Halk arasında ‘domuz gribi’ olarak bilinen H1N1 virüsünün de yer aldığı gribal enfeksiyonlar, son günlerde 7’den 70’e pek çok kişiyi etkisine alırken, özellikle kalabalık ve kapalı ortamlar bulaşma riskini çok daha artırıyor.
Ellerde para sayar tarzda titreme, yürümede yavaşlama, düşme… Parkinson hastalığı günümüzde Alzheimer hastalığından sonra en sık rastlanan, sinir hücrelerinin ilerleyici hasarına bağlı olarak sinir sistemi fonksiyonlarının kaybına neden olan bir hastalık.
Aşı reddi tartışmaları sürerken, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'dan dikkat çeken bir açıklama geldi. Bakan Koca tartışmaların yerli aşıyla azalacağını söyledi.
Astım, hava yollarının mikrobik olmayan bir çeşit iltihapla aşırı duyarlı hale gelmesi ile karakterize, ataklar halinde seyreden kronik bir hastalık. Dünyada yaklaşık 300 milyon, ülkemizde de yaklaşık 5 milyon kişinin ortak sorunu olan astım, özellikle kış aylarında hastalara oldukça zor anlar yaşatabiliyor.
Kış aylarında soğuk ve yağışlı günler ile birlikte; gribal enfeksiyon, soğuk algınlığı, bronşit ve zatürre gibi rahatsızlıkların görülme sıklığı artıyor.
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kurumlara gönderilen yazı, sağlıktaki gericileşmeyi gözler önüne serdi.
Gün içinde sürekli koşup oynayan ve son derece sağlıklı görünen çocuklarda da kalp hastalıkları görülebiliyor. Halk arasında “Çocuktur kalp hastası olamaz” şeklindeki yanlış inanışın aksine, pek çok çocuk doğuştan gelen kalp hastalıkları nedeniyle çeşitli risklerle karşı karşıya kalabiliyor.
Hamile olduğunuzu öğrendiniz! Heyecan ve mutlulukla birlikte korku ve anksiyete de sizinle olacak. Özellikle de ilk hamileliğiniz ise! Daha önce tecrübe etmediğiniz 40 haftalık bir yolculuğun başındasınız. Merak duygusuyla beraber internetten, kitaplardan ve çevrenizdeki tecrübeli kişilerden bazı soruların cevaplarını aramaya başladınız.
Gebelik döneminde yapılan egzersizler anne ve bebek sağlığı için büyük önem taşıyor. Anne adayına kendini fiziksel ve ruhsal olarak iyi hissettiren egzersizler; özellikle bu dönemde sık karşılaşılan bel ve sırt ağrılarını, şişlik ve ödem ile uykusuzluk problemlerini de azaltıyor.
Prim borçlarını ödeyemeyen Bağ-Kur ve Genel Sağlık Sigortası (GSS) yükümlüsü yurttaşların sağlık hizmetlerinden faydalanması için verilen süre 31 Aralık itibarıyla doldu.
“Yılbaşı akşamı da diyet olmaz ki!” düşüncesiyle, bütün yıl beslenmesine en çok dikkat eden kişiler bile ipin ucunu kaçırabiliyor. Ancak bir gecelik kaçamak kronik hastalıklarda ciddi tehlikelere yol açabilirken, sağlıklı kişilerde de yeni yılın ilk günü baş ağrısı, hazımsızlık ve şişkinlik sorunlarını ortaya çıkarabiliyor.
Ciltte kuruluk, pullanmalar, çatlamalar, kızarıklık, lekelenmeler… Kış mevsimini belirgin olarak hissettiğimiz bugünlerde soğuk hava cilt sağlığımızı epey olumsuz etkiliyor. Özellikle dış ortama açık olan yüzde ve ellerde kuruluk ile hassasiyet en sık karşılaştığımız sorunlar.
Eyvah, menopoza girdim artık hızla yaşlanacağım… Kilo almam kaçınılmaz olacak… Cinsel hayatım sona erecek… Bunlar menopoz dönemine giren kadınlarda en sık duyulan endişe kaynaklarını oluşturuyor.
Yılbaşı gecesi için kurulan sofralarda uzun süreli zaman geçirmek, çok fazla yemek tüketimini de beraberinde getiriyor. O güne özel olarak hazırlanan yemekler, tatlılar ve atıştırmalıklar mide ve bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.
İstanbul Tabip Odası artan uyuz hastalığıyla ilgili uyaran bir açıklama yayınladı.
Sağlık Bakanlığı’nın 2019-2023 yıllarını kapsayan beş yıllık Strateji Planı’na göre bütçenin en büyük kara deliklerinden şehir hastaneleri için bütçeden ayrılan pay her yıl katlanarak büyüyecek.
Her sene olduğu gibi yeni yıldan en büyük beklentimiz birçoğumuz için “sağlık”. Ancak özellikle 31 Aralık’ta tüm gün boyunca yapılan beslenme hataları yılbaşı gecesinde tüketilen yiyecek ve içecek miktarının kontrolsüzce artmasına neden olabiliyor.
Toplardamarların rahatsızlığı sonucu ortaya çıkan varisler, yaygın kanının aksine erkeklerde de en az kadınlardaki kadar sık görülüyor.
Prematüre, yani erken doğum ile dünyaya gelen bebeklerde, başlıca solunum ve kalp problemleri görülse de ilerleyen zamanlarda gözlerde de bazı problemler ortaya çıkabiliyor, hatta kalıcı körlük gelişebiliyor.
Kış aylarında hava sıcaklığının düşmesi ile beraber enerji harcaması da artıyor. Vücudumuz soğuktan kendini koruyabilmek için içeride sürekli çalışmaya ve ısı üretmeye devam ederken, gerekli kaynağı bulamadığında da yorgunluk ve çabuk acıkma kaçınılmaz oluyor.
Toplumda çok yaygın olarak görülen ve körlüğe yol açabilen keratokonus adlı kornea hastalığı; aile öyküsü ve sık yapılan göz ovalama hareketi nedeniyle görülüyor. Özellikle 10-20 yaş aralığında hızlı bir şeklide ilerleyen keratokonus hastalığının erken teşhisi büyük önem taşıyor.