Reyhanlı Katliamı'nın 5. yıl dönümü

11 Mayıs 2013'te Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde düzenlenen iki ayrı bombalı saldırıda 52 kişi öldü, 146 kişi yaralandı. Bombalı araçlarla düzenlenen bu saldırı, 2015 Ankara saldırısından sonra Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en kanlı ikinci saldırı olarak kayıtlara geçti.
Bugün, Reyhanlı katliamının beşinci yıldönümü. İlçe merkezinde iki bombalı aracın patlatılmasıyla, 52 kişinin öldüğü, 146 kişinin yaralandığı korkunç olay, Türkiye’de yapılan en büyük terör saldırısı olarak kayıtlara geçti.
Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde, 11 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleşen saldırıların ilki belediye binası önünde saat 13:37'de bombalı aracın patlatılmasıyla gerçekleşti. Saat 13:40'da PTT binası yakınında bombalı aracın patlaması sonucunda gerçekleşen ikinci saldırıda belediye binası önü ve PTT binası çevresindeki siviller öldü ve yaralandı.
Soruşturmada saldırıyla ilgili olarak toplam 32 şüpheli gözaltına alınmış bunlardan 20'si tutuklanmıştır. Saldırıdan haftalar önce 23 Nisan 2013 tarihinde Millî İstihbarat Teşkilatı, Suriye’nin Rakka kentinde 3 otomobile bomba yüklendiğini ve şüphelilerin Türkiye’ye saldırı planladığını, bombacıların Gaziantep, Hatay ve Şanlıurfa’da üç ayrı sınır kapısını kullanabileceğini söylemiştir. Basında yer alan bir habere göre, ilçe genelindeki 73 MOBESE kamerasının tamamı saldırıdan birkaç gün önce arızalandı ve kayıt yapmadı.
.jpg)
22 Mayıs 2013 günü sosyalist görüşlü hacker grubu Redhack, Reyhanlı saldırısıyla ilgili askeri yazışmaları yayınladı ve saldırının arkasında El Nusra Cephesi'nin olduğunu iddia etti. "Gizli" ve "ivedi" damgalı uyarı yazısında, El Nusra Cephesi'nin bomba yüklü araçlarla Türkiye'de eylem yapacağı iddiaları yer alıyordu. İçişleri Bakanlığı bir açıklama yayınlayarak belgelerin Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs'ta meydana gelen patlamayla hiçbir ilgisinin olmadığı, "başka bir terör örgütü tarafından planlanan farklı bir terör eylemine ilişkin hazırlıkları kapsadığı" belirtti. Belgeler saldırıdan 1 ay önce Emniyet, Jandarma ve MİT arasında geçen yazışmaları konu alıyordu. Belgeleri sızdırdığı iddia edilen Er Utku Kalı tutuklandı ve savcılık tarafından 25 yıl hapsi istendi. 11 Kasım 2013 günü görülen mahkeme sonrasında Utku Kalı özgürlüğüne kavuşmuştur. Tutuksuz yargılanma kararı verilmiştir. Haziran'da Nusra Cephesi başmüftüsü Şeyh Ebu Merya el Kahtani imzasıyla yayınlanan bir açıklamada Reyhanlı saldırısını gerçekleştirdikleri yönündeki iddiaları yalanladı.
30 Eylül 2013'te internette Irak ve Şam İslam Devleti'ne ait olduğu iddia edilen bir açıklamada Reyhanlı saldırısı üstlenildi ve Türkiye'ye yeni saldırılar düzenleme tehdidinde bulunuldu. IŞİD'e ait olduğu iddia edilen bildiride Türkiye hükümetinden Suriye sınırındaki, örgütün Azez kasabasını ele geçirmesinin ardından kapatılan Bab-El Hava ve Bab-El Selame sınır kapılarının açılması istendi. İçişleri Bakanı Muammer Güler bir açıklama yaparak Reyhanlı saldırısını faili mechul olay olmadığını olayı El Kaide'nin üstlendiği yönündeki haber Suriye'de rejim yanlısı bir internet sitesinin iddiasıyla ortaya çıktığını El Kaide'ye müzahir olan birçok internet sitesi haberin doğru olmadığına ilişkin haber yayınladığını kaydetti. Sana Es Sevra internet sitesi bildirinin gerçek kaynağının Iraklı Şii gazete ve haber siteleri olduğunu saldırıyı IŞİD'in üstlenmediğini iddia etti.

Suriye'ye kaçmaya çalışırken Hatay'ın Yayladağı ilçesinin Güveççi köyü yakınlarında yakalanan soruşturmanın 1 numaralı şüphelisi Nasır Eskiocak'ın emniyetteki ifadesinde, saldırıdan yaklaşık 2 ay önce Y.N. ile Suriye'ye giderek Konya ve Ankara'da bombalı eylem planladığını söyledi. Bu çerçevede önce Konya'da, sonrasında dada Ankara'daki Kocatepe Camii civarında fotoğraf çektikleri ve keşif yaptıklarını ifade etti. Ardından Hatay'a gidip, yanındaki Y.N. ile beraber Suriyeli Hacı isimli kişiden aldıkları para ile araba alıp, kaportacıda bu araçlara gizli bölmeler yaptırdığını belirtti. Eskiocak, Ankara ve Konya'da saldırı hazırlıkları yaptığı sırada, Nisan 2013 sonunda Samandağ'dan deniz yoluyla Suriye'ye giderek Lazkiye'de Y.N, E.A. ve Hacı isimli Suriyeli ile görüşme yaptıklarını ifade etti. Eskiocak ifadesinde Y.N'nin kendisine "saldırıların Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilmesinin istendiğini" belirtti. Eskiocak görüşme sonrasında gittiği Reyhanlı ilçesinde patlama yerlerinde inceleme yaptığını söyledi. Saldırılardan 2 gün önce takip edildiğimi fark edince 10 Mayıs günü C.S. ile Lazkiye'ye gittiğini kaydeden Nasır Eskiocak burada Y.N, E.A. ve Hacı isimli Suriyeli ile tekrar görüşme yaptığını, saldırıyı ertelemek isteyince Hacı isimli Suriyelinin "2-3 gün içinde eylemi yapmam gerektiğini ve fazla zamanlarının olmadığını" belirttiğini söyledi. Eskiocak Suriye'deki görüşmenin ardında deniz yoluyla Samandağ'a geldiğini ve Harbiye'de araçları aldıklarını; sonrasında bombalı arabaların D.Ö. ve arkadaşı tarafından Reyhanlı'ya götürüldüğünü ifade etti. Eksiocak ifadesinde saldırı için anlaştığı Hacı isimli Suriyeli için ifadesinde "Hacı'nın zengin biri olduğunu Y.N'den öğrendim. Daha önce de Y.N. ile Suriye'deyken Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın amcasının oğlu Halil Esad'ın yanına gittik ancak kendisiyle görüşmedim ancak Y.N. Halil Esad'ın yanına sürekli gidiyordu. Bir keresinde de Beşşar Esad ile görüşmüştü. Bu görüşmenin amacı da daha önce Reyhanlı sınırına muhaliflerden kaçarak gelen Esad yanlısı askerleri buradan alarak Yayladağı ve Samandağ ilçesinden Lazkiye'ye gitmelerine yardımcı olmaktı." dedi. Eskiocak saldırı günü alınan yoğun güvenlik önlemleri sebebiyle Suriye'ye kaçamadığını, geceyi A.E'nin evinde geçirdiğini kaydetti. Nasır Eskiocak Haziran ayında Suriye'ye kaçarken Güveççi köyü sınırında yakalanmıştı.

Saldırının ardından bölgede yaşayan Suriyeli sığınmacıların yaşadığı kampa saldırmak isteyen bir grup, polis müdahalesiyle engellenmiştir. Saldırının ardından dönemin Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Demokratik açılımı belirterek "Bu süreç hassas bir süreç. Özellikle çözüm süreci diye ülkemizde yeni bir dönemi başlattık ve bu yeni dönemi hazmedeyemenler, ülkemizdeki bu özgürlük havasının teneffüs edilmesine ne yazık ki olumlu bakamayanlar, bu tür eylemler içerisine girebilir", dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu "Kim herhangi bir kaosu Türkiye'ye yansıtmak isterse bunun karşılığını görür" demiştir. Yine Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ilgili saldırı için "Provokasyonlara karşı uyanık ve dikkatli olunması" açıklamasında bulunmuştur.
Katliamla ilgili 33 sanığın yargılandığı 23 Şubat 2018'de görülen son duruşmada kararını açıklayan mahkeme heyeti; suçlarını sabit gördüğü sanıklar Nasır Eskiocak, Mehmet Genç, Yusuf Büyükkasım, Ahmet Mansuroğlu, Doğan Özdemir, Süleyman Evet, Ergin Ördek, Fikret Nazik ve Mehmet Kılıç'a 53 kişinin ölümden dolayı 53'er kez ağırlaştırılmış ömür boyu; öldürmeye teşebbüs, yaralama ve diğer suçlardan da yaklaşık 4 bin 32'şer yıl hapis cezası verdi. 13 sanığı bombalı eylemden suçlu bulmayan mahkeme heyeti, bu sanıklara 'örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım etme' suçlarından 15 yıldan 22.5 yıla kadar değişen hapis cezası verdi. 3 sanığı suçsuz bulan mahkeme, beraatlerine hükmetti. Mihraç Ural'ın da bulunduğu 8 firari sanığın dosyalarının ayrılması kararlaştırıldı.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












