loading
close
SON DAKİKALAR

‘Telekulağın ardında Başbakan var’

‘Telekulağın ardında Başbakan var’
Tarih: 13.02.2012 - 01:37
Kategori: Siyaset

Deniz Feneri soruşturması nedeniyle Erdoğan’a yüklenen CHP lideri “Ucu size mi dokunuyor” diye sordu.

Deniz Feneri soruşturması nedeniyle Erdoğan’a yüklenen CHP lideri “Ucu size mi dokunuyor” diye sordu. Kılıçdaroğlu, kanunsuz dinlemelerin arkasında Başbakan’ın desteğinin olduğunu da ileri sürdü
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün düzenlediği basın toplantısında Deniz Feneri soruşturması ve Koşaner’in internete düşen ses kayıtlarına ilişkin görüşlerini açıkladı. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:

YOLGEÇEN HANI

Kanunsuz dinlemelerin, Genelkurmay Başkanı’na ve onun çalışma ofisine kadar uzandığını gördük. Meğer en mahrem kurumlarımızın çalışma ofisleri yolgeçen hanına dönmüş. Meğer devletin en mahrem toplantılarına sokulan bir “uzunkulak”, oradan Allah bilir nerelere yayın yapıyormuş da bizim haberimiz yokmuş.

MUZ CUMHURİYETİ

Herkes konuşmanın içeriğine takıldı kaldı. Yaşadığımız ayıplar nedeniyle çok bilinmeyenli bir denklemle karşı karşıyayız. Bu dinlemeyi yapan kim, bilmiyoruz. Daha böyle kaç toplantı dinlendi, bilmiyoruz. O toplantıların konusu neydi, bilmiyoruz. Buradan alınan bilgiler içerde dışarıda kimlere servis edildi, bilmiyoruz. Bırakın bu cevapları bilmeyi, bu soruları sormayı akıl eden bir Allah’ın kulu çıktı mı? Hayır çıkmadı. Biz dünkü devlet değiliz. Aşiret devleti değiliz, Muz Cumhuriyeti değiliz.

UMURUNDA DEĞİL

Bu dinlenen toplantılarda üst düzey güvenlik sorunlarının tartışıldığını düşünün, terörle mücadelenin kritik evlerinin tartışıldığını düşünün. Sonra da bu bilgilerin terör örgütlerine, ya da yabancı devletlere servis edildiğini düşünün. Günlerdir bekliyorum Sayın Başbakan çıksın bir açıklama yapsın, yüreğimize su serpsin diye. Umurunda değil.

BİLİYORDU

Çıkmış bir hükümet yetkilisi, diyor ki ‘bu konuşmalar bizim yaptığımız atamaların ne kadar isabetli olduğunu ortaya koymuştur.’ Ne anlama geliyor bu? Demek ki o atamaları yaparken bu konuşmalara vakıftınız. Bu kasetler elinizdeydi.

SUSUYOR

Sayın Başbakan susuyor. Kendi yakınlarının kılına zarar geldiğinde aslan kesilen Sayın Recep Tayyip Erdoğan; devletin gizli toplantıları, gizli konuşmaları işportaya düşerken susuyor. Zannediyor ki bu problem sadece TSK’ni ilgilendirir. Devlet hayatımızın ciddiyeti bu Başbakanı ilgilendirmiyor; ulusal güvenliğimiz bu Başbakanı ilgilendirmiyor; beka sorunumuz bu Başbakanı ilgilendirmiyor! Ama “Deniz Feneri”ndeki akçalı dalavereler bu Başbakanı ilgilendiriyor.

NAL TOPLUYORSUNUZ

Çıkmışlar pişkin pişkin, “yabancı servisler dinlemiştir” diyorlar. Ben şimdi soruyorum; bu yabancı servisler herkesi dinliyor da, siz neden nal topluyorsunuz? Bunları biliyorsunuz da neden önlem almıyorsunuz?

YALAN SÖYLEMEYİ BIRAK

Aslında ortaya çıkan bir tablo var. Yalan söylemeyi bırakın Sayın Başbakan! Bütün bu kanunsuz dinlemelerin arkasında sizin sessiz desteğiniz var. Onun için bu güne kadar hep ipe un serdiniz. İnsanlar mağdur edilirken, kurumların saygınlığı ve güvenilirliği ayaklar altına alınırken. Bugüne kadar kafanızı hep başka tarafa çevirdiniz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Genelkurmay Başkanı, kendi çalışma ofisinde, komuta heyetiyle toplantı yaparken dinleniyor. Kurumları birbirine tuzak kuran bir devlet, devlet mi olur?Böyle devlet mi yönetilir? Bu olay dünyanın neresinde yaşansa yer yerinden oynardı. Bizde vakayı adiyeden sayılıyor. Çünkü kepazeliğin her türlüsünü kanıksadık.

TEK PARTİ GÖMLEĞİ

Bu böyle gitmez Sayın Başbakan. Ya korumanız gereken değerleri korursunuz ya da hukuki sorumluluğunuz doğar. Yanlış yoldasınız Sayın Başbakan. Bu ülkeyi tek parti gömleğine sığdıramazsınız. Bu ülkeyi tek parti perspektifine sığdıramazsınız. Bu ülkeyi tek parti hegemonyasına itaat ettiremezsiniz. İstediğiniz kadar dinleyin, dinletin. İstediğiniz kadar ortalığa korku salın.

Ucu size mi dokunuyor?

KILIÇDAROĞLU Deniz Feneri Derneği e.V. yolsuzluğunun bir ucunun hükümete dayandığını da iddia etti: 

Konuyu şahsen incelediğim, araştırdığım için biliyorum çok ciddi delillere dayanıyor. Kaldı ki ayrıca ortada mahkeme huzurunda yapılmış itiraflar da var. Gelin görün ki, daha dava açılmadan hükümeti bir sancı tuttu. Ne kadar eğdiler büktülerse de dava açılmasına mani olamadılar. En sonunda dün, mahkemeye bakan savcıların görevine son verdiler. Dünyanın hiçbir hukuk devletinde böyle bir şey olamaz. Yürümekte olan bir davaya iktidarlar bu şekilde müdahale edemezler. Ederlerse kamu vicdanı ayağa kalkar. Neden korkuyorsunuz Sayın Başbakan, neyin açığa çıkmasından korkuyorsunuz? Deniz Feneri Derneğiyle ilgili bir şaibe henüz açıklığa kavuşmamışken, bir şaibe de hükümet eliyle yaratılmıştır.

Hükümetin bu paniği bu telaşı hayra alamet değildir. Turpun büyüğü heybede duruyor. Tedarikçi firmaları kimdir? Bu firmalardan hangi fiyatlarla mal alınmıştır? Bu firmalarla Dernek yöneticileri arasında nasıl bir ilişki var? İşin arkasında daha başka kimler var? Millet adına hepsinin aydınlatılmasını istemek demokrasinin, uygar olmanın, ahlakın temel kuralı değil midir? Sayın Erdoğan’ın bu tür olaylarda kullandığı bir cümle var. “İşin ucu kime çıkarsa çıksın, nereye dokunursa dokunsun üzerine gideceğiz” Ama Deniz Feneri olunca hayır... Peki, Sayın Erdoğan bu olayda işin ucu acaba size mi dokunuyor?

Kanal 7’ye aramayı kim haber verdi?

CHP liderine göre Deniz Feneri davası nedeniyle yargıya açık bir müdahale sözkonusu:

HANİ BAĞIMSIZDI

Şimdi sormak gerekir; hani Türkiye bir hukuk devletiydi? Hani yargı bağımsızdı? Bu ülkede Başbakan’ın ahbaplarına dokunulamıyorsa ne hukuk vardır, ne de yargı bağımsızlığı... Ben iddia ediyorum; bundan böyle hiçbir savcı Başbakan’a selam vermiş birine dava açamaz, hiçbir hakim ceza veremez.

ÇAĞDAŞ DEĞİL

Bu sadece bir rejim sorunu değildir. Bu aynı zamanda bir medeniyet, bir uygarlık sorunudur. Dolayısıyla bu olup bitene münferit bir olay gözüyle bakamazsınız, bakmamalıyız da... Bu olay, AB İlerleme Raporlarına kadar girmiş bir olaydır. Çünkü Avrupa’da bu olay “yüzyılın yolsuzluğu” olarak adlandırılmaktadır.Bu olayın ortaya koyduğu bir diğer gerçek de Sayın Başbakan’ın çağdaş uygarlığın adamı olmadığı gerçeğidir. Kendisini hukukun da, yargının da üstünde gören bir Başbakan, 21. yüzyıl Türkiye’sinin Başbakanı olamaz.

AÇIKLASINLAR

İşin bir de öbür yüzü var. Sayın Başbakan ve Sayın Adalet Bakanı bu işe neden burunlarını soktuklarını kamuoyuna açıklamalıdırlar. Ben şimdi bize gelen duyumları Sayın Başbakan’a soruyorum; vaktiyle Deniz Feneri Derneği üzerinden oluşturulan fonlarla bir ilişkiniz var mıydı, yok muydu? Bir bilginiz var mıydı, yok muydu? Savcıların görevden alınmasının, davanın sanıklarından birisinin bir şeyler yapılmazsa konuşacağı tehdidiyle bir ilgisi var mı, yok mu? Kanal 7’de arama yapılacağını Kanal 7’ye bildiren köstebek kim? Bu, size çok yakın çalışan bir çalışma arkadaşınız mı? Savcıların görevden alınmasının arkasında bu gerçeklerin ortaya çıkmasından duyduğunuz telaş mı var? Bu yüz kızartıcı suçu işlediği ileri sürülenlerle ne tür bir kader ortaklığınız oldu ki, davayı açıkça ört bas etmeye çalışıyorsunuz?

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları