loading
close
SON DAKİKALAR

Toprak: Burnun havada sırtın yerde!

Toprak: Burnun havada sırtın yerde!
Tarih: 16.07.2012 - 14:03
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak Tv8’de Türkiye’nin güncel ve temel sorunlarıyla ilgili açıklamalar yaptı...

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak Tv8’de Erkan Tan’ın sorularını yanıtladı:

Erkan TAN- Sevgili dostlar, Erkan Tan’la başkentten devam ediyor. Stüdyomuzda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sayın Erdoğan Toprak bulunuyor. Bilen biliyor, bilmeyen için hatırlatalım. Yarın, öbür gün Ankara’da kurultay yapıyorlar. Dönüşüm ve değişim sloganıyla bu kurultay toplanıyor. Konuşacağız. Günaydın efendim.

Erdoğan TOPRAK- Günaydın iyi yayınlar.

Erkan TAN- Sağ olun teşekkür ediyoruz efendim. Yani Ankara kurultay heyecanıyla sarsıldı geçen haftadan beri. İstanbul’dan gelenler, Van’dan gelenler, Artvin’den gelenler, her yerden geliyorlar. Sizde hava nasıl?

Erdoğan TOPRAK- Valla çok mutluyuz, çok heyecanlıyız. Çok güzel bir atmosfer var. Partililerimiz akın akın Ankara’ya geliyor. Bu mutlu günde bizimle beraber olmak istiyorlar. Bu değişimi ve demokrasi kurultayı zaten. Demokrasi ve değişim adını koymuştuk. Buna şahitlik etmek istiyorlar. O gün o salonlarda coşkulu bir atmosfer olacak. Çünkü herkes bunun farkındaki AKP iktidarı tıkandı. AKP bu ülkeyi kötü idare ediyor. Yani geldiği günden bugüne kadar ülkede 10 yıla yakındır iktidardalar bana 10 yılda şu işi iyi idare ettiler diyecek ben bir kişiye rastlamıyorum.

Ama şu var. Bir grup medya AKP sanki bu ülkeyi iyi idare ediyormuş gibi, sanki terörü bitirmiş gibi, sanki işsizliği bitirmiş gibi, sanki dış politikada böyle büyük başarılar elde etmiş gibi böyle bir yansıtmalar halkı, halkı uyutma var. Ama halkımız uyumuyor. AKP bugün bu ülkeyi kötü yönetiyor ve bu ülkenin kötü gidişine de dur diyecekte Cumhuriyet Halk Partisidir.

Erkan TAN- Efendim sizde canınız sıkıldıkça kurultay yapıyorsunuz. Kurultayın bile ağırlığını kaybettirdiniz. Melik Gökçek kendisini CHP uzmanı olarak takdim ediyor ya kamuoyuna. Buna benzer cümleler söyledi efendim.

Erdoğan TOPRAK- Bence Melih Gökçek bıraksın bizimle uğraşmayı da Ankara’yı nasıl iyi idare ederim ona baksın. Melih Gökçek Ankara metrosunu bile beceremedi ulaştırma bakanlığına devretti. Yani Ankara’da bir metroyu dahi beceremeyen bir belediye başkanı kalkıp 90 yıllık bir çınar ağacını, Cumhuriyet Halk Partisiyle uğraşmasını çok sıradan, basit buluyorum. Melih Gökçek şunu unutuyor. Cumhuriyet Halk Partisi kanunların emrettiği ölçüde, emrettiği noktada iki yılda bir olağan kongresini yapıyor. Yani bu bizim olağan kongremiz. İki yılda yapacağız. Demokrasinin gereği bu. Yani bizde padişahlık sistemi yok ki. İki yılda bir kanun bize diyor ki, kurultay yapacaksınız, delegenizin iradesine gideceksiniz, delegeniz kimi seçecekse, delegeniz bu yetkiyi kime verecekse o bu partiyi yönetir diyor. Bizde onun gereğini yapıyoruz. İkinci yılımız doldu, olağan kurultayımız bu. 34. Olağan Kurultay olduğu içinde biz Arena Spor Salonunda ayın 17 ve 18’inde de vatandaşlarımızla beraber olacağız.

Erkan TAN- Furkan Akmeşe, siz çok iyi yönettiniz sanki. Kardeşim IMF’nin kapısında yatıyordunuz demiş bir seyircimiz Furkan Akmeşe. Tabi öyle bir algıda özellikle AKP’liler tarafından sürekli söylendiği için oluşuyor. Yani sanki 80 yıldır, yani eski bir partisiniz ya Cumhuriyet Halk Partisi. Kurulduğunuzdan beri siz yönetiyormuşsunuz gibi bir havada var. Bunu da yayıyor özellikle AKP. Önce buna ne dersiniz?

Erdoğan TOPRAK- Şimdi Furkan beye şunu sormak isterim. Cumhuriyet tarihinden bugüne kadar bir çok sanayi tesisi kuruldu, bir çok tesisler kurduk ve o tesisleri kurmamızın tamamı yolları, demiryolları, fabrikaları, her şeyi içerisinde bizim cumhuriyet tarihindeki gelinen borç. Ki onun hepsinde bizim yokuz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz yokuz. 50’den sonra parçalı dönemlerde varız. Toplam borç 220 milyar dolar.
Şimdi 10 yılda 600 milyara çıkardılar ve cumhuriyet tarihindeki tüm kurulu tesislerimizi Tüpraş’ı, POAŞ’ı her şeyi de sattılar. Fabrikalarını da sattılar devletin. Miras yedi gibi har vurup harman savurdular ama bu borç düşmedi. İyi de başarı ben eğer o borcu 220’den 200’e düşürselerdi veya 219’a düşürselerdi başarılı sayardık.

Erkan TAN- 1 milyar dolara bile razıydınız öylemi?

Erdoğan TOPRAK- Razıydık. Şimdi bu kadar malı satacaksınız, raflarınızda malınız kalmayacak, borç 3 katına 
çıkacak. Allah’ını seversen başarı nerede? Furkan kardeşime soruyorum. Ey Furkan kardeşim televizyonun başında beni izliyorsan elini vicdanına koy. O kadar malı satmana rağmen, o kadar devletin yatırımlarını satmana rağmen bu borç niye 3 kat arttı. Gözünü sevdiğim sen niye bu partiyi başarılı görüyorsun. Uyan artık.

Erkan TAN- Samsun’dan bahsedecektiniz yayından önce söylemiştiniz. Sel felaketini bile siyasete alet ettiniz, hükümete çakmak için kullanıyorsunuz diyorlardı. Artık demiyorlar gerçi ama.

Erdoğan TOPRAK- Peki o evlatlarımız niye öldü?

Erkan TAN- İşte felakettir, haktan geldi kardeşim.

Erdoğan TOPRAK- Felaket değildir. Bu kötü bir yöneticiliktir, bu akılsızlıktır, bu beceriksizliktir en kısa tabirle. Dere yatağına ev yapılır mı? Yani TOKİ o kadar övündüğünüz ama ben bu ülkenin başına en büyük felaketin TOKİ olduğunu söyleyen biriyim.

Erkan TAN- Doğru birkaç kere burada söylediniz.

Erdoğan TOPRAK- Evet. Neden biliyor musunuz? Birincisi, Samsun’u bitirmek istiyorum. Samsun’da bu kadar elinizde teknik imkan varken, bu kadar büyük bir kurumken kalkıp dere yatağına dere yatığı derelerindir, sularındır. Onlar coşkuyla akarlar. Onlar özgürce akarlar. Dereleri kimse hapsedemez. Hiçbir güç derelerin coşkuyla akmasını hapsedemez. Ama en büyük aptallık o dere yatağına götürüp ev yapıp o garibanların evlatlarımızı öldürmesindedir. Suçlu olan TOKİ’dir. TOKİ’nin şapkasını önüne koyup düşünmesi lazım. O projeye onay verenin ve o ilgili bakanın istifa etmesi lazım. Dere yatağına gidip ev yapacaksın, bir sürü insan ölecek efendim felaket diyeceksin. İyi de su nereden gidecek kardeşim. Allah’ın yağmuru nereden gidecek yani. Dereleri hapsedeceksin, insanlar ölecek yok üst katlara çıksınlar. Yani böyle aptalca bir şey olur mu?

Bir başka nokta; TOKİ’yle Türkiye’nin mimari yapısı bozuluyor. TOKİ eliyle Türkiye’deki mimari yapıyı altüst ettik biz. Yetmedi bizim ekonomideki o esnafta dolaşan o paraları biz getirip betona koyduk. Türkiye işletme sermayesi konusunda o kadar beton yığınına parayı döktü ki binalara, apartmanlara şuanda Türkiye içerisinde dolaşan parayı azalttık. Yani o esnafın hareketini azalttık, bünyeyi zayıflattık. Bir başka nokta ise, planlama konusunda. Normal şehrin 3 katlı yapısını 4 katlı yapılı yerlere mimari yapıyı bozarak 20 kat verdik zorlama. Onun altyapısı karşılıyor mu, yolu karşılıyor mu?

Erkan TAN- Onlar hep 4 kata göre.

Erdoğan TOPRAK- Tabi ki. Orada bir mimari yapı var, mimari bir siluet var.

Erkan TAN- Kanalizasyon ona göre, su borusu ona göre.

Erdoğan TOPRAK- Evet. Birden bir bakıyoruz TOKİ alıyor, derebeyi gibi ben yaptım oldu mantığıyla oraya 20 kat çıkıyor. Şehrin silueti bozuluyor. TOKİ övünülecek bir şey değil. Ve TOKİ o kadar büyük yolsuzlukları içinde barındırıyor ki, bunlar yarın öbür gün öyle bir patlayacak ki bir bir kamuoyunda göreceksiniz. Bugün patlamıyor.

Erkan TAN- Patlamıyor mu?

Erdoğan TOPRAK- Niye patlamıyor biliyor musunuz? Hükümetin baskısı var.

Erkan TAN- Ama Başbakan zaten sahip çıktı. Yani öve öve bitiremedi TOKİ’yi ve hizmetlerini. Ki öyle canım 10 binlerce de konut yaptılar. Arada oluyor işte böyle canım.

Erdoğan TOPRAK- Arada olmuyor. Yaptığı her projenin altında bir bit yeniği var. O bit yeniği şuanda çıkmıyor. Çünkü iktidarın müthiş baskısı var. İktidar ben yaptım oldu ve padişahlık sistemiyle bugün ülkeyi yönetiyor. Demokrasi askıya alınmış, özgürlükler askıya alınmış, iş adamları bastırılmış, medya bastırılmış. Kimse özgürce söyleyemiyor onun için şuanda su üstüne çıkmıyor.

Bakın ben Anadolu’yu geziyorum. Patates üreticisi perişan, çay üreticisi perişan, meyve üreticisi perişan, pancar üreticisi perişan. Türkiye sıkıntılı bir sürece gelmiş.

Erkan TAN- Onlar perişan Erdoğan bey, bizde burada acayip pahalı yiyoruz. Yani 30 kuruşa satılamayan portakalı biz burada 2 milyona yedik bütün kış. Hem üretici, hem tüketici kazık yiyor aslında.

Erdoğan TOPRAK- Tabi. Neden? Çünkü bu ülkeyi öyle bir kanunlarla kötü noktaya getirdi ki, üreticiyle tüketici arasındaki bağları kopardık. Narenciye üreticisi daldaki narenciyeyi toplamak için özel arkadaşlarına İstanbul’a telefon ediyor ya ne olursunuz gelin toplayın, bedava alın götürün. Çünkü o dalda kalırsa ağaca zarar veriyor diye noktasına geldi.

Şimdi bizim bu kışın işte Adana, Mersin bölgesindeydim orada narenciye üreticileri yolumu kestiler, sohbet ettik. Dediler ki, bu hükümetin hatalı dış politikasından dolayı biz doğu ve güneydoğudaki, Akdeniz’deki üreticiler perişanız. Çünkü biz malımızı satıyorduk. Ortadoğu ülkelerine satıyorduk. Ama ne hikmettir bilmediğimiz bir tartışmadan dolayı, bir kavgadan dolayı ki o zaman söylüyorlar. Sonra bu olay daha da farklı noktalara geldi. Şuanda biz oraya hiç bir şey yapamıyoruz ve perişanız. Antep sanayi odası başkanı kıyameti kopardı.

Erkan TAN- Hadi canım sizde en kritik zamanda BAAS’çı oluyorsunuz Türkiye’de dedi Başbakan. Diyorlar diyemeyeceğim diyen belli, dediği lafta belli. En stratejik zamanlarda, en böyle hassas vakitlerde bir bakıyoruz BAAS’çı olmuş CHP.

Erdoğan TOPRAK- Hayali dış politika peşinde koşanlar kendi dayanak noktalarını kaybederler. Hayali dış politika peşinde koşanlar. Bu laf bana ait değil. Bu laf 1923’te Mustafa Kemal Atatürk’e ait. Bugün onu teyit eden bir noktaya geldik. Biz hayali dış politika peşinde koştuk.

Erkan TAN- Hayali dış politika peşinde koşup dayanak noktasını kaybetti AKP hükümeti öylemi?

Erdoğan TOPRAK- Dayanak noktalarını kaybederler. AKP kendi dayanak noktasını kaybetti. O kadar hayali dış politika peşinde koştu ki, orada bakın biz oraya özgürlük götürecektik değil mi? Orada özgürlükleri yok. Biz buna katılıyoruz. Onu götürmenin yolu o ülkeye yaptırımlar konusunda dışarıdan da uluslararası alandan bir baskı kurarak olur. Biz onlara a sen getirmezsen ben gelir bıçak kemiğe dayandı, ben getiririm senin vatandaşına özgürlük dedik.

Erkan TAN- Öyle demedi canım. İç meselemiz gibi görürüz ha ona göre dedi.

Erdoğan TOPRAK- Öyle. Bıçak kemiğe dayandı demek…

Erkan TAN- Dolaylı olarak sizin dediğiniz anlam çıkar doğrudur.

Erdoğan TOPRAK- Evet. Ama onlarda bize ne dediler? Senin evlatlarını biz denizin dibine dahi gömeriz, senin gıkın çıkmaz. Sahte kabadayılıkla olmaz. Burnun havada, sırtın yerde şuanda Türkiye olarak. AKP iktidarının yaptığı bu.

Erkan TAN- Ondan önceki cümle daha ağırdı. Ben doğru anlamış mıyım? Hani şimdi twit atacağız ve manşet yapacağız. Çocuklarını denizin dibine gömerim…

Erdoğan TOPRAK- Ve gıkın çıkmaz.

Erkan TAN- Doğru anlamışız o zaman.

Erdoğan TOPRAK- Doğru. Şuanda evlatlarımız denizin dibine gömüldü. Biz onun evlatlarına demokrasiyi götürelim derken kendi evlatlarımızı denizin dibinden topladık. Böyle dış siyaset olmaz. Benim evlatlarımın kanı hale yerde 24 gün oldu. Sen o ülkeye demokrasi götürme kabadayılığıyla, sahte kabadayılık yaparken kendi uçağına bile sahip çıkamadın. Kendi evlatlarının ölümüne bile sahip çıkamadın. 5 tane ayrı açıklama geldi. Hangisi doğru bilmiyoruz. Bu ülke kötü yönetiliyor. Ve seni oraya arkadan pohpohlayanlar BM’de ve NATO’da senin arkanda durmadılar. Türkiye büyük bir devlet. Ama küçük fikirlerle idare edilemeyecek kadar büyük bir devlet. Küçük Enverlerle bu ülke idare edilemez. Küçük Enverlerle bu ülkenin dış siyaseti yönetilemez.

Erkan TAN- Çok ağır konuştunuz Erdoğan bey.

Erdoğan TOPRAK- Bunun altını tekrar çiziyorum.

Erkan TAN- Demokrasi götüreceğim dedin…

Erdoğan TOPRAK- Kendi evlatlarını denizinde dibinde evet. Küçük Enverlerin hayali dünyasıyla Türkiye bataklıklara sürüklenmemeli.

Erkan TAN- Şimdi size BAAS’çı dedi ama.

Erdoğan TOPRAK- Biz BAAS’çı değiliz. Biz Suriye’deki antidemokratik yapının değişmesini istiyoruz. Ama komşu bir ülkenin iç işlerine müdahale etmeyi kendimizde hak görmüyoruz.

Erkan TAN- Söylediğiniz bu mudur?

Erdoğan TOPRAK- Evet. Bana BAAS’çı diyen zatlar onlarla baraj temeli attılar, ortak bakanlar kurulu kurdular. Suriye’yle ben mi ortak bakanlar kurulu kurdum? Suriye’yle ben mi vizeleri kaldırdım. Suriye’yle ben mi baraj temeli attım? Ben mi Suriye’de iftarlara gittim? Ben mi kardeş olup el ele tutuştum? Terörü yıllarca besleyen o iktidarı gidip canciğer kuzu sarması ben mi oldum? Ben Suriye yönetimini benimsemiyorum. Ama ben Türk dış politikasındaki gelinen bataklık konusundaki tehlikeye işaret ediyorum. Sıfır dış sorun dediler. Peki bana söyler misiniz bizim kaç tane dostumuz kaldı etrafımızda? Televizyonu başında olan herkese soruyorum etrafımızda bir tek dostumuz yok. Bizi Suriye bataklığına sürükleyen, bize o gazı veren dış güçlerde bizim arkamızdan çekildi. BM niye kınamadı peki? NATO niye karar almadı peki? Bakın yani bunları alt alta koyduğumuzda bir sıkıntı var. Bizim yapmamız gereken kendi milli bir dış politikamızı uygulamamız lazım. Bizim yıllardır bu coğrafyada bu kadar huzur içerisinde yaşamımızın altında yatan neden başka ülkenin taşeronu olmamaktan geçiyor. Komşularımızla iyi ilişkiler ama müttefiklerimizle de belli çıkar ilişkilerimiz olur. Ama biz komşularımızla savaş noktasına geldik.

Erkan TAN- Cengiz Demir demiş ki, ya ne iyiydi de biz bilmiyorduk. Komşularımızla her şey çok mu iyiydi zaten eskiden de şimdi kötü olduk demiş bir seyircimiz.
Başka bir seyircimiz Rumeli Balkan, CHP’ye BAAS’çı diyenlerin elinde 1 milyon Iraklı Müslümanın kanı var kardeşim. Bunu da ben diyorum Erkan bey demiş bir seyircimiz. Ne diyorsunuz? Biri sizden, biri AKP’den iki mesaj galiba.

Erdoğan TOPRAK- Bizim komşularımızla geldiğimiz noktada 2002’de bu iktidar ülkeyi yönetmeye başladığında bir tek 
bizim Yunanistan’la ve Rum kesimiyle bir sorunumuz vardı. İki sorunumuz vardı. Ama Suriye’yle savaş noktasında değildik, Irak’la savaş noktasında değildik, İran’la savaş noktasında değildik, Ermenistan’la savaş noktasında değildik. Ermenistan’la bir açılım yaptılar. Ne oldu Ermenistan açılımı? İsviçre’deki o mutabakatlar ne oldu? Yetmedi Ermenistan’la bu yaptığımız iş hiçbir soruna çözüm olmadı. Ama Azerbaycan gibi kardeş ülkemizi karşımıza aldık. Ermenistan olayı böyle.

İran’a geldik. İran’da tüm dünyayı karşımıza aldık. Brezilya Başkanı Lula’yla beraber dedik ki, ya burada nükleeri yapıyorlar falan deyip sonra Lula’da gitti Brezilyada bizi terk etti. Tek başımıza BM’de İran’ın avukatlığına soyunduk. Sonra İran Kürecik’teki o erken uyarı radarıyla ilgili ben orayı vururum dedi. Şuanda İran bizim topraklarımızı vurmakla tehdit ediyor.

Erkan TAN- Yalan söylüyorsunuz biz oraya demokrasi getireceğim demedik. Sadece biraz açılım yap dedik. Tek sorun katliam. Ne yapalım yani Esad iyi mi yaptı diyelim?

Erdoğan TOPRAK- Biz Esad iyi yaptı demiyoruz. Orada Müslüman kanı akıyor durdurun tamam. Durdurulmasını bizde arzu ediyoruz. Ama şunu unutmayalım. Bu proje başkasının. Eğer Müslüman kanı konusunda duyarlıysak, Irak’ta 1,5 milyon Müslüman öldü. 4 bin tane doktor öldü. Her evlenenden 4’te 3’ü boşanıyor. Yani Irak’taki de Müslüman değil mi? Niye biz Irak’a duyarlılık göstermiyoruz?

Erkan TAN- Yani bu kadar etkin olmadık değil mi?

Erdoğan TOPRAK- Evet. Yani Irak’ta karşımızda Amerika var diye mi korkuyoruz? Neden korkuyoruz? Şimdi oradaki 1,5 milyon Müslüman kanının hesabını sormayacak mıyız yani?

Erkan TAN- Demiş ki bir seyircimiz Elvan Karaca. Helal Erdoğan bey ağzınıza sağlık. Bize böyle açık sözlü vekiller lazım demiş. Figen Ergin, Erkan Tan inşallah Türkiye gözünü açarda Erdoğan beyi can kulağıyla dinler. Gülseren hanım, Erkan bey oğlum konuğunuza teşekkür ederim söyledikleri çok doğru. Başka bir seyircimiz İlker Akmeşe. Ya siz kendi partinizi yönetemiyorsunuz daha bu bahsettiklerinizi nasıl gelip yapacaksınız? 3 tane olumlu mesaj sizi destekleyen mesaj.

Erdoğan TOPRAK- Biz kendi partimizi yönetiyoruz. Ve biz kendi partimizi demokratik bir kültür teamülü içerisinde yönetiyoruz. Fikir zenginlikleriyle yönetiyoruz. Başkası gibi statları doldurup tek adamı konuşturup, ondan sonra statları boşaltmıyoruz kongrede.

Erkan TAN- Onlarda onu söylüyorlar. Baksanıza biz 10 binlerce kişiyle yapıyoruz il kongrelerimizi.

Erdoğan TOPRAK- Önemli olan orada 10 binlerin o kongrede gelip oturması değil. 10 binlerin o kürsüde ne kadar parti politikalarına katkı verdiğidir.

Erkan TAN- Yani kaç kişinin konuştuğu, kaç kişinin katıldığı değil. Doğru anlamış mıyım? Bunu baş yapalım mı manşete efendim? Önemli olan o kongreye kaç kişi katıldığı değil, kaç kişi konuştu.

Erdoğan TOPRAK- Evet. Ne kadar katkı verdi.

Erkan TAN- Ağır konuştunuz Erdoğan bey.

Erdoğan TOPRAK- Yo doğruyu söylüyorum. Şimdi bizim İstanbul kongremizde 11 saat konuşmalar devam etti. Ve 11 saat farklı fikirler oraya zenginliği kattı. Ama onların kongresinde Başbakandan sonra maşallah statlar boşaldı. Statlarda herkesi numaralı tribünden evlerinden iş kaybı tehdidiyle alıp o statlarda oturmak değil hüner. Sevgiyle oraya gelmeli. Bakın biz Ankara’nın her tarafında Cumhuriyet Halk Partililer severek partililerin bu mutlu gününe geliyorlar. Biz bunları davet ediyoruz, buyurun diyoruz. Ama biz evinden eğer gelmezsen seni yarın işinden atarız demiyoruz.

Erkan TAN- Efendim siz yol, bakım ve onarım çalışmalarına bile muhalefet ediyorsunuz. Üçüncü köprüye bile muhalefet ediyorsunuz. Tam size uygun bir soru. Çünkü İstanbul Milletvekilisiniz aynı zamanda.

Erdoğan TOPRAK- Ben İstanbul Milletvekiliyim. Ama üzüntülü bir İstanbul Milletvekiliyim. Sizin programınızın aracılığıyla iki tane köprüyü tadilata aldıklarında, onarıma aldıklarında burada şunu söylemiştim. Bunlar hesapsız kitapsız işler yapıyorlar, İstanbul trafiği felç oluyor, önlem almadan bu işe girdiler. Sizde bana dediniz ki, yani ne önlem alınmalıydı, ne yapmalıydı? En azından deniz ulaşımını aktif kullanmamız gerekiyordu.

Erkan TAN- Önceden o sağlanabilirdi. Hatta bakım ve onarım çalışmaları başlamadan evvel yoğunlaştırılmış biçimde başlayabilirdi doğru.

Erdoğan TOPRAK- Başlayabilirdi dedim. Hala aynı fikirdeyim. Ve dedim ki o gün. Deniz yollarında arabalı vapur sayısı çoğalabilir. Bakın, şimdi biz söyledikten sonra, o kadar çile çekildikten sonra şimdi bizim fikirlerimize geldiler.

Erkan TAN- Neymiş, oluyormuş demek ki.

Erdoğan TOPRAK- Demek ki oluyormuş, demek ki doğruymuş.

Erkan TAN- Ve demek ki yapılmamış.

Erdoğan TOPRAK- Demek ki beceriksizler bunlar. Demek ki yönetemiyorlar. Ve gerçekten yönetemiyorlar. Ve orada birçok öneri saydım ben. O önerilerimin hala arkasındayım. Bizi gelip biraz dinseler. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi olarak gerçekten her konuda çözüm önerilerini en mantıklı üreten partiyiz. Bugün iktidar partisi bizim projelerimize sarılmasının altında da o yatıyor. Bizim bu 12 Haziran 2011 seçimlerinde en ciddi projeler bizimdi. AKP’nin neyi vardı biliyor musunuz? Bir hayali Çatalca bölgesinde kanal projesi vardı. Ama bizim yoksullukla ilgili, bizim taşeronlukla ilgili, bizim emekliyle ilgili, bizim gençlerimizle ilgili projelerimiz vardı. Askerlikle ilgili projelerimiz vardı ve AKP iktidarı gelip Cumhuriyet Halk Partisinin projelerine sarılarak parlamentoda yasallaştırdı. Askerlik bizimdi, intibak bizimdi, 2B bizimdi, yoksullukla mücadele bizim projemiz.

Erkan TAN- Doğru bende bu lafı söyledim. Yani hatta AKP’li konuklara söyledim. Yani seçimi AKP kazandı ama gündemini Cumhuriyet Halk Partisi belirledi. Sizin önerileriniz üzerinden yürüdü hep tartışma.

Erdoğan TOPRAK- Biz iktidarda değiliz ama projelerimiz iktidar eliyle hayata geçiyor. Bizim fikirlerimiz iktidarda. Ama bu projeleri yarım yamalak hayata geçiriyorlar. Eğer Cumhuriyet Halk Partisi ilk seçimde 2015’te mi olur veya erken onu bilemem. Halkıma şu müjdeyi vermek istiyorum. O projeler emeklinin yarasını biraz sardı. Ama bizim fikirlerimiz tam değildi orada. Bizi iktidara getirirlerse bizim bu halkın sorunlarını çözecek…

Erkan TAN- Yani gerçek intibak yasası yapacaksınız doğrumu? Gerçek taşeron işçilikle ilgili yapacaksınız.

Erdoğan TOPRAK- Askerlikle ilgili biz dedik ki…

Erkan TAN- Dalga geçtiler o zaman bu kadar şehit gelirken bedelli askerlik mi olur be kardeşim. Bu CHP’lilerin hepsi 
böyle filan. Hani böyle gayri ciddi bir proje, bir öneriymiş gibi.

Erdoğan TOPRAK- Ama önce nereden bulacaksınız diyorlar, sonra bizim projelerimize sarılıp aman hayata geçirelim. Neden? Çünkü hazırlıksız. Askerlikle şunu söyledik; dedik ki, 28 yaşı geçen, parası olana değil, parası olmayan fakir aile çocuğunun da o haktan faydalanmasını sağlayın. Yani bunun kriterleri var. 12 bin liranın altında olan, 15 bin liranın altında olana belli rakamlar koyuyoruz ya bunlara da koymayalım. Fakir aile çocukları gelir seviyesi bundan aşağıysa bundan ücretsiz yararlansın. Niye parası olan ödesin gitmesinde, parası olmayan askere gitsin. Demek ki bu haksa…

Erkan TAN- Şimdi Allah var bu söylediklerinizi birde kanun teklifi haline getirdiniz. Hani laf ola beri gelen diye konuşuyor diyemezler size.

Erdoğan TOPRAK- Diyemezler. Benim daha önceki açıklamalarımda da var. Şunu söylüyorum. Ve sonra partimizin de çok önemli bir çalışması var. Askerliği önce 9 aya, sonra 6 aya dinamik orduya geçmemiz lazım. Çünkü bizim asker rezervimiz bir hayli fazla 17 – 24 yaş arası 6 milyon 400 bin gencimiz var. Her celp döneminde 100 bin, maksimim 120 bin asker alıyoruz. Yani bizim 13 yıllık rezervimiz var. Bırakın şu askerlik süresini kısaltalım. Orduyu da dinamik hale getirelim. Türk ordusu hem dinamik olur, hem yükü azalmış olur. Evlatlarımızın oraya harcayacağı zamanı iş gücünde harcayalım. Yani Türkiye’nin ekonomisinde, sanayisinde kullanalım, bunu yapalım. İktidardan bunu bekliyoruz.
Bizim askerlikle ilgili projemizi aldılar yarım yamalak uyguluyorlar, anasını ağlattılar o yasanın argo tabiriyle. Gelsinler o yasanın altyapısını Cumhuriyet Halk Partisinin alsınlar biz katkı vermeye hazırız.

Erkan TAN- Kendilerinin yönettiği İstanbul hem kokuyor, hem susuzdu. Sözen’i ve Göknel skandalını unuttuk mu sanıyorsunuz demiş bir seyircimiz. Yıllar öncesindeydi ama Meryem Zeynep.

Erdoğan TOPRAK- SHP’yle ilgili söylediği arkadaşımızın. O dönemle ilgili. Şimdi o dönemde metronun temeli o dönemde atıldı. Eğer İstanbul bugün kokmuyorsa o çevreyle ilgili kanalizasyon, arıtmalar o dönemde atıldı. Yani altyapıları o dönemde yaptılar. Şimdiki yaptığı gibi ortalıklarda çiçekle, çimle olayı boyamadık biz. Biz temel sorunları çözdük. Bugün bizim hesap ettiğimiz metro CHP iktidarı olsa çoktan bitmişti. Bakın adım atamıyorlar. Haliçte gelip tıkandılar. Metro yıllardır dünya kadar para döktüler. Metroyu bitirebiliyorlar mı? Hızı nedir? Karınca hızıyla gidiyor.

Erkan TAN- Erkan Tan, Sav grubu, Baykal grubu, Gürsel Tekin grubu, Erdoğan Toprak grubu. Böyle bölünmüşlükle parti yönetilir mi? AKP’de tek ses olduğundan üç dönem iktidar kardeşim demiş Ercan Çimen. Bir kere bunlar doğru mu? O yargıdan hareketle bu söyleniyor.

Erdoğan TOPRAK- Bunlar doğru değil. Yani partilerde belli üst düzeye gelmiş kişilerin isimleri bazen çok ön plana çıkar. O da doğaldır. Şimdi AKP’de de Bülent Arınç grubumu diyeceğiz yani. Bir dönem vardı Abdullah Gül grubumu diyeceğiz yani? Tayyip Erdoğan grubumu diyeceğiz yani? Kayserililer grubumu diyeceğiz? Karadenizliler grubumu diyeceğiz yani? İstanbul belediyeciler grubumu diyeceğiz yani? E var. Bunları da orada söylüyor. Bu değil. Yani siyasette insanlar belli çalışma gruplarıyla, arkadaşlarla çalışırlar.

Erkan TAN- Tabi sizin il ve ilçe kongrelerinizde sandalyeler havaya uçtu ya efendim. Belli bir medya grubu bunu çok öne çıkarttı.

Erdoğan TOPRAK- Bu dönem uçmadı. Bu dönem biz çok sakin, katılımcı, mahalleden başlayarak demokratik bir sistem getirdik. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz sorumluluğumuzun farkındayız. Bu ülke eğer kötü gidiyorsa, bu ülkeyi kötü yönetenlerden ülkeyi alıp adam gibi yönetecek parti Cumhuriyet Halk Partisi. Onun için sorumluluğumuzun farkındayız.

Erkan TAN- Parti içinde farklı seslerin çıkması demokratik zenginliktir. AKP tek adam partisidir ve parti içi demokrasisi olmayan bir parti nasıl demokrasiden bahseder? Parti içi demokrasiyi karışıklık zannediyor bu millet. Mete Uğur Ergüven bu mesajı göndermiş.

Erdoğan TOPRAK- Teşekkür ediyorum. Çok güzel bir mesaj.

Erkan TAN- Peki. Eğer herkes perişansa AKP nasıl oluyor da %50 oy alıyor sorar mısınız? Kendileri şuanda iktidarda olsalardı Suriye’ye savaş mı açacaklardı? Aziz Güçlü. İki soru var burada.

Erdoğan TOPRAK- Şimdi sondan başlayım. Başkasının taşeronu olmadık biz iktidar olsaydık. Fransa Dışişleri Bakanı gelip bu Suriye işi de Türkiye’ye yakışır deyip bizi arkadan böyle gaz verip de Suriye olayında bıçak kemiğe dayandı diye böyle deneyimsiz bir laf etmezdik. Kraldan çok kralcı olmazdık. Suriye konusunda uluslararası alanda Suriye halkının yanında yer alırdık. Bakın Suriye yönetimi demiyorum. Suriye halkının yanında yer alırdık ama başkasının taşeronu gibi gidip bıçak kemiğe dayandı orada gidip demokrasi getireceğiz havalesi kesilmezdik. Birincisi bu.
İkincisi, borç yiyen kesesinden yer. Şu anda bu ülkede son zamanlarda ben görmüyorum ki, 3 bin, 5 kişinin çalışacağı fabrikaların temeli atılsın. İşsizlik %20’lere çıkmış. Genç işsizlerde 21.7’ye falan gelmiş hatta. Türkiye kötü bir noktaya doğru gidiyor. Ama bu iktidar dışarıdan borç alarak içeriyi dizayn etmeye çalışıyor. İşte TOKİ eliyle de yapay bir ülkede sanki bir piyasa canlılığı varmış gibi de bir şey yaratmaya çalışıyorlar. Ben sormak istiyorum. Türkiye’nin Anadolu’sunda tüten baca kaldı mı acaba? Türkiye’de terörün bu kadar hortlamasındaki altında yatan doğu ve güneydoğudaki o genç işsizlerin iş bulamayıp da terörün kucağına düşmüş olması da yatmıyor mu?

Erkan TAN- Canım teşvikler yapıyoruz, teşvik politikaları belirliyoruz, teşvik kanunları çıkartıyoruz diyorlar.

Erdoğan TOPRAK- Bakın 3 aşamalı proje vardır. Birincisi şudur; biz oraya evet, yatırımlar konusunda esnek davranacağız. Yani primlerinden tutunda vergisine kadar alt yapı desteğine kadar vereceğiz. Teşvik sistemi devam edecek. Giderse gider. Gitmezse eğer biz işadamımıza diyeceğiz ki, gel bu yatırımı beraber üstlenelim. Ben de sana devlet olarak birçok alanda katkı vereyim. Bende sermaye koyayım, gel ortak ol. Hammaddesi de var. Bu hammaddeyi de orada işte diyelim et ürünleriyse orada hayvancılığı geliştireceğim. İşte cam sanayiyse oradaki madenlerden faydalanacağım. Bu tip şeylerle ben araştırma- geliştirmede bende sana çok büyük katkıda bulunayım. İşadamıma böyle bir öneriyle gideceğim. Bunu da yapmazsa işadamım ben devlet olarak kamu yararına yani çünkü o toplumda işsizliği ortandan kaldırmakta bir kamu yararı. Çünkü oradaki işsizlerin büyükşehre göç ettiğinde maliyeti bize çok daha fazla oluyor. Eğer İstanbul’un, Ankara’nın, İzmir’in sorununu çözmek istiyorsanız o insanların sorunu Anadolu’da çözülür. Önce göçü engelleyeceksiniz. Göçü engellemezseniz onların büyükşehre gelen maliyeti çok daha fazla olur. Ben oraya sanayi fabrikamı kuracağım. O fabrikayı öyle bir noktaya getireceğim ki, onu borsaya açıp halkın dolaylı bir şekilde hisse senedi almasıyla orada katkı vermesini sağlayacağım. Ben oraya fabrikayı kurduğumda ne olacak biliyor musunuz? Orada atölyeler olacak. Orada esnaf aileleri oluşacak. Esnaf aile çocukları oluşacak. Yani biz orta direği kaybettik ya orta direği tekrar koymamız gerekir.

Erkan TAN- Yani bugüne kadar ki usul ve yöntemlerle olmuyor. Bunda ısrar etmemek lazım. Siz onu dediğinizi arpalıklar mı açacaksınız yeni, biz onlardan kurtulmaya çalışıyoruz. Devletin sırtından o yükleri atmaya çalışıyoruz, CHP yeni arpalıklar kurmak istiyor. 1940’ların kafası bu diyorlar.

Erdoğan TOPRAK- Eğer siz yönetim konusunda kendinize güvenmezseniz, yönetim konusunda niyetiniz kötüyse orayı arpalık olarak görürsünüz. Borsaya açılan hiçbir şirket arpalık değildir. Çünkü onu denetlenmesi birkaç yerden olur. Esnek yönetim, devlet dairesi gibi ben orayı aldım, sen artık buradan atamam yok. Başarısız olana performans kriteri koyacağız. Özel bir yasa hazırlayacağız.

Erkan TAN- Yani arpalık olursa, oldurmayacak şekilde önlem almaları…

Erdoğan TOPRAK- Karını orada performans kriterliğiyle oradaki çalışanlarla bölüşeceğim. Ama zarar sorumluluğunu da onlarla paylaşacağım. Yani eğer zarar varsa onun başındaki adamı her yıl borsaya bilanço verecek ya, ben zarar ediyorsa sorumluluğu ondan arayacağım. Ben iyi bir tüccar gibi orada hareket edeceğim. Oradaki birinci hedefim işsizliği önlemek, ikinci hedefimde oranın arpalık olmamasını sağlamak.

Erkan TAN- CHP iktidara gelirse orada fabrikaların bacası tütecek şekilde çalışacak mı?

Erdoğan TOPRAK- Tabi ki, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Anadolu’da tüten bacayı yaratacağız. Anadolu bizden intikam alıyor şu anda. Çünkü Anadolu’ya biz bir şey götürmedik. Anadolu perişan. Anadolu’daki vatandaş büyük şehirlerin varoşlarına sığınmış. Anadolu insanı onurlu bir insandır.

Erkan TAN- Bunlar öyle demiyor. Bunlar yol götürdük, duble yol götürdük, havaalanı açtık filan.

Erdoğan TOPRAK- Bakın, yol götürmek dünyanın en pahalı ulaşım şekli. Biz tam tersini yapacağız. Demiryollarını götüreceğiz. Yani oradaki ürünün pazara çok daha ucuz, çok daha iyi ulaşmasını sağlayacağız. Yani duble yolları götürmek değil. Yani o yollardaki otobüsteki insanların mutluluğu önemli. Otobüsün tekerinin o çift şeritli yolda gitmesi değil.

Erkan TAN- Ya sen nelerden bahsediyorsun Erdoğan Bey kardeşim? Bu ülke adam oldu, adam yerine konmaya başladı. Sizin dönemlerinizde dış kapının dış mandalıydık. Kendi içimizde de kötü işlerde sadece burası Türkiye der kurtulurduk. Kemal Demir. 

Erdoğan TOPRAK- Kemal Demir’e çok saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Allah’ını severseniz Türkiye’nin uluslararası alanda itibarı kaldı mı? Kalmadı. Dış politikada bakın öyle bir noktaya geldik ki, şamar oğlanı durumuna geldik. İtibarsız noktaya geldik.

Erkan TAN- Orada da eleştirdiler sizi. Ya siz memleketin Başbakanına nasıl şamar oğlanı dersiniz kardeşim.

Erdoğan TOPRAK- Nedir peki şimdi? Şimdi gelinen noktayı nasıl ifade edeceğiz. Dış politikadaki gelinen noktayı nasıl ifade edelim? İlk Ortadoğu Projesinin taşeronu olmasını, eşbaşkanıyım dedi ya eşbaşkanı değil taşeronu olmasını neyle ifade edeyim ben? Türkiye iyi idare ediliyorsa, kendi uçağıyla ilgili niye BM’de karar çıkartamıyor? Niye gündeme getiremiyor? Niye NATO’ya yıllarca biz hizmet ettik. NATO’nun biz en büyük hamallığını çeken Balkanlarda en büyük yükünü çeken ülkeydik. Afganistan’da gene öyle. Niye biz peki orada bir karar çıkartmıyoruz? Kendi evladımız orada şehit olurken denizin dibinde.

Erkan TAN- Denizin dibi işi çok ağırdı. Onu Kemal Beye bir daha söyleyin isterseniz efendim. Rica etsem.

Erdoğan TOPRAK- Evlatlarımızı denizin dibinden çıkarttık, bunun artık saklanacak şeyi yok. Geldi çıktı. Şimdi biz oraya demokrasi götürecektik, onları kurtaracaktık kendi evlatlarımıza dahi sahip çıkamadık. Suriye orada kabadayılığıyla kaldı. Benim evlatlarımın cesedi denizin dibinden toplandı.

Erkan TAN- Canım belki yapacak bir şeyler hükümet, zamanını, zeminini içeriğini, şeklini kendisi belirlemek üzere gereken cevap verilecektir diye açıklama yaptı. Genelkurmay Başkanı yapınca görürsünüz dedi.

Erdoğan TOPRAK- Biz savaş istemiyoruz. Biz savaş yapın demiyoruz. Biz gittiğimiz yol yol değil diyoruz. Sadece bizim söylediğimiz bu. Biz savaş olsun peşinde değiliz. Komşularımızla savaşıp hele başkası istiyor diye savaşmayı doğru bulmayız. Ben evlatlarımın kanını Fransız, Amerikalı, Avrupa Birliği istiyor diye Suriye çöllerine dökmek niyetinde değilim. Benim evladım kıymetlidir.

Erkan TAN- Adam yerine yeni konmaya başlandı bu ülke, ne konuşuyorsunuz lafına cevap olarak söylüyorsunuz zaten bunu.

Erdoğan TOPRAK- Adam yerine konmuşta ne olmuşta konmuş? Yani tüm dünya bu konuda tepki mi gösterdi? NATO karar mı aldı? Ne yaptı? Yani adam yerine nasıl konduk. Bir de ben anlayabilsem çok merak ediyorum.

Erkan TAN- Kardeşim, bu Anayasayla uğraşmayın, akil adamlar diyerek AKP’nin değirmenine su taşımayın. Değişim kongresi diyerek ulusal CHP’nin temeline dokunmayın demiş Hamza Pınar. Herhalde CHP’li.

Erdoğan TOPRAK- Biz CHP’yiz. Biz 1982’de askeri cunta rejiminin getirdiği Anayasa vesayetiyle yaşamak istemiyoruz. Biz özgürlüklerin önünü açan, demokrasinin önünü açan, insan haklarının önünü açan, insanı insan gibi yaşayacağı bir Türkiye’ye Anayasayı hak ettiğine inanıyoruz.

Biz parlamentoda bunun için varız. Ama Atatürk’ün ilkelerini, Atatürk’ün devrimlerini hiçbir zaman kırmızıçizgilerimizi olarak esneme noktasında değiliz. Çünkü bugün bu ülkede kadınlarımız özgürce seçme seçilme hakkına sahipse bu Atatürk’ün bu ülkeye getirdiği demokrasi sayesinde. Eğer bu ülkede o ülkeyi işgal eden güçler bu ülkeden terk edip gittiyse, ezanlarımız özgürce minarelerimizde okunuyorsa bu Atatürk’ün sayesindedir ve onun silah arkadaşları ve Anadolu insanının sayesindedir. Biz o değerlerimize sahibiz. Ama bu ülkenin de askeri cuntanın getirdiği Anayasanın da değişiklik zamanının geldiğine inanıyoruz.

Kırmızıçizgilerimiz, Anayasanın ilk 4 maddesinin dokunulmaması konusunda zaten bu konuda bir fikir ayrılığımız yok. Ama biz parlamentodaysak cunta rejimin Anayasası değişecekse yok biz bunun içerisinde yer almayız demek gibi bir lüksümüz de yok.

Erkan TAN- Demiş ki bir seyircimiz, kardeşim bu Erdoğan Beyi insanlar nereleriyle dinliyorlar? Savaşalım demiyoruz. Ama şu anda Türk dış politikasının içinde bulunduğu durum tam bir rezilliktir diyoruz. İkisini anlamıyor musunuz demiş?

Erdoğan TOPRAK- Teşekkür ederim.

Erkan TAN- Nelerden bahsediyorsunuz kardeşim dediydi bir seyircimiz. Öteki bir seyircimiz de demiş ki, sen nelerden bahsediyorsun kardeşim. CHP olsaydı işler bu hale gelmezdi, anlamıyor musun? Kemal Abdullahoğlu bu mesajı göndermiş. Bir başka seyircimiz de demiş ki, taşeron işçilik ve KPSS sınavından da bahset. Ya Erdoğan Bey gerçekten bilmek istiyoruz; KPSS ile ilgili yöne muhalefet iftira ve çamur mu atıyor yoksa orada başka bir olaylar mı oldu?

Erdoğan TOPRAK- Başka bir olaylarda var. Birçok şey var hatta. Bunun da devlet tarafından da açıklanmasını bekliyoruz. İnsanların, gençlerimizin emekleri çalınıyor. Yani evlatlarımızın emeğinin hırsızlığına kadar gittiler. Biz bu ülkeyi yönetirken 74 milyonun tamamını kucaklamak istiyoruz. Yani biri bana yakın, ben ona soruları vereyim diğerine üvey evlat muamelesi yaptığımız zaman bu ülkede toplumsal barışı sağlayamayız. Bu ülkeyi yönetenler bu ailenin reisi olduğunu unutmamalı. Her evladına eşit uzaklıkta olmalı. Her alanda olduğu gibi burada da ayrımcılık yapmış bu hükümet. Yani hangi işi doğru yapmış ki?

Şimdi gördüğüm şu; manzara bu. AKP ağır ağır tıkanma noktasına geldi, maskesi düştü, borç alarak da borç batağına getirdi ülkeyi şu anda idare edemez konumda ve kötü yönetmeye başladı. Kan kaybı başlayınca ne yapayım, ne edeyim diye düşünürken Numan Kurtulmuş’a sarıldı. Has Partiyle birleşmeye. Madem o kadar kendine güveniyorsun niye peki Has Partiyle birleşmeyi veya gel bize katıl, biraz kan kaybımızı önleyelim diyorsun? Yani AKP maden o kadar büyük ve güçlü ya.

Bakın AKP düşüşte ve kötü gidiyor. İlk seçimlerde de bunu sandıkta göreceğiz. Has Partiyle birleşsin ne yaparsa yapsın halk mutlu değil. Çiftçi mutlu değil. İşçi mutlu değil. Öğrencinin emeği çalınıyor KPSS ile. Sanayicimiz kötü gidiyor. Bana bu ülkedeki son bakın sanayicinin yüzünden düşen bin parça. Korkunun ecele faydası yok. Ama halkımız ümitsizliğe kapılmasın. CHP çok güçlenerek, güçlü kadrolarla hazırlık yapıyor. Biz 2011’de sınavımızı verdik. Her alanda, her konuda temel hastalığı bulup, doğru reçete yazan ve teşhis eden çözüm önerileri üreten CHP’dir.

Erkan TAN- İsmail Yılmaz. Erdoğan Toprak ekonomiden mi anlıyor? Biz boşuna okumuşuz ekonomiyi. Baksana boş boş konuşuyor demiş sizin için.

Erdoğan TOPRAK- Çok basit. Halkın anlayacağı dilden söyleyeyim. Ekonomi iyiyse niye borç 3 misli oldu?

Erkan TAN- Yatırım yapıyoruz. Gelirimizde öyle arttı kardeşim. Memleketin geliri de öyle arttı. Geliri daha fazla arttı hatta diyorlar.

Erdoğan TOPRAK- Gelir arttıysa borcun düşmesi lazım. Gelir artıysa kişi başına borçlanma %4’ü. Şu anda kişi başı %45’e çıkmış. Yani bizim eskiden aldığımız 100 liranın 5 lirasını borca veriyorduk hane olarak, kişi olarak. Şimdi 45 lirasını veriyoruz. Niye borçlandı bu insanlar? Sanayici niye perişan? Niye ağlıyor?

Erkan TAN- Dış borçla ilgili çok güzel bir laf ettiniz. Sizden bir daha rica ediyorum söyleminizi.

Erdoğan TOPRAK- Yani 3 misli olmuş. İktidar devletin tüm malını mülkünü her şeyini satmış, o beğenmediği dönemlerdeki o yapılan, o kıt kanat imkanlarla fabrikasını, TÜPRAŞ’ını, POAŞ’ını her şeyini satmış. Denizyollarının bir kısmını satmış. Bankalarını satmış. Borç bir tek lira azalmamış. 220 milyar 600 milyona çıkmış. Yani 3 misli artmış. Şimdi maden iyiyse bu kadar malı sattıktan sonra niye düşürmediniz de arttı?

Ben hep şunu söylüyorum; bu iktidardan bir ricam var. Bizim birçok projemizi hayata geçiriyorlar ve geçirmeye de devam ediyorlar. Biz bundan mutluyuz. Çünkü biz o projeleri bu halkın hayatı kolaylaşsın diye yaptık ve ürettik. Ama bizim bir projemiz daha var. Türk çiftçisi perişan. Türk köylüsü perişan. Biz bir proje daha getirdik dedik ki, gübrede, mazotta ve tarımda kullanılacak ilaçlardaki o ÖTV’leri kaldıralım. Vergilerin bir kısmını kaldıralım, hiç olmazsa Türk çiftçisi, Türk köylüsü tarlasını rahatça sürdün. Traktörü kapıda beklemesin tarlada orada yatmasın. Yani mazotu da 1,5 liraya verelim.

Erkan TAN- Bunlar hesap kitap bilmiyorlar dediler. Biraz da etkili oldular yani o konuşmalarınızda. Çünkü en çok canı yanan konu idi çiftçinin mazot fiyatları.

Erdoğan TOPRAK- Şimdi biz bunun hesabını yaptık. AKP iktidarı önce biz ne söylersek söyleyelim iktidar refleksiyle aman ya bizim beceriksizliğimiz ortaya çıkıyor hemen karşı. Maşallah bir grup medyası da var. Anında onlarda sesini yükseltiyorlar. Ama sonra dönüp ya bu oluyormuş dediler. Biz yoksullukla ilgili, yoksulluk sayısı 3 milyondan 12 milyon 615 bine çıkmış. Dedik ya şu yoksullukla ilgili eğer bir insanın evine hiçbir kaynak girmezse orada mutluluk olmaz. Evinde hiç kimse çalışmıyorsa milli gelirden her ay minnet duygusuyla değil hak duygusuyla kanun çıkartalım, 600 TL hesabına para yatsın. İş buluncaya kadar.
Önce karşı çıktılar. 2 milyon 615 bin hane. Önce karşı çıktılar. Sonra ya bu oluyormuş dediler. Sonra hesaplamaya başladılar. Şimdi onu çalışıyorlar. Şimdi biz ne söylersek söyleyelim önce bir karşı çıkıyorlar. Ama sonra fikrimize geliyorlar. Onlar eğer bu köylümüzle ilgili bu mazotu 1,5 lira yapmayacaklarsa biz gelince yapacağız. Türk köylüsü efendimizdir. Onun başını öne eğdirmeyeceğiz.

Erkan TAN- Demiş ki bir başka seyircimiz, ya nasıl oluyor da bunlarla hala konuşuyorsun demiş Yusuf Ziya adlı seyircimiz. Arkadaş CHP geldi mi biz ekmeğe muhtaç oluruz. O günleri biliyoruz. Şimdi Başbakanın lafları bunlar tabi. Yankı buluyor söylediğinde. Bir ekmeğe muhtaç hale gelir CHP iktidarında diyorlar.

Erdoğan TOPRAK- Merak etmesinler biz onları ekmeğe muhtaç etmeyiz ama herkesin ekmek kazanacak iş imkanını vereceğiz. Yani biz balığı vermeyeceğiz. Balık tutmayı öğreteceğiz. Merak etmesinler. O beğenmediği dönemlerde bu ülkenin demiryolları da, denizyolları da, yolları da, enerjisi de her şeyini o beğenmediği dönemdeki iktidarlar yaptı.

Erkan TAN- Erkan Tan ekonomi iyiyse emekliye niye 20 TL zam yapıyorlar? Sor bakalım demiş İsmail.

Erdoğan TOPRAK- Bunu bana değil iktidar partisine sorması lazım. Doğru söylüyor. Katılıyorum.

Erkan TAN- Bu memleketi biz sizin zamanınızda ekmeğe muhtaçtık lafını ben hani isterseniz Başbakanları saymıştı. Siz saymıştınız bir kere burada. Hep sağ iktidar ve sağcı diyebilen Başbakanlar memleketi yönetti. Ama bir CHP yönetti algısı var.

Erdoğan TOPRAK- Şimdi bakın bizim yönettiğimiz dönemlerde temel ekonomik meselelerin alt yapıları kurulmuştu. 1950’lere kadar. Ama 50 ile 2002 arasındaki sol iktidarın yönettiği 10 yıl bile değil. Yani o 50 yıllık dönemin 10 yılı bile değil.

Erkan TAN- DSP koalisyonu da dahil.

Erdoğan TOPRAK- Koalisyonlar dahil. Yani koalisyonlar dahil bir 77’ler vardır, 74’le 80 arasında parçalı bir dönem vardır. Bir 89’la 95 arasında bir süre vardır. Bir de DSP’nin koalisyonu. Hepsi de koalisyondur. Yani burada solun tek başına iktidar olduğu bir dönem yoktur. Sosyal demokrat projelerin tek başına uygulandığı bir süreç yoktur. Eğer sosyal demokrat projeler tek başına uygulanmış olsa bu ülkede inanın bu tip çatışma ortamları olmaz. Üretimdeki bu kadar adaletsizlik olmaz. Emek bu kadar ihmal edilmez.

Erkan TAN- Kurultayda Parti Meclisi değişecek mi? Yönetim değişecek mi? Ne kadarı değişecek gibi sorular var. Ne diyorsunuz?

Erdoğan TOPRAK- Kurultay delegelerimizin iradesi nedir, nasıl yansıyacak onu şimdiden benim bir şey söylemem doğru değil. Ama bildiğim bir tek şey var. CHP olarak bu ülkenin bu kötü gidişinde bu ülkeyi aydınlığa götürecek ve 3 tane seçimi de yönetecek güçlü kadrolarla o salonlarda çıkma sorumluluğu var.

Erkan TAN- Şimdi çarşaf liste, bir de Genel Başkanın hazırlayacağı anahtar liste tartışması var. Şimdi öyle mi böyle mi? Nasıl olacak?

Erdoğan TOPRAK- Çarşaf liste olacak. Ama Genel Başkanın belli önerileri olacak, belli konularda. Yani bu öneri de şu olacak; belli konularda kamuoyunda kendi alanlarında başarılı uzman arkadaşlarımızı da takviye edeceğiz. Yani enerji gibi, savunma gibi, ekonomi gibi, dış politika gibi. Çünkü bunların bizim kadrolarımızda olmazsa olmazları ve buna benzer belli meslek grupları. Sendikalar gibi.

Biz o arkadaşlarımızı içimize alacağız ve Genel Başkan kendisi anahtar denen şey önerisi olacak. Yani bu arkadaşlarla çalışmak istiyorum. Çünkü bizim bu alanlarda uzmanlara da ihtiyacımız var. Nasıl ki, milletvekili seçimlerinde Bakanlar Kurulu tayinin de uzmanlık alanlarına göre Bakanlar Kurulunu Başbakan tayin eder bu da böyle bir şeydir. Biz çünkü iddiası olan bir partiyiz. İktidar olmak isteyen bir partiyiz ve iktidara doğru da yürüyen bir partiyiz. Bizim her alanda kendi alanlarında başarılı olmuş kadroları yönetimlerimize taşımamız lazım.

Erkan TAN- Çarşaf listenin ortadan kalkacağı anlamına gelmeyen bir uygulama olacak.

Erdoğan TOPRAK- Çarşaf liste içerisinde delegelerimize Genel Başkan şu arkadaşlarla da çalışmak istiyoruz deyip bunları da görmek istiyorum diyecek yönetimde. Zaten il başkanlarımızda bu konuda fikirlerini beyan ettiler. Milletvekillerimizde Genel Başkana tam destek verdi.

Erkan TAN- Çok teşekkür ediyoruz. Kolaylıklar ve başarılar diliyoruz. Biz Parti Meclisini ne zaman öğreneceğiz?

Erdoğan TOPRAK- 18’i akşamı. Çok teşekkürler. 

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları