranta çevirdiniz.
Yine meteorolojinin yeri. Mademki ihtiyaçtı, tam da merkez, bütün o 4 mahalleyi kapsardı. Niçin orada cami düşünmediniz de koca koca kuleler düşündünüz?
Bakın bir şey söyleyeyim; kanundan korkmayabilirsiniz, yasadan korkmayabilirsiniz, milletten utanmayabilirsiniz ama Allahtan korkun, yapmayın Allah aşkına ya. Hodri meydan diyorum. Gelsinler İstanbul’un tamamını plan tadillerini konuşalım, nerede camiye ihtiyaç varsa ilk ben savunacağım.
Tartışma konusunun muhatabı Sayın Diyanet İşleri Başkanının olması lazım. Bizim işimiz değil. Biz kimiz, konuşuruz. Ama ne yazık ki, Diyanet İşleri bu işte böyle kendi muaf tuttuğu için rantçılar, harami zadeler nerede sıkışınca aman Allahın dine sarılalım. Yazıktır, günahtır. Hepimizin ortak değerini dejenere etmeyin, bırakın yerinde kalsın.
Şimdi Göztepe Parkına baktığınızda bölgede insanların sadece hava alabileceği bir tek akciğeri var. Onu da getirip oraya. Niçin kardeşim? Gelin yer bulalım.
Dünya da nasıl yapılıyor bizde öyle yapacağız. Ne konuştuk biraz önce Sayın Bakan işte bu yeni Belediye Yasasını konuştular biliyorsunuz. Bu Belediye Yasasında mesela yurttaşların hayatında ne değişecek şimdi?
Erkan TAN- Daha iyi hizmet alacağız kardeşim diyorlar.
Gürsel TEKİN- İçişleri Bakanımıza bir milletvekilimiz Mehmet Bey soru önergesi vermiş. Kaç belediyede soruşturma var, tutuklu belediye başkanı var mı? Görevden alınan belediye başkanları var mı? İçişleri Bakanı cevap vermiş; 1097 belediyede soruşturma var. Bütün belediyelere baktığımızda 2009 belediye, beldeleri çıkarttığınızda irili ufaklı 1500 belediye. 1500 belediyenin 1097’sinde soruşturma varsa, tutuklu belediye başkanları varsa, görevden alınan belediye başkanları varsa, rant varsa, yolsuzluk varsa, hırsızlık varsa niçin değiştirmeyiz? Niye değiştirmeyiz? Gelin değiştirelim. Niye başka ülkede bu yolsuzluklar olmaz? Bulgaristan’da olur mu? Bırak başka ülkeleri. Bulgaristan’da mesela bizim çok sınır komşumuz oldu. Yunanistan’da olur mu? Niye bizde oluyor? Çünkü öyle bir sistem oluşturmuşuz ki, 2005 yılında yapılan Yerel Yönetim Yasası ne yazık ki tamamen ranta, yolsuzluğa, hırsızlığa dayalı.
Hemen sizin aracılığınızla ben çağrı yapmak istiyorum; eğer değiştirmek istiyorlarsa
CHP olarak gözü kapalı 135 milletvekili getirip oy vereceğiz. Yeter ki, rant yasasını ortadan kaldırsınlar. Kaldıramazlar. Çünkü oradan besleniyorlar.
Bunlar iddia olur mu? Bunlar somut, bilinen. Keşke bir karşılıklı konuşma imkanımız olsa.
Erkan TAN- Demiş ki, Yusuf Ziya Kara; bak ben sana bu yüzyıldan bahsedeyim. Bu yüzyılda AKP %35’den %47’ye, %47’den %50’ye çıkarken muhalefet sen yerinde sayıyorsun. İşte sana bu yüzyıl demiş.
Gürsel TEKİN- Belli ki Yusuf abim soyulmamıştır. Siz soyulanların mesajlarını okursanız oradan görürsünüz.
Erkan TAN- Sizin iddianız neydi Muhteşem Yüzyılla ilgili olarak?
Gürsel TEKİN- Muhteşem Yüzyılı bırakın diyorum, bu yüzyıla bakın. Bu yüzyıla baktığınızda işsizlik var, yoksulluk var, baskı var. En somutunu Bursa’da gelen Fuat abim anlattı ya. Köyümüzde insanlar kahveye gitmiyor diyor.
Ben somut örnekler gösterdim. Çok uzaklara değil Çukurambar. İki; bakın şurada ben merak ediyorum. Yani bu AKP’liler sokağa inmiyor mu? Onların cebine bunları sokmuyorlar mı ya? İşsizlik işte görüyorsunuz. Yalvarıyor vatandaş.
İkincisi; özellikle bakın Sayın Bakana çağrı yapmak istiyorum. Aileden Sorumlu Devlet Bakanı; Sayın Bakan, aile sigortasının kanun teklifini biz parlamentoya verdik. Gelin ne olursunuz, elinizi vicdanınıza koyun, yarın herhangi bir insana açlıktan, sefaletten dolayı hayatına bir şey olursa sorumlusu siz olursunuz. Vicdanen çok rahatsız olursunuz.
