loading
close
SON DAKİKALAR

'Sayın Davutoğlu şeklen Başbakan'

'Sayın Davutoğlu şeklen Başbakan'
Tarih: 14.04.2015 - 12:30
Kategori: Gündem

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan yardımcısı Haluk Koç Halk Tv’de Ünsal Ünlü ile İsmet Demirdöğen’in sorularını yanıtladı.

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan yardımcısı Haluk Koç Halk Tv’de Ünsal Ünlü ile İsmet Demirdöğen’in sorularını şöyle yanıtladı:

Ünsal ÜNLÜ- İyi akşamlar değerli izleyiciler. Halk TV ekranlarından merhaba. Çok teşekkür ediyorum bu akşamda bizimle birlikte olduğunuz için. Türkiye’nin gündemi kaynayan bir kazanın içinde ve önümüze her gün yeni tabaklarla yeni yeni gündem maddeleri geliyor. Bugünde öyle hafta sonundan devreden önemli gündem maddeleri var. Bugünün kuşkusuz önemli gelişmeleri var ve biz bunları sevgili İsmet Demirdöğen’le birlikte değerli bir konuğa soracağız. Konuğumuzda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Parti Sözcüsü Sayın Haluk Koç. Hoşgeldiniz hocam. 

Haluk KOÇ- Hoşbulduk Ünsal bey. 

Ünsal ÜNLÜ- Teşekkür ediyoruz bizimle birlikte olduğunuz için. Hakikaten gündem bize hiç nefes aldırmıyor. Yarım saatte bir neredeyse kendini yeniliyor ama eski gündem maddelerinin ucuna tabiri caizse böyle zincir gibi eklenerek geliyor bir yandan. Kuşkusuz herkesin kafasında Ağrı’da ne oluyor sorusu var. Herhalde oradan başlamak en mantıklısı olacaktır. 

İsmet DEMİRDÖĞEN- Birde tabi iktidarı korumak, iktidarda tutunabilmek, iktidarı muhafaza edebilmek için kaos senaryolarının uygulamaya konulacağı, kontrollü kaos dedikleri. Bunun içerisinde Ağrı’daki denemenin de bölgeye yönelik bir çatışma süreci olduğu, HDP’ye kaymakta olan AKP’deki Kürt oylarını durdurmayı hedeflediği, bununla beraber gene güney sınırımızda bir sıcak çatışmadan Suriye’ye müdahaleden söz edildiğini. Bunların hepsini eklediğimiz zaman bir kaotik ortam yaratma, bir düşman yaratma ve o düşmana karşıda bir milliyetçi oyları AKP’de toplamak gibi bir senaryodan söz ediliyor. Bu çerçeveden bakıldığında siz Ağrı’yı nasıl değerlendirirsiniz, ne görüyorsunuz?

Haluk KOÇ- Şimdi Ünsal’ın sözleriyle başlamak lazım. Yani Türkiye çok çabuk gündem oluşturan, çok çabuk gündem eskiten bir ülke haline geldi siyasette. Tabi bu siyaset mühendislerinin de işini kolaylaştıran ya da projelerini gerçekleştirme için adım atmalarını kolaylaştıran bir ortam yaratıyor. Ne yazık ki siyaset kendi hesabını seçimlerde verme noktasından bu tür günlük olayların siyaset üzerine etkisinden acaba hangi siyasi cephe ne kazanır, hangi siyasi cephe ne kaybeder ya da ne kaybettirilir. Bunun üzerine hesap yapan bir ortama dönmüş oluyor. 

Acı olan taraf yani iktidar boyutundan bakacak olursak tabi onlar gibi görmüyoruz biz meseleyi de sadece düşüncelerine ben dışarıdan girerek bir şeyler okumak istiyorum. Yani iktidarda kalmanın, kendilerinin kullandığı erki devam ettirmenin ya da daha sonrasında karşı karşıya kalabilecekleri eğer iktidarlardan düşerse vermek durumunda kalacakları çeşitli hesapları ötelemenin yolunu, yöntemini bu çeşit mühendisliklerde arıyorlar. Sadece Ağrı olayı değil yani birçok olayı da bu şekilde düşünebilirsiniz. Ellerinde biliyorsunuz bir medya gurubu var görsel ve yazılı ve burada aslı astarı olmayan değişik senaryolar, değişik hesaplar, suçlamalar. Bir bakıyorsunuz tarihin bir diliminden bir şey çıkartıp toplumun önüne getiriyor ve tartıştırıyor. Bir dönemi akılları sıra mahkum etmek gibi, bir döneme damga vuran insanları mahkum etmek gibi bir strateji. Bir bakıyorsunuz ana muhalefet partisini gündemine alıyorlar çok ucuz senaryolarla, çok amatör yazılımlarla diyelim Cumhuriyet Halk Partisine dönük bir takım kuşkular oluşturmaya gayret ediyorlar. Ondan sonra bakıyorlar önlerine gelen siyasi raporlara ya da siyasi değerlendirmelere, ha bizim için şuanda tehdit unsuru kendi oy tarlamızın üzerine gelen risk şu cepheden geliyor o zaman oraya dönük bir mühendislik sergileyelim. 

Ve bütün bunlar Türkiye’nin seçimlere giderken kalan 54 günde çok değişik senaryolara, çok değişik insan canı pahasına da olsa iktidarda kalabilmek için her türlü tezgahın çevrilebileceği, kaos ortamının yaratabileceği bir iklim çıkartıyor. 

Tabi işin içinde olanlar, sorumluluğu olanlar ayrı. Ama bütün bir ülke yarın sabah neyle uyanacağını, nasıl bir süreçle karşılaşacağını ve bu sürecin siyasetin o günkü haritasına, sonuç haritasına nasıl etkile edeceğini ve 7 Haziran’da kesin tablo şekillenirken bu küçük adımların bazen birleşerek hangi noktalarda neleri doğuracağını hesaplamakla geçiyor. Bütün bunlar mühendislerin gündeminde ama halkın gündeminde bunlar pek yok. Halkın gündeminde yine bütün acı tespitle söyleyelim yine geçim derdi var, yine emekli 1000 liranın altındaki maaşıyla aybaşını nasıl çıkartacağını düşünüyor. Taşeron işçi hala bir iş güvencesine kavuşamadığından daha sonrasında neler yaşayabileceğinden çekiniyor. Öğrenciler tekrar yurt sorunu, burs sorunu, çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya. İşsizlik çok ciddi boyutlarda sizlerde biliyorsunuz. Yani ifade edilen rakamların çok üzerinde. Türkiye ekonomisine bakıyorsunuz Türkiye ekonomisi gelişmekte olan ülkeler sınıfında değerlendiriyoruz. Kendi sınıfındaki, kendi ligindeki ülkelerle mukayese edildiğinde önümüzdeki dönem istihdama olumlu etki yaratacak bir büyüme hızına kavuşamıyor ve projeksiyon olarak, geleceğe dönük olarak hesaplamalarda da böyle bir şansı, ihtimali gözükmüyor. Türkiye’de ihracat azalıyor değişik sektörlerde ithalat artmaya devam ediyor. Dolayısıyla cari açık artıyor. Ondan sonra bir ses duyuyorsunuz ey dolar nasıl yükselirsin sen diye bir ses geliyor. Bunu da nükte olarak ekleyelim sonuna. Neden yükseldiği belli, kurun ne şekilde etkilendiği belli. Önümüzdeki dönemlere olumsuz yansımaları belli. Siyaset mühendisleri kendi yakın dönem siyasi çıkarları için hesap yapıp toplumda her türlü sıkıntıya yol açabilecek projeleri gerçekleştirme peşindeler. Halk günlük nefes alma derdinde, çocuğuna iş bulma derdinde ya da yaşamını idame ettirme derdinde. Böyle bir Türkiye manzarasıyla gidiyoruz 7 Haziran’a. 

Ünsal ÜNLÜ- Şimdi şöyle bir durum var ortada. Dediğiniz doğru hakikaten halkın gündemi doğrudan bu değil, o evde kaynayan tencereyle daha çok ilgileniyor ve işte sık sık bizde onu anlatmaya çalışıyoruz ama bir yandan da devletin bütün kurum ve kuruluşlarıyla aslında birbirinden çok farklı amiyane tabirle farklı tellerden çaldığını da görüyoruz. Bu kez böyle ciddi bir şey yaşadık. Ağrı’da yaşanan askerlerin yaralandığı işte Ankara’da tedavideler GATA’da sonuçta. Olaydan sonra Sayın Başbakan bir açıklama yaptı Sayın Davutoğlu dedi ki, oradan HDP’lilerin söyledikleri yalandır, halk taşımadı biz orada askeri operasyonla yaralılarımızı aldık. HDP’liler görüntü çıkarttı. İşin komik tarafı, birazda acı tarafı şu, TSK bir açıklama yaptı dedi ki, halka yardımları için müteşekkiriz.
Şimdi insanlar haklı olarak şunu soruyorlar. Biz kime inanacağız diyorlar. 

Haluk KOÇ- Şimdi sorunuzun içinde ve naklettiğiniz bölümü soruyla birleştirerek değerlendirecek olursam Sayın Başbakan burada biraz galiba Avrupa Konseyi konuşmasında söylemişti eski Başbakan. Biraz Fransız konuya. O deyim kendisine ait ben kullanmıyorum. Sadece bir sözün gelişi olarak söylüyorum. Gerçekten olayın tüm boyutlarıyla öncesiyle, sonrasıyla eğer bir mühendislik payı varsa bu işte bunlardan haberdar olmadığı sonucu çıkıyor. TSK’nın açıklaması o da ayrı bir olay ve bu süreçler gelişirken dikkat edin eski şuanda seçim yasakları dolayısıyla bakanlık görevini bırakan ama hala bakanlığa ayrılan konutta oturmakta hiçbir sıkıntı hissetmeyen kişi şuanda ne bürokrat, ne bakan, hiçbir görevi yok. Sadece bir milletvekili adayı ve bu kişi açıklama yapıyor. Yani düşünebiliyor musunuz Türkiye’nin yaşadığı ciddi bir sorun, arkasında ne var, ne yok herkes tartışma boyutuna geçiyor ve hiçbir sorumluluğu olmayan bir kişi bütün derin dehlizlerden haberdarmış ya da deminden beri söylediğimiz sanki böyle bir projelendirme, böyle bir mühendislik var da bu işin teknik heyetindeymiş gibi çok net açıklamalar yapabiliyor topluma. 

Sayın Başbakanın burada bir haber gözükmesi, feveran etmesi ve daha sonra kendisine bağlı olarak çalışan temel kurumların yaptığı açıklamalarla çelişkiye düşmesi olaydan haberdar olmadığını gösteriyor. Tıpkı biliyorsunuz daha önce Türkiye’nin güvenliğinden sorumlu olan önemli bir istihbarat kuruluşumuzun, zaten bir tane. Yani Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili olarak çizilen senaryolarda payı olduğu noktasında bir kendisini uyardığımızda şunu söylemiştik. Sayın Başbakan, bu çizilen senaryolardan sizin haberiniz yok bunu biliyoruz ama bu kurum size bağlı olarak çalışıyor. Sonradan benim haberim yoktu, şuydu buydu bunlar yemez demiştim hatırlıyorsunuz. Yani burada da aynı süreç devam ediyor. Sanki Sayın Davutoğlu yani şeklen Başbakan gibi ortada duruyor. Bu acıdır. Olayların arkasında ne var, ne yok? Demin söylediğimiz girizgâh, girişte söylediğimiz, özetlediğimiz tablo, o mühendislik boyutu Türkiye’de yaşanan her olaya böyle bir kuşkuyla yaklaşma hakkını herkese veriyor. Vardır, yoktur bir şey demiyorum. Elimizde bilgi yok. Biz sonuçta bir muhalefet partisiyiz devletin bilgilerinin bizimle paylaşılması sözkonusu değil. Ama demin çizdiğimiz o tablo yaşadığımız her olayda böyle bir mühendislik var mı, yok mu sorusunu gayet doğaldır ki akla getiriyor. 

İsmet DEMİRDÖĞEN- Aslında elimizde pazılın parçalarını birleştirecek aslında veriler var, parçalar var. Yani Cumhurbaşkanının çıkıp Balıkesir’de yaptığı konuşmayla başlıyor bütün bunlar. 

Haluk KOÇ- Kürt sorunu yok. 

İsmet DEMİRDÖĞEN- Kürt sorunu yoktur diyerek başladı yeniden işte HDP’yi hedef alan açıklamalar yaptı. Oysa onun öncesinde süreçtir, kefenimizi giydik bu yola çıktık…

Haluk KOÇ- Baldıran içtim.

İsmet DEMİRDÖĞEN- Baldıran zehri içtik denmişti. Şimdi ama burada hakikaten Başbakanın durumu daha aslında…

Haluk KOÇ- Ben üzülerek yapıyorum bu tespiti İsmet bey. 

İsmet DEMİRDÖĞEN- Gerçekten çok zor durum. Gece yarısı açıklama yaptırıyorlar Başbakana, HDP’yi suçluyor. İşte orada helikopterlere ateş açıldı, tamam açılmış ateş bütün hepsi var ama sonuçta Genelkurmay Başbakanı ve kendisini de yalanlamak zorunda kalan bir konuma düşürülüyor. Orada yaralı askerlerin kurtarılması süreci var. Yani vahim bir durum. 

Ben tabi bunun üzerine şimdi Amerika’da bir gazetede çıkan bir yorum. Huffinton Post’un yorumu. Yorumda da diyor ki, Suudi Arabistan’la birlikte Türkiye Suriye’ye müdahale edecek diye biri havadan, biri karadan…

Ünsal ÜNLÜ- Türkiye karadan girecek, Suudilerde havadan girecek. 

İsmet DEMİRDÖĞEN- Çünkü buna ilişkin bir altyapıda hazırlanmış gibi duruyor. Bir gazeteye MİT’in raporu sızdırıldı. Esad cezaevinde, bir de ilginçtir cezaevindeki tutukluları Türkiye’de eylem yapmak üzere eğitmiş ve salmış. Saldıysa zaten o rejim muhalifidir onlar ülke içinde kalır eylem yaparlar. Böyle bir gelgelde var. Yani böyle ilginç bir tablo. 

Haluk KOÇ-
İlginç bir tablo. Fakat daha önce sızmaması gereken ama sızdıktan sonrada tartışılmasında bence bir yanlışlık olmayan bazı tapeler dökülmüştü hatırlıyorsunuz. Sızması bir kusurdur, bir güvenlik kusurudur ama…

İsmet DEMİRDÖĞEN- Dışişleri Bakanlığındaki?

Haluk KOÇ- Evet. Kusurdur ona hiç şüphe yok. Gerçekten bir acziyettir, devlet acziyetidir onu tespit ediyoruz. Sorumlusu kimse o ayrı. Ama sızılanlar sızdıktan sonra bunlarında örtülmesi mümkün değildir. Hatırlıyorsunuz daha bu ecdat kemiklerini kamyona yükleyip büyük bir törenle taşımadan önce biliyorsunuz bir takım benzer Suriye’ye müdahale planlarının tahriki, provokasyonu kendi üzerimizden yaparak Türkiye’nin başını belaya sokabilecekleri noktasında çok açık kendi konuşmaları yayınlandı biliyorsunuz. Yani şimdi bütün bunların yüksek masalarda planlandığı bir dönemde her türlü riske açık bir ülkedeyiz. Bunu üzülerek söylüyorum. Çünkü Türkiye gerçekten 76 milyon insanıyla bugün neresinden bakarsanız bakın nüfusuyla, beklentileriyle, ekonomik potansiyeliyle düzgün ve hakça yönetildiğinde çok daha farklı bir ülke olabilecekken politikasıyla çok daha saygın, onurlu bir ülke olabilecekken tartışılabilen, şüpheli, her zaman için biliyorsunuz böyle ülkeler sıralamasında dünyada böyle soru işaretiyle yaklaşılan ülkeler vardır o sınıfta değerlendirilen bir ülke haline gelmesiyle hiç bunları hak etmiyor ve üzülerek söylüyorum bir güvende verilebilmiş değil. Tam tersine hissedilen, görülen güvensizlik her gün, her olayda artarak da devam ediyor ve derinleşiyor. 

Ünsal ÜNLÜ- Gündemin her yeni maddesine ekleniyor doğru söylüyorsunuz. 

Haluk KOÇ- Bugün 13 Nisan. Ben çok merak ediyorum yani 17 Nisan’da, 20 Nisan’da, 22 Nisan’da Türkiye’nin gündemi ne olacak. Bir standart gündem yok, bir beklentili gündem yok. Çünkü her an, her gün, her gece, her saat, her dakika, her sabah farklı bir olay. Bakıyorsunuz küçücük siyasi çıkarlar. O siyaset mühendisliğinin üzerinde çalıştığı proje bu. Küçücük siyasi çıkarlar. Ben şuradan şu fay hattını nasıl harekete geçirirsem bunun bana 7 Haziran’da iktidarını sürdürme için oy yansıması nasıl olur? Bu bir ihanettir. Açık söylüyorum bu bir ihanettir. Yani iktidarda kalabilmek için ben gözümü kararttım aynı neron misali giderim, giderken de yakarım kardeşim noktasına geliyor. Bu çok acıdır. 

Onun için Türkiye bu süreci çok, ben herkes için söylüyorum, AKP’ye oy vermiş yurttaşlarımız içinde söylüyorum. Ki inanarak oy verdiler, iyi şeyler olacağını umarak oy verdiler. Öyle ya gelenler bir lokma, bir hırka bize yeter dediler değil mi? Allah rızası için geliyoruz dediler, kul hakkını…

Ünsal ÜNLÜ- Bu yüzükten başka bir şeyim olduğunu görürseniz biliniz ki haram yemiştir.

Haluk KOÇ- Yani bu duygularla geldiler ve oy verenlerde helal oylarını verdiler. Ama bugün geldiğimiz noktada AKP’ye inanarak iyi şeyler olacağını umarak oy veren değerli yurttaşlarımızda dahil Türkiye’de değişik toplumsal kesimler hepsi dahil herkesin çok dikkatli olması gerekiyor. Çünkü bu ülke hepimizin, hepimiz bir aradayız ki bir Türkiye oluşturuyoruz, bir Türk milleti oluşturuyoruz. Onun için günlük kaygılarla Türkiye dokusu üzerinde kırılmaya hazır olan fay hatlarını kaşıyarak Türkiye’de toplumsal sorunlar yaratıp bunun siyasi sonuçlarını kendi hanesine artı olarak yazmak isteyenlere karşı herkes çok uyanık olmalı, çok dikkatli olmalı. Bakın kimseye hiç kötü bir şey söylemiyorum. Sadece her kim olursa olsun sosyal medyada twit atan sade yurttaşımızdan bir televizyon karşısında yaşanan olayları haber olarak izleyen yurttaşımıza kadar herkes sağduyusunu korusun, makul olsun, hiçbirimiz birimizin düşmanı değiliz, hiçbirimiz birimizin belki siyasi olarak farklıyız ama ikna yoluyla birbirimizi daha olumluya, siyaseten daha iyi bir ortama götürecek kararlara varabiliriz. Ama kavga ederek, birbirimize düşerek ve bizi birbirimize düşürttürecek adımlar atanlara karşı herkesin çok dikkatli olması lazım. 

Ünsal ÜNLÜ- Şimdi izleyicilerimizden çokça soru geldi. Çok teşekkür ediyorum sağolun. Özellikle izlediklerini belirtiyorlar. Şunu okumak istiyorum. Tolga Düşünceli demiş ki, eğer biri koltuğunu korumak için barışı bozmayı bile göze alıyorsa kaybedecek şeyleri tahminimizden çok demektir. 

Sayın İrfan Dinç demiş ki, Ünsal bey ilk defa muhalefet halkın gündemine güzel bir giriş yaptı. Bu yüzden senaryolar karıştırılıyor. Aksiyonla absürt komedi birbirine girdi demiş. Bu oy pusulalarının fazla basılmasıyla ilgili bir soru var. Israrla sizin her geldiğiniz programda geliyor ama bugünkünü şuraya yazdım. Özer Aygün Uğur yazmış. Uzunca bir giriş yapmış ben mealen söyleyeyim size. Daha önce çıkarttığınız listeleri işte yolsuzluk raporlarını falan öne çıkartarak diyor ki, şunu net şekilde duymaya ihtiyacımız var. CHP iktidarında bunların hesabı tek tek sorulacak mı? Yoksa bu işler hani geçmişte yapılanlar bir şekilde devri sabık yaratmadan kapatılacak mı? Bunu net olarak duymaya ihtiyacımız der. 

Haluk KOÇ- Birden çok soru oldu. 

İsmet DEMİRDÖĞEN- Aslında tespitlerde çok güzel. Yani o kaybedecek şeylerinin çok yüksek olduğunu gösteriyor.

Haluk KOÇ- Evet. Bu çok net. İlk soruyu soran yurttaşımızın adını alamadım arkadaşımızın ama…

Ünsal ÜNLÜ- Tolga Düşünceli bunu söyleyen.

Haluk KOÇ- Tolga beye şunu söyleyeyim. Bunu herkes görüyor Tolga bey. Zaten bu korkunç siyaset mühendisliğinin her olayın arkasında hepimizi kuşkuyla böyle bir mühendislik vardır boyutuna götüren bütün olaylar gerçekten iktidar gücünü kaybettiklerinde verecekleri hesabın çok ağır olmasından çekiniyorlar. Ben Tolga beye tamamen katılıyorum. Çekindikleri şeyler çok önemli. Çünkü nereye kadar siz belirli haksızlıkları, belirli hukuksuzlukları, belirli yolsuzlukları örtmeye gayret edersiniz iktidar gücüyle. Yani bu dünyanın hiçbir yerinde olmaz. Daha öncede kullanılan bir sözdür yani biliyorsunuz hukuk böyle bir gözü daha az görür, bir ayağı biraz aksak gibi çalışır. Ama eninde sonunda göreceğini tam görür varacağı menzilede, hedefine de tam varır ve sonuçta Türk Ceza Kanunları raflarda duruyor. Bunlarda değişiklik yok. O Türk Ceza Kanunlarında karşılığı olan maddeler çıkartılır ve sorumlularına uygulanır. Bundan çekiniyorlar bu bir. 

İkincisi, bir diğer arkadaşımız artık aksiyon, absürt, komedi böyle biraz açalım isterseniz onu. Yani saçma sapan senaryolar diye çevireyim ben bunu. 

Ünsal ÜNLÜ- İrfan Dinç.

Haluk KOÇ- Onu İrfan bey hatırlayacaktır uzun süredir yaşıyoruz. CHP üzerinde de gayretleri oldu. Yani bir senaryo ekibi kuruluyor, bu senaryo ekibi saçma sapanda olsa inandıracağım bir kitle var diye bir senaryo üretiyor, bir üretimde bulunuyor. Dekor hazır ve oradan hukuk tanımazlığıyla meşhur olmuş şuanda aday olan bakan olmayan bir kişiye iletiliyor oradan Beştepe’ye gidiyor, kaçak saraya gidiyor ve oradan havuz medyasına servis ediliyor ve veryansın. Kişilik hakları, insanların itibarları, cellatlık her şey serbest. Yeter ki, küçücük bir algı oluşturalım. Bunun bize bir şeyi olur. Karşı tarafı işte belli bir noktada tutalım. Bunlar zaten geri dönüyor anında çürüyor. Ama bıkmıyorlar hemen yeni senaryolar. Yok işte Atatürk zehirlendi, şimdi tekrar başka senaryolar başladı. Birde önceden haber veriyorlar duyduk duymadık demeyin şu şu projeye de giriyoruz diye. Yani inanılmaz bir senaryo zenginliği Tolga beyin söylediği bu absürt komedi diye nitelendirdiği bu. Tolga bey üzülerek söylüyorum absürt komedi doğru ama bir izleyici kitlesi yaratmışlar. İşte bu izleyicileri hepimizin çalışarak Türkiye’nin gerçekleri bu değil şekline bir gayret göstermemiz gerekiyor. 

Oy pusulasının çok basılması, kanunen yanılmıyorsam %20 oranında yanılmayalım 10 mu, 20 mi bilmiyorum sayıda fazla basılması gerekiyor kanunen. Yurtdışı oylarda var biliyorsunuz sadece yurtiçi seçmenler değil. Onun için oy pusulalarının hani tam seçmen sayısı kadar basılması değil %20 basılması. Çünkü her sandığa biliyorsunuz belli bir tahribat ya da şu bu şeyi de belli. Ama tutanakla gidiyor bunlar. Yani orada bir sıkıntı olmayacak o kontrol altında. Onu arkadaşımızla paylaşmak istiyorum. 

Sayın Uğur özellikle sormanızı istemişti. Şimdi bütün yapılanlar, edilenler, bütün hukuksuzluklar, bütün acı çektirilen toplum kesimleri, sonuçta hukukun evrensel ilkelerinin uygulanmayıp yandaş bir hukuk yaratma sonucunda mağdur olan insanlar, biliyorsunuz çeşitli davalardan Balyoz, Ergenekon’dan başladı Oda TV hepsi var sırayla. Bugün her birinin arkasında çok safmışız kandırılmışız. Bunlar yani bir masumiyet için o işteki suç ortaklığını ortadan kaldırmak için yeterli hukuksal sebepler değil. Kaldı ki, yolsuzluk boyutunda yaşananlar belgeli, kanıtlı, görüntülü, her şey açık, seçik ortada bir siyasi talimatla parmak kaldırarak ya da oy verme noktasında talimat vererek bunlar suç olmaktan çıkartıldı ve daha üst yargılama yolu tıkandı biliyorsunuz. Bütün bunların hepsinin anayasayı ihlal eden açık uygulamalarında hepsinin mutlaka hukuk çerçevesinde hesabı sorulacaktır. Hesap sorulmazsa zaten o demokrasi olmaz. Yapanın yanına kar kaldığı bir sistemin adı demokrasi değildir. 

Ünsal ÜNLÜ- İki konumuz var. Bir tanesiyle ilgili çok soru geliyor. Bu CHP’nin reklam filminin çok da kamuoyunda ilgi gördü TRT’de yayınlanmaması. Gerekçe; iktidarı eleştiriyor. Birde onun üzerine çok daha önemli bir gelişme oldu ismi de verelim ki hani bu akıl daneyi herkes tanısın bence. Çünkü bir vatandaş Düzce’de suç duyurusunda bulundu dedi ki, milletçe alkışlıyoruz sloganı alkıştan tahrik oluyoruz dedi. Bir izleyici şöyle bir şey yazmış. Bu Düzcelilerin hepsi … diyen milletvekili adayından tahrik olmadın da milletçe alkışlayınca mı tahrik oluyorsun? Hakikaten halkın zekasına gerçekten ulaşmak çok zor. Ümit Ergün’müş adı 29 yaşında esnafmış bu suç duyurusunda bulunan kişi. 

İsmet DEMİRDÖĞEN- AKP’li biri, internet sitesi çalıştırıyor. Yani onun politik kimliği de ortaya çıktı ama bunu biraz renklendirelim. Dün Güneş gazetesinin birinci sayfasında alkışlı eylemin reklam filminin DHKP-C eylemlerini çağrıştırdığı, CHP’nin AVM’lerde, metrobüsler, metrolarda eyleme hazırlandığı…

Ünsal ÜNLÜ- Yani darbe planlıyorsunuz. Söyleyeyim ben onu darbe planlıyorsunuz. 
 Ben çok teşekkür ediyorum amacımıza ulaşmış gözüküyoruz. Yani ilk reklam filminde Sayın Taran’ın yaratıcılığını ben burada altını çizerek söylemek istiyorum. 15 saniyelik bir spottu. 15 saniyenin 3 ya da 4 saniyesinde çok güzel bir sarman bir trafonun önünden kuyruğunu sallayarak tık tık gidiyordu. Birkaç saniye üstelik. Yani bir trafo önünden bir sarman kedi bütün şirinliğiyle, güzelliğiyle yürüyor idi ve bu biliyorsunuz 48 saat sonra patladı. Sosyal medyada patladı. Ve ondan sonra eksik olmasın biz kısıtlı bir bütçeyle çok büyük pazarlıklarla belli bir reklam paketini götürmeye gayret ediyoruz ve Sayın Taner Yıldız, Sayın Başbakan eksik olmasınlar kampanyamıza gönüllü katıldılar ve hemen bu reklam CHP kedinin peşinden gidiyor filan. Biz hemen biraz yoğunluk azalttık. Çünkü iktidar doğrudan CHP reklamlarını kendi gündemine alarak bize bedava reklam yapmaya başladı. 

Ünsal ÜNLÜ- Zaten yapıyordu para harcamaya gerek kalmadı. 

Haluk KOÇ- Para harcamaya gerek kalmadı eksik olmasınlar. Yine bu alkış konusunda da Düzceli kardeşimiz gibi biraz daha gayretkeş, biraz daha böyle yaratıcı olurlarsa biz bundan sonraki reklama ayırdığımız paradan seçimler için örgütlerimize ayıracağımız parayı artırarak biraz tasarruf yapabiliriz. Eksik olmasınlar ben başkalarını da bekliyorum yaratıcı fikirlerle. Yani bir pozitif reklam kampanyası nasıl olur ben reklamcı değilim. Ama bir yurttaşım izlediğim zaman burada ne bir hakaret var, ne bir saldırı var, ne bir kötüleme var. Sonuçta siyaset, seçime gidiyorsunuz. Şiddet çağrısı yok, eylem çağrısı yok. Yani şimdi Başbakan bu hafta bilmiyorum kaçıncı muhtarlarla ilgili toplantısını yapacak. Muhtarlar korkacak alkışlamaya. Tahrik ederiz diye ya da CHP’nin reklamı yapılıyor diye insanlar alkışlamaya korkacak bunları. Zaten öyle bir tereddütte uyanacak şimdi bunların toplantısında. Alkışlarsak eyvah bu CHP’nin reklamına giriyor diye çekinecekler ama ben Düzceli kardeşimizin yaratıcılığı içinde teşekkür ediyorum. Hem CHP’yi gündemde tutmaya ya da bu reklamın tutmasına katkıda bulunduğu için. 

Ama TRT’ye gelelim çok ilginç. Bakın, şimdi işin espri kısmı bitti. Herkes işini yapacak kardeşim. Sen kimsin? Kamunun parasıyla, benim paramla kamu adına yayıncılık yapıyorsun ve senin yayın ilkelerini denetleyen bir yasal çerçeven var. Bir denetleme kurulu bir rapor yazmış buraya getirmedim. Bir halkı isyana teşvikten, toplumu bilmem ne yapmak yazmamış yani. Yani nesi var biraz akıllı olun. 

İsmet DEMİRDÖĞEN- Ama iktidarı eleştirmenin suç olduğunu bilmiyor musunuz?

Haluk KOÇ- Ne yapacağım ben kanarya sevenler derneğini mi eleştireceğim ben? Sonuçta bir seçim gidiyoruz. Ben muhalefet partisiyim. Yani Türkiye’de demokrasi ve hukuk zorlanmadı mı? Ekonomi zorlanmadı mı? Toplumsal hak kavramları bozulmadı mı? Yani bunları söylüyoruz ve bu malum zihniyeti isimde yok protesto ediyoruz diyoruz. TRT’yi yönetenler kendinizi akıllı zannedebilirsiniz, ayağınızı denk alın şuanda kamu suçu işliyorsunuz. Sizin yakanızı bırakmayacağız onu bilin. Şuanda o verdiğiniz yayınlanamaz raporu o denetleme kurulundaki kişi kim ise çok ağır bir hukuki müeyyideyle karşı karşıya kalacak. Türkiye babanızın çiftliği mi sizin? TRT senin babanın özel yayın kuruluşumu? Aç Başbakan konuşsun, aç Cumhurbaşkanı konuşsun, aç şu bakan konuşsun. Paralı reklam veriyoruz. O parayı da biz kamudan aldığımız pay. Gıdım gıdım kullanıyoruz. Sen ne hakla bu hakkımızı bizim elimizden alıyorsun? Neye dayanıyorsun sen? Boyun ne, posun ne, aklın ne? Yani bazen ciddileşmek gerekiyor. Espriyle anlamayana da anlayabileceği sertlikte alnının ortasına çakacak laflar gerekiyor. Sayılı gününüz kaldı ben size söyleyeyim. Bu millet canınıza okuyacak sizin. Hadi bakalım bunu da suç teşkil edin, tahrik etti deyin, tehdit etti deyin. Ben buradayım Cumhuriyet Halk Partisinin Sözcüyüm ve Genel Başkan Yardımcısıyım. Senin gibi bir sürü yalakayla uğraşacak gücümüz var bizim. 

Ünsal ÜNLÜ- Şimdi bu soruya şuradan geldik. Bir izleyicimiz demiş ki, bu yandaş medyayla CHP tanıtımını nasıl yapacak? Aslında bir bölümünü anlattınız. Yani bir bölümüne iktidarda ortak oldu. Onlar yürütüyorlar kampanyanın bir bölümünü. 

Haluk  KOÇ- Eksik olmasınlar. 

Ünsal ÜNLÜ-
Bu arada izleyicilerimiz sormuşlar kimin sözüdür o diye. Demin söylediğim üzerimde kalmasın Samet Kulaksız’ın. Bu Düzcelilerin ben söyleyemiyorum RTÜK kuralları gereği … diyen milleti, hatırlıyorsunuz değil mi bir kadın çıktı, bir hanımefendi liste giremeyince bütün Düzcelilere söyledi. Onu diyen milletvekili adayından tahrik olmadın da CHP’nin alkışından mı tahrik oldun pes demiş. 

Haluk KOÇ- Şimdi ben araya gireyim hemen Düzcelilerle ilgili. Düzce’de çok sayıda yurtsever, bu ülkeyi seven ve bu gidişattan da rahatsız olan yurttaşımız var. Yani böyle bir genelleme yapmak yanlıştır. O vatandaş kendi yaratıcı zekasını kullanmaya çalışmış ama biraz olumlu yönde değil bu iş. 

İsmet DEMİRDÖĞEN- Ben hem küfür edenin, hem bu suç duyurusunda bulunanın hep Düzce’den mi çıkıyor diye yakındılar. Düzcelilerde yakınıyor. 

Haluk KOÇ- O ayrı o bizim dışımızda. Bakın bir sürü Kafkas göçmeni vardır hepsi bu ülkeye sonuna kadar bağlıdır ve sonuna kadar geldikleri günden itibaren bu ülkeye bağlılıklarını her alanda göstermişlerdir. O vatandaşlar o Düzcelileri temsil etmiyor. Düzce bizim gönlümüzde de o yurtsever kimliğiyle, o gülen insanlarıyla, konuksever insanlarıyla her zaman ayrı bir yer tutmuştur onu da söyleyeyim. Ben Düzce’ye ilave bir methiye yapmıyorum gerçeği söylüyorum. 

Ünsal ÜNLÜ- Son konumuz kaldı Papa’nın 24 Nisan yaklaşırken 1915 olaylarına ilişkin değerlendirmesi, soykırım sözünü kullanması. Partiniz nasıl bakıyor bu işe? Ne diyeceksiniz bu konuda? 

Haluk KOÇ-
Şimdi şöyle söyleyeyim, bir Cumhuriyet Halk Partisinin bu konuda değişik tartışmalara konu edildiğini görüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin tutumu çok net ve açıktır. Bu tarihsel bir olaydır. Tarihsel olaya tek boyutlu bakmak yanlıştır. Acılar tabi ki yaşanmıştır. Tek bir kesim, tek bir tarif edilen kesim için değil. Bu topraklarda yaşayan herkes için yaşanmıştır. Anadolu’da birçok insan bu sıkıntıyı hissetmiştir ve daha sonraki kuşaklara da geçmiştir biliyorsunuz. 

Şimdi burada Papa’nın daha önce bir din görevlisiyken Papa olmadan öncede bu konuyla ilgili bir din adamı olmanın ötesinde bir siyasiymiş gibi görüşleri belli zaten bunlar yazılı, kayıtlarda da var değil mi Arjantin’de görev yaptığı sıralarda bir kitabı var. Kardeşim sen bir kaçak saray yaptırdın milletin parasıyla değil mi? Bir israf abidesi diktin oraya. İlk kimi konuk ettin orada? 

Ünsal ÜNLÜ- İşte Papa Franciscus geldi öncelikle bütün dünya gördü. 

Haluk KOÇ- Evet Papa Franciscus geldi değil mi? Haşmetmeap diye karşıladınız. Diplomatik her türlü nezaketi gösterdiniz. Yani senin kankan değil miydi bu? 

Şimdi Cumhuriyet Halk Partisinin görüşünü söylüyorum. Bu konu siyasi bir konu değildir. Bu konu yaşanan bu ortak acının bağımsız tarihçiler tarafından incelenmesini hep söyledik. Sayın Şükrü Elekdağ hatırlıyorsunuz daha 2006 yılında TBMM’de iktidar partisinin de katıldığı ama Sayın Elekdağ’ın ki benim çok saydığım iki dönem birlikte parlamenterlik yapmaktan da büyük mutluluk duyduğum Sayın Elekdağ’ın büyük gayretleriyle parlamento ortak bir noktada buluştu ve dünyaya deklarasyonda bulundu. Önemli tarihçileri çağırdı, ortak toplantılar yapıldı ve daha sonra Fransa’da biliyorsunuz kabul edilen yasa tasarısı karşısında ki Fransa anayasa mahkemesi iptal etti. Yine Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri de iktidar milletvekilleriyle beraber gitti. O heyetin içinde bende varım. Gitti ve o yasanın iptila için uğraşıldı ve özelliklede Fransız Sosyalist Partisindeki önemli isimlerin senatoda anayasa mahkemesine başvurmasıyla Sarkozy’nin o girişimi önlendi. Yani bir ortak mücadele verildi. Kardeşim iki tarafında tarihçileri var, ayrı iki tarafa da mensup olmayan bağımsız tarihçiler var. Ülkelerin arşivleri var. Bunlar açılır tarihsel olarak incelenir ve bir değerlendirme yapılır. Ama bugün sen 100 yıl öncesinin yaşanmış acılarını nasıl bir ülkeye ve o ülkede yaşayan insanlara bir siyasi fatura olarak çıkartma hakkını kendinde görüyorsun? Böyle bir şeyi kabul etmek mümkün değil. Senin ne işine Polonya parlamentosu, senin ne işine Papa efendi? Ne işine? Sen kendi işini yap. Ama arkadaşlara da sormak lazım kime el veriyorsanız, kime koltuk çıkıyorsanız, kimi Türkiye’deki pozisyonunuzu iyice meşrulaştırmak adına bir siyasi muhataplığa alıyorsanız Türkiye’ye kazığı onlar atıyor. Siz kendi prestijinizi, meşruiyetinizi sağlamaya çalışıyorsunuz ama sonradan amiyane tabirle atılan golleri görüyorsunuz. 

Onun için Cumhuriyet Halk Partisine dönük e CHP ne diyor? Türkiye’nin Dışişleri Bakanlığı var. Türkiye’nin her konuya ey bilmem ne diye bağıran bir Cumhurbaşkanı var. Biliyorsunuz soyut düşmanlar icat eden Cumhurbaşkanı var. Karşısında böyle bir diplomatik sıkıntı yaratacak demecin sahibi var. Gereğini yap kardeşim. Başbakanın bundan haberi vardır umarım veya olmuştur. 

Ünsal ÜNLÜ- O kadar değildir. 

Haluk KOÇ- Olmuştur değil mi haberi olmuştur herhalde. 

Ünsal ÜNLÜ- Son şunu okuyum. Betül hanım demiş ki, Esad Eset olmuştu, Papa’da inşallah Pepe olmaz bu saatten sonra demiş. Böyle bir yaklaşım var. 

Haluk KOÇ- Her şey olabilir. 

Ünsal ÜNLÜ- Sayın Koç çok teşekkür ediyoruz açık yüreklilikle bütün sorularımızı yanıtladığınız için.

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları