Müsavat Dervişoğlu: Yeniden ısıtılan 'İmralı statüsü' tartışması sadece bir hukuk meselesi değil, bir egemenlik sorunudur

Bu tartışma masum değildir. 'İmralı'nın statüsü' diye bir şey yoktur. İmralı, Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümranlık sahasında bulunan, üzerinde Türk bayrağı dalgalanan bir cezaevidir." dedi.
Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, Balıkesir'de 9. Ana Jet Üssü Komutanlığı filosuna ait F-16 uçağının kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat'a rahmet diledi.
TBMM'de "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunu "korsan" olarak niteleyen Dervişoğlu, komisyonun hazırlayıp kabul ettiği raporu eleştirdi.
Raporda yazılanların bir kısmının komik, bir kısmının ise trajik olduğunu iddia eden Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Aynı rapor aylardır yapılan toplantılar, sergilenen mangal şovları ve kendinden çok emin açıklamalara rağmen, örgütün silah bırakmadığını da itiraf etmektedir. Trajiktir çünkü 'devlet projesi' olarak tarifledikleri, çok ulvi amaçlar yükledikleri, bu asrın projesine 'katkı verenler' için ekstra yasal koruma yani dokunulmazlık talep edilmektedir. Yine trajiktir çünkü kelimelere takla attırarak, kavramları eğip bükerek, bir yere varacaklarını zannediyorlar. Silahla bölemediklerini, zihinleri bölerek gerçekleştirmek istiyorlar. Yıldırmak, razı etmek istiyorlar. İlan ediyorum: Avuçlarını yalayacaklar."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, partisinin TBMM Grup Toplantısı'ndaki "Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?" sözlerini hatırlatan Dervişoğlu, şöyle devam etti:
"Bahçeli'nin açıklamaları üzerinden yeniden ısıtılan 'İmralı statüsü' tartışması sadece bir hukuk meselesi değil, bir egemenlik sorunudur. Bu tartışma masum değildir. 'İmralı'nın statüsü' diye bir şey yoktur. İmralı, Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümranlık sahasında bulunan, üzerinde Türk bayrağı dalgalanan bir cezaevidir. Nokta. 'Statü' denilen şey devletler için olur, statü kavramını İmralı ile yan yana getirmek, siyasi bir operasyon dilidir. Bu dil, geçmişte 'çözüm süreci' adı altında denenmiştir, sonuçlarını bu millet kanıyla ödemiştir. Yine 'kurucu önder' ifadesi, dil sürçmesi değil, bir zihniyet beyanıdır.
Bir terör örgütünün elebaşını, ima yoluyla dahi olsa 'kurucu', 'önder', 'merkez' gibi kavramlarla anmak, devletin kurucu iradesine hakarettir, şehitlere ihanettir. Hukuka karşı affedilmeyecek işlenmiş bir suçtur. Abdullah Öcalan, Türk hukukuna göre ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüsüdür. Ne siyasal özne olabilir, ne müzakere tarafı, ne de sembolik bir adres. Onu 'İmralı' kelimesiyle birlikte siyasal bir kategoriye taşımak, terörü mekanlaştırmak, mekanı da meşrulaştırmaktır."
"Teröristten denge unsuru çıkarılamayacağını, cezaevlerinin siyasal koordinat yapılamayacağını" vurgulayan Dervişoğlu, "Bunu yapanlar bilerek, isteyerek böyle bir sonucun doğmasına vesile olmak adına yapıyorlar. Terör sembolleşmek ister. 'İmralı İmralı' diye diye aslında terör örgütünün, onun cani başının, o örgütün mensuplarının emellerine hizmet ediyorlar. İmralı, bir siyasal adres değil, Türk devletinin hükmünü icra ettiği bir kapalı alandır. Bu sınırı aşan her söz, kimden gelirse gelsin yanlıştır, tehlikelidir ve tarih önünde sorumluluk doğurur." diye konuştu.
Öcalan'a kimsenin yeni bir statü kazandırmaya çalışmaması gerektiğini dile getiren Dervişoğlu, "Neymiş de bir sürece büyük katkılarda bulunmuş. O katkıların da karşılıksız bırakılmaması gerekliymiş. Onun için ona bir statü kazandırılması gerekiyormuş... Çok seviyorsan eline bir rozet al İmralı'ya git Öcalan'ın yakasına tak." ifadesini kullandı.
- Hassasiyetlerde birleşmek
CHP'nin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonundaki varlığını da eleştiren Dervişoğlu, CHP'nin "şantajla" komisyona katıldığını iddia etti.
Dervişoğlu, "Tutuklu yargılamanın olağan hale geldiği bir ülkede, en iyi ihtimalle tutuksuz yargılanması gerekenlerin, Öcalan denen insan müsveddesinden daha kötü muamele görmesi, size garip gelmiyor mu? En fazla bakan imzasıyla icra edilebilecek onlarca adli ve idari işlemin, iktidarın umurunda bile olmaması size garip gelmiyor mu? Öcalan'ın çalışma şartları iyileştikçe, hapisteki muhalif siyasetçilerin koşullarının daha da kötüleşeceğini, gerçekten anlamıyor musunuz?" diye sordu.
Karşısında, Türkiye'nin selameti için mücadele edebileceği bir CHP istediğini söyleyen Dervişoğlu, mücadele edebilecekleri bir Türkiye'yi inşa etmenin yolunun ise hassasiyetlerde birleşmekten geçtiğini belirtti.
Dervişoğlu, Hocalı katliamında hayatını kaybeden şehitleri de rahmetle andı.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