Başka bir şey söyleyeyim. Muhteşem Yüzyıla bakın, 24’ünde biliyorsunuz Öğretmenler Günüydü. Milyonlarca öğretmen günü. Öğretmen Günü demekte mümkün değil tabi. Gazetelerin verilene baktığınızda öğretmenlerin %35’i hacizli ve 39 tane atamayan, düşünebiliyor musunuz anneniz, babanız bütün olanaklarını seferber ediyor. Sizi okutuyor, çocuğum öğretmen olacak ve bana bakacak diye. 39 tane gencecik öğretmen atanamadığı için intihar etti. İşte Muhteşem Yüzyıl bunlar.
Erkan TAN- Demiş ki, bir seyircimiz kardeşim ben İzmirliyim, Mahmut Kocaer. Konuğunuz
Gürsel Tekin Bey Türkiye’de işsizliğin alıp gittiğini söylüyor. Ben İzmir’de bir işverenim, işçi almak gazeteye ilan veriyorum, işçi bulamıyorum. Konuğunuz yalan söylüyor.
Gürsel TEKİN- Ben Mahmut Beye adresini lütfederse yarın 300 tane işçi göndereyim. Mahmut Bey size adresini versin ben yarın eğer sıkıntı çekiyorsa kesin 500 tane. Sadece bunlar değil. 500 tane işçi yarın Mahmut Beye gönderirim. Mahmut Bey hayırlı bir işte yapmış olur. Eğer Mahmut Bey bizi arayacaksa benim Genel Merkez telefonumdan beni ararsa ben kendisine yardımcı olmak isterim bu konuda.
Erkan TAN- Demiş ki, yakın çevrenin tamamı ekonomik olarak en zor günlerini yaşıyor. Ancak AKP’ye oy veriyorlar. Bu konu araştırılmalı, Ankara Sofla Soldan Necati Çamlıca bu mesajı göndermiş.
Gürsel TEKİN- Çok haklı. Biz tabi ki araştırdık bunu, araştırmaz değiliz. Birincisi; seçim dönemindeki işte ekonomik şeyler. İkincisi; bu sosyal politikalar dediğimiz aslında bizim ısrarla aile sigortası olarak savunduğumuz yani sosyal devletin yapması gereken sorunu çözebilirsek Türkiye’de siyasi yapıda değişir ve siz buradaki yoksulların kaderini kaymakamların iki dudağı arasına, belediye başkanlarının iki dudağı arasında bırakırsanız elbette o da özgür oyunu kullanmaz, reyini kullanmaz.
Yine bir başka bir şey söyleyeyim; yani gelmiş olduğumuz noktada şimdi şey açmak istemiyorum. Dün bir yurttaşımız aradı ve kulübeden arıyor. Buyurun dedim, Başkanım dedi cep telefonumdan arayamadım, siz yarın TV8’e çıkacaksınız, biz belediyenin şirketinden konut aldık ve alırken çok pahalı da konut aldık. Önümüzde yeşil alan dediler. Şimdi önümüzdeki yeşil alanın tamamını bir başka şirkete verdiler ve önümüz kapandı, hiçbir göremiyoruz, trilyonlarca paramız gitti.
Erkan TAN- Tipik Türkiye olayı bu. Her zaman vardı canım, biraz da bunlar yapsınlar diyorlar?
Gürsel TEKİN- Ama olmayıversin. Bakın bunlar niye bir başka ülkede olmuyor da bizde oluyor. Bizim kaderimiz olmamalı. Gelin bu kaderi değiştirelim ve kaldı ki bu kaderle, bu iddiayla geldi. Sayın Başbakan aynen şunu söyledi; Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Arınç, Sayın Arınç hatırlar, hatırlamıyorsa ben kendisine gönderebilirim. Sayın Başbakan, biz iktidar olursa 3Y’yi tarihe gömeceğiz demişti. Yolsuzluğu tarihe gömeceğiz demişti, yoksulluğu tarihe gömeceğiz demişti ve yasaksız bir Türkiye yaratacağız demişti.
Şimdi görüyorum ki, yasaklı bir Türkiye olduğumuz gibi yoksulluk pik yapmış, yolsuzluğu benim söylememe gerek yok.
Erkan TAN- Sizde İzmir’de yine kara çarşaflıya rozet takmışsınız. Sizde oradaymışsınız Gürsel Bey diyorlar. Gene bir açılım mı söz konusu?
Gürsel TEKİN-
CHP 74 milyonun limanı. Kim olursan ol. Yoksulun, işsizin, işçinin, esnafın, tüketicinin, işadamının, gazetecinin, mağdur olan, sistemde mağdur olan kim varsa
CHP onların limanı olacak. Hiç kimse unutmasın.
O açıdan toplumu ayrıştırarak, ötekileştirerek, Türkiye’de bakın son 50 yıl kontrollü bir gerilimle Türkiye’yi yönetmeye kalkışıyoruz. Yani işte 3 tane darbe, 28 Şubat, 27 Nisanlar, şunlar bunlar. Bunların hepsi bir merkezde kontrollü gerilimle yönetilir. Bütün bu sürece baktığımızda bu ülkenin insanlarını birbirlerine düşman ederek, birbirine kırdırarak sosyal yaşamı, farklı inançları, farklı dilleri olan insanlar, bu toplum birbirini tolere edebilecek durumdadır yeter ki, çeteler yeter ki, art niyetli siyasetçiler elini çeksin, toplumun çok önemli sorunları da çözülmüş olur.
Onun için toplumu ayrıştırmak çok doğru değildir. Bugüne kadar bu ayrışımlardan dolayıdır ki, Türkiye çok çekmiştir.
Erkan TAN- Zamanında camileri satıp ahıra çeviren partinin mensubu mu cami yapacakmış İstanbul’a? Boş versene ya demiş Mehmet Doldu Silifke’den.
Gürsel TEKİN- Ne geçmiş dönemde ne de hiçbir dönemde camilerle ilgili herhangi bir şey olmamıştır. Sadece Sayın Başbakanın önüne 3-5 tane cahilin götürmüş olduğu bir tarihle hesaplaşacağım diye orada da dini ve camileri kullanıyorlar. Mehmet Bey bana bir tane somut bir yer söylesin. Kulaktan dolma, iftirayla. Ben iftira atmıyorum kardeşim. Benimkiler somut. Diyanet İşlerine sormuşum hatta Diyanet İşlerine şu soruyu sordum; Sayın Başkan, 95 yılında camiye ihtiyaç var diye bir yazı vermişsiniz. Sonra yıllar geçmiş bölgede nüfus oranı 3 kat artmış, 2005 yılında camiye ihtiyaç yok diye yazı vermişsiniz. Bunu bana nasıl anlatırsınız Beyefendi, Silifke’de ki kardeşim?
Erkan TAN- Neresi için bu?
Gürsel TEKİN- İstanbul yine. Ben şunu söylüyorum, diyorum ki, okul, hastane, cami, ibadethane bunların tamamı ihtiyaçtır. Bu ihtiyaçları nereden karşılayacaksınız? Kamu alanlarından. Ben şimdi yine Beyefendi kardeşime soruyorum, kendi bakanlarına sorsun. Belli ki AKP’ye oy veren bir yurttaşımızdır. Hiç itiraz yok. Şurası Ankara. Sadece Başkenti. Kendi ilinde de bakabilir. Başkentteki kamu binalarının %70’i kiralık. Böyle bir şey olabilir mi? Milyar dolar paralar harcanıyor. Şimdi öbür türlü baktığınızda büyükşehirlerin çoğunda büyük arazilerin çoğu kamuya yani devlete ait. Şimdi bir tarafta devlet kendi malını işgal ediyor. Peşkeş çekiyor. Öbür tarafta devlet gidiyor yandaşlarından büyük kiralarla yer kiralıyor. Kimin parasını harcıyor? İşte o kardeşimizin parasını harcıyor. Bizim paramızı harcıyor.
Erkan TAN- İstanbul için bir daha söyler misiniz camiye ihtiyaç olan yerleri?
Gürsel TEKİN- Camiye ihtiyaç varsa camiye ihtiyaç kamu alanlarında elbette bunlar değerlendirilebilir. Ama bu Diyanet İşlerinin talebi üzerine olabilir. Hayır, siz kamu alanlarını yandaşlarınıza peşkeş çekip sonra insanların nefes alacağı alanlara göz dikerseniz bu vicdanen de, Allah katında da çok doğru olmaz.
Caddebostan’da var, Meteorolojinin yerinde bak onlar şimdi rezidans oldu bitti gitti yutuldu. Derenin güzergahını değiştirdiler kardeşim. Biliyorsunuz Ayamama Deresinde 36 tane yurttaşımız hayatını kaybetti. Niçin kaybetti? O raporları hiç görebildik mi? Bakabildik mi? O raporlara baktığımızda o dere güzergahları yani dere kollarının tamamı toprak dökümü olduğu için bu raporu da ben hazırlamadım. Bu raporu da AKP’den milletvekili adayı olan eski Orman İşleri Müdürü bir arkadaşımız, namuslu bir yurttaşımız hazırlamış.
Sayın Cumhurbaşkanına göndermiş, Başbakana göndermiş, bakana göndermiş ve sonuçta başına gelen sorun 30 yere sürgün edildi. O raporu yazdığı için sürgün edildi. 36 tane yurttaşımızda orada hayatını kaybetti.
Yani bu iş kazaları ya da seller öyle klasik, bildik felaket elbette Allahtan her zaman felaket gelebilir. Felaketlerden kaynaklanan değildir. Doğanın güzergahlarını değiştirdiği için bunun için oluyor.
Anadolu’da insanlar çok büyük bedeller ödediği için doğayla hiç oynamazlar. Sayın Başbakanın çok güzel bir deyimi var onunla kapatmak istiyorum; derelerle oynamayın derelerin intikamı ağır olur.
Erkan TAN- Efendim Erkan Tan’la Başkentten programında
Gürsel Tekin misafirimizdi. O söyledi takdir ve karar sizin.”
Vişne Haber Ajansı