loading
close
SON DAKİKALAR

''Özür ve tazminat yetmez''

''Özür ve tazminat yetmez''
Tarih: 26.06.2012 - 05:22
Kategori: Gündem

Arınç, ''Hukukun tanıdığı bütün imkanları kullanacağımızın bilinmesi gerekir'' ifadelerini kullandı.

Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Bülent Arınç, düşürülen Türk savaş uçağına yardım için bölgeye giden TSK'ye ait CASA tipi askeri uçağa da ateş açıldığını söyledi. "Kimseyle savaş niyetimiz yok" diyen Arınç, "Hukukun tanıdığı bütün imkanları kullanacağımızın bilinmesi gerekir" ifadelerini kullandı.

Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklama yapan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Bülent Arınç, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın iki kanun tasarısı üzerinde sunum yaptığını, bunlardan birinin posta hizmetlerinin serbestleştirilmesi ile ilgili olduğunu, diğerinin ise demiryolu ulaştırmasının serbestleştirilmesi hakkında olduğunu belirtti. Ardından Suriye tarafından Türk savaş uçağının düşürülmesi konusunda bilgi veren Arınç, uçağın havalandığı andan düşürüldüğü ana kadar yaşanan sürecin askeri yetkililer tarafından kendilerine anlatıldığını belirtti.

Açıklamada, uçağın düşürülmesiyle ilgili teknik bilgileri basın mensuplarıyla paylaşan Arınç, uçağın düşürülmesinden bu yana yaşanan görüşmeleri ve gelişmeleri anlattı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yarınki grup toplantısında kamuoyuna açıklayacağı tüm bilgileri bugün Bakanlar Kurulu toplantısında görüştüklerini ifade eden Arınç, olayın Suriye'nin 13 deniz mili açığında ve uluslararası hava sahasında gerçekleştiğini vurguladı. Suriye karasularının 12 deniz mili olduğunu hatırlatan Arınç, Türkiye'nin RF-4 tipi uçağının Suriye tarafından vurulmasını ardından Lazkiye'nin 8 deniz mili açığında Suriye karasularına düştüğünü kaydetti. Olayın Türk tarafına ulaşmasının üzerine Suriye makamlarıyla gerekli temasların sağlandığını söyleyen Arınç, çeşitli düzeylerdeki Suriye makamlarıyla da temasların devam ettiğini bildirdi.

"Mukabele hakkımız saklıdır"

Suriye tarafının uçağın Suriye ulusal hava sahasında vurulduğu yönündeki açıklamalarının kamuoyunu yanlış yönlendirme amaçlı olduğunu söyleyen Arınç, Türk uçağının radar sisteminin test edilmesiyle ilgili bir uçuşta olduğunu, bu uçuş sırasında silahsız, tek başına ve tanımlama sistemleri açık şekilde yapıldığını belirtti. Eğitimin hem radarların test edilmesi hem de radar operatörlerinin eğitimi için yapıldığını belirten Arınç, planda açıktan karaya iki yaklaşma uçuşu bulunduğunu, bu uçuşların da Türk ulusal hava sahası ve uluslararası hava sahasında yapıldığını belirtti. Uçağın yanlışlıkla Suriye hava sahasına girdiğini, Türk hava kontrol merkezinin uyarısıyla Suriye hava sahasından çıktığını, aynı yaklaşmayı tekrar denemek için güneye yöneldiği sırada vurulduğunu anlattı. Uçağın Suriye hava sahasını ihlal ettiği kısa sürede uyarıda bulunulmadığını belirten Arınç, "Suriye'nin Türk uçağının kimliğini belirleyemediği yönündeki iddiaları temelsizdir. Nitekim Suriye kontrolör ve operatörlerinin kendi aralarında yaptığı konuşmalarda uçağımıza atıfta bulundukları tarafımızca deşifre edilen konuşmalarda anlaşılmıştır" diye konuştu. Son dönemde Suriye'nin de Türk hava sahasını 5 kez ihlal ettiğini bunların sulh yoluyla çözüldüğünü belirten Arınç, ihlal durumlarında da uyarma inişe zorlama gibi prosedürlerin bulunduğunu söyledi. Arınç, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Uluslararası hava sahasında gerçekleşen olay karşısında ülkemiz mukabelede bulunma hakkı dahil olmak üzere uluslararası hukuktan kaynaklanan tüm haklarını mahfuz tutmaktadır. Bu konuda, zamanı ve yöntemi tarafımızdan tayin edilecek şekilde tüm adımlar atılacaktır."

"Karşı notada uçaksavar ateşi dediler"

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun yaptığı görüşmelerde yabancı ülkelerin Türkiye'yi haklı bulduğunu ifade eden Arınç, Ankara'daki yerleşik diplomatik temsilciliklere de gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını aktardı. BM ve NATO nezdinde de gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını, Türkiye'nin görüşlerinin kayda geçirildiğini anlatan Arınç, konuya ilişkin notanın Suriye'nin İstanbul Başkonsolosluğuna nota verildiğini, Suriye'nin verdiği karşı notada ise olayın Suriye kıyılarına birkaç kilometre uzakta gerçekleştiğinin, uçağın uçaksavar ateşiyle düşürüldüğünün, olayın Suriye'nin egemenliğiyle ilgili olduğunun belirtildiğini söyledi. "Şunu söylemek mümkün düşürülen bir keşif uçağıdır ama o gün yaptığı görev bir keşif görevi değildir" diyen Arınç, uçağın radarların testi amacıyla havalandığını belirtti. Uçağın tek ve silahsız olduğunu hatırlatan Arınç, bunun ve izlediği rotanın bile tek başına uçağın keşif görevi yapmadığının göstergesi olduğunu ileri sürdü.

"Lazer veya ısıya güdümlü füzeyle vuruldu"

Suriye'nin Türk uçağının uçak savar ateşiyle kıyıya çok yakın mesafede vurulduğunu savunduğunu hatırlatan Arınç, Türkiye'nin Suriye'nin tezini çürüten bilgilerini şöyle sıraladı:
"Biz uçağın uluslararası hava sahasında bulunduğunu belirtiyoruz. Radar kayıtları bu konuda Türkiye'nin tezini doğrulamaktadır. Bu tür kayıtlar Türk radarlarında mevcut oldğuu gibi Doğu Akdeniz kapsama alanında bulunan bölgedeki tüm radarlarda mevcut olmalıdır. Bu konuda üçüncü taraflara başvurulabilir. Uçağımız yaklaşık 13 mil açıkta, 2 bin 500 metre yükseklikte isabet almış, bu isabetin etkisiyle sola yatan uçak, 90 saniye içinde 4 mil doğuya doğru düşüşe geçtiğini ve kıyıdan 8 mil mesafede düştüğünü göstermektedir. Suriye'nin iddiasına göre uçağımız uçaksavarla vurulmuştur. Oysa uçaksavarlar 13 mil mesafede etki gösteremez. Uçaksavar 1-2 kilometre mesafede etkilidirler. Bu bakımdan Suriye'nin ileri sürdüğü argümanların gerçekle bir ilgisi yoktur. Keza uçağımız kıyıya yakın bir yerde vurulmuş olsa çok daha sığ bir noktaya düşmeliydi. Buna karşın şu an uçağımız bin metre derinliğin altındadır. Suriyelilerin uçağımızı uluslararası hava sahasında kasıtlı olarak hedef aldığından hiçbir kuşku yoktur.Eldeki veriler uçağımızın lazer ya da ısıya güdümlü yerden havaya bir füzeyle vurulduğunu göstermektedir. Uçağımızın radarının erken uyarı vermemiş olması radar güdümlü bir füze kullanılmadığı intibasını vermiştir."

"Türkiye kabile devleti değil, gereken karşılık verilecek"

Yapılan eylemin hasmane olduğunu, uluslararası hukuk çerçevesinde gerekenlerin yapılacağını ifade eden Arınç, Türkiye'nin meşru sınırlar içerisinde gereken adımları atmaktan çekinmeyeceğini kaydetti. Açıklamanın ardından soruları yanıtlayan Arınç, hükümetin de istihbarat teşkilatlarının da olayın sebepleriyle ilgili tüm senaryoları incelediğini belirtti. Türkiye'nin Suriye'nin olayın kıyıya yakın gerçekleştiği ve uçaksavar ateşiyle uçağın düşürüldüğü yönündeki tezlerini çürüttüğünü söyleyen Arınç, "Türkiye bir kabile devleti değildir. Bütün bunların uluslararası hukuk çerçevesinde bir karşılığı vardır, bu karşılığı en kısa sürede de yerine getireceğiz" diye konuştu. Arınç, Türkiye'nin kendi haklılığını gösterip uluslararası meşruiyeti sağlamak için gerekli temasları sürdürdüğünü Çin ve Rus yetkililerle görüşmelerin yapıldığını anlattı.

"Türkiye NATO'ya 5. madde konusunda başvurdu"

Arınç, NATO Antlaşması'nın 5. maddesi gereği mukabele hakkı konusunda ısrarcı olup olmayacaklarının sorulması üzerine, "4 ve 5. maddeler konusunda Türkiye NATO'ya gerekli başvuruları yapmıştır. Hukuki meşruiyet içerisinde uluslararası hukukun bize tanıdığı tüm imkanların sonuna kadar kullanılacağının bilinmesi gerekir. Bunun içine meşru müdafaa da mukabele-i bilmisil(misliyle mukabele) de girer, uluslararası hukukun mütecaviz devlete yöneltebileceği bütün müeyyideler de girer. Türkiye bu konuda hiçbir şeyi eksik bırakmayacaktır" dedi.

"Pilotlarımız keşke Suriye'nin elinde olsa"

Suriye'den gelen açıklamaları da değerlendiren Arınç, uçağın bulunduğu yerin tespit edildiğini uçaktan arta kalan malzemelerin de bulunduğunu, uçağın çıkarılması işin iki geminin göreve başladığını söyledi. Arama ve kurtarma çalışmalarında Suriye'nin basit yardımları dışında tüm imkanları Türkiye'nin yer aldığını anlatan Arınç, Türk pilotların canlı olarak bulunması için çabaların sürdürüldüğünü ifade etti. Pilotların Suriye'nin elinde olduğuna dair bilgilerin gerçekleri yansıtmadığını ifade eden Arınç, "Keşke öyle olsaydı. Hayatta olduklarını bilir, bir şekilde kendilerine ulaşırdık" dedi.

"Özür ve tazminat yetmez"

Arınç, Suriye'nin özür dilemesi ve tazminat ödemesinin yeterli olup olmadığının sorulması üzerine de "Türkiye'nin hukuku ihlal edilmiştir ve bunun karşılığı olacaktır. Ama bugün şunu yapıyoruz, yarın da bunu yapacağız demem mümkün değil" diye konuştu. Ekonomik yaptırımlar konusunda da diplomatik ilişkilerin asgari düzeye indirilmesi konusunda da Türkiye'nin halihazırda Suriye'ye belli yaptırımları uyguladığını hatırlatan Arınç, "Olayın bir hukuki tespite bağlanması, ardından bunu yapanlardan şüphesiz özür ve tazminat ama daha farklı şeylerin talep edilmesi gündeme gelecektir. Çok uzak olmayan bir zaman içinde bunları hepimiz göreceğiz" dedi.

"Fevkalade yanlış bir talepti"

Suriye'nin ortak askeri komisyon önerisinde bulunduğu fakat Türkiye'nin buna yanıt vermediği yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine de Arınç, "Bu yeni bir olay değil. Olaydan bir gün sonra bu konu üzerinde karşılıklı bir çalışma yapılması iradesi izhar edilmiştir. Bu bizim tarafımızdan memnuniyetle karşılanmış ve kendileri Ankara'ya davet edilmişlerdir. Fakat onlar bu çalışmanın Lazkiye'de yapılmasını istemişlerdir. Olayın vuku bulduğu bir yerde Türk yetkililerin Lazkiye'ye giderek orada çalışma yapması tabi ki düşünülemezdi. Bu talebin ne kadar samimi olduğunu bilemeyiz ama talep fevkalade yanlış bir talep olunca biz Lazkiye'ye gitmek yerine kendi çalışmalarımızı yürütmek durumunda kaldık" dedi. Bunun dışında iki tarafın bir birine denk makamının iletişim halinde olduğunu kaydeden Arınç, Suriye'nin Türkiye'nin tezini çürütecek bir delili şu ana kadar ortaya koyamadığını ifade etti.

Bir uçağa daha ateş açıldı

Arınç Türkiye'nin düşen uçağını aram için bölgeye giden bir uçağına daha ateş açıldığı iddiaları hakkında ise "Olayın ardından bölgeye hareket eden bir CASA uçağına maalesef yerden atış yapılmıştır. Olayın duyulması üzerine Genelkurmay Başkanımız ve Dışişleri Bakanımız Suriyeli yetkilileri aramış ve bu arama üzerine ateş derhal kesilmiştir. Kısa süreli kasa uçağını taciz eden böyle bir olaydan bahsedebiliriz" dedi. Türkiye'nin halen Suriye'ye insani nedenlerle elektrik vermeye devam ettiğini ama elektriğin kesilmesi konusunun da masada olduğunu belirtti.

Arınç, bu konuyla ilgili sınır ötesi yetki tezkeresi çıkarılmasının gündemde olmadığını, buna karşın TBMM tatile girmeden Lübnan'da görev yapan Türk kuvvetlerinin görev süresinin uzatılması için bir tezkere gönderildiğini ifade etti. Arınç sözlerini şöyle bitirdi: 

"İki uç var birincisi bir savaş çığırtkanlığı yapmak, tamtam çalmak, çığlık atmaktır. Biz bu tarafta değiliz. Savaş çığırtkanlığının veya üst perdeden konuşarak kitleleri tahrik etmenin doğru olmadığına inanıyoruz. Gereken her şey hukuk çerçevesinde yapılacaktır. Ama kimseye savaş ilan etmek, kimseyle savaşmak niyetinde değiliz böyle bir iddiamız da yok. Türkiye'de bazı kişiler ve gruplar keyifleri istediğinden böyle bir çığırtkanlık yapabilirler. Biz ciddi bir hükümetiz. Milletimizin beklentilerine tercüman olmak zorundayız. Tam bunun aksi bundan daha kötü bir yaklaşım da neredeyse Türk uçağını haksız çıkarma gayreti içinde bulunanlar da vardır. Maalesef bazı siyasetçiler yazarlar ve çizerler uçağımızın orada ne işçi vardı diye sorabilmekte hatta pilotlarımızı suçlamaktadır. Bu nasıl bir düşünce ve histir milletimiz bunu da takdir etsin. Biz iki tarafta da değiliz hamasetle yola çıkmıyoruz. Ortada bir olay var Türkiye mağdur, Suriye mütecavizdir. Bunun karşılığında ne yapılacağını biliyoruz ve bunu aşama aşama yapmak mecburiyetindeyiz."

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları