loading
close
SON DAKİKALAR

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM'nin açılışının 106. yıl dönümünde konuştu: Milletin Meclisi, milletin tüm renklerini taşıdığı için kuvvetli bir alandır!

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM'nin açılışının 106. yıl dönümünde konuştu: Milletin Meclisi, milletin tüm renklerini taşıdığı için kuvvetli bir alandır!
Tarih: 23.04.2026 - 14:15
Kategori: Gündem

TBMM Genel Kurulu, Kurtulmuş başkanlığında, TBMM'nin açılışının 106. yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplandı. Toplantı, İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ, TBMM GENEL KURULU’NDAKİ 23 NİSAN ÖZEL OTURUMUNDA KONUŞTU
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Anayasa ve içtüzük çerçevesinde yeni bir reform perspektifine ihtiyacımız olduğu da açıktır. Temsili genişleten, denetimi derinleştiren, yasama kalitesini yükselten, komisyonları daha etkin hale getiren, milletvekilliğini daha tesirli kılan ve vatandaşla temas kanallarını çoğaltan bir yaklaşım, siyasi sistemimizin önündeki şüphesiz en makul istikamettir.” dedi.
 

-“Anayasa ve içtüzük çerçevesinde yeni bir reform perspektifine ihtiyacımız olduğu da açıktır. Temsili genişleten, denetimi derinleştiren, yasama kalitesini yükselten, komisyonları daha etkin hale getiren, milletvekilliğini daha tesirli kılan ve vatandaşla temas kanallarını çoğaltan bir yaklaşım, siyasi sistemimizin önündeki şüphesiz en makul istikamettir”

-“TBMM, milli sınırlarımızın içindeki ihtiyaçlarla ilgilendiği gibi insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren acılara da ses vermek durumundadır asla sessiz kalamaz. Filistin'de, Gazze'de, Sudan'da, Ukrayna'da, Lübnan'da, İran'da ve başka kriz bölgelerinde hayatları karartılan çocukları unutan bir siyaset anlayışı, kendi çocuklarına da umut veremez”

-“Siyaset kurumu, karşıtlıkların kör düğüm haline dönüştüğü bir yer haline asla gelemez. Meclisler işlevsizleştiğinde toplumlar sokaktaki gerilimle idari katılık arasında sıkışıp kalır. Oysa milli irade, siyasal farklılıkların meşru zeminde konuşulmasını sağlayan en meşru zemindir”

-“Güçlü cumhuriyet, güçlü Meclisle yaşar. Güçlü Meclis ise güçlü teamüllerle, güçlü içtüzükle, etkili komisyonlarla, açık denetim mekanizmalarıyla ve toplumsal katılımla sağlanır”

-“Meclisimizin değeri, kriz anlarında hep daha belirgin hale gelmiştir. Toplumumuz her sıkıştığında yönünü Meclise çevirmiştir. Darbe dönemlerinde, vesayet teşebbüslerinde, iç gerilimlerde ve dış baskılarda, çözümün adresi daima milli iradenin kurumsal çatısı olan bu yüce mekan olmuştur”

-“Gazze soykırımında görüldüğü gibi uluslararası kurumların çöktüğü, kuralların geçersiz hale geldiği, uluslararası ilişkiler kavramlarının dahi hakikati taşımakta zorlandığı bir küresel atmosferde canavarların ortaya çıktığı bir atmosferin olması kaçınılmazdır”

TBMM Genel Kurulu, Kurtulmuş başkanlığında, TBMM'nin açılışının 106. yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplandı. Toplantı, İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

Kurtulmuş, toplantının açılışındaki konuşmasına başlarken, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırılarında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilere Allah’tan rahmet, yaralı öğrencilere de şifa diledi. 

Kurtulmuş, “Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan elim hadiseler, milletçe yüreğimizi dağlayan ağır ikazlardır. Hepimizin önünde duran mesuliyet açıktır. Çocukların güven içinde öğrenim gördüğü, yaşadığı bir iklim kurmak siyaset kurumunun ertelenemez bir ödevidir.” diye konuştu. 

Bu tür hadiselerin tekrarını yaşamamak adına, Meclis’in 21 Nisan Salı günü yapılan birleşiminde, siyasi partilerin ittifakıyla, “Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi için bir Meclis Araştırma Komisyonu”nu kurduğunu belirten Kurtulmuş, komisyonun kurulmasına katkı sunan partilere teşekkür etti. 

- “Bağımsızlığımıza, egemenliğimize, milli iradeye ve demokrasiye bağlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz”

23 Nisan’ın, sadece bir kutlama günü sayılamayacağını belirten Kurtulmuş, Meclisteki 23 Nisan törenleri ve özellikle Meclis özel oturumunun sadece rutin bir törenden ibaret olmadığını ifade etti. Kurtulmuş, “Bu vesileyle topyekun bağımsızlığımıza, egemenliğimize, milli iradeye ve demokrasiye bağlılığımızı bir kez daha teyit ve ilan ediyoruz.” dedi.

23 Nisan’ın, milletin iradesinin tarih sahnesine çıktığı gün olduğunu dile getiren Kurtulmuş, işgalin, dağınıklığın ve yoksunluğun içinden milli meşruiyet çıkaran iradenin, Ankara’da güçlü bir temsile dönüştüğünü kaydetti. 

Devletin temelleri atılırken milletin sözünün de bir kürsüye kavuştuğunu belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhuriyet, bilindiği gibi daha sonra ilan edilmiştir fakat cumhuriyet fikrinin ilk adımları ilk günden itibaren Meclisimizin içerisinde atılmıştır. Egemenliğin kaynağını imtiyazda ve dar kadrolarda aramayan siyasal ahlak, 23 Nisan ruhunun özüdür. 

Parlamento, milletin ortak aklının çalıştığı yerdir. Parlamento, öfkeyi usule, itirazı müzakereye ve toplumsal talebi meşru kararlara dönüştüren yüksek siyaset mekanıdır. Temsilin kuvveti de meşruiyetin asıl menşei de doğrudan doğruya milletten gelmektedir. Meclisimizin değeri, kriz anlarında hep daha belirgin hale gelmiştir. Toplumumuz her sıkıştığında yönünü Meclise çevirmiştir. Darbe dönemlerinde, vesayet teşebbüslerinde, iç gerilimlerde ve dış baskılarda, çözümün adresi daima milli iradenin kurumsal çatısı olan bu yüce mekan olmuştur. Millet, sesini burada aramıştır. Mesajını buradan vermiştir. İtirazını burada büyütmüştür. Uzlaşmasını burada olgunlaştırmıştır.”

- “Birinci Meclis, sadece savaş idare eden bir heyet değildi”

Meclis-i Mebusan’ın açılışıyla belirginleşen 150 yıllık parlamento yürüyüşüyle Birinci Meclisin istiklal iradesi arasında kopmaz bir bağ olduğunun bugün bir kere daha hatırlandığını vurgulayan Kurtulmuş, 1876 anayasal eşiği ve 1877’de fiilen başlayan meclis tecrübesinin, milletin yönetime katılma arzusunu hukuk zeminine taşıdığını kaydetti. 

Son Meclis-i Mebusan’ın mebusları ile Ankara’daki Büyük Millet Meclisi arasındaki devamlılığın, Türkiye’nin siyasi hafızasının kıymetli damarlarından birisi olduğuna işaret eden Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“1920’deki milli irade fikri, hiç şüphesiz tek bir günün eseri sayılamaz. Yarım asırlık bir arayışın, sancılı bir birikimin ve ağır bedellerle olgunlaşmış bir devlet aklının sonucudur. Birinci Meclis, sadece savaş idare eden bir heyet değildi. Millet adına konuşmanın ne manaya geldiğini öğreten kurucu kürsüydü. Orada bulunan mebusların her biri, farklı vilayetlerden, toplumsal köklerden ve hayat hikayelerinden gelmişti. Fakat aynı hakikatte birleşmişlerdi. Memleketin kaderi milletin rızası olmadan tayin edilemez anlayışında.

23 Nisan’ın tarih içindeki önemi tam olarak da buradadır; egemenliğin ve meşruiyetin tek sahibi millet olarak tescil edilmiştir. Egemenliğin tescilinin bir bayram olarak çocuklara armağan edilmesi, siyasetin nihai hedefini de göstermesi bakımından önemlidir. Gelecek nesillerin güven ve huzur içinde yaşadığı, refahtan hakkaniyetle pay aldığı ve çocukların neşe içinde oyunlar oynadığı bir ortamda egemenlik fikri tam manasıyla kök salar ve gelişir.”

-“Güçlü cumhuriyet, güçlü Meclisle yaşar”

Çocukların, yaşadıkları çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde yetiştirilmesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, dijital imkanların arttığı, bilgi akışının hızlandığı bir devirde çocukların ezber yerine idrakle, korku yerine özgüvenle, kalıpçı anlayış yerine eleştirel muhakemeyle büyütülmesinin önemini vurguladı.

Cumhuriyet ile demokrasi arasındaki ilişkinin de 23 Nisan vesilesiyle bir kere daha hatırlanması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Cumhuriyet, halk adına idare iddiasıdır. Demokrasi ise halkın iradesinin yönetime etkili biçimde taşınması çabasıdır. Güçlü cumhuriyet, güçlü Meclisle yaşar. Güçlü Meclis ise güçlü teamüllerle, güçlü içtüzükle, etkili komisyonlarla, açık denetim mekanizmalarıyla ve toplumsal katılımla sağlanır. Toplum, gündelik sarsıntıların ötesine geçip kurumsal çözüm aradığında yine Meclise yönelmektedir ve yönelecektir. Bu sebeple anayasa ve içtüzük çerçevesinde yeni bir reform perspektifine ihtiyacımız olduğu da açıktır. 

Temsili genişleten, denetimi derinleştiren, yasama kalitesini yükselten, komisyonları daha etkin hale getiren, milletvekilliğini daha tesirli kılan ve vatandaşla temas kanallarını çoğaltan bir yaklaşım, siyasi sistemimizin önündeki şüphesiz en makul istikamettir.

Anayasa, milletin kendisiyle yaptığı yüksek sözleşmedir. İçtüzük de yasama vakarının meclis faaliyetlerine yönelik yansımasıdır. Birincisi kurucu ilke ise diğeri kurucu ilkenin çalışma ahlakını belirleyen çerçevedir. Kastettiğim reform arayışı, bir metin değişikliğinin ötesinde siyaset tarzı meselesidir. Amaç, milletin sesinin daha çok duyulduğu, farklı kanaatlerin daha sağlıklı konuşulduğu ve uzlaşının daha sistemli üretildiği bir Meclis düzenini yaratmaktır.

Siyaset kurumu, karşıtlıkların kör düğüm haline dönüştüğü bir yer haline asla gelemez. Meclisler işlevsizleştiğinde toplumlar sokaktaki gerilimle idari katılık arasında sıkışıp kalır. Oysa milli irade, siyasal farklılıkların meşru zeminde konuşulmasını sağlayan en meşru zemindir.”

Meclis’in, memleketin en büyük dinleme kurumu olduğunu belirten Kurtulmuş, “Herkesin hoşuna giden sözü seçmek kolaydır. Milletin hayrına olanı usul ve nezaket içinde savunmak ise güç olsa da daha kıymetli, daha değerli olandır.” dedi. 

- “Meşruiyetini milletten alan parlamentoların sözünün daha da kıymetli hale geldiği aşikardır”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, İstanbul'da geçen hafta gerçekleştirilen ve parlamenter diplomasinin küresel ölçekte çatı kuruluşu olan Parlamentolar Arası Birlik'in (PAB) 152'nci Genel Kurulu’nun parlamentoların dünya siyasetindeki artan ağırlığını ortaya çıkardığını ifade etti.

TBMM'nin ev sahipliğinde başlayan toplantılara 127 ülkeden toplam 2 bin 937 delege, 80'e yakın meclis başkanı, 800'e yakın parlamenterin katıldığını belirten Kurtulmuş, "Katılımın önceki PAB Genel Kurullarına göre yaklaşık yüzde 35 artış göstermesi de şüphesiz Türkiye'nin uluslararası diplomaside artan merkezi konumunun önemli işaretlerinden birisidir. Bu toplantının sonunda imzalanan 'İstanbul Deklarasyonu' ile ortak metin üretme iradesi ve acil meselelerde müşterek tutum arayışı, yasama organlarının küresel diplomaside yeniden merkezi önem kazandığını göstermektedir. İstanbul'da yükselen parlamenter diplomasi sesi, sert rekabetten yorulmuş insanlık için makul bir çıkış arayışına işaret etmektedir." diye konuştu.

Gelecek nesilleri konuşup çocukları koruyamayan bir dünya düzeninin inandırıcılığını kaybedeceğine işaret eden Kurtulmuş, adaletten söz edip temsil krizlerini aşamayan kurumların, insanlığa umut veremeyeceğini vurguladı. 

Dünya siyasetinin bugün büyük bir kırılma evresinde olduğunun altını çizen Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Eski dünya ölüyor, yenisi ise doğmak için debeleniyor, tam da bu alacakaranlıkta canavarlar ortaya çıkıyor. Uluslararası sistemin halini tarif ederken, kimi zaman böylesi cümlelere ihtiyaç duyduğumuz açıktır. Gazze soykırımında görüldüğü gibi uluslararası kurumların çöktüğü, kuralların geçersiz hale geldiği, uluslararası ilişkiler kavramlarının dahi hakikati taşımakta zorlandığı bir küresel atmosferde canavarların ortaya çıktığı bir atmosferin olması kaçınılmazdır. İşte tam da bu anda, zamanın bu eşiğinde, meşruiyetini milletten alan parlamentoların sözünün daha da kıymetli hale geldiği aşikardır." 

-"İnsanlığın ortak vicdanı, çocukların sınıfta öldürüldüğü bir tabloya alışamaz"

Kurtulmuş, Türkiye olarak tüm kurumlarla, tarihten ve bölgesel ağırlıktan gelen birikimle, yeni uluslararası denklemin adalet ekseninde kurulması gerektiğini savunduklarını belirtti. 

Okulun, hastanenin, ibadethanenin, pazar yerinin güvenli sayılmadığı bir dünyada insanlığın ilerleme iddiasının gerçekten akıldan ve mantıktan uzak kalacağını belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“İnsanlığın ortak vicdanı, çocukların sınıfta öldürüldüğü bir tabloya alışamaz, alışmamalıdır. 23 Nisan'ı buruk kılan hissiyatın başlıca kaynağı yurdumuzdaki elim can kayıplarıysa hiç şüphesiz bir başka kaynağı da işte bu uluslararası alandaki tablodur. Okulların emniyeti, insanlığın müşterek haysiyetidir. TBMM, milli sınırlarımızın içindeki ihtiyaçlarla ilgilendiği gibi insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren acılara da ses vermek durumundadır asla sessiz kalamaz. Filistin'de, Gazze'de, Sudan'da, Ukrayna'da, Lübnan'da, İran'da ve başka kriz bölgelerinde hayatları karartılan çocukları unutan bir siyaset anlayışı, kendi çocuklarına da umut veremez." 

- "Umarım ki önümüzdeki süreçlerde bu sürecin gerektirdiği adımlar, nitelikli şekilde atılır"

23 Nisan’ın, gençlere kürsü, söz hakkı vermekle başlayacağını, siyasetin, genç kuşaklardan öğrenmeyi bilen bir vasfa kavuştuğunda tazeleneceğini belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Çocuklarımızın soruları, kimi zaman en köklü siyasi meselelerimizi de tamamen berrak ve şeffaf bir şekilde anlaşılır hale getirir. 'Adalet nedir?' diye soran bir çocuk, anayasanın ruhunu hepimize hatırlatır. Açık söylüyorum, 'Meclis'te neden kavga ediyorsunuz?' diye soran bir çocuk, İçtüzüğün nezaket ve mehabet boyutunu önümüze koyar. ‘Niçin dünya çocukları eşit imkanlara sahip değil?’ diye soran bir çocuk, refahın adil paylaşımını küresel siyasetin en önemli gündemi olduğunu önümüzde koyar. Çocukların kendilerini evinde, okulunda, şehrinde ve memleketinde emniyet içinde hissetmesi, devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin en hakiki göstergelerinden birisidir. Mutluluk, kamusal alanın içinde bir süs sayılamaz. Çocuğun neşesi aslında memleketin istikbalidir." 

-“Milletin Meclisi, milletin tüm renklerini taşıdığı için kuvvetli bir alandır”

Kurtulmuş, TBMM'nin kapılarını geçen yıllarda olduğu gibi bu 23 Nisan’da da çocuklara sonuna kadar açtıklarını anlatarak, Meclis'te geniş katılımlı programlar yürüttüklerini söyledi.

“Medeniyetimiz, devletin adaletle ayakta durduğunu söyler. Başka bir hikmet çizgisi, meşveretin bereketini öne çıkarmaktır.” diyen Kurtulmuş, siyasi geleneğin derin katmanlarında, kararın ortak akılla olgunlaşması, yöneten ile yönetilen arasında aşılmaz duvarlar konulmaması ve itirazların dinlenmesi gerektiği yönünde güçlü teamüllerinin bulunduğunu kaydetti. 

Bugün toplumsal güveni büyüten bir siyaset diline ihtiyacın bulunduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Korku yaymayan, emniyet veren, küçümsemeyen, kapsayan, kuşatan, dışlamayan, temsil eden, geciktirmeyen, çözen ve suçlama kolaycılığına kaçmadan, sorumluluk alan bir üsluba ihtiyacımız olduğu açıktır. 

Bu ihtiyacın en somut örneği de Meclisimizin büyük çoğunluğunun aktif katılımı ile gerçekleşen, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun çalışmalarıdır. Komisyon büyük bir demokratik olgunlukla, karşılıklı müzakere ve çözümleri ortaklaştırma anlayışla çalışmış ve nihai raporunu tamamlayarak görevini hakkıyla yerine getirmiş, bundan sonraki Meclis süreçleri için de milletvekillerimize ve partilerimize olumlu bir örnek teşkil etmiştir. Umarım ki önümüzdeki süreçlerde bu sürecin gerektirdiği adımlar, nitelikli şekilde atılarak, Türkiye'de barış, kardeşlik ve dayanışma ekseninde yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açılır. Milletin Meclisi, milletin tüm renklerini taşıdığı için kuvvetli bir alandır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye, büyük şehirlerden sınır ilçelerimize kadar memleketin her sesi burada yankı buldukça milli egemenlik kökleşmektedir. Türkiye, demokrasi tecrübesini daha olgun hale getirecek imkana da birikime de sahiptir. Reform ihtiyacı, cumhuriyetin demokratik cevherini daha görünür hale getirmenin en makul yoludur."

- "Bayram sizindir, Meclis sizindir"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, çocuklara da seslenerek, "Bayram sizindir, Meclis sizindir. Memleket sizindir. Fakat en önemlisi, bugünden yarına geleceğimiz sizlerin omuzlarında yükselmektedir. Sizler ne kadar özgüvenli ne kadar donanımlı ne kadar vicdanlı yetişirseniz, Türkiye o kadar güçlü, o kadar huzurlu, o kadar müreffeh ve o kadar neşeli olacaktır." diye konuştu. 

Kurtulmuş, Birinci Meclisten bugüne uzanan yürüyüşün, kesintisiz bir meşruiyet arayışının yürüyüşü olduğunu kaydederek, Meclis-i Mebusan'dan TBMM'ye taşınan parlamento hafızasının memleketin demokrasi kültürünü beslemeye devam edeceğini belirtti.

23 Nisan'ın manasının bu anlarda tekrar tekrar değer kazandığını vurgulayan Kurtulmuş, "Egemenlik milletindir. Temsil milletindir. Siyaset millet içindir. Cumhuriyet milletle güçlenir. Meclis milletle anlam kazanır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, Birinci Meclisin kurucu kadrolarını, istiklal uğruna can veren şehitlerimizi, fedakarlık gösteren gazilerimizi, millet iradesine emek vermiş Birinci Meclis'ten bu zamana gelen tüm milletvekillerimizi saygıyla ve minnetle anıyorum. Çocuklarımızın yüzü daima gülsün. Memleketimiz huzur, güven, refah ve esenlik içinde büyük ve güçlü Türkiye istikametindeki yoluna devam etsin. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hepinize ve bütün ülkemize kutlu olsun." ifadesini kullandı. 

TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından siyasi parti gruplarına söz verdi. 

Kaynak : istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları